
Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
Biliyorum, içinde İstanbul olan, bir İstanbul hikâyesi anlatan yerli-yabancı onlarca film var. Ama bu hafta not defterinde biraz daha kişisel, biraz daha benim İstanbul’umu anlatan filmleri söylemek; Yeşilçam’ın romantize ettiği şehirden uzak, artık “sen mi büyüksün yoksa ben mi?” sorusunu sormaya çekinen, İstanbul’un herkesten büyüklüğünü, güzelini, çirkinini kabullenmiş karakterleri ve hikâyeleri konuşmak istedim. Doğma büyüme İstanbullu olanın da İstanbul’a sonradan gelenin de kendi mücadelesinden bir şeyler bulabildiği, “çıplak” İstanbul’u anlatan filmleri...
Crossing the Bridge, The Sound of Istanbul (2005): İstanbul’u konuşmaktan çok İstanbul’u söyleyen Fatih Akın belgeseli. Çağdaş Türkiye müziğinin izini süren bir İstanbul yolculuğu var filmde. Müzisyen ve Einstürzende Neubauten grubunun basçısı Alexander Hacke, hiç Türkçe bilmemesine rağmen şehri ve müziğini anlamak üzere İstanbul’a geliyor, mikrofonunu sokaklara uzatıyor. İki farklı, bazen çatışan, çelişkilerle dolu iki dünyanın arasında İstanbul; birbirine karışan sesler, envaiçeşit enstrüman, o tınıların temsil ettiği bambaşka kökler ve diller tek bir coğrafyada, tek bir filmde dinlenebiliyor.
Tabutta Rövaşata (1996): Filmin ana mekânı Rumeli Hisarı. Gerçek hayattan esinlenen senaryosu, Mahsun isminde bir evsizin Rumeli Hisarı’nı mesken tutmasını ve zor yaşamından kesitleri anlatıyor. Filmin neredeyse tamamına yakını Boğaz kıyısında geçiyor; ama alışık olduğumuz güzel İstanbul yerine çetin, soğuk, puslu bir İstanbul imgesiyle bizi baş başa bırakıyor. Derviş Zaim’in hem yönetmenliğini hem de senaristliğini yaptığı filmin oyuncuları Ayşen Aydemir, Fuat Onan, Ahmet Uğurlu, Tuncel Kurtiz; kulaklarımızdaysa Baba Zula şarkıları.
Anlat İstanbul (2005): Beyoğlu, eski Galata Köprüsü, Suriye Pasajı, Balat, Kadıköy Kız Lisesi, Şişhane metro inşaatı ve Haydarpaşa... Beş ayrı hikâyenin geçtiği İstanbul sokakları... Film; Yücel Yolcu, Ömür Atay, Ümit Ünal, Selim Demirdelen ve Kudret Sabancı’nın gözünden İstanbul’da geçen masalları anlatıyor. Fareli Köyün Kavalcısı, Pamuk Prenses, Külkedisi, Uyuyan Güzel ve Kırmızı Başlıklı Kız; İstanbul’un karanlığı içinde yeniden hayat buluyor. Oyuncu kadrosu da ayrı bir kabarık: Altan Erkekli, Özgü Namal, Mehmet Günsür, Çetin Tekindor, Azra Akın, Nejat İşler, Yelda Reynaud, Güven Kıraç, Şevket Çoruh, Nurgül Yeşilçay, Selim Akgül, Erdem Akakçe, İdil Üner, Fikret Kuşkan ve Ahmet Mümtaz Taylan.
Eşkıya (1996): Senaristliğini ve yönetmenliğini Yavuz Turgul’un yaptığı; Şener Şen ve Uğur Yücel’in başrolü paylaştığı Eşkıya belki ilk bakışta İstanbul’u konuşan bir film değil gibi görünse de bu şehrin dışından bir gözün İstanbul’a çatılarından bakışını yansıtıyor. Filmin ana akışının yanında şehrin sokaklarında kaybolan Baran ve arka planda her daim Baran ve Cumali’nin hikâyesine ortak olan; hatta sebep olan İstanbul var. Haydarpaşa, Balat sokakları, Beyoğlu Şahkulu Sokak’la Galip Dede Caddesi’nin kesişimindeki binanın çatısından Boğaz, Rumeli Han’ın çatısından İstiklal Caddesi filmden bize göz kırpıyor.
İstiklâl Caddesi demişken Her Şey Çok Güzel Olacak ve ağaçlı İstiklâl’i de anmadan yazıyı bitirmeyelim.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
İstanbul
Yeşilçam
Istanbul
Fatih Akın
Türkiye
Einstürzende Neubauten
Alexander Hacke
Türkçe
Tabutta Rövaşata
Rumeli Hisarı
Derviş Zaim
Ayşen Aydemir
Fuat Onan
Ahmet Uğurlu
Tuncel Kurtiz
Baba Zula
Anlat İstanbul
Beyoğlu
Kadıköy Kız Lisesi
Şişhane
Haydarpaşa
Yücel Yolcu
Ömür Atay
Ümit Ünal
Selim Demirdelen
Kudret Sabancı
Pamuk Prenses
NEREDE YAYIMLANDI?
Günaydın! Bugün İstanbul yağmurlu ve yorgun. Gündemimizde çöpün yolculuğu, eve yürüyüş, İstanbul'u konuşan filmler var.
18 Eki 2020

