

Sevgililer Günü Hediyeniz Hazır mı?
Sevgililer Günü, iki kişiye özel birçok günden ziyade aslında bir bahane. Kimilerimiz için sevgimizi ifade etmenin, kimilerimiz için bir hediyenin bahanesi ya da ufacık bir gülümseme yaratmanın hevesi.
Daha fazlasını öğren →
Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
Kahve insanı mısınız yoksa çay insanı mı? Sabahları çayımdan vazgeçmem diyorsanız bile, bu sabah bir pazar kahvesine davetlisiniz ya da hiç değilse kahvenin İstanbul’dan Viyana’ya uzanan hikâyesine... İstanbul ve Viyana, aynı dönemlerde Avrupa’nın büyük imparatorluklarına başkentlik yapmış iki önemli şehir. Paylaştıkları bu ortak tarihin yanı sıra, bu iki şehir aynı zamanda birbirine sokaklarındaki kahve kokusuyla bağlı. Efsaneye göre bu bağlantının başlangıcı ise, 2. Viyana Kuşatması sonrasında unutulan bir çuval kahve.
Nasıl başladı? Osmanlı İmparatorluğu’nun, 1683’te Viyana’yı ikinci defa kuşatma girişimi başarısızlıkla sonuçlanır. Bu yenilginin ardından şehri terk eden Osmanlı ordusu, geride pek çok eşya ve yiyecek bırakır. Bu eşyaların arasında içi kahve çekirdekleriyle dolu çuvallar da olduğu rivayet edilir.
İlk başta kahve çuvalını bulanlar, daha önce hiç görmedikleri bu çekirdekleri “deve yemi” zannederek yakmak isterler. Ardından çuvallar, Viyana halkı tarafından kuşatmanın kahramanlarından biri ilan edilen casus ve tüccar Georg Franz Kolschitzky’ye verilir. Kolschitzky, daha önce İstanbul’da çalışmış, hatta Türkçe bilen bir diplomat olduğundan bunların kahve çekirdeği olduğunu biliyordur. Söylentiye göre, İstanbul’dan tanıdığı çekirdekleri öğütür, kavurur, biraz da süt ve şeker ekleyerek Viyana’nın ünlü kahvesini, Fransızcada da karışım anlamına gelen “Melange”ı bulur.
Kaynak: Artnet
Kolschitzky’nin şehirdeki ilk kahve servisi lisansını alarak Viyana’nın ilk kafesini açtığı iddia edilir. Bazı kaynaklar ise 1685’te ilk kafeyi açan kişinin İstanbul doğumlu Ermeni tüccar Johannes Diodato olduğunu söyler. Böylece Viyana’nın en önemli miraslarından olan kahve ve kafe kültürünün temelleri atılmış olur. O günden beri sayıları git gide artan görkemli kafeler, Stefan Zweig’dan Gustav Klimt’e pek çok yazar, sanatçı, politikacı ve bilim insanının buluşma noktası hâline gelir.
Günümüzde: Viyana’da “Kaffeehaus” kültürü hâlâ bizdeki kahvehane kültürüne yakın fakat daha ihtişamlı ve sofistike şekilde devam etmektedir. Pek çok kişi buluşmak için geldiği kafelerde sohbetlere klasik müzik eşlik eder, kahvenin yanındaysa buradaki gibi mutlaka bir bardak su ikram edilir. Ünlü ve geleneksel bir Viyana kafesi olan Café Central gibi bazı kafelerin menüsünde, Melange’ın yanı sıra “Türkischer” ismiyle Türk kahvesi de servis edilmektedir.
Kahve içen fesli çocuk: Eğer Viyana’ya veya İstanbul’da Viyana kahvesi yapan herhangi bir yere gittiyseniz, mutlaka Julius Meinl ismiyle karşılaşmışsınızdır. Bu meşhur şirket, 1862’de kavrulmuş kahveyi ilk kez endüstriyel olarak üretip satmaya başlamış ve bugün Avusturya’nın en büyük kahvecilerinden biri hâline gelmiştir. Bu markanın etrafta görebileceğiniz kırmızı logosunun ilk versiyonunda, kahvenin Arap Yarımadası/Türkiye kökenine ithafen fes giyen, kahve içen, koyu tenli ve genç bir adam bulunur.
İşte günümüzde Viyanalıların vazgeçilmezi olan kahve ve kafe kültürünün şehre girişinin, İstanbul’dan gelen bu kahve çuvallarıyla olduğu söyleniyor. Bir fincan kahvenin 40 yıl hatırı olduğunu düşünürsek, belki de bu iki şehri birbirine bağlayan bir çuval kahvenin hatırı yüzyıllardır sürüyordur.
*Tüm illüstrasyonlar: Ece Tugay
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Aposto İstanbul
İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Ara Güler’in objektifinden kalan İstanbul’u bütünüyle geri getirmek mümkün değil. Sokaklar değişti, bazı yapılar ortadan kalktı, kıyılar başka işlevler kazandı. Ara Güler’in ölümünün 8. yılında fotoğraflarına yeniden bakmak, yalnızca eski günleri anmak için değil, yaşadığımız kenti sorgulamak için de bir fırsat.

Bir zamanlar iyi geldiği için adı "terapi" konan bölgelere sahip bu şehir, bugünlerde çoğumuzun psikolojisinin bozulmasının sebeplerinden biri hâline gelmiş gibi. Belki de sorun İstanbul’un yalnızca çok kalabalık olması değildir. Belki sorun, İstanbul’un bize kendimiz için giderek daha az yer bırakması. Belki mesele yalnızca trafik değil, gürültü değil, nüfus değil, beton değil. Bütün bunların arasında kendimize ait küçücük bir alan bulamamak.

Dört yıllık tadilatın ardından yeniden açılan Eski Şark Eserleri Müzesi, İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nin geniş koleksiyonundaki hikayelerin peşine düşmek için İstanbullulara bahane oldu. Dört bin yıllık bir aşk şiirinden Assur’un süslü cinlerine, Midillili bir köpeğin mezartaşından müze bahçesindeki altı Bizans, üstü Osmanlı çeşmesine, bu kez hemen akla gelen başyapıtlarla değil, ilk bakışta gözden kaçabilecek ilginç hikayeler eşliğinde geziyoruz müzeyi.

İstanbul’da gezerken bazen bir sarnıcın önünden geçeriz, bazen bir sur parçasının yanından. Bazen eski bir kilisenin, bazen bir saray kalıntısının, bazen de adını bilmediğimiz bir sütunun önünde dururuz. Çoğu zaman fark etmeyiz; fark ettiğimizde de bu kalıntıları ayrı ayrı görürüz. Ayasofya bir yerde durur, Kariye başka bir yerde. Oysa bütün bunlar aynı büyük hikayenin parçalarıdır: İstanbul’un bin yılı aşan Roma / Doğu Roma başkentliği.

Kadıköy değişiyor ama bu sadece yapısal bir dönüşüm değil. Bu, bir mahallenin değişen yaşam kültürünün, aşınan kent belleğinin ve yaşadığı çevre üzerinde söz sahibi olmak isteyen sakinlerinin hikayesi aynı zamanda. Caferağa Mahallesi Muhtarı Hanife Dağıstanlı, son 15 yılda semtin geçirdiği dönüşümü kent belleği, kamusal alan ve aidiyet üzerinden değerlendiriyor.




