Krizde hukuki mücadele: İklim davaları


İyi müzik için iştah duyanlara: Literal Radio
Şehrin yeni groove radyosu Havada gönül tellerini titretecek bir sıcaklık, modumuzda ise bu güzel hislere yakışacak iyi müziğin heyecanı var. Özlem duyduğumuz ritim için nerede bir araya geleceğimizi artık biliyoruz; sadece bir radyo…
Daha fazlasını öğren →
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
Çevre hukuku konusunda uzmanlaşmış David Estrin, “20 yıldır yapılan konuşmaların ardından politikacılardan sera gazı üzerine kurulan retorikler duymaya devam edeceğiz” diyor. Yani hükümetlerin ve karar alıcıların iklim krizi hakkında konuşmalarını sağladık. Evet, bu bir kazanım ama söz eyleme taşınıyor mu?
Mesela Türkiye’nin Paris İklim Anlaşması’nda sunduğu hedefin yetersiz olması durumuyla ilgili sorumlu tuttuğun kişi ve kurumlar var ve sorumluları harekete geçirmek mi istiyorsunuz? O zaman climate litigation adı verilen hukuki işlemler üzerine okumak tam sizlik olabilir. Belki de zaten davalardan birini siz açmışsınızdır ama detayına inesiniz de vardır şimdi, kim bilir?
İklim davaları 101: Nedir, kim tarafından kime açılır?
İklim davaları; hükümetleri, kurumları ve şirketleri iklim değişikliğiyle ilgili olarak hedefleyen davalar olarak özetlenebiliyor. Davalar, yasal olarak temsil edilen kişiler veya gruplar tarafından açılabiliyor; davacılar, iklim krizi nedeniyle yaşadıkları zararlardan dolayı tazminat talep edebiliyor veya iklim kriziyle mücadele etmek için hükümetleri veya şirketleri sorumlu tutabiliyorlar.
- Bu sayede: Eylemler bütününün amacı, iklim kriziyle ilgili sorumlulukların belirlenmesi; hava kirliliği, enerji kaynakları, arazi kullanımı ve diğer faktörlerin iklim üzerindeki etkilerinin azaltılması veya tersine çevrilmesi konularında harekete geçilmesi çağrısında bulunmak.

Fotoğraf: Erhan Demirtaş
İlk iklim davası: 2006'dan bugüne mücadelede hukuki ayaklar
Yıl 2006. ABD'deyiz. Massachusetts ve diğer eyaletler, sera gazı emisyonlarının düzenlenmesi ve kontrol edilmesi için gerekli kuralların belirlenmesi konusunda Çevre Koruma Ajansı'ndan (EPA) harekete geçmesini istiyor. Böylece Massachusetts v. EPA, ABD'de açılan ilk iklim davası olarak kayıtlara geçiyor.
- İklim krizi ve yasal zorunluluklar: Dava, 2 Nisan 2007'de ABD Yüksek Mahkemesi tarafından karara bağlanıyor ve EPA'nın sera gazı emisyonlarını düzenlemesi gerektiği sonucuna varılıyor. Bu karar da ABD hükümetinin iklim krizi konusunda aldığı ilk yasal zorunluluk olarak kabul ediliyor.
Massachusetts v. EPA davasının sonucu, dünya genelinde hükümetlerin ve şirketlerin sera gazı emisyonlarını azaltmak ve iklim kriziyle mücadele etmek için daha fazla eylem planı oluşturmalarına neden oluyor.
11 Ocak 2019 eylemi, “Halkı cezalandırma, EPA’yı fonla!”
Fotoğraf: Joseph Prezioso/AFP, Kaynak: Getty Images
33 ülkeye karşı 6 genç iklim aktivisti
Kamuoyunda yer edinen iklim davaları arasında 33 ülkeye dava açan 6 iklim aktivistinin mücadelesi de bulunuyor. Catarina (22), Cláudia (22), Martim (20), Mariana (11), Sofia (18) ve André (15), fosil yakıtların yeraltında kalması için acil önlemler alınmazsa gelecek nesillerin ölümcül hava koşullarından etkileneceğini biliyorlar. Hükümetlerin yeterli önlemi almadıklarını düşündükleri için küresel iklim adaleti mücadelesini bir adım öteye taşımaya karar veriyorlar.
Bu yaz Portekiz'de geçtiğimiz yıla kıyasla daha endişe verici ve boğucu sıcaklık dalgaları yaşıyoruz. Bu nedenle mahkemenin davamıza 17 hakim atayarak ne kadar değer verdiğini görmek umut verici.
Şimdi umuyoruz ki bu hakimler davamızı mümkün olan en kısa sürede dinleyecekler ve Avrupa hükümetlerinin bizi korumak için gerekli acil önlemleri almalarını sağlayacaklar.
— Sofia Oliveira
- Özetle: İklim davaları, iklim krizi üzerine konuşmalar ve çalışmalar arttıkça vaatlerin eyleme dönme oranını takip etmek adına bir aktivizm şekline dönüyor. Böylelikle son yıllarda, dünya genelinde birçok iklim davası görülüyor ve sayıları da giderek artıyor. İklim krizi ve çevre hukuku konularında uzman sivil toplum kuruluşları ve hukuk firmaları, bu davaları yakından takip ederek kamuoyunu bilgilendiriyorlar.

3 Aralık 2019, Portekiz’de Greta Thunberg’in karşılanışı
Fotoğraf: Horacio Villalobos
Hukuki mücadeleler, iklim değişikliğinin etkilerinin azaltılması veya tersine çevrilmesi için hükümetleri, kurumları ve şirketleri sorumlu tutarak eylem çağrısı yaptıkları için "İklimi değil, sistemi değiştir," motivasyonlu eylemlerde önemli bir rol oynuyor. Zira sorumlu tutulunca geriye iklim değişikliğine karşı daha etkili bir mücadele için gereken önlemleri almak kalıyor.
İklim değişikliğinin olumsuz etkilerine maruz kalan insanların haklarını korumaya yardımcı olan bu sistem, elimizdeki hukuki mekanizmaları kullanarak değişimin sürekliliğini de garantiye almış oluyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
NEREDE YAYIMLANDI?
Türkiye'nin ilk iklim davası, 12. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na açıldı.
12 May 2023

YAZARLAR

Alara Demirel
ANGST editörü

Angst
Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
COP31'e doğru 2035 için belirlenen yıllık 1,3 trilyon dolarlık iklim finansmanı hedefi tartışılırken kaynakların hangi kanallardan sağlanacağı, ülkelerin katkısının nasıl paylaşılacağı ve finansmanın ne kadarının hibe olarak aktarılacağı belirsizliğini koruyor. Bakü–Belém Yol Haritası bu hedefe ulaşmak için bir çerçeve sunarken asıl sınav, finansmanın ihtiyaç sahiplerine hangi koşullarda ulaşacağı olacak.

Pandemi günlerinde bir adım geri atıp, yaşadığımız keşmekeşi çıplak gözlerle görünce, en çok da bizden nelerin esirgendiğini fark ettik. Ertelenen kitaplar okundu, filmler, diziler izlendi. Kimimiz sahiden de mutfakta becerikli olduğunu keşfetti, hemen herkes evde kendi ekmeğini pişirmeye başladı, bir kısmımız hızını alamayıp karnabaharı bile deterjanla yıkamaya soyundu. Ama ortak duygu şuydu: Çalışırken de kendimize vakit ayırabilirmişiz. Peki böyle bir hayat için illa küresel bir felaket mi yaşamamız gerekiyordu?

Türkiye’nin ev sahipliğinde düzenleneceği için bu yıl özel bir önem atfedilen COP31’in ana gündem maddelerini, işleyiş ve iklim finansmanına ilişkin kritik konuları uluslararası iklim politikası, çevre hareketi ve iklim diplomasisi alanlarında 30 yılı aşkın deneyime sahip bir isim olan Jennifer Morgan ile birlikte değerlendirdik.

İnsanın toplulukla birlikte özneleşmesi, topluluğun içinde erimesini gerektirmez. Tersine, kendi sesini koruyabildiği, başkalarının sesini duyabildiği, ortak hayatı dönüştürmeye katılabildiği ölçüde, ben ile biz arasındaki ilişki yeni olanaklarla zenginleşerek güçlenir. Öyleyse birlikte yaşamanın sorusu, birarada kalırken birbirimizin özgürlüğünü nasıl koruyacağımızı yönelik olabilir. "Birlikte yaşamanın arkeolojisi" serisinin ikinci yazısında "kovuk, çember, eşik" kavramlarından hareketle birlikte yaşamanın sınırlarının nasıl çizildiğine odaklanıyoruz.

Ekonomik baskılar ve belirsizlik, liderliği giderek operasyonel hedeflere ve bütçe takibine indirgiyor. Oysa teknolojik dönüşümden iklim krizine uzanan çok katmanlı bir dünyada stratejik öngörüden zihniyet değişimine, insan odaklı yaklaşımlardan değişim öncülüğüne uzanan yeni liderlik anlayışı, bugünü yönetmenin ötesinde geleceği okuyabilmeyi gerektiriyor. Peki liderler bu dönüşüme nasıl hazırlanabilir?





