Jerome Powell, yeni Paul Volcker olabilir mi?

Fed Başkanı Jerome Powell'ın son dönemde başlatılan faiz artışlarıyla "enflasyon savaşçısı" rolüne bürünmesi akıllara Fed'in efsane başkanı Paul Volcker'ı getirdi.
Jerome Powell, yeni Paul Volcker olabilir mi?

1 Temmuz - Zingat - Pareto
Zingat ile birlikte

Zingat Gayrimenkul Yatırım Rehberi ’yle kazançlı yatırımlar Gayrimenkul alanında birbirinden yenilikçi ve kullanışlı araçlar sunarak bilinçli adımlar atmamıza olanak sağlayan Zingat , Gayrimenkul Yatırım Rehberi hizmetiyle fark yaratmaya devam ediyor. Nedir? Zingat kullanıcıları, Gayrimenkul Yatırım Rehberi özelliği sayesinde Türkiye’de satılık konut fiyatının en çok artış gösterdiği bölgeleri görüntüleyebiliyorlar. Neden önemli? Gayrimenkul yatırım değerlerinin günden güne artmakta olduğu Türkiye’de yatırım değerleri sanayileşme, iş olanakları ya da yüksek yaşam standartları gibi sebeplerden dolayı bölgeden bölgeye değişkenlik gösteriyor. Gayrimenkul Yatırım Rehberi’yle yatırım değeri yüksek olan bölgelerin nabzını tutarak daha kazançlı yatırımlar yapabilir, kârınızı artırabilirsiniz. Dahası: Yatırım Rehberi’nde değer artışlarını il bazında takip edebileceğiniz gibi, seçtiğiniz ilin ilçelerindeki konut fiyatlarının artışlarına da göz atabilirsiniz. Seçeneklerinizi ister aylık değer artış yüzdesine, ister metrekare başına düşen fiyata göre sıralayarak veriye dayalı bir karar verebilirsiniz. Satılık konut fiyatı en çok artan bölgelerden haberdar olmak ve yatırımlarınıza değer katmak için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

Pareto

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

“Fed, yüksek enflasyon ile son iki yılın para politikası arasındaki bağlantıyı gözden geçiriyor mu?”

ABD Merkez Bankası Başkanı (Fed) Jerome Powell, 15 Haziran 2022’de politika faizini 1994’ten bu yana ilk kez 75 baz puan artırdıktan sonra kameraların karşısına geçtiğinde karşılaştığı sorulardan biri buydu. Powell’ın soruya cevabı, son zamanlarda üstlendiği ve eski Fed Başkanı Paul Volcker ile sıkça karşılaştırılmasına neden olan “enflasyon savaşçısı” duruşundan biraz farklı, suçu üstlenmekten uzaktı: “Ekonomiyi birçok farklı gücün yönlendirdiğinin farkındayız; ancak yakın tarihte pandemi, Rusya-Ukrayna savaşı ve Çin’deki kapanmalar gibi olağanüstü şoklarla karşılaştığımızı da göz ardı etmemek lazım.”

Geçen yılın çoğunu, enflasyonun “geçici” olduğunu söyleyerek geçiren Powell, bu cevapla bir yandan yüksek enflasyon ortamında faiz artırımlarına devam edileceğinin sinyalini veriyordu; diğer yandan ise bir süredir karşılaştırıldığı eski Fed Başkanı Volcker’ın rolünü üstlenmeye henüz hazır olmadığını gösterir gibiydi. Peki, son dönemde Paul Volcker’ın adı neden bu kadar sık anılmaya başlandı? Jerome Powell, yeni Paul Volcker olabilir mi? Gelin birlikte inceleyelim.

Merkez bankacılığında bir efsane: Paul Volcker kimdir?

