

Alternatif Bank’tan: Engelleri kaldırmak tek Alternatif’imiz podcast serisi Engellerin kalktığı bir dünyada herkesin toplumsal yaşama bağımsız bir şekilde dâhil olabileceğine inanan Alternatif Bank , dönüşüm için gerekli sorumluluğu üstlenerek son dört yıldır “Engelsiz Bankacılık” için var gücüyle çalışmalar yürütüyor. Herkes için erişilebilir bir bankacılık deneyimi oluşturmayı hedefleyen Alternatif Bank, son olarak engelsiz bankacılık ve engellilerin karşılaştıkları zorluklara dikkat çekmek amacıyla “Engelleri Kaldırmak Tek Alternatifimiz” konulu podcast serisini hayata geçirdi. Engelsiz Bankacılık çalışmalarını sürekli gelişime dayanan, ‘Engelleri Kaldırma’ gayesi etrafında sürdüren banka, podcast serisiyle ‘hak temelli’ anlayışının sesini daha çok duyurmayı hedefliyor. Nedir? Podcast serisinde, akademisyenler, iş dünyasından ve sivil toplum kuruluşlarından alanında uzman isimlerle engelli bireylerin finansal erişim ve kapsayıcılık konularında yaşadığı zorluklar, çözüm önerileri, hak temelli yaklaşım gibi birçok konu ele alınıyor. İlk bölüm: Toplumsal Haklar ve Araştırmalar Derneği’nden Araştırmacı Yazar Süleyman Akbulut ’la haklara eşit bir şekilde erişimin öneminden sakatlık ve engellilik arasındaki temel farklara, toplumsal algılardan konunun insan hakları çerçevesinde ele alınmasına kadar pek çok konunun konuşulduğu bölümü buradan dinleyebilirsiniz. Engelleri kaldırmak tek Alternatif’imiz serisinin ilk bölümünü tüm podcast dinleme platformlarından dinleyebilir, aynı zamanda işaret dilinde erişilebilir versiyonuna Alternatif Bank YouTube kanalından ulaşabilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
Bir şirketin kendisini "karbon nötr" ilan etmesi, bir anda iklim sorununun dışında kaldığı anlamına gelir mi? Son yıllarda büyük şirketlerin web sitelerinde sürdürülebilirlik raporları öne çıkıyor; fakat bunların içi ne kadar dolu?
- Her şirketin ait olduğu değer zinciriyle; tedarikçileriyle, müşterileriyle, ortaklarıyla ele alınması gerekiyor. Söz konusu emisyonlar kendilerine ait olmasa da bu senaryodaki risk mülkiyetten değil, bağımlılıktan kaynaklanıyor.
- Bunu kompanse etmek için bazı şirketler ağaç dikiyor; bazıları ağaçların kesilmemesi için ödeme yapıyor. Bazı şirketler daha da ileri giderek günlük yaşamı karbondan arındıran teknolojilere yatırım yapıyor. Bunların hepsini birbirine bağlayan nokta, tüketicilerin –genellikle küçük miktarlarda– para ödeyerek, faaliyetlerinin yarattığı emisyona karşı koydukları iddiası.
- Hatta: Karbon kredilerinin kolay satın alınabilirliği ve ekonomikliği, iklim değişikliğinin aciliyetiyle uyuşmuyor gibi görünüyor. Çoğu şirkete göstermelik katkılarına ek olarak neredeyse bir "kirletme lisansı" sağlayan uygulamalar, vicdanı rahatlatma ve müşteriyi ikna etme ajandasından öteye gidemiyor.
Geçtiğimiz hafta: Avrupa Parlamentosu, üye ülkeler ile yeşil aklama (green-washing) olarak nitelendirilen ve bir şirketin çevresel sorumluluğa sahip olduğu imajını vurgulamak amacıyla yaydığı yanlış bilgiler ve yanıltıcı iddiaları kapsayan ifadelere karşı yaptırımlar uygulayacağını açıkladı.
- Detaylar: Şirketler iddialarının doğruluğunu kanıtlayamazsa, 2026 yılına kadar "iklim dostu" ya da "ekolojik" gibi kapsamlı çevresel iddiaların kullanımının yasaklanması planlanıyor.
Çözüm ne olabilir? Buna bireysel taraftan yaklaşabiliriz, neyse ki şirketler için önemli olan birimler de müşterilerin ta kendisi. Bir karbon dengeleme vaadi veya projesi gerçekten var olsa bile, yanlış gitme potansiyeline sahip. Ne de olsa bugüne dek %53'lük bir sapma tespit edilmiş. Göz göre göre kandırılmamak adına, Verified Carbon Standard, Gold Standard ve Green-e Climate Standard gibi üçüncü taraf sertifikasyon programları tarafından onaylanmış projeler tercih edilebilir.
- Öte yandan: Eleştirilen noktalardan biri dengeleme programlarının genellikle temel sorunu ele almaması. Temiz ulaşım seçeneklerinin eksikliği çoğu şirket ve tüketicinin ayak izlerini hafifletmesini zorlaştırıyor.
- Unutmadan: Net Zero projeleri birçok ülkede karbon emisyonlarını azaltmanın ötesinde, yenilenebilir enerji gelişimini desteklemek ve yerel ekonomileri iyileştirmek gibi ek faydalar sağlamak üzere kurgulanmış durumda. Yani aslında tüm partiler için uzun vadeli bir "kazan-kazan" senaryosuna işaret ediyor.
Bir başka çözüm: Çetele tutmak. Birleşmiş Milletler tarafından bir araya getirilen çevre grupları ve yüzlerce işletme tarafından başlatılan Science Based Targets, dünya çapında yeterli emisyon verisine sahip olduğu 338 büyük şirketin 2015-2019 yılları arasında emisyonlarını toplu olarak %25 oranında azalttığını söyledi.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Bir araştırmaya göre, çalışanların %15'i her hasta olduğunda çalışıyor, küresel chatbot pazar büyüklüğünün 2032'ye kadar yaklaşık 4,9 milyar dolara yükselmesi bekleniyor.
02 Eki 2023

