

Akbank destekleriyle: Attila Köksal ile Finansal Bakış ’ta beşinci bölüm “Uzun yıllar süren, dünyada eşi benzeri görülmemiş bir yüksek enflasyon ortamından geçmiş ve sayısız krizler, devalüasyonlar, terör olayları, darbeler ve darbe girişimleri, siyasi krizler görmüş Türkiye kanımca dev bir davranışsal finans laboratuvarıdır” diyen duayen yatırım uzmanı Attila Köksal , toplumun yatırım eğilimlerini incelemenin ve buradan elde edilecek çıkarımların kamusal politikaların belirlenmesinde ve bireylere emeklilik, sigorta, yatırım danışmanlığı ve varlık yönetimi hizmetlerinin daha sağlıklı verilmesinde fayda yaratacağının altını çizerek, bizleri Attila Köksal ile Finansal Bakış podcast serisinde beşinci bölümü dinlemeye davet ediyor. Beşinci bölüm | Murat Sağman ile Türkiye’de yatırım ve tasarruf eğilimleri: Finansal konulardaki kararlarımızı verirken sosyal çevreden nasıl etkilendiğimizi; uyum, itaat, güven, bulaşma ve kitle davranışı gibi sosyal psikoloji kavramlarının incelendiği serinin dördüncü bölümünün ardından son bölümde Köksal, konuğu ekonomist Murat Sağman ile Türkiye’de halk genelinde görülen tasarruf, birikim ve yatırım eğilimlerini davranışsal finans gözlüğüyle inceliyor. Aposto Radyo ’nun Akbank destekleriyle hazırladığı Attila Köksal ile Finansal Bakış ’ın yeni bölümlerine her hafta Aposto Radyo ’dan ulaşabilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) aralık ayı konut satış verilerini açıkladı. Buna göre 2022 yılında satılan konut miktarı bir önceki yılın %0,4 altında kaldı.
Detaylarda neler var?
Konut satışları 2022 yılında 1 milyon 486 bin adet olarak gerçekleşti. Bu değer, bir önceki yıl 1 milyon 492 bin seviyesindeydi. Veri, yaşanan ekonomik çalkantıya rağmen toplam konut satışlarında bir önceki yılın hacminin korunduğuna işaret ediyor. Buna karşın satışların yapısı itibarıyla önemli sayılabilecek detaylar mevcut.
Konut satışlarında İstanbul %17,5 ile lider konumunu sürdürüyor. İstanbul’u her zaman olduğu gibi Ankara ve İzmir takip ediyor. Ankara ve İzmir’de yapılan satışların toplamı ise İstanbul’da yapılan satışların yaklaşık 50.000 adet altında bulunuyor.
Verilere aylık bazda baktığımızda, aralık ayında yapılan satışların kasım ayı satışlarının %76,5 üzerinde olduğu görülüyor. Bu artış oranı 2022’de bir miktar fazla hissedilse de sektörel veriler aralık ayı satışlarında düzenli bir artış olduğunu ve hareketin temelde olduğunu gösteriyor. Yıllık bazda bakıldığında Aralık 2022’de yapılan satış miktarı ise bir önceki yılın aynı ayındaki satışların %8,2 altında bulunuyor.
Toplam satışların konut kredisi aracılığıyla gerçekleşme oranındaki düşüş ise devam ediyor. 2022 yılında %18,9 olarak gerçekleşen oran bir önceki yıl %19,7 seviyesindeydi. Burada, açıklanan konut kredisi kampanyalarına karşın yüksek seyreden faiz oranları ve krediye erişimde yaşanan güçlüklerin önemli bir payı var. Aralık ayında yapılan satışların ise sadece onda biri konut kredisi aracılığıyla gerçekleştirilmiş durumda.
💉 Hatırlatma dozu: Kredili (ipotekli) satışların toplam içindeki payı 2020 yılında %38,2 olarak gerçekleşmişti.
Veri setindeki önemli bir detay da yabancılara yapılan satışlar. 2022 yılında yabancılara yapılan 67.490 adet satış, toplam satışların %4,6’sını oluşturuyor ve zaman serisinin en yüksek değeri olarak kayda geçmiş durumda. Bu oran önceki yıl %4,0 seviyesindeydi. 2022 yılında Rusya Federasyonu uyruklu kişilere yapılan satış adedi yaklaşık iki kat artarken, mevcut seviye yabancı uyruklu kişilere yapılan yaklaşık her dört satıştan birine denk geliyor. Yabancıya satışlarda ilk sırada ise Antalya yer alıyor.
Talep ve fiyat durumu
Ülkemizde konut fiyatları küresel ortalamaların çok üzerinde bir reel artış trendinde bulunuyor. Geçtiğimiz günlerde ekonomi gündeminde yer bulan Knight Frank imzalı çalışma da bunu teyit eder nitelikte. Çalışmaya göre 2022 yılının ilk çeyreğinde konut fiyatlarının reel olarak en çok arttığı ülke açık ara farkla Türkiye olmuştu. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından yayımlanan konut fiyat endeksi çalışmasının kasım ayı sonuçları da konut fiyatlarının ülke genelinde nominal olarak %174,3; reel olaraksa %54,0 oranında arttığını gösteriyor.
Sonuç malum olmakla birlikte bu sonucu yaratan sebepleri bir araya getirmekte fayda var. Konut fiyatlarındaki artışın öncelikli sebebi şüphesiz ki enflasyon. TL’deki değer kaybı ile başlayan süreç, hemen her alanda olduğu gibi inşaat malzeme ve işçilik maliyetlerinde güçlü bir artışa yol açtı. TÜİK’in son verilerine göre, inşaat maliyetlerindeki yıllık artış oranı %117,1 seviyesinde bulunuyor. Yine de bu artış oranı reel anlamda yükselen fiyatları tam olarak açıklamaya yetmiyor. Bu noktada ise devreye tüketici davranışları ve toplumsal alışkanlıklar giriyor. Enflasyonist dönemlerde varlıklarını koruma içgüdüsüyle hareket eden hanehalkının yarattığı yüksek talep hem sıfır hem de ikinci el konut fiyatlarında artışa yol açıyor. Bunun yanında, ekonomi yönetimi tarafından teşvik edilen konut sahibi olma eğilimi ve salgın döneminden bu yana devrede bulunan kredi paketleri de bu talebi canlı tutuyor. Son dönemde kredili satış hacmi düşmekle birlikte talebi destekleyen bu görünüme hem TL’deki değer kaybının hem de vatandaşlık opsiyonu gibi avantajların tetiklediği yabancı talebi de eklendiğinde fiyatlama mekanizmasında bozulmalar görülüyor.
İçinde bulunduğumuz dönemde yaşanan “fiyatlarda balon olup olmadığı” tartışması ise bir süre daha (en azından maliyet enflasyonu baskısı ortadan kalkana dek) gündemdeki yerini koruyacak. Buna karşın, tarihsel olarak da teyit edilebileceği üzere fiyatların aşağı yönlü güçlü katılığı fenomeni sebebiyle fiyatlarda bir kırılma yaşanması olası görünmüyor.
Bu görünüme karşın, yerel talepte henüz bir kırılma görülmemesi ve artan dış talebin de destekleyici etkisi satış verilerinde bozulmaya yol açmıyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
NEREDE YAYIMLANDI?
EYT'lilerin maaşlarını en geç mart ayında alacağı ifade edildi. TCMB konut fiyat endeksini, TÜİK konut satış istatistiklerini yayımladı. Çin ekonomisinin %3 büyüdüğü açıklanırken, Almanya'da ekonomik beklentiler yükseldi
18 Oca 2023

YAZARLAR

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın New York ziyareti kapsamında 21-23 Eylül’de düzenlenen Türkiye Yatırım Konferansı’nda ekonomi yönetimi, Amerikan şirketlerini Türkiye’de enerji ve yüksek teknoloji yatırımları yapmaya çağırdı. Peki sunulan planların detaylarında neler yer aldı?

Bu hafta veri akışının yanı sıra merkez bankalarının toplantı tutanakları da yakından izlenecek. Yurt içinde Eylül ayı enflasyonu, Hazine nakit dengesi ve sanayi üretimi öne çıkarken, yurt dışında ABD ISM hizmet PMI, Fed ve ECB toplantı tutanakları, Almanya sanayi üretimi ve Michigan tüketici güven endeksi ön planda.
05 Eki 2026

İçeride sermaye piyasalarında yaşanan kayıpların servet etkisi ve iç talep üzerindeki olası sonuçları tartışılırken, dışarıda tahvil faizlerindeki yükseliş finansal sistem açısından daha geniş bir risk alanı yaratıyor. Altın, konut ve faiz getirileriyle son yıllarda büyüyen hanehalkı serveti, fon kaynaklı kayıpların makroekonomik etkisini kısmen sınırlayabilir. Küresel tarafta ise yüksek kamu borcu, güçlü talep ve uzun vadeli faizler yılın son çeyreğinde piyasaların yönünü belirleyecek temel başlıklar olmaya devam edecek.

Fon piyasasında yaşanan son gelişmeler, finansal denetimin yanında kurumların niteliği ve karar alma süreçleri üzerine de yeniden düşünmeyi gerektiriyor. Liyakat, şeffaflık ve kurumsal kapasite zayıfladığında sorunlar zaman içinde birikiyor ve sistemin hata üretme ihtimali artıyor. Son yaşananlar da örgütlü vasatlık kavramının ekonomi ve kurumlar açısından ne ifade ettiğini tartışmak için önemli bir örnek sunuyor.

Çok boyutlu bir sarsıntıya borsa manipülasyonu sermaye piyasası araçları, TEFAS fonları ve manipülatif hisse hareketleriyle yapıldı. Skandalın merkezindeki portföy yönetim şirketleri halka açıklık oranı ve işlem hacmi sığ hisselerde karşılıklı işlemlerle yapay fiyat oluşturdu. SPK’nın 28 Ağustos kararları sonrası likidite sıkışıklığı yaşandı, yatırımcılar parasını çekmek isteyince fonlar temerrüde düştü. Krizin borsa boyutunu uzmanlara sorduk.