1970’lerde tüm dünya petrol krizinin etkisindeyken ABD’de enflasyon, %12 seviyelerine ulaşmış; dönemin başkanı Gerald Ford, Whip Inflation Now (WIN) (Hemen enflasyonu kırbaçla) isimli bir program başlatmıştı. Vatandaşları tasarrufa yönlendirerek enflasyonu düşürmeyi amaçlayan WIN, beklenen başarıya ulaşamazken Ford’un görevi bıraktığı 1978’de enflasyon hala oldukça yüksekti. Bu noktada devreye, ABD’nin en etkili merkez bankası başkanlarından biri olarak görülen Paul Volcker girdi.

Ağustos 1979’da Fed başkanı olarak atanan Volcker, göreve gelmeden önce dönemin başkanı Jimmy Carter’dan icraatlarını belirleyecek üç istekte bulundu: Fed tamamen bağımsız olacak, enflasyonla mücadeleye odaklanacak ve sıkı para politikası uygulayacaktı. Volcker yönetimi altında faizler, bir sene içinde %11 seviyelerinden %20’ye kadar yükseltildi. Haziran 1981’de ise %21,5 ile zirveyi gördü. Faiz artışları devam ederken ülkede işsizlik, %11’e çıkmış; otomobil üreticileri satamadıkları otomobillerin anahtarlarını Fed’e postalamaya, çiftçiler traktörleriyle Fed binasının etrafında tur atmaya başlamıştı.

Volcker, dönemin istenmeyen adamıydı; ancak sıkı para politikasındaki inatçı yaklaşım işe yaradı. ABD’de enflasyon, 1980’de %14,6 ile zirveyi gördükten sonra Haziran 1983’te %2,5’a kadar düştü. 1980’lerin ortasında hem işsizlik hem de enflasyon 1970’lerdeki seviyelerinden çok uzakta rekor düşük seviyelere geriledi, faizler de aşamalı olarak düştü.

Jerome Powell, nasıl bir politika izledi?

Volcker’ın başarısının yansımaları, yaklaşık 40 sene sürdü. 2020’lere geldiğimizde ise ABD, yeniden yüksek enflasyon tartışmalarının ortasında kaldı. Pandemi kısıtlamalarının başladığı Mart 2020’de %1,5 olan yıllık enflasyon, Mayıs 2022’de %8,6 ile son 40 yılın zirvesine çıktı. Buna karşılık, uzun bir süre enflasyonun “geçici” olduğuna dair söylemlerde bulunan hâlihazırdaki Fed Başkanı Powell, sene başında “Belki de 'geçici' terimini bırakmanın zamanı gelmiştir,” diyerek şahin olarak tanımlanan daraltıcı para politikasının sinyallerini verdi.

Geçen yıl kasım toplantısıyla varlık alımlarının hızını düşürmeye başlayan Fed, mart ayında varlık alım operasyonunu tamamlayarak faiz artışlarına başladı. Banka, mart ayında 25 baz puan artışla 2018'den bu yana ilk kez faiz artırımına giderken mayısta, 50 baz puan ile 2000 yılından bu yana en hızlı faiz artışını gerçekleştirdi. Son olarak, haziran toplantısında faizler, 75 baz puan artışla %1,50-1,75 aralığına yükseltildi. Böylece, 1994’ten bu yana tek seferde en hızlı faiz artışı gerçekleştirilmiş oldu.

Neden karşılaştırılıyor?

ABD’de seneler sonra yükselen enflasyon ve ardından gelen faiz artışları, doğal olarak akıllara 1960 ve 1970’lerdeki yüksek enflasyon dönemini getirirken iki dönem sıkça karşılaştırılmaya başlandı. İki dönemin karşılaştırılmasının en büyük nedeni, her iki dönemde de enflasyonun genellikle düşük olduğu uzun bir süreden sonra hızla yükselmeye başlaması; ancak dönemler arasında ciddi farklılıklar olduğunu da göz ardı etmemek gerekiyor.

Öncelikle benzerliklere bakacak olursak; iki dönemde de ağır fedaral harcamalar talebi artırırken enflasyonun yükselişinde etkili oldu. 1960 ve 1970’lerde, Vietnam savaşı ve “Büyük Toplum” programları; 2020’li yıllarda ise Covid-19 pandemisi devlet harcamalarını artırdı. 1970’lerde petrol krizi nedeniyle küresel enerji ve gıda fiyatlarında yaşanan şokların bir benzeri de günümüzde, Rusya’nın Ukrayna’yı işgali nedeniyle yaşanmaya başlandı.