YAZARLAR

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Polaroid, üst üste ikinci yaz kampanyasını da yapay zeka karşıtı hissiyata ayırdı. Markanın sahillerdeki billboardlara yerleştirdiği reklamları "Veri merkezleri hepsini içip bitirmeden gidip denize atla" diyor; "yapay zekanın parmaklarımızın arasındaki kumu üretip üretemeyeceğini" sorguluyordu. Peki teknoloji liderlerinin kendilerini "tastewashing" ile yeniden paketlemeye çalıştığı bir dönemde markaların yapay zekayla mesafesi nasıl inandırıcı olur?

Ticaret Bakanlığı, yerli üretimi desteklemek ve cari açığı azaltmak amacıyla pek çok ithal üründe ek gümrük vergisi oranlarını artırdı. Her ne kadar bu düzenlemeler iç pazarda Çin ürünlerinin oluşturduğu haksız rekabetten kaynaklanan dezavantajları gidermeye yönelik olsa da, tüketiciye etkisinin zam olarak yansıyacağı beklentisi hâkim. Kur baskısıyla ithalatın üretmeye göre daha avantajlı olduğu Türkiye’de alınan bu kararların enflasyonla mücadeleye, cari açığın düşürülmesine ve yerli üretime etkileri ne olacak?

Türkiye’de kurumsal dönüşüm yönetimi denince akla ilk gelen isimlerden biri olan Burhan Karaçam’ın "Değişim, İnsan, CEO" kitabı, yakın zamanda okuruyla buluştu. Yeni kitabı vesilesiyle Aposto editörleriyle biraraya gelen Karaçam, yöneticilik serüveninden çıkardığı en önemli dersleri ve geleceğin yöneticilerine tavsiyelerini paylaştı.

Yıllarca bir girişimin ciddiyetini ölçmenin en kestirme yolu ekip büyüklüğüydü. "Kaç kişisiniz?" sorusu aslında "Ne kadar gerçeksiniz?" demekti. Yapay zeka, bu denklemi sessizce bozdu. Bugün en hızlı büyüyen şirketlerin bazıları, bir toplantı odasına sığacak ekiplerle yönetiliyor. Peki küçük bir ekip nasıl büyük iş çıkarıyor ve bu modelin görünmeyen bedeli ne?

Bugüne kadar liderlikle ilgili binlerce kitap ve makale yazıldı; pek çok farklı liderlik tanımı yapıldı. Yapılan onca tanımın içinde sanırım çoğunluğun hemfikir olduğu bir açı var: Kurumsal hayatta liderlik “insanlardan en yüksek verimi alabilmekle” ilgili. Bu verimlilikte doğru sorulara odaklanmanın payı da büyük.



