Endişe çağı: Siber saldırılar


Uzaktan çalışmaya geçişte İK süreçlerini dijitalleştirin: Kolay İK İlk adımı teknoloji şirketleri attı; Twitter, Facebook, Microsoft, Salesforce, Spotify ve daha niceleri pandemiden sonrası için de uzaktan çalışmayı opsiyonlarından biri haline getirdi. Sonraki adım diğer endüstrideki kurumsal şirketlerden geldi. Uzaktan çalışmanın yaygınlaşması, maliyet paylaşımlarının, masraf bölüşümlerinin ya da çalışan verimliliğinin birer tartışma başlığı haline dönüşmesini beraberinde getirdi. Çalışanların ve işverenlerin haklarını ve yükümlülüklerini belirlemek için Türkiye’de de yeni bir yönetmelik yayımlandı. Uzaktan çalışmaya geçen iş yerleri için yayımlanan yeni yönetmelikle belirlenen yükümlülükleri blogunda özetleyen Kolay İK, insan kaynakları süreçlerinin dijitalleşmesini ve uzaktan çalışmaya geçişi kolaylaştıracak çözümler sunuyor. İK süreçlerini uzaktan yönetmek: Kolay İK'nın aktardığına göre uzaktan çalışmaya geçiş sürecinde iş sözleşmelerinin işçi ve işveren arasında yazılı olarak yapılması gerekiyor. İşin tanımının, yapılma şeklinin, süresi ve yerinin, ücret ve ödeme süreçlerine dair hususların, işveren tarafından sağlanan iş araçlarının ve bunların korunmasına ilişkin yükümlülüklerin yer alması gereken sözleşmelerde çalışma saatlerinin ve süresinin de kesin olarak belirtilmesi gerekiyor. İletişim yöntemi ve çalışma mekânının da belirtilmesi gereken sözleşmeye göre masa, sandalye gibi iş araçlarının işveren tarafından karşılanması gerekiyor. Çalışma mekânının belirlenmesiyle ortaya çıkan internet, yemek, elektrik, ısınma gibi maliyetlerin karşılanması da uzaktan çalışan ve işveren arasında yazılı olarak belirleniyor. Şirket verilerinin korunması konusundaki tedbirlerin de uzaktan çalışana aktarılması gerektiğini öngören sözleşmede yapılan işin niteliği dikkate alınarak çalışanın iş sağlığı ve güvenliği önlemleri doğrultusunda bilgilendirilmesi öneriliyor. Peki tüm bu süreçleri kolaylaştırmanın bir yolu var mı? Kolay İK: Personel, performans, vardiya ve bordro gibi İK süreçlerini dijitalleştirerek, personel çözümleriyle uzaktan çalışmaya geçiş yapmayı düşünen şirketlerin işlerini kolaylaştırıyor. Çalışanlara ait zimmetleri, özlük dosyalarını, izin ve mesaileri, harcamaları ve eğitimleri tek bir yazılımla kolayca yönetmenizi sağlayan Kolay İK, uzaktan çalışmaya geçişi çevrimiçi, erişilebilir ve güvenli kılıyor. Çalışanlara ait özlük belgelerine ise bilgisayar, tablet ya da telefon uygulamalarıyla her yerden erişmek mümkün. İzin ve mesai yönetimini ise çevrimiçi hale getiriyor ve tüm izin ve mesaileri dinamik olarak raporlamaya olanak tanıyor. Kolay İK’nın insan kaynağı yönetim süreçlerinde akla gelebilecek her başlık için sunduğu çözümleri yakından incelemek ve Kolay İK’yı kurulum gerektirmeden, demo hesabınızı oluşturarak ücretsiz denemek için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İllüstrasyon: Ayşe Ezgi Yıldız
Küreselleşen dünyada hızla gelişen teknoloji, insanlık için sonsuz fayda sağlasa da aynı zamanda kötü niyetli kişilerin milyonlarca kişinin verilerini bünyesinde barındıran şirketlerin bilişim sistemlerine yönelik saldırılar yapabilmesine de ortam hazırlıyor. Teknoloji kullanımının artmasıyla beraber yükselişe geçen siber suçlar, 2020’nin ikinci yarısında tüm zamanların en yüksek seviyesine çıktı. 2021’in ilk çeyreğinde ise günlük hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline gelen çok sayıda şirket siber saldırıya uğradı.
- Facebook: 2018’de “Cambridge Analytica” skandalından sonra büyük veri ihlallerine müsaade etmeyeceğine dair söz veren Facebook, geçen hafta 106 ülkeden 533 milyon Facebook kullanıcısının kişisel verilerinin düşük seviyeli hacker’ların yer aldığı bir forumda ücretsiz olarak paylaşılması ile yeniden gündeme oturdu. Söz konusu veri ihlali, aslında yeni değildi. Telefon numaraları, konum bilgileri, doğum tarihleri, Facebook giriş bilgileri ve bazı kişilerin e-posta adreslerini barındıran bilgiler, 2019 yılına aitti. Fakat son iki senede bu bilgilerin çoğunun değişmediği göz önüne alındığında söz konusu sızıntının hâlâ daha kullanıcılar için büyük tehlike teşkil ettiğini söylemek mümkün. ABD'de 32 milyon, Birleşik Krallık'ta 11 milyon, Türkiye'de ise 19,6 milyon kişinin bilgilerine erişildiği belirtiliyor.