Öte yandan, iki dönem arasında kritik farklılıklar da var. ABD’de Volcker öncesi dönemde, Fed’in faiz oranlarını yükselterek enflasyonla mücadele etme eğilimi, ekonomiyi yavaşlatma ve işsizliği artırma ihtimali nedeniyle siyasi direnişle karşılaşıyordu. Dolayısıyla Volcker, oldukça sert bir siyasi iklimde zor kararların insanı olmuştu. Buna karşılık, mevcut Fed Başkanı Powell’ın enflasyonu düşürme çabaları, en azından şimdiye kadar hem Beyaz Saray hem de Kongre'den hatırı sayılır bir destek görüyor.

Ayrıca bazı ekonomistler, günümüzdeki Fed’in Volcker dönemine kıyasla enflasyon çok daha düşük seviyelerdeyken faiz artırımlarına başladığına ve bu nedenle Powell’ın Volcker kadar agresif bir tutum sergilemek zorunda kalmayacağına dikkat çekiyor. 40 yıl önce enflasyon yükselirken Fed yetkilileri, işgücü piyasasına çok fazla zarar vermekten endişe ettikleri için faiz oranlarını yükseltme konusunda daha çekimser davranmışlardı. Hızlı hareket etme konusundaki bu isteksizlik, enflasyonun ancak sert tedbirler sonucunda düşmesine neden olmuştu. Günümüzde ise Fed, kimilerine göre geç kalmış olsa da enflasyon henüz çift haneli rakamlara ulaşmadan sıkı para politikası uygulamaya başladığı için çoğu tüketici ve yatırımcı, maliyetlerin çok geçmeden daha düşük seviyelere dönmesini bekliyor. 

Şimdi ne olacak?

Fed, son toplantısında bu yıla ilişkin enflasyon tahminini yükseltirken büyüme beklentilerini düşürdü. Enflasyon tahmini, 2022 için %4,3’ten %5,2’ye; 2023 için %2,7’den %2,6’ya, 2024 için %2,3’ten %2,2’ye çekildi. ABD ekonomisinin bu yıla ilişkin büyüme tahmini ise %2,8'den %1,7'ye düşürüldü. Tahminlerde yapılan değişiklik, Fed’in önümüzdeki dönemde enflasyonda hızlı bir düşüş beklemediğini gösteriyor; nitekim bu durum da “enflasyonla koşulsuz-şartsız bir şekilde savaşacağını” belirten Powell’ın gittikçe daha çok Volcker’ın agresif politikasına yaklaşma ihtimalini artırıyor.

Eski Hazine Bakanı Larry Summers'ın kaleme aldığı yakın tarihli bir makale, Powell’ın enflasyonu hedeflendiği gibi %2’ye düşürmesi için 40 yıl önceki kadar sert önlemler alması gerektiğini öne sürüyor. Princeton Üniversitesi’nden bir profesör ise son dönemde sıkça gündeme gelen resesyon riskine dikkat çekerek “Kalıcı fiyat baskılarıyla başa çıkmak için aşırı agresif eylemler de tehlikeler taşıyor. Ekonomi, işsizliğin hızla arttığı çok şiddetli bir durgunluğa itilebilir,” ifadelerini kullanıyor.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Pareto

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

NEREDE YAYIMLANDI?

ParetoPareto

BÜLTEN SAYISI

🐻 Yurt dışı piyasalardaki satışın nedeni ne?

Merkez bankaları, yüksek enflasyonla nasıl mücadele ediyor? Yurt dışı piyasalardaki satışın nedeni ne? Ayı piyasası ne anlama geliyor? Fed Başkanı Jerome Powell, yeni Paul Volcker olabilir mi?

