İklim değişikliği neden okullarda öğretilmiyor?


Harekete geçme zamanı: Girişim Savaşçısı İntibak Eğitimi
Girişim Savaşçısı İntibak Eğitimi Yeni nesil girişimcilikte haritanızı oluşturarak yola koyulmak üzere Girişim Savaşçısı İntibak Eğitimi ’ne davetlisiniz. Nedir? Dünyada ilk ve tek disiplinlerarası girişimcilik eğitimi olarak kabul gören…
Daha fazlasını öğren →
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İklim değişikliğinin çağımızın en büyük ve acil sorunlarından biri olmasında hemfikir olunduğu göz önüne alındığında birçok okulda bu konuda yeterli eğitim verilmediğini sorgulamak gerekiyor. İklim okuryazarlığı, öğrencilere sadece çevresel değil, sosyal, ekonomik ve politik birçok konuda geniş bir perspektif kazandırabilir. O hâlde okullar neden bu konuda eğitim vermekten kaçınıyor ve iklim okuryazarlığı neden bu kadar önemli?
İklim okur-yazarlığının önemi: İklim okur-yazarı bireyler, çevresel etkilere dayalı olarak bilinçli kararlar alabiliyorlar. Bu, sadece kişisel seviyede değil, toplumsal ve politik seviyede de önemli. İklim değişikliği, bugün olduğu gibi gelecekte de karşımıza çıkacak en büyük sorunlardan biri. Öğrencilere bu konuda eğitim verilmesi, onları bu zorluklarla başa çıkmak için donatıyor ve geleceğin sorunlarına hazırlarken çözüm için de gerekli altyapıyı sağlıyor. Toplumların sürdürülebilir şekilde gelişebilmesi için toplumdaki çevresel sorunlara daha duyarlı kalmak ve bu konuda aktif rol almak da oldukça kıymetli.
Sürdürülebilir bir gelecek için hazırlanmaya ihtiyacımız var
Geleceğin liderleri, iş insanları ve politika yapıcıları bugünkü çocuklardan oluşmayacak mı? İklim değişikliği hakkında eğitim vermek, sürdürülebilir bir gelecek inşa edilebilmesi için gereken bilgi ve araçları sağlayacak. Bu, şu anın karar alıcılarından baskıyı kesmemiz gerektiğini söylemiyor; eğer kolektif bir bilinç aktarımı nedeniyle evrimleştiysek buna devam etmemiz gerektiğinin altını çiziyor.
Güncel bir NPR ve Ipsos araştırması, ABD’deki ebeveyn ve öğretmenlerin çoğunluğunun çocuklarının iklim değişikliği hakkında bilgi sahibi olmasını istediğini öne sürüyor. Ancak anket, aynı zamanda okullarda neredeyse hiç iklim eğitimi olmadığını da teyit ediyor: “Çoğu öğretmen sınıflarında iklim değişikliğinden bahsetmiyor.”

İllüstrasyon: Angela Hsieh, Kaynak: NPR
Bugün gözardı edilmeye çalışılan sorunların gelecekte daha da kuvvetlenerek karşımıza çıkacağının farkındayız. O nedenle iklim değişikliğinin getireceği zorlukların ekonomik, sosyal ve çevresel olarak toplumları etkileyecek olduğunu aktarmamız gerekiyor. Bu zorluklara hazırlıklı olmak ve onlara uyum sağlamak için, genç neslin bilgiye ve becerilere sahip olması şart değil midir?
İklim değişikliği, yine bu bağlamda sadece bireysel veya ulusal bir mesele olmadığı ve aynı zamanda küresel bir sorun olduğu için küresel işbirliğinin bu noktada teşvik edilmesi hayati önem taşıyor. Böylece eğitimli bireyler, uluslararası işbirliğinin ve ortaklık kurmanın önemini kavrayabilirler.
Okullar iklim değişikliği eğitiminden kaçınıyor mu?
Bu noktada eksik veya güncellenmemiş müfredat önemli bir sorun. Birçok okulun müfredatı, iklim değişikliğini kapsayacak şekilde güncellenmiyor. Basit bir sebep-sonuçla yola çıkınca açıkça görülüyor: Bu durum, öğrencilerin bu konuda yeterli ve güncel bilgiye erişememesine yol açıyor.
Siyasi ve toplumsal tepkiler göz önüne alındığında konunun müfredatta yer alması, bazı eğitim kurumları için tartışmalı hâle geliyor. Üstüne bir de kaynak ve eğitim eksikliği eklenince sorun derinleşiyor. Öğretmenlerin iklim değişikliği konusunda eğitilmesi ve bu konuda güncel kaynaklara erişiminin sağlanması gerekiyor. Ancak birçok okulda bu kaynaklara ve eğitime erişim sınırlı olduğu, hakikat sonrası çağda günün en tehlikeli gerçeği örtülmeye çalışıldığı için, kaynaklar iyice yetersizleşiyor.

