Matt Hanson

Kelimelerle dans eden, kendini sanat aracılığıyla keşfedip tanımlayan İstanbullu sanat yazarı Matt Hanson’la tanışın.
Matt Hanson

21 Ağustos - İBB Kültür AŞ - İstanbul
İBB Kültür AŞ ile birlikte

İstanbul’un tarih sayfalarında bir yolculuk İBB Kültür AŞ işletmesindeki tematik müzeler ve tarihî sarnıçlar, yerli ve yabancı ziyaretçileri adeta zaman yolculuğuna çıkarıyor. Neler var? Panorama 1453 Tarih Müzesi: Dünyanın ilk tam panoramik müzesi olan Panorama 1453 Tarih Müzesi, üç boyutlu panoramik resim, maketler ve sesler eşliğinde İstanbul’un Fethi’ni ziyaretçilerine yeniden yaşatıyor. Miniatürk: Gücünü ve güzelliğini Anadolu’da hüküm sürmüş ve iz bırakmış 3000 yıllık uygarlıklardan alan Miniatürk, minyatür modellerin yer aldığı Türkiye’nin ilk açık hava müzesi olarak ziyaretçilerini ağırlıyor. Yerebatan Sarnıcı: Sadece İstanbul’un değil, dünyanın önemli kültürel değerlerinden olan 1500 yıllık Yerebatan Sarnıcı, tarihinin en kapsamlı restorasyonunun ardından yeniden kapılarını açıyor. Bir kültür mekânı olarak dünya sanatına kapı aralayan sarnıç, ziyaretçilerini zamanın sınırsız katmanları arasında bir yolculuğa çıkarıyor. Şerefiye Sarnıcı: Türkiye’nin ilk 360° projection mapping sistemine sahip müzesi olan yapı, ziyaretçilerine mekân algısını üç boyutlu tecrübe edebilecekleri ve hem Şerefiye Sarnıcı hem de İstanbul’un su kültürünün izini sürebilecekleri bir deneyim sunuyor. İstanbul’un birbirinden büyülü kültürel mekânlarını keşfetmek için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsin.

Daha fazlasını öğren

Aposto İstanbul

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

Kimlik Bilgileri

Takma adım: Mattapoisett

İstanbulda en son şu sergiyi ziyaret ettim: Salt'taki Into the Unknown: Moving Images from the Museum of Modern Art in Warsaw sergisi.

İstanbulda en son şu sanatçıyı keşfettim: Deniz Gül

İstanbul’da nerede yaşıyorsun? Moda

Kalbinde nereli hissediyorsun? Brooklyn

HOŞBEŞ

Arganotlar’da yayımlanan yazında ABD’deki memleketin, içinde yalnızca bir marketin olduğu bir yer olarak karşımıza çıkıyor. İlk şehir deneyiminin Kahire olduğunu biliyorum. Yine de ABD’deki bir taşradan İstanbul gibi bir metropole geçişe nasıl adapte olduğunu merak ediyorum. O süreçten bahsedebilir misin biraz?

Hayatımın ilk 20 senesini ABDde küçük bir taşrada geçirdim. Okumak ve edebiyat; aşırı yerel yetiştirilişimin tekdüze, yavan ve “süsle gizli” varoluşsal bulantısından kaçmak için hiçbir şey yapamadığımda başvurduğum bir seyahat imkânıydı. Ama en önemlisi, New York City’de doğup büyümüş çok sevdiğim dedemin beni masallarla bezemesiydi.

Dedemin ilk hatırası 1919 yılına dayanıyordu. 1920’lerin Manhattan’ı ve 1930’ların Brooklyn’i hakkında yarı kurgu yarı gerçek laflar döndürdükçe büyülenirdim. Ancak ergenlik yıllarımda, ip gibi dizilmiş kitaplarımın yanında uzanırken; kuytu köşe diyarların, egzotik insanların ve başka topraklar ve topluluklarda yaşayabileceğim deneyimlerin hayaliyle şenlenen bir çeşit oryantalisttim. Derinden bir göç etme isteğiyle doluydum, üniversitemin değişim programı ofisine Moğolistan’a gidip gidemeyeceğimi sordum. Bir kelime bile Rusça ya da Çince bilmediğimden bana Japonya, Hindistan, Mısır gibi alternatifler önerdiler. Mısır’ı seçtim ve sonrasında Kahire’ye taşındım. O zamandan beri de şehirlerde yaşıyorum.

Matt, Moda'nın tertemiz mavi gökyüzüne bakarken

Matt, Moda'nın tertemiz mavi gökyüzüne bakarken

Fotoğraf: Deniz Sabuncu


Bağımsız bir yazar ve gazeteci olarak, çağdaş sanat yazarlığının resmiyetine ve standartlaştırılmış yapısına karşı bir yazarlık pratiğiyle çalışıyorsun. Bu; yayımladığın yazılarda, yazılarında odağına aldığın konu çeşitliliğinde ve yakın geçmişte başlattığın Fictive Magazine ve Fictive Yayınları edebi işbirliklerinde görülebiliyor. 

Argonatlar yazına dâhil ettiğin Susan Sontag alıntısından hareketle sana şunu sormak istiyorum: “Resmiyetin” ve “standartın” dışındaki yazım pratiğini yorumlamaya karşı olmak üzere mi kurguluyorsun, öyleyse bunda İstanbul’un herhangi bir etkisi var mı? 

Sontag’ın ünlü makalesi, sanatsevere yaratıcılığın üretimlerine doğru erotik bir itkinin gücüyle özgürleşmesini salık verdiği bir çağrıyla sona erer. Çalışmalarımda, kendimi ifade edebilmek üzere yorumlamanın ötesine geçmeye, onu aşmaya çalıştım. Bir yazar olarak, mantık merkezcil üretimlerimi kurumsal protokollerin resmiyeti ve standartları ötesinde kişiselleştirmeye çabalıyorum. Bence bu yazar olmanın varlık koşulu. Zira yazar, öz temsilin radikal bir şekli, maksadı olan bir bireyselliktir.  

Sanat yazarlığına, “yazıyla üretilen bir sanat eserinin” tonunu ve coşkunluğunu taşımaya çalıştım. Birçok diğer sanat yazarı çalışmalarını akademik ve hayattan terimlerle temellendirirken, ben yazılarımı zihinsel fantazilerimin bulutsu alemlerine yolculuyorum. Bu anlamda, sanat yazarlığının “ağdalı düz yazı” hattına bağlı çalışıyorum. Kelimeleri, âdeta yeraltı mağaralarının derinliklerine inen mağara kâşifleri gibi kullanarak sanat eserlerine dair psikolojik deneyimlerimi keşfediyorum. Okuyucuları; yalnızca sanatta bulunabilecek saf, insan biricikliğinin o çok kıymetli boyutuyla çatışan duygusal ve zihinsