MYANMAR'DA NELER OLUYOR?

AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
Nisan ayı, 2013 yılından beri moda ve tekstil dünyası için çok önemli bir ay hâline geldi. 24 Nisan 2013 tarihinde Rana Plaza olayının gerçekleşmesinden sonra dünya, tekstil işçilerinin haklarını aramak için harekete geçti; çünkü üzücü bir olay sonunda bazı gerçekler gün yüzüne çıkmıştı. Eğer Rana Plaza ile ilgili bir bilgin yoksa kısaca özetlemek isterim.
Rana Plaza olayı: Rana Plaza, Bangladeş’te bulunan bir üretim binası; birçok hızlı moda markasının çok uygun fiyatlarda ve kaliteli üretim yaptırdığı bir yerdi. Hızlı modaya yetişmek adına kapasitesinin üstünde işçi ve makine bulundurması sonucu çöktü ve binlerce kişinin hayatını kaybetmesiyle sonuçlandı. Bu dönemden sonra tekstil dünyasıyla ilgili işçi haklarını arayan ve markalara hesap sormak adına kâr amacı gütmeyen organizasyonlar kuruldu. En büyüklerinden biri olan Fashion Revolution, nisan ayının iki haftasını Moda Devrim Haftası olarak belirledi. Moda Devrimi Haftası, insan ve doğa haklarını savunan kampanyaların yapılması, tedarik zincirinde duyulmamış sesleri yükseltmek, çözümler sunmak amacıyla organizasyonların düzenlendiği bir hafta. Fakat biz yine nisan ayındayız ve yine bir trajediyle karşı karşıyayız.
Myanmar'da neler oluyor? Hızlı moda giysilerinin etiketlerinde çoğunlukla Çin, Hindistan, Sri Lanka ve Bangladeş’le karşılaşıyor ve daha önce Myanmar'ı görmemiş olabilirsin. Son yılların tekstil üretiminde popüler ülkesi Myanmar, aslında saydığım ülkelerle ucuz iş gücüyle yarışacak durumda. 2010'ların ortalarından beri (demokrasi sistemi kurulduğundan beri) Maynmar, kaynaklarını çeşitlendirmek isteyen Batılı markaların ucuz iş gücünden yararlanmak adına üretim yaptırdığı bir ülke hâline geldi. Üçüncü dünya ülkeleri, çalışma şartları konusunda belli başlı insani problemlerle savaşırken Myanmar, şubat ayından beri darbeyle de mücadele ediyor. Özellikle Yangon’da yaşanan olaylar sonucu binlerce tekstil işçisinin hayati tehlikesi konuşuluyor.
Tekstil işleri neden tehlikede? Tekstil işçilerinin tehlikede olmasının esas sebebi ise Hlaing Thaya bölgesinin; Yangon'un hemen dışındaki 300'den fazla hazır giyim fabrikasıyla sanayi bölgesinde bulunması. Darbeyle birlikte yaşanan protestolar ve sıkıyönetimin ilan edilmesi, işçilerin işlerine devam etmelerine imkân vermiyor. İşlerine devam etmeye çalışan işçiler içinse önlem alınamıyor. Remake'in haberine göre, bazı fabrikalar kapatıldı fakat yabancıların sahip olduğu fabrikalar açık ve işverenler, güvenlik endişelerine rağmen işçilerin işe gelip fazla mesai yapmasını talep ediyor. İşverenler, gecikmemesi gereken teslimatlar ve maddi sebeplerle sorumluluk almıyor. Ülkede darbe karşıtı protestolara katılan tekstil işçileri, zorlu şartlarda da olsa çalışmalarına ve para kazanmaya devam etmek istiyor. Diğer yandan çalıştıkları süre boyunca hayatları tehlikede olan, tekstil endüstrisinde çalışan, çoğu genç kadın olan protestocular, çalıştıkları “büyük” markalardan yardım talep ediyor. Çoğu işçi, protestolardan dolayı iş yerlerine gitmeye korktuğunu söylüyor.
“Askeri darbeden önce, Myanmar işçileri Covid-19 salgını nedeniyle zaten daha büyük sorunlarla karşı karşıyaydı. Dolayısıyla darbeyle karşılaştığımızda işverenlerin, hazır giyim markalarının yardım sağlayacağını düşündük. Şimdiye kadar, karşı karşıya olduğumuz mevcut koşullara rağmen markalardan hâlâ herhangi bir yardım veya anlamlı destek almadık."
Global markalara yardım çağrısı: Araştırmalara göre yaptırımlar, 600 binden fazla hazır giyim işçisinin geçim kaynaklarını mahvedebilir; ancak bazı sendika liderleri, askerî baskıya katlanmaktansa kitlesel işten çıkarmaları tercih edeceklerini söylüyor. Hazır giyim endüstrisi, Myanmar'ın ekonomisinde, özellikle ihracat sektöründe önemli bir rol oynuyor. Myanmar'ın toplam ticaret ihracatının neredeyse üçte biri, 2018'den beri tekstil ve konfeksiyondan geliyor. H&M, Muji, Bestseller, Mango, Primark, Inditex şu anda Myanmar bölgesinde üretim yapan markalar arasında fakat yürütülen demokrasi yanlısı mücadeleyi desteklemiyor. Myanmar'daki Hazır Giyim İşçileri Federasyonu başkanı Moe Sandar Myint, markaların işçilere yardım etmek için yeterince şey yapmadığını söylüyor ve "somut eylem" görmek istediğini söylüyor.
H&M durumla ilgili, "Ülkedeki uzun vadeli varlığımızla ilgili olarak herhangi bir acil önlem almaktan kaçınmamıza rağmen, bu noktada tedarikçilerimize yeni siparişler vermeyi durdurduk." açıklamasını yaptı ve ekledi: "Bu, insanların güvenliği konusundaki endişemizden ve ülkede faaliyet gösterme kabiliyetimizi sınırlayan öngörülemeyen bir durumdan kaynaklanıyor."
Tekstil, çok önemli bir geçim kaynağı. Ülkedeki hazır giyim işçilerinin %90'ı kadın. Çoğu küçük şehirlerden veya kırsal köylerden geliyor. Darbe başladığından beri hayatları savunmasız bırakan bir yaşam tarzına dönüşmüş durumda. Ordu yönetiminden dolayı ülkeden çıkan sesler çok fazla kişiye ulaşamıyor. Myanmar, önemli tekstil tedarikçisi ülkeler arasına girmeye başlamışken durum maalesef başa dönmüş olması üzücü. Yaptırım gücü olan markaların acilen harekete geçmesi şart.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Hangisi ak hangisi kara? Bir tarafta Myanmar'da hayatı pahasına çalışmak için çabalayan tekstil işçileri, bir tarafta ömrünü çözüm bulmaya adayanlar, bir tarafta kısa yoldan kazanç için çabalayanlar
18 Nis 2021

YAZARLAR

Angst
Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Sabah dolabın karşısında “Bugün bunu mu giysem?” diye düşündüğümüzde aslında yalnızca kıyafet seçmiyoruz; kendimizi nasıl hissetmek, nasıl algılanmak ve hatta kim olmak istediğimize dair de bir karar alıyoruz. Moda bireysel görünür ama kolektif olarak öğrenilir: Kendimizi göstermek isteriz ama bazen başkalarının bakışından saklanmak da, değişmek isteriz ama aynı zamanda ait olmak da. Moda, bütün bu çelişkileri aynı anda taşıyabilen nadir alanlardan...

Y kuşağından önceki kuşakların takip ettiği "eğitim, iş, terfi, evlilik, çocuk, ev, emeklilik" senaryosu çökeli çok oluyor; yerine yeni bir senaryo da konmadı. Milenyaller, yetişkinliğin her şeyi çözmek ve garanti bir hayat kurmak olmadığını deneyimleyerek öğrenen, aynı anda sonsuz seçenekli bir dünyaya uyum sağlamaya çalışan ilk kuşak oluyor. Peki çok seçenek gerçekten özgürlük mü? Yaşanan ne kararsızlık ne de kimlik krizi; bildiğiniz seçenek krizi.

Dünyada her ay 2 milyardan fazla kadın regl oluyor. Bu durum kadın fizyolojisinin doğal bir parçası olsa da tıp literatüründe en az araştırılan konulardan biri. Bu görmezden gelme hâli, milyonlarca kadının güvenli hijyen koşullarına, hijyenik ürünlere ve doğru bilgiye erişemediği daha geniş bir tablonun parçası. "Ölümcül körlük" yazı dizisinin ikinci bölümünde regl tabusunun hastalıkların teşhisini geciktirmekten okulda ve işyerinde ayrımcılığa uzanan görünmez sonuçlarını kadınların tanıklıklarıyla ele alıyoruz.

Müfredatı, sınav sistemini, okul yapılarını ve öğretim araçlarını sürekli reformlardan geçiriyoruz. Fakat eğitimde karşılaştığımız hemen her güçlüğü yine okulun içinden, okulun dili ve araçlarıyla çözmeye çalışıyoruz. Oysa reformdan önce okula hangi gözle baktığımızı, öğrenmeyi neden okulla özdeşleştirdiğimizi ve çocuğu bir özne olarak görüp görmediğimizi sorgulamak gerekiyor.

Dünya Meteoroloji Örgütü’nün son raporuna göre El Niño fenomeni, gelecek aylarda yağış ve sıcaklık düzenlerinde büyük etkiler yaratacak; sel, kuraklık ve aşırı sıcaklık riskleri artarak ortaya çıkacak. “Son 40 yılın en güçlü El Niño’su” olabileceği belirtilen bu durum için dünya genelinde olağanüstü hazırlık çağrıları yapılıyor.