01 Tem 2022

Zingat ile birlikte
Fotorğraf: Sarahbeth Maney / The New York Times

YAZARLAR

Nurefşan Kutlu

Business Editor

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

İLGİLİ OKUMALAR

ParetoPareto

HİKAYE

Savunma bütçeleri büyürken: Ekonomik durgunluğun çaresi silahlanma olabilir mi?

Avrupa’dan Japonya’ya birçok ülke, artan güvenlik kaygılarıyla birlikte savunma bütçelerini büyütüyor; bu harcamaların teknoloji, istihdam ve sanayi üzerinden ekonomiye de ivme kazandırması bekleniyor. Peki silahlanma, durgun ekonomiler için gerçekten bir büyüme motoruna dönüşebilir mi?

Birol Oğuz

·

09 Eyl 2026

Savunma bütçeleri büyürken: Ekonomik durgunluğun çaresi silahlanma olabilir mi?
ParetoPareto

HİKAYE

Pandeminin faturası: Genç işsizliğinin sorumlusu AI değil de uzaktan çalışma olabilir mi?

Giriş seviye pozisyonlarda işe alımlar, dünya genelinde hızla yavaşlıyor. Genç işsizliğindeki bu artış, özellikle beyaz yakalı işlerde büyük oranda yapay zekaya atfediliyor. Fakat yakın tarihli araştırmalar, yeni mezunların yaşadığı istihdam sıkıntısının asıl sorumlusunun uzaktan çalışma olabileceğine işaret ediyor.

Doğa Yurduneri

·

08 Eyl 2026

Pandeminin faturası: Genç işsizliğinin sorumlusu AI değil de uzaktan çalışma olabilir mi?
ParetoPareto

HİKAYE

'Ya yatırım ya yaptırım' dönemi: Otomotivde Çin markalarının payı %6’ya geriledi

Çin merkezli markaların peş peşe Türkiye pazarına girişi ve önemli bir satış başarısı elde etmesi, Türkiye’deki yöneticileri biraz rahatsız etmişti. Bunun üzerine Türk lobisinin de yönlendirmeleriyle vergiler, ithalat düzenlemeleri ve servis şartları üzerinden bu markaların önüne ciddi bir duvar örüldü. Ağustos ayına ilişkin pazar verileri ise bu “Çin işkencesi”nin sonuç verdiğini ortaya koydu.

Ahmet Çelik

·

08 Eyl 2026

'Ya yatırım ya yaptırım' dönemi: Otomotivde Çin markalarının payı %6’ya geriledi
ParetoPareto

HİKAYE

Shein halka açıldı: 100 milyar dolarlık rüya nasıl tersine döndü?

Shein, Londra ve New York’taki halka arz girişimlerinin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından bu hafta nihayet Hong Kong borsasında halka açıldı. Birkaç yıl önce hızlı modanın yükselen yıldızı olarak görülen şirket, yatırımcıların karşısına zirve döneminden çok daha farklı bir tabloyla çıktı. Analistlere göre bu tablo, şirketi 100 milyar dolar değerlemeye taşıyan ekonomik koşulların artık ortadan kalktığını da kanıtladı.

Doğa Yurduneri

·

02 Eyl 2026

Shein halka açıldı: 100 milyar dolarlık rüya nasıl tersine döndü?
ParetoPareto

HİKAYE

İnsanların birlikte çalışmak istediği kişi olmak için ne gerekir?

Bir çalışanı değerli kılan yalnızca görev tanımında yazanları yerine getirmesi değil; aksaklıkları fark etmesi, sahiplenmesi ve çözümün parçası olmak istemesi de aynı zamanda. Çalışma arkadaşını, müşterisini, itibarını ve geleceğini dert edinen çalışanlar kurumları ileri taşıyor. Ancak dert edinmek yalnızca kişinin tercihi değil; bu çalışanlar sorgulama, fikir belirtme ve sorumluluk alma alanı buldukları ölçüde kurumun gelişimine gerçek bir katkı sunabiliyorlar.

İnsanların birlikte çalışmak istediği kişi olmak için ne gerekir?