Kaçınılmaz belirsizlik: Beşinci sanayi devrimi

Dijital ve otomasyon tabanlı kazanımları hayatımızın merkezine koyan Endüstri 4.0 yerini, odağına insan, toplum ve gezegeni alan, süreçlerin bu bakış açısıyla yeniden tasarlandığı Endüstri 5.0’a bırakıyor. Kendimizi bir anda yeni bir ekonomi çerçevesi içinde bulmamıza sebep olacak bu süreç, istihdam, kentleşme, göç ve gelir dağılımı gibi beşeri konular da dahil olmak üzere pek çok alanda kalıcı değişiklikler görmemize neden olacak.
Beşinci sanayi devrimi ya da manşet adıyla Endüstri 5.0, imalat süreçlerinde insan ile makinelerin etkileşiminin yeni aşamasını tanımlamak için kullanılan bir terim. Avrupa Birliği, Endüstri 5.0’ı “sanayinin topluma katkısını ve rolünü güçlendiren; verimlilik ve üretkenliğin ötesinde insanı üretimin merkezine koyan ve gezegenin sınırlarına saygı göstererek refah sağlayan bir vizyon” olarak tanımlıyor. Bu tanımdan hareketle, bu süreci otomasyon, robotik ve son dönemlerde yapay zeka gibi teknolojilerine “insani dokunuş” katılması olarak düşünebiliriz. Diğer bir ifadeyle, önceki sanayi devrimlerinin üzerinde ve yeni dönemin imkan ile talepleri çerçevesinde şekillenen Endüstri 5.0, tam otomasyon vizyonunu korurken, verimlilik hedefinin hem işgücü hem de çevresel etkilerini odağına alıyor.
Hoş geldin! Aposto Premium üyelerine özel bu içeriği okumak için Premium üye olabilir ya da Premium hesabına giriş yapabilirsin.
Aposto Premium
Ayda
- Aposto'nun tüm arşivine ve güncel yayınlara sınırsız erişim.
- Yükselen endüstrilerden gelişme ve içgörüleri aktaran, entelektüel dünyanı besleyecek Premium üyelere özel makale ve bültenler.
- Gündemdeki gelişmeleri küresel bir perspektifle aktaran analizler.
- Aposto Radyo için hazırladığımız podcast ve sesli belgesellere websitemiz ve mobil uygulamamızdan erişim imkanı.

EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
YAZARLAR

Eralp Ersoy
Lex Strategic Advisory Kurucusu

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
OKUMAYA DEVAM EDİN
İmalat sanayiinde ilk dört ayda %1,3’e ulaşan üretim artışı, Ağustos ayında %0,2’ye geriledi. Giyim ve makine sektörlerinde daralma tüm şiddetiyle sürerken, önceki yıllarda büyüyen bazı sanayi kolları da yaz aylarında üretim kaybetmeye başladı.

Nobel Ekonomi Ödülü’nü alan Robert Hall ve Michael Woodford’un çalışmalarının ortak noktası, ekonomik istikrarın yalnızca bugün alınan kararlara değil, insanların geleceğe ilişkin beklentilerine de bağlı olduğu düşüncesi oldu. Ödülün gerekçesinde “makroekonomik istikrarın mikroekonomik temellere yaptığı katkılar” ifadesi yer alırken burada Türkiye açısından da önemli çıkarımlar var. Bu teze göre, ekonomik istikrarın toplumsal karşılığı tek başına enflasyonun düşmesi değil.

Bu hafta yurt içinde Ağustos ayı cari işlemler dengesi, Eylül ayı bütçe dengesi ve TCMB Piyasa Katılımcıları Anketi öne çıkarken, yurt dışında ABD enflasyonu ve perakende satışlar, Çin enflasyonu ve dış ticaret dengesi ile Avro Bölgesi nihai enflasyonu ön planda.
12 Eki 2026

Arjantin'de Javier Milei'nin "testere" ile başlattığı ekonomi programı üçüncü yılını tamamlamaya yaklaşırken, ilk iki yılın başarı hikayesi yerini giderek daha karmaşık bir tabloya bırakıyor.

Milli gelir bir hasılat rakamıdır, kazanç rakamı değildir. Türkiye 2010-2019 arasında yılda %5,5 büyüdü ancak aynı zaman zarfında verimlilik artışı yalnızca %0,3'te kaldı. Bunun sebebi ise yatırımların az olmasından ziyade yatırımların yanlış noktalara yönelmesiydi. Uzun süredir olduğu gibi bugün de aynı sınav önümüzde bizleri bekliyor.