YAZARLAR

Aposto İstanbul
İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Bayramda arabasız gezmek, çoğu insana külfet geliyor. Azalan otobüs seferleri, artan yolcu sayısı, belli semtlere gitmenin işkenceye dönüşmesi bayram gezmesinin olmazsa olmazları. Öte yandan ücretsiz bayram otobüsleri, sabahın nurunda kalkıp işe gidenler, bu yüzden şehri ancak bayramdan bayrama keşfedenler, iki kuruş harçlıkla hayatını idame ettirmeye çalışan kadınlar, denizi görmeden büyüyen çocuklar, çocuklarına denizi göstermek için bayramı bekleyen aileler için biraz da.

İstanbul, bitkileri ve kokularıyla geçmişin ve bugünün birlikte yaşadığı bir hafıza bahçesidir. Kimileri meşhur bir lavanta kolonyasının ferah kokusuyla büyümüştür; kimileri Tokatlıyan Han’ın önünden geçerken tanıdık bir lavanta esintisini bugün hâlâ duyar. Ve bazen, İstanbul sadece kokusuyla hatırlanır.

İstanbul'da lale sevgisinin kökenleri çok eski zamanlara kadar uzanıyor. Türklerle birlikte Orta Asya'dan çıkıp Anadolu'ya ve İstanbul'a ulaşan lale, bahçelerimizden evlerdeki vazolara, geleneksel el sanatlarından edebiyata hep baştacı ediliyor. Hazır mevsimi gelmişken lalenin tarihinden bugüne uzanan renkli bir yolculuğa çıkıyoruz.

Bir devleti, kendi çağında kendine verdiği adla mı anmalıyız, yoksa sonradan yakıştırılan adla da anabilir miyiz? Bu sorunun tek bir doğru cevabı yok. Ancak şunu bilmeden sağlıklı bir tartışma yürütülemez: Bizans, Doğu Roma’nın kendine verdiği bir ad değildir. Bu da bizi daha büyük bir soruya götürür: Tarihi kim anlatıyor, hangi kelimelerle ve neden?

Kar-kış demeden güne Boğaz'ın soğuk sularına atlayarak başlayan İstanbulluların sayısı her geçen gün artıyor. Sarayburnu'ndan Suadiye'ye, oradan Bebek'e, şehrin farklı noktalarından denize giren bu cevval yüzücüler arasında Kapalıçarşı esnafından eski bankacılara, lisanslı sporculardan hiç yüzme bilmeyenlere pek çok farklı profil var. Ortak noktaları ise üç tarafı denizlerle çevrili bir ülkede denize sırtlarını dönmeyi reddetmeleri...



