

Şehir hayatında ev işlerinin akıllı yardımcısı: iRobot Roomba Robot Süpürge
Uzun, yoğun ve stresli mesailer, trafik, şehir gürültüsü, hız, yorgunluk ve bir türlü yetmeyen zaman... Tüm bunların üzerine idare edilmesi gereken, düzenli temizlenmeye ihtiyaç duyan evlerimiz… İstanbul gibi büyük şehirlerde yaşamanın…
Daha fazlasını öğren →
Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
James Bond serisi, Boğaz ve Haliç manzaraları, Tarihî Yarımada ve kovalamaca sahneleri… İstanbul’un daracık ve bazen de çıkmaz sokakları, çoğunlukla bol aksiyonlu film setlerine dönüşmüş şimdiye kadar. Bu hafta onlar yerine, içinden İstanbul geçen ama yeni veya yeniden keşfedeceğimiz filmlerden bahsedelim mi?
Sizi bilmem ama ben ekranda tanıdığım bir mekân görünce heyecanlananlardanım. Bir de o gördüğüm, tanıdığım bir yerin eski hâliyse… Bond serisinin ikincisi; İstanbul’a uğrayan ilk filmi olan From Russia with Love, Sean Connery’e Yeşilköy’den Kapalıçarşı’ya, Gülhane’den Topkapı ve Haliç’e kadar eşlik etmek isteyenleri 1960’ların İstanbul’una götürür mesela. Zaman donmuş gibi. İstanbul’un Hollywood’daki imajı ne noktada “tarihî yapılar arasında koşuşturan insanlar” temasına indirgenmiş bilemiyorum ama iyi ki bize başka tatlar sunan filmler var.
L’immortelle (1963): Alain Robbe-Grillet yönetmenliğinde çekilen filmde 1963 yılının İstanbul’u başrolde; hipnotik cazibesiyle filmi sarıp sarmalıyor. İstanbul’da tatil yapan, Fransa'dan gelen bir profesörün gizemli bir kadına âşık olması ve kadının ortadan kaybolmasıyla başlayan, sürreal bir hikâyesi var. Yalan söylemeyeceğim; filmde bazen ne olduğunu tam olarak anlayamadığım ve akışı kaçırdığım zamanlar oldu. Ama İstanbul'un o dönemki ses manzarasını duymak, yer yer oryantalist öğeler içerse de siyah-beyaz sokaklarda dolaşmak için izlenmeye değer. Ayrıca film, Nouvelle Vague (Yeni Dalga) akımının da ilk örneklerinden sayılıyor.

Topkapi (1964): Yok, yanlış yazmadım. Filmin orijinal adı gerçekten de Topkapi. Eric Ambler’in The Light of Day romanından uyarlanan hikâyesi, Hollywood’un suç ve İstanbul arasında kurduğu ilişkiye ilk örneklerden. Film, Topkapı Sarayı Müzesi’nden zümrüt kaplı bir hançeri çalma planları yapan uluslararası çapta bir çetenin başından geçenleri anlatıyor. Melina Mercouri, soygunun arkasındaki beyni Elizabeth Lipp'i canlandırıyor. Peter Ustinov, filme komik detayları katan Arthur Simon Simpson rolünde. Hatta film, bu rolüyle Peter Ustinov’a En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Oscar’ını getirmiş. Ayrıca IMDb’ye göre Topkapi, ünlü yönetmen Christopher Nolan’ın en sevdiği filmler arasında yer alıyormuş.

Tinker Tailor Soldier Spy (2011): Filmde sadece İstanbul’a aşina değiliz; her köşesinde tanıdık yüzler görüyoruz. Meşhur aktörler Gary Oldman, Colin Firth, Tom Hardy ve Benedict Cumberbatch’e; Boğaz’ı, tersanesi, İstiklâl’deki tramvayıyla İstanbul eşlik ediyor. Heyecan verici araba kovalamacaları ve büyük aksiyon sahneleri bekleyenleri hayal kırıklığına uğratacak filmde, tüm bunlar yerine bir muammayı çevreleyen bir dizi diyalog, sigarayla çay veya viski içen bir dizi yorgun adam izliyoruz. John le Carré'nin aynı adlı romanının modern uyarlaması olan ve Türkçeye Köstebek ismiyle çevrilen film, 1970'lerin Soğuk Savaş atmosferinde hayal kırıklığı, uzlaşma ve gerginlik üzerine.
Bonus: İran doğumlu yönetmen Hossein Amini’nin gözünden Yunanistan ve İstanbul’u görmek isteyenlere: The Two Faces of January (2014). Patricia Highsmith romanından uyarlanan filmde Viggo Mortensen, Oscar Isaac ve Kirsten Dunst’ı izliyoruz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Şehirde yapay aydınlatmanın sebep olduğu ışık kirliliği, Galata'nın efsaneleri, yolu İstanbul'dan geçen yabancı filmler ve dahası.
13 Ara 2020

YAZARLAR

Aposto İstanbul
İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Ara Güler’in objektifinden kalan İstanbul’u bütünüyle geri getirmek mümkün değil. Sokaklar değişti, bazı yapılar ortadan kalktı, kıyılar başka işlevler kazandı. Ara Güler’in ölümünün 8. yılında fotoğraflarına yeniden bakmak, yalnızca eski günleri anmak için değil, yaşadığımız kenti sorgulamak için de bir fırsat.

Bir zamanlar iyi geldiği için adı "terapi" konan bölgelere sahip bu şehir, bugünlerde çoğumuzun psikolojisinin bozulmasının sebeplerinden biri hâline gelmiş gibi. Belki de sorun İstanbul’un yalnızca çok kalabalık olması değildir. Belki sorun, İstanbul’un bize kendimiz için giderek daha az yer bırakması. Belki mesele yalnızca trafik değil, gürültü değil, nüfus değil, beton değil. Bütün bunların arasında kendimize ait küçücük bir alan bulamamak.

Dört yıllık tadilatın ardından yeniden açılan Eski Şark Eserleri Müzesi, İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nin geniş koleksiyonundaki hikayelerin peşine düşmek için İstanbullulara bahane oldu. Dört bin yıllık bir aşk şiirinden Assur’un süslü cinlerine, Midillili bir köpeğin mezartaşından müze bahçesindeki altı Bizans, üstü Osmanlı çeşmesine, bu kez hemen akla gelen başyapıtlarla değil, ilk bakışta gözden kaçabilecek ilginç hikayeler eşliğinde geziyoruz müzeyi.

İstanbul’da gezerken bazen bir sarnıcın önünden geçeriz, bazen bir sur parçasının yanından. Bazen eski bir kilisenin, bazen bir saray kalıntısının, bazen de adını bilmediğimiz bir sütunun önünde dururuz. Çoğu zaman fark etmeyiz; fark ettiğimizde de bu kalıntıları ayrı ayrı görürüz. Ayasofya bir yerde durur, Kariye başka bir yerde. Oysa bütün bunlar aynı büyük hikayenin parçalarıdır: İstanbul’un bin yılı aşan Roma / Doğu Roma başkentliği.

Kadıköy değişiyor ama bu sadece yapısal bir dönüşüm değil. Bu, bir mahallenin değişen yaşam kültürünün, aşınan kent belleğinin ve yaşadığı çevre üzerinde söz sahibi olmak isteyen sakinlerinin hikayesi aynı zamanda. Caferağa Mahallesi Muhtarı Hanife Dağıstanlı, son 15 yılda semtin geçirdiği dönüşümü kent belleği, kamusal alan ve aidiyet üzerinden değerlendiriyor.