- Nasıl ortaya çıktı? Facebook’ta yaşanan veri sızıntısı, ilk olarak Ocak 2021’de İsrail merkezli istihbarat şirketi Hudson Rock’ın kurucu ortağı Alon Gal tarafından ortaya çıkarıldı. Gal, bir forumda düşük seviyeli bir hacker’ın belirli bir ücret karşılığında Facebook kullanıcılarının telefon numaralarını çalabilen ve Telegram üzerinden çalışan bir bot'tan bahsettiğini fark etti. Ardından, teknoloji yayını Motherboard ile bu keşfini paylaşarak sızıntının haberleştirilmesini sağladı. Verilerin doğruluğunu teyit eden Motherboard, söz konusu bot üzerinden bir kullanıcının Facebook ID’sinin girilmesi durumunda telefon numaralarına erişilebildiğini ortaya çıkardı. Tabii ki, o zamanlar para ödemediğiniz takdirde bu verilerin tamamına erişmek mümkün değildi. Herhangi bir kullanıcının telefon numarasını görebilmek için 20 dolardan 10 bin dolara kadar değişen bir ödeme yapmanız gerekiyordu. Facebook, ocak ayında yaptığı açıklamada ortaya çıkan verilerin “çok eski” olduğunu ve bu güvenlik açığının Ağustos 2019'da çözüldüğünü belirterek olaydan sıyrılmaya çalıştı. İki ay sonra, Business Insider’ın 533 milyon Facebook kullanıcısının verilerinin forumlarda ücretsiz olarak paylaşıldığını duyurması ise ikinci bir krize neden oldu.
- Açıklamalar ve tepkiler: Facebook, 6 Nisan’da yaptığı resmî açıklamada durumun bir hack'leme olmadığını ve verilerin 2019 yılında 'kişileri içe aktar’ gibi bir fonksiyonun kötüye kullanımı sonucu elde edildiğini belirtti. Elde edilen verilerin forumlarda yeniden dolaşımının her zaman engellenmesi mümkün olmasa da bu tür durumların engellenmesi için çalışan bir ekiplerinin olduğunu belirten şirket, dolaşan veriler arasında finansal bilgiler, sağlık bilgileri ve şifrelerin olmadığını ifade etti. Ayrıca, verilerin kötü niyetli kişilerin eline geçmesine neden olan fonksiyonun 2019 yılında tespit edildiği ve güncellendiği vurgulandı. Facebook, veri ihlalinden etkilenen kullanıcıları bilgilendirmeyi planlamazken siber güvenlik uzmanları verilerin bilgisayar korsanları tarafından dolandırıcılık için kullanılabileceğini belirterek kişileri kendi önlemlerini almaya davet ediyor. Türkiye dâhil birçok ülkenin ilgili kurumları, Facebook’tan veri ihlaliyle ilgili bir açıklama talebinde bulunmuş durumda.
- Linkedln: Facebook’ta yaşanan veri sızıntısının ardından Microsoft'un sosyal iş ağı platformu LinkedIn'de de 500 milyon kullanıcının verilerinin çalındığı ortaya çıktı. Kullanıcı kimlikleri, isim, cinsiyet, e-posta adresleri, telefon numaraları, profesyonel unvanlar ve diğer sosyal medya profillerinin yer aldığı veri tabanı, bir internet sitesinde açık artırmada satışa sunuldu. LinkedIn, resmî sitesinden yaptığı açıklamada hesaplardaki özel verilere erişilemediğini belirterek olayın bir veri ihlali olmadığını ve bilgisayar korsanlarını platformdan yalnızca herkese açık profil verilerini aldığını savundu. Fakat LinkedIn'in toplam kullanıcı sayısının %75'ine tekabül eden 500 milyon kişinin verilerinin internet sitelerinde dolaşmasının ciddi bir güvenlik açığı oluşturduğu da bir gerçek. İhlal kapsamında hangi ülkelerden kaç kişinin etkilendiği belli değil; ancak İtalya'da platformda yaşanan veri ihlaliyle ilgili soruşturma başlatılırken Lüksemburg ve İrlanda ise LinkedIn'den açıklama talebinde bulundu.
- Clubhouse: Son zamanlarda en çok konuşulan sosyal medya platformlarından biri olan Clubhouse da son bir hafta içinde verileri sızdırılan platformlar kervanına katıldı. CyberNews'un haberine göre, 1,3 milyon Clubhouse kullanıcısının isimleri, sosyal medya profilleri, fotoğraf URL'leri ve Clubhouse profilinde yer alan diğer bilgiler popüler bir hacker forumunda ücretsiz olarak paylaşıldı. Clubhouse, sistemlerinde herhangi bir hack'leme durumunun söz konusu olmadığını belirtirken paylaşılan verilerin hepsinin halka açık profil bilgileri olduğunu vurguladı. Fakat uzmanlar, elde edilen verilerin kredi kartı bilgileri gibi hassas verileri içermese dahi kötü niyetli kişiler tarafından oltalama hareketleri ve Clubhouse şifrelerini öğrenmeye yönelik saldırılar için kullanabileceğini belirtiyor. Öte yandan, Business Insider'a açıklamada bulunan siber güvenlik şirketi IntSights'dan Paul Prudhomme, ifşa edilen verilerin kötü niyetli kişiler tarafından şirketlere saldırmak için kullanılabilecek olması nedeniyle önemli olduğunu düşünüyor.
- Şimdi ne olacak? Covid-19 salgınıyla birlikte şirketler, uzaktan çalışma prosedürlerini hayata geçirirken güvenlik sistemlerinin önündeki büyük bir duvarı kaldırmak zorunda kaldı. Öyle ki, 2022’de dünya çapında bilgi güvenliği pazarının büyüklüğünün 170,4 milyar dolara ulaşacağı tahmin ediliyor. Bu süreçte uzaktan çalışanlar, siber suçlular için hedef olmaya devam ederken uzak işgücünün bir yan etkisi olarak bulut ihlalleri artarken siber güvenlik açığı hayatımızda bir sorun olarak kalmaya devam edecek. İnternet bağlantılı cihaz sayısının 2021’de 35 milyara, 2025’te ise 75 milyara yükselmesini bekleyen uzmanlar, siber suçların 2025'e kadar dünyaya 10,5 trilyon dolara mal olacağını ifade ediyor. Görünen o ki teknoloji çağı, artan siber saldırılar ve güvenlik açıkları nedeniyle önümüzdeki yıllarda yerini "endişe çağına" bırakacak.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
NEREDE YAYIMLANDI?
12 Nisan Pazartesi sabahından herkese merhaba. Bu hafta gündemimizde Yemeksepeti, Facebook, LinkedIn ve Clubhouse'da yaşanan veri sızıntıları, şirketlerin siber güvenlik yatırımları ve Archegos Capital'in çöküşü var.
12 Nis 2021

