İklim krizi, yıldırımdan çıkan orman yangınlarını tırmandırıyor

ve bu senaryo artık kapımızda!
İklim krizi, yıldırımdan çıkan orman yangınlarını tırmandırıyor

Dünyahali - BMW i - 25
BMW i ile birlikte

Dünyahali, Yuvam Dünya ve Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Araştırma Merkezi iş birliğinde, BMWi’nin desteğiyle yayınlanmaktadır. BMWi sürdürülebilir mobilite için kapsamlı çözümler sunar .

Daha fazlasını öğren

Dünyahali

Dünyahali

Dünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!

Prof. Dr. Utku Perktaş

Bugün dünyada çıkan yangınların çoğu hâlâ insan etkisiyle bağlantılı. Ancak iklim krizinin yeni yüzünü ortaya koyan bir araştırma, tabloyu daha da çarpıcı hale getirdi: Son 20 yılda aşırı yangınların hem sayısı hem de şiddeti iki katını aştı; 2023 ise kayıtlara hem en sıcak yıl hem de en yıkıcı yangın yılı olarak geçti. Bilim insanları, orman ve çayır yangınlarının desenlerinin artık tarihte hiç olmadığı kadar değiştiğini vurguluyor. Yani yalnızca insanların değil, giderek sıklaşan yıldırımların da bu büyük yangın denkleminde payı var.

Küresel ısınma, yalnızca sıcak günlerin sayısını artırmakla kalmıyor; gök gürültülü fırtınaların daha sık görülmesine, dolayısıyla yıldırım çakmalarına da neden oluyor. Bu yıldırımların tetiklediği orman yangınları, sıradan insan etkili yangınlardan farklı olarak genellikle uzak ve erişilmesi zor alanlarda başlıyor. Bu durum yangınların daha hızlı büyümesine, daha geniş alanlara kapsamasına ve daha yoğun duman üretmesine yol açıyor. Kim bilir, belki de önümüzdeki yıllarda her nefes alışımız eskiye oranla bir sağlık riski anlamına gelebilir.

Amerika Birleşik Devletleri’nde son 40 yılda Batı bölgelerinde yıldırım sıklığının belirgin şekilde arttığı gözlemlendi; Washington’dan Kaliforniya merkez vadisine, Rocky Dağları’ndaki yüksek kesimlere kadar. Aynı dönemde, Avrupa’da İspanya yangın sezonunu zirveye çıkardı, Kanada’da ise bu yıl yanan orman alanı normalin yüzde 200’ünü aştı ve çoğunun nedeni: yıldırım çakması. Yeni bir bilimsel çalışma ise bu tabloyu daha da netleştirdi: makine öğrenimiyle yapılan projeksiyonlara göre, ABD’nin batısında gelecekte her yıl ortalama 4 ila 12 ek yıldırım günü yaşanabilir ve bu durum bölgenin %98’inde orman yangını riskini artırabilir.

Peki ya Türkiye?

2025 yazında Türkiye, benzer ölçekte bir felaketle yüzleşti. Özellikle büyükşehirler başta olmak üzere ülkenin farklı bölgelerinde alevler kısa sürede yayıldı. Bursa ve Çanakkale’de binlerce insan evlerini terk etmek zorunda kaldı; geniş çaplı tahliyeler gerçekleştirildi. Avrupa tarihinin en yıkıcı yangın sezonlarından biri olarak kayda geçen bu tablo, yoğun duman, sıcak hava dalgaları ve güçlü rüzgârlarla birleşerek hem halk sağlığını tehdit etti hem de acil müdahale kapasitesini sınırlarının ötesine zorladı. Çanakkale, Bilecik, Bursa, İzmir, Manisa ve Muğla’daki yangınlar yalnızca geniş orman alanlarını değil, biyoçeşitlilik açısından kritik habitatları, yerleşimleri ve geçim kaynaklarını da ağır biçimde tahrip etti.

Global Forest Watch’un verilerine göre, 2025 itibarıyla Türkiye’de 1.499 “VIIRS yangın bildirimi” kaydedildi. Buradaki VIIRS (Visible Infrared Imaging Radiometer Suite), NASA ve NOAA uydularında yer alan gelişmiş bir sensör. Görünür ve kızılötesi dalga boylarında yaptığı ölçümlerle, Dünya yüzeyindeki olağandışı sıcak noktaları tespit ediyor. Her kayıt, yerde çıkan gerçek bir yangını işaret edebildiği gibi, zaman zaman endüstriyel ısı kaynaklarından da (örneğin bacalar, gaz meşaleleri) gelebiliyor. Bu nedenle, “yüksek güvenilirlik” düzeyinde kayda geçen noktalar, büyük oranda gerçek yangınları temsil ediyor. Dolayısıyla 1.499 rakamı, yalnızca “normal” bir yangın mevsiminin göstergesi değil; aynı zamanda Türkiye’de yangınların nasıl uydudan izlendiğinin ve iklim krizinin yerel ölçekte nasıl görünür hale geldiğinin de bir işareti.

