Joséphine De Retour


Şehre yeni bir dokunuş: Jam’s Session Festival Sevgili Aposto İstanbul okuru, şehre eylül ayında iniş yapacak olan Jam’s Session Festival 'ın erken dönem biletlerinin satışa çıktığını, hatırlarsın ki geçtiğimiz haftalarda büyük bir heyecanla seninle paylaşmıştık. N’olur n’olmaz, ya gözünden kaçtıysa diyerek detayları yeniden hatırlatmak isteriz; çünkü bu festival kaçmaz. Nedir? Şehre yeni bir nefes getirmek için hazırlıklara başlayan Jam’s Session Festival , yaz havasından çıkmak istemeyenlere derman olmak, dönüş için acele etmeye pek gönüllü yaklaşmayanları da yeniden İstanbul’a davet etmek üzere 10 Eylül’de Maximum Uniq Açıkhava’da olacak . Kimler var? Sen, ben, hepimiz; bir de akustik enstrümanlarını elektronik ritimlerle birleştiren Hamburg merkezli tekno bando takımı MEUTE , Glasgow’un huzur veren renkli ismi Alex Amor, sesiyle yaz rüzgârlarını yeniden estirecek olan M.I.L.K. , yaratıcı ve özgün ruh Noga Erez ve janrların ötesinde bir davulcu Yussef Dayes bizlerle olacak. Bir eylül günü şehri parlatmaya hazırlanan festivalle ilgili gelişmeler için gözün @theirishsprit ’te olsun. The Irish Spirit ana sponsorluğunda, 3dots tarafından gerçekleştirilecek Jam’s Session Festival için erken kalkanın yol alacağı erken dönem biletlerini şurada bulabilirsin.
Daha fazlasını öğren →
Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
KİMLİK BİLGİLERİ
Takma adım: Bir takma adım yok
Yakında şunu dinledim: Funkadelic'ten Maggot Brain (çılgın mı çılgın bir elektrik gitar şaheseri)
Yakında şurada dans ettim: Haziran'da Berlin'de düzenlenen KaterBlau x Bar25 etkinliğinde.
İstanbul’da nerede yaşıyorsun? Moda
Kalbinde nereli hissediyorsun? Her yerden ve hiçbir yerden. Çünkü... Aslında bunu yeni fark ettim (gülüyor). O yüzden belli bir sebepten daha çok bir his daha ziyade bu.
HOŞBEŞ
Selamlar Joséphine! Bize ne zamandır Türkiye'de olduğunu ve seni buraya neyin getirdiğini anlatır mısın?
Selamlar! 2 yıldır Türkiye’deyim, Ağustos 2020’den beri net olmak gerekirse. Diskoloop etkinliğimi güzel Bonjuk Koyu’nda (Marmaris) düzenledim, ardından Muğla’da seyahat etmeye başladım ve bir baktım ki 3 aydır buradayım. Daha uzun kalabilmek için de oturum izni başvurumu gönderdim. Her şeyi geride bıraktım, buraya gelmeden önce 6 yıldır Dubai’de yaşıyordum. Pişmanlığı yok, hayatımın macerasını yaşıyorum!
DJ olmanın yanında aynı zamanda da The Dancing Gurus’un kurucususun. Türkiye’de yaşaman yaratıcı sürecini nasıl etkiliyor?
The Dancing Gurus benim yeni projem, bir yaratıcı ajans. Üzerinde çalıştığım etkinlik, sanatçı rezervasyonu, marka yaratımı gibi şeyleri bir araya getirmek için başlattım. Türkiye’de olmak yaratıcılığımı uyandırdı. Yerleri, enerjisi, insanları, güzel doğası ve İstanbul’un hareketliliği… Her gün benim için yeni bir macera. Her zaman ilham bulabiliyorum burada. Sanırım burada kalmaya karar vermemin sebebi de bu. Bağlı hissetmek paha biçilemez bir duygu.

