🏳️⚧️ İRİS MOZALAR


Yazdıklarıma Bakma sergisi KOLİ Art Space’te Sessizliğin içinde kaybolan seslerin yankısı , Yazdıklarıma Bakma sergisinde duyuruluyor . Nedir? Tuluğ Özlü , Utkan Akçay ve Okyanus Çağrı Çamcı ’nın ortak projesi Yazdıklarıma Bakma sergisi; sesleri eril kalabalıkların gürültüleri içinde eriyerek yok olan, konuşsa da duyulmayan, dinlenmeyen ya da göz ardı edilen, kendi kelimelerini yutmaya zorlanan, sesleri ağızlarında hapsedilen kadınların, transların, cinsiyet üzerinden ötekileştirilen bireylerin anlattıklarına, sözlerine kulak vermeye çalışan bir proje olarak karşımıza çıkıyor. Nerede? KOLİ Art Space Ne zaman? 14-28 Mayıs Neden gitmeli? Projenin ilk ayağı olan bu sergi, Tuluğ Özlü’nün açık çağrıyla ulaştığı kişilerin yazdığı mektuplar ve yaptığı söyleşilerden oluşan bir arşiv çalışması niteliğinde. Yaşadığı tecrübeleri aktaran kişilerin seslerinin birbirine karıştığı, Utkan Akçay’ın ürettiği ses yerleştirmesi, mekâna yerleştirilen kulaklıklar aracılığıyla ziyaretçiler tarafından dinlenebiliyor . Ayrıca, duvarlardaki mektup yerleştirmesi, iletişim kurulan kişilerin sözlerine daha yakından bakılmasına olanak tanıyor. Not almalı: 14 Mayıs günü saat 16.30’da Okyanus Çağrı Çamcı, yerleştirilen seslerden yola çıkarak bir performans sergileyecek.
Daha fazlasını öğren →
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İris'le ilk ne zaman tanıştığımı hatırlamıyorum. Muhtemelen bir üç yıl önce, Twitter feed'imin tam ortasında. İyi ki. Mozalar, model, oyuncu ve performans sanatçısı. Bir yandan aktivizmle de uğraşıyor ve hayatını idame ettirmeye çalışıyor. Bu esnada bitirilmeyi bekleyen bir okulu var: cinsiyet uyum süreci ve ekonomik nedenlerden dolayı donmuş bir şekilde onu bekliyor.
İris'e kendisini ANGST edenleri sorduğumda cevap vermeden önce gülüyor:
Ben zaten anksiyete hastasıyım. Uyandığım andan uyuyana kadar yaşadığım, hatta rüyalarımda da yaşadığım bir histen bahsediyoruz. En temelde ataerki, cis-seksizm, transfobi, bifobi, homofobi kapitalizm... Bu tür sisteme ve iktidara dair durumlar beni ANGST ediyor.
ANGST edenler için yaptıkları, kamusal alana taşıyıp temsil alanı açtığı için teşekkür etmeden konuşmaya devam etmiyorum, bir zahmet. Akabinde gelecek soru bariz: seni ANGST edenler için neler yapıyorsun, İris?
Kadınlara, feminizme inanıyorum. Feminist hareket ve LGBTİ+ hakları aktivizmi içerisinde yer almaya çalışıyorum. Ses çıkartmaya çalışıyorum. Terapi alıyorum. İlaçlarımı kullanıyorum ve kendime öz bakım veriyorum.

İris Mozalar, Aposto! Radyo stüdyosunda
Hakkında açılan ekşi sözlük başlığıyla devam ediyoruz sonrasında. "alevi kürt biseksüel trans feminist vegan kadın" tanımlamasındaki toplumsal dezavantajların hepsine sahip biri olarak bunlarla baş etmenin yöntemi feminizme inanmak oluyor.
İris, neredeyse tüm transların maruz bırakıldığı body shaming bir yana moda sektöründe de model olarak varolmaya çalışıyor. Modayı ve modelliği seviyor, sektörde daha çok bulunmak istediği gibi dünya çapında da ismini duyurmak istiyor. Çok fazla alanda bulunarak kendini iyi hissetmeyi amaçlarken bunun onu yorduğunu fark ettiği de oluyor, elbette.
Aktivizm yapmak, Twitter'da bir şeyler yazmak bana iyi geliyor ama galiba kendimi unuttuğum zamanlar da oluyor.
Bugün ataerkinin kadın kimliğini bir sorun hâline getirmesi, siber zorbalığa maruz kalmak, kimlikteki cinsiyet hanesini değiştirebilmek için devletin zorunlu kıldığı cinsiyet uyum sürecindeki bürokrasi zorluğu, hormonların pahalılığı ve stokların erimesi üzerine konuşuyoruz — benim her zamanki gibi İris'e sorularım var:
🏳️⚧️ İris'i ANGST edenler ne?
🏳️⚧️ Kesişimsel aktivizm alanların var. Yaşçılıkla karşılaşıyor musun? TERF söylemlerinden kendini nasıl korumaya çalışıyorsun?
🏳️⚧️ Cinsiyet uyum operasyonu giderlerini karşılamak için açtığın fon sayfası bağlamında varolan dayanışmayı nasıl deneyimledin?
🏳️⚧️ Son dönemlerde hormonlara ulaşmak kısıtlı ve yeteri kadar temsil alanı sağlanmıyor. Bu konuda nasıl bir aktivizm alanı kuruluyor?
🏳️⚧️ Natranslar dayanışabileceğimiz neleri gözardı ediyoruz? Nasıl taleplerde bulunabiliriz?
🏳️⚧️ İris neye #HakkımVar diyor?
"Biz en iyisi bir özneye soralım," diyerek çıktığımız bu yolculuğun tam ortasından, İris'in Bergen'in İhtiyacım Var şarkısını hatırlatmasının ilhamıyla muhabbete katıl.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Podcast serimizin sekizinci konuğuyla tanış: model, performans sanatçısı, transfeminist ve vegan aktivist İris Mozalar.
10 May 2022

YAZARLAR

Alara Demirel
ANGST editörü

Angst
Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Üniversite kavramı aşınsa da ona duyduğumuz ihtiyaç canlı. Gençlerin erteledikleri hayatı deneyimledikleri, insanlaştıkları, dünyaya dair tavır geliştirdikleri, beceri seti, düşünme biçimi, formasyon edindikleri kurumsal anlamda kavramın altını dolduran üniversite olanaklıdır. İhtiyacımız, yönümüz, kutup yıldızımız hâlâ özerk üniversitedir.

Fransa ve İspanya’da etkili olan orman yangınları sadece aşırı sıcaklık ve güçlü rüzgarla değil, alevlerin oluşturduğu sıra dışı bir hava olayıyla da büyüyor. NASA’nın “ateş püskürten ejderha” olarak tanımladığı, bilimsel adı “pyrocumulonimbus” olan ateş bulutları, çok büyük ve yoğun yangınların oluşturduğu aşırı sıcak hava, duman, kül ve nemin atmosferin üst katmanlarına doğru hızla yükselmesiyle oluşuyor. Prof. Dr. Doğanay Tolunay, “Bu bulutlar, büyük yangınlarda 12 kilometreye kadar yükselebilir. Bu kritik bir eşik çünkü uçaklar da o seviyelerden geçiyor” diyor.

Bağımlılık denince ilk akla gelenlerden biri alışveriş değil şüphesiz. Ya da spor. Bazen bir hafta boyunca oyun oynamak. Çoğumuz sosyal medyada geçirdiğimiz saatleri sorun olarak bile görmüyoruz. Oysa bağımlılık artık kendini pek çok farklı alanda gösteriyor ve işsizlik, gelecek kaygısı, anksiyete arttıkça bağımlı olduğumuz şeylerin sayısı ve çeşidi de artıyor.

Travma sadece olayın içinde olanların değil, ona tanık edilenlerin de bedenine yerleşir. Çünkü güven duygusunun yıkılışını görmek de insanın sinir sistemine yazılır. Bu yüzden bazı anksiyeteler kişisel değil; toplumsal ve politiktir. Çünkü sürekli alarmda yaşamak politiktir.

Farklı politikaları aynı şekilde uygulayarak liseyi kendi başına değer taşıyan bir yaşam alanı olmaktan çıkarıp üniversitenin bekleme salonuna dönüştürdük. Şimdi çocuklara hangi liseye gireceklerini soruyoruz; dört yıl sonra da hangi üniversiteyi kazanacaklarını soracağız. Déjà vu! Peki üniversite, bu bekleyişin sonunda başlayan bir başka bekleme odası olmasın?