YAZARLAR

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Gün bittiğinde o yapılacaklar listesindeki bütün tikleri atmış olmak profesyonel hayatın gereği olabilir. Müşterinizin, yöneticinizin memnuniyeti elbette önemli… Ancak bir şekilde kendi düşüncelerinizle baş başa kalma lüksünü bulabildiğiniz bir an olursa kendinize şu soruyu sorabilirsiniz: "Bugün sadece önüme yığılan işleri mi erittim, yoksa ortaya gerçekten bana ait bir şeyler koyabildim mi?"

Polaroid, üst üste ikinci yaz kampanyasını da yapay zeka karşıtı hissiyata ayırdı. Markanın sahillerdeki billboardlara yerleştirdiği reklamları "Veri merkezleri hepsini içip bitirmeden gidip denize atla" diyor; "yapay zekanın parmaklarımızın arasındaki kumu üretip üretemeyeceğini" sorguluyordu. Peki teknoloji liderlerinin kendilerini "tastewashing" ile yeniden paketlemeye çalıştığı bir dönemde markaların yapay zekayla mesafesi nasıl inandırıcı olur?

Ticaret Bakanlığı, yerli üretimi desteklemek ve cari açığı azaltmak amacıyla pek çok ithal üründe ek gümrük vergisi oranlarını artırdı. Her ne kadar bu düzenlemeler iç pazarda Çin ürünlerinin oluşturduğu haksız rekabetten kaynaklanan dezavantajları gidermeye yönelik olsa da, tüketiciye etkisinin zam olarak yansıyacağı beklentisi hâkim. Kur baskısıyla ithalatın üretmeye göre daha avantajlı olduğu Türkiye’de alınan bu kararların enflasyonla mücadeleye, cari açığın düşürülmesine ve yerli üretime etkileri ne olacak?

Türkiye’de kurumsal dönüşüm yönetimi denince akla ilk gelen isimlerden biri olan Burhan Karaçam’ın "Değişim, İnsan, CEO" kitabı, yakın zamanda okuruyla buluştu. Yeni kitabı vesilesiyle Aposto editörleriyle biraraya gelen Karaçam, yöneticilik serüveninden çıkardığı en önemli dersleri ve geleceğin yöneticilerine tavsiyelerini paylaştı.

Yıllarca bir girişimin ciddiyetini ölçmenin en kestirme yolu ekip büyüklüğüydü. "Kaç kişisiniz?" sorusu aslında "Ne kadar gerçeksiniz?" demekti. Yapay zeka, bu denklemi sessizce bozdu. Bugün en hızlı büyüyen şirketlerin bazıları, bir toplantı odasına sığacak ekiplerle yönetiliyor. Peki küçük bir ekip nasıl büyük iş çıkarıyor ve bu modelin görünmeyen bedeli ne?



