Kaçınılmaz belirsizlik: Beşinci sanayi devrimi

Dijital ve otomasyon tabanlı kazanımları hayatımızın merkezine koyan Endüstri 4.0 yerini, odağına insan, toplum ve gezegeni alan, süreçlerin bu bakış açısıyla yeniden tasarlandığı Endüstri 5.0’a bırakıyor. Kendimizi bir anda yeni bir ekonomi çerçevesi içinde bulmamıza sebep olacak bu süreç, istihdam, kentleşme, göç ve gelir dağılımı gibi beşeri konular da dahil olmak üzere pek çok alanda kalıcı değişiklikler görmemize neden olacak.
Beşinci sanayi devrimi ya da manşet adıyla Endüstri 5.0, imalat süreçlerinde insan ile makinelerin etkileşiminin yeni aşamasını tanımlamak için kullanılan bir terim. Avrupa Birliği, Endüstri 5.0’ı “sanayinin topluma katkısını ve rolünü güçlendiren; verimlilik ve üretkenliğin ötesinde insanı üretimin merkezine koyan ve gezegenin sınırlarına saygı göstererek refah sağlayan bir vizyon” olarak tanımlıyor. Bu tanımdan hareketle, bu süreci otomasyon, robotik ve son dönemlerde yapay zeka gibi teknolojilerine “insani dokunuş” katılması olarak düşünebiliriz. Diğer bir ifadeyle, önceki sanayi devrimlerinin üzerinde ve yeni dönemin imkan ile talepleri çerçevesinde şekillenen Endüstri 5.0, tam otomasyon vizyonunu korurken, verimlilik hedefinin hem işgücü hem de çevresel etkilerini odağına alıyor.
Hoş geldin! Aposto Premium üyelerine özel bu içeriği okumak için Premium üye olabilir ya da Premium hesabına giriş yapabilirsin.
Aposto Premium
Ayda
- Aposto'nun tüm arşivine ve güncel yayınlara sınırsız erişim.
- Yükselen endüstrilerden gelişme ve içgörüleri aktaran, entelektüel dünyanı besleyecek Premium üyelere özel makale ve bültenler.
- Gündemdeki gelişmeleri küresel bir perspektifle aktaran analizler.
- Aposto Radyo için hazırladığımız podcast ve sesli belgesellere websitemiz ve mobil uygulamamızdan erişim imkanı.

EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
YAZARLAR

Eralp Ersoy
Lex Strategic Advisory Kurucusu

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
OKUMAYA DEVAM EDİN
Bu hafta yurt içinde Eylül ayı işgücü ve dış ticaret istatistikleri ile üçüncü çeyrek turizm gelirleri öne çıkarken, yurt dışında Fed, Avrupa Merkez Bankası (ECB) ve Japonya Merkez Bankası'nın (BoJ) faiz kararları ön planda.
26 Eki 2026

Küresel endeks sağlayıcılarının Türkiye'ye bakışı sertleşmeye devam ediyor. Haziran ayında MSCI'ın uyarısıyla başlayan süreç, temmuzda S&P DJI'ın Türkiye'yi izleme listesine almasıyla devam etti. Ağustosta FTSE Russell Türk hisselerine yönelik endeks güncellemelerini erteledi. Üç kurumun da aksiyonu fiili dolaşım oranlarının güvenilirliği, hissedar şeffaflığı ve bazı küçük ölçekli şirketlerle ilişkili fonlar üzerinden yapıldığı düşünülen koordineli işlemlere dayanıyor.

Küresel piyasalarda enflasyon dinamikleri, tahvil getirileri ve hisse senedi performansı arasındaki ilişki son dönemde dikkat çekici bir ayrışma sergiliyor. ABD'de enflasyonun beklentilerin üzerinde gelmesine ve Hazine tahvili getirilerinin yüksek seviyelerde seyretmesine rağmen, hisse senedi piyasalarının hala dirençli kalması öne çıkıyor.

AB’nin yeni “Made in Europe” kuralları, AB’den ayrılan İngiltere’yi içeride tutarken otuz yıllık Gümrük Birliği ortağı Türkiye’yi dışarıda bırakıyor. Bu tercihin ardında bir aidiyet ve rekabet kaygısı var. Türkiye’nin yanıtı rica değil, mütekabiliyet olmalı.

Türkiye ile Suriye arasında, savaş yıllarında büyük ölçüde atıl kalan sanayi tesislerinin yeniden faaliyete geçirilmesi ve yeni sanayi bölgelerinin kurulması için uzun zamandır geniş kapsamlı bir hazırlık yürütülüyor. Son dönemde açıklanan projeleri birlikte değerlendirdiğimizde, Türkiye’nin Suriye’de üç ayaklı büyük bir yatırım planı uygulamaya hazırlandığı görülebiliyor