Joséphine De Retour
Türkiye’nin yeraltı müzik sahnesini ve Türkiye kültürünü nasıl değerlendirirsin?
Harika, gitmekten keyif aldığım birçok kulübü ve taze üretimler yapan mükemmel DJ’leri var. Burada olmaktan çok keyif alıyorum ve dediğim gibi sürekli ilham bulabiliyorum. Buranın müzik sahnesinin hâlâ genişlemeye devam ettiğini, potansiyelinin de olduğunu görebilirsiniz. Uluslararası ve yerel sanatçıları bir araya getiren Utopia Festivali gibi birtakım harika yeraltı projelerinde yer aldım. Bunlar ülkeye ve buradaki müzik sahnesine entegrasyonumu hızlandırdı.
Pandemi sırasında Türkiye’deydin. Senin bu süreçteki tecrübelerine göre pandemi Türkiye’nin müzik sahnesini nasıl etkiledi? Bunu dünyanın geri kalanıyla kıyaslayabilir misin?
Yerel sanatçılara yeniden bir odaklanma gözlemledim. Dünyanın geri kalanında da böyle ama Türkiye'de bu durum daha net. Bence bu iyi ve gerekli bir geçiş oldu. Yerel sahneler ve onların kahramanları; güzel ve otantik bir sahne yaratabilmek için ön sıralarda olmalılar. Öte yandan, tam da bu sebepten dolayı Türkiyeli sanatçılardan müthiş ve yepyeni müzikler dinliyorum. Çıkıştaki DJ’ler ve yapımcılar kendilerini gösterebilmek ve bundan mümkün olduğunca faydalanmak için bir fırsata sahip oldu, harikulade bazı müzikleri de bizimle paylaştılar! Ama pandemi, müzik sahnesi için gece yarısı müzik yasağı gibi negatif şeylere de neden oldu, bakalım bu süreç nasıl dönüşecek.
Son olarak bize İstanbul’daki favori dans yerlerini söyleyebilir misin?
Suma Han’ı çok seviyorum. Kalabalığı, müziği, havası. Kalbimde ben bir yeraltı particisiyim, o yüzden partilerin daha sert olanlarını seviyorum (gülüyor). Suma Han’da bu sertliği hissedebiliyorum.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
NEREDE YAYIMLANDI?
Eve dönüş haftasından herkese merhaba. Bu hafta şehrin ajandasında; Palmiyeler'in Burgazada'ya daveti, yazlık bir Jöte Sosteye partisi, Kavinsky ile dans ve dahası var.
24 Tem 2022

YAZARLAR

Aposto İstanbul
İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Dört yıllık tadilatın ardından yeniden açılan Eski Şark Eserleri Müzesi, İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nin geniş koleksiyonundaki hikayelerin peşine düşmek için İstanbullulara bahane oldu. Dört bin yıllık bir aşk şiirinden Assur’un süslü cinlerine, Midillili bir köpeğin mezartaşından müze bahçesindeki altı Bizans, üstü Osmanlı çeşmesine, bu kez hemen akla gelen başyapıtlarla değil, ilk bakışta gözden kaçabilecek ilginç hikayeler eşliğinde geziyoruz müzeyi.

İstanbul’da gezerken bazen bir sarnıcın önünden geçeriz, bazen bir sur parçasının yanından. Bazen eski bir kilisenin, bazen bir saray kalıntısının, bazen de adını bilmediğimiz bir sütunun önünde dururuz. Çoğu zaman fark etmeyiz; fark ettiğimizde de bu kalıntıları ayrı ayrı görürüz. Ayasofya bir yerde durur, Kariye başka bir yerde. Oysa bütün bunlar aynı büyük hikayenin parçalarıdır: İstanbul’un bin yılı aşan Roma / Doğu Roma başkentliği.

Kadıköy değişiyor ama bu sadece yapısal bir dönüşüm değil. Bu, bir mahallenin değişen yaşam kültürünün, aşınan kent belleğinin ve yaşadığı çevre üzerinde söz sahibi olmak isteyen sakinlerinin hikayesi aynı zamanda. Caferağa Mahallesi Muhtarı Hanife Dağıstanlı, son 15 yılda semtin geçirdiği dönüşümü kent belleği, kamusal alan ve aidiyet üzerinden değerlendiriyor.

Sirkeci’de, İstanbul’un en yoğun geçiş noktalarından birinde yükselen Sanasaryan Han, bugün "lüks otel" olarak işletiliyor. Ancak binanın hikayesi bir otelden çok daha fazlası: Bir Ermeni vakfı, devletleşen bir mülkiyet, siyasi tutukluluk hafızası ve yarım asrı aşan bir hukuk mücadelesi...

Bayramda arabasız gezmek, çoğu insana külfet geliyor. Azalan otobüs seferleri, artan yolcu sayısı, belli semtlere gitmenin işkenceye dönüşmesi bayram gezmesinin olmazsa olmazları. Öte yandan ücretsiz bayram otobüsleri, sabahın nurunda kalkıp işe gidenler, bu yüzden şehri ancak bayramdan bayrama keşfedenler, iki kuruş harçlıkla hayatını idame ettirmeye çalışan kadınlar, denizi görmeden büyüyen çocuklar, çocuklarına denizi göstermek için bayramı bekleyen aileler için biraz da.