Araştırma çıktıları: Yukarıda bahsettiğimiz ve 21-19 Mart 2019’da gerçekleştirilen araştırma, 500 öğretmenle yapılan bir değerlendirme sonucunda iklim değişikliği eğitiminin neden yaygınlaşmadığıyla ilgili birçok şey söylüyor. Teoride %86’lık bir kesim müfredatın bu konuda güncellenmesi gerektiğini düşünürken pratikte yaşanan sorunlar da göz önüne seriliyor: Öğretmenlerin %65’inin iklim değişikliğinin müfredata yerleşmesi için uygun konular öğretilmediğini, %20’si öğrencilerin bu konu için fazla genç olduğunu, %17’sinin konu hakkında yeteri kadar eğitime veya gerekli materyallere sahip olmadığını ifade ediyor.
İklim değişikliği eğitimi, öğrencilere sadece çevremizdeki değişiklikleri anlama yeteneği kazandırmakla kalmıyor; bu değişikliklerle nasıl başa çıkılacağına dair stratejiler geliştirmeye de yardımcı oluyor. İklim okuryazarlığının bu kadar kritik olduğu bir dönemde, okulların bu konuda eğitim vermekten kaçınmaları kabul edilmemeli. Eğitim kurumlarına düşen görev, öğrencileri geleceğin zorluklarına karşı donatmak ve onları bilinçli, aktif ve sorumlu bireyler olarak yetiştirmekse üzerine düşünmemiz gereken daha çok detay var.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Okula dönüş döneminde düşünülecek birkaç şey var.
22 Eyl 2023

YAZARLAR

Alara Demirel
ANGST editörü

Angst
Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
COP31'e doğru 2035 için belirlenen yıllık 1,3 trilyon dolarlık iklim finansmanı hedefi tartışılırken kaynakların hangi kanallardan sağlanacağı, ülkelerin katkısının nasıl paylaşılacağı ve finansmanın ne kadarının hibe olarak aktarılacağı belirsizliğini koruyor. Bakü–Belém Yol Haritası bu hedefe ulaşmak için bir çerçeve sunarken asıl sınav, finansmanın ihtiyaç sahiplerine hangi koşullarda ulaşacağı olacak.

Pandemi günlerinde bir adım geri atıp, yaşadığımız keşmekeşi çıplak gözlerle görünce, en çok da bizden nelerin esirgendiğini fark ettik. Ertelenen kitaplar okundu, filmler, diziler izlendi. Kimimiz sahiden de mutfakta becerikli olduğunu keşfetti, hemen herkes evde kendi ekmeğini pişirmeye başladı, bir kısmımız hızını alamayıp karnabaharı bile deterjanla yıkamaya soyundu. Ama ortak duygu şuydu: Çalışırken de kendimize vakit ayırabilirmişiz. Peki böyle bir hayat için illa küresel bir felaket mi yaşamamız gerekiyordu?

Türkiye’nin ev sahipliğinde düzenleneceği için bu yıl özel bir önem atfedilen COP31’in ana gündem maddelerini, işleyiş ve iklim finansmanına ilişkin kritik konuları uluslararası iklim politikası, çevre hareketi ve iklim diplomasisi alanlarında 30 yılı aşkın deneyime sahip bir isim olan Jennifer Morgan ile birlikte değerlendirdik.

İnsanın toplulukla birlikte özneleşmesi, topluluğun içinde erimesini gerektirmez. Tersine, kendi sesini koruyabildiği, başkalarının sesini duyabildiği, ortak hayatı dönüştürmeye katılabildiği ölçüde, ben ile biz arasındaki ilişki yeni olanaklarla zenginleşerek güçlenir. Öyleyse birlikte yaşamanın sorusu, birarada kalırken birbirimizin özgürlüğünü nasıl koruyacağımızı yönelik olabilir. "Birlikte yaşamanın arkeolojisi" serisinin ikinci yazısında "kovuk, çember, eşik" kavramlarından hareketle birlikte yaşamanın sınırlarının nasıl çizildiğine odaklanıyoruz.

Ekonomik baskılar ve belirsizlik, liderliği giderek operasyonel hedeflere ve bütçe takibine indirgiyor. Oysa teknolojik dönüşümden iklim krizine uzanan çok katmanlı bir dünyada stratejik öngörüden zihniyet değişimine, insan odaklı yaklaşımlardan değişim öncülüğüne uzanan yeni liderlik anlayışı, bugünü yönetmenin ötesinde geleceği okuyabilmeyi gerektiriyor. Peki liderler bu dönüşüme nasıl hazırlanabilir?