Türkiye’de yangın mevsimi tipik olarak haziran sonunda başlıyor ve yaklaşık 17 hafta sürüyor (Global Forest Watch, 2025). Sadece Bursa değil, birçok ilde bu mevsim artık kuraklık, ormansızlaşma ve iklim değişikliğinin tetiklediği sıcak dalgalarla birleşerek daha uzun ve yıkıcı hale geliyor.

Gelecek: Uzak Bir Tehdit Değil, Avucumuzun İçinde

İklim bilimcilerin uyarılarından bazı kesitler:

  • Dumanın sağlığa etkisi: ABD’de yangın dumanı yıllık ortalama 1.000 kişi öldürürken, yıldırım kaynaklı yangınlar arttıkça bu sayı 2050’lere gelindiğinde yıllık 20.000’e kadar çıkabilir.
  • Ekonomi ve sigorta sektörü: Yangın riski olan bölgelerdeki yapılaşma ve sigortalanabilirlik sorunları, büyük hasarların faturasını bireye yükler mi? Bu riski hangi şehirler üstlenebilir?
  • Yerleşim düzenlemeleri: California örneğindeki gibi, şehir çevresinde oluşturulan tarımsal tampon kuşaklar, yangını mahallelere ulaşmadan dizginleyebilir.
  • Kaynak kapasitesi: ABD’de itfaiye teşkilatlarında personel eksikliği—federal kurumların kesintiye uğramış bütçeler ya da moral sorunları kaynaklı—yangınlarla mücadeleyi zayıflatıyor.

İklim kriziyle iç içe büyüyen sorunlar: Artan orman yangınlarıyla birlikte sel, heyelan ve buzulların karbonlu dumanla kararması gibi çoklu afet döngüleri tetikleniyor.

Doğanın Sessiz Kaybı: Biyoçeşitlilik ve Ekosistemler

Yangınlar sadece evleri, ormanları ve ekonomiyi değil, yaşam ağını da hedef alıyor. Dolayısıyla geleceğin en önemli başlıklarından biri biyoçeşitlilik. Bugün içinde bulunduğumuz çağ belirgin şekilde “biyoçeşitlilik krizi” ile tanımlanıyor; ama çoğu zaman bu kriz, iklim krizinin gölgesinde kalıyor. Oysa gezegenin en büyük sorunu yalnızca iklim değişikliği değil, aynı zamanda geri dönülmez tür kayıpları. Yangınlar da iklim değişikliğiyle etkileşime girerek bu krizi derinleştiriyor.

2021 yılı tarihli bir araştırma, orman yangınlarının ekosistem hizmetlerini felce uğrattığını gösteriyor:

  • Yangınlar, uzun vadeli biyolojik çeşitlilik kaybına neden oluyor; bazı türler geri dönmemek üzere yok oluyor.
  • Toprak yapısı bozuluyor, karbon ve besin döngüleri kesintiye uğruyor. Bu, hem iklim değişimini hızlandırıyor hem de ekosistemleri onarılamaz bir noktaya itiyor.
  • Yangın sonrası ortaya çıkan açık alanlar kısa vadede bazı türlere fayda sağlasa da, uzun vadede habitat kaybı ve ekosistem işlevlerinde ciddi düşüşe yol açıyor.

Özellikle büyük memelilerin yokluğu, ormanlarda doğal “yangın tamponları”nın kaybı anlamına geliyor; bu da ekosistemin daha kırılgan hale gelmesine yol açıyor [Geraskina ve ark., 2021].

Sonuç: Bugünü Savunmak, Yarın İçin Kazanmak

İklim krizi ve yıldırım kaynaklı yangınlar, artık uzak bir gelecek senaryosu değil: Türkiye de dahil birçok bölgede hayatın gerçek akışını bozuyor. 2025 yazındaki Bursa yangınları ve alevlerin yayılması bunun katı bir kanıtı oldu. Yangın mevsimine dair verilerin ve gerçek olayların ışığında artık “ne olur önlem alalım” çağrıları, acil eylem talebine dönüştü.

Üstelik hâlâ zaman var. Şehirlerin yapılaşmasını yangına dirençli planlamalarla yeniden düşünmek; itfaiye, sağlık ve afet yönetimi kaynaklarını güçlendirmek; toplumsal bilinci artırmak; biyoçeşitliliği merkeze alan orman yönetim stratejileri geliştirmek… Bunlar, bugünden harekete geçilirse, geleceğe biraz nefes verebilir.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Dünyahali

Dünyahali

Dünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!

NEREDE YAYIMLANDI?

DünyahaliDünyahali

BÜLTEN SAYISI

156: Bugünü Savunmak 🌏

İklim krizinin yıldırımlarla beraber tetiklediği orman yangınları, mitolojide ve döngüsellikte zeytin ağacı, sıcak hava dalgalarında fosil yakıtların payı, sanat kurumlarının ekolojik sorumlulukları ve çok daha fazlası...

18 Eyl 2025

BMW i ile birlikte
Vasilis Caravitis, Unplash

YAZARLAR

Dünyahali

Dünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!

İLGİLİ OKUMALAR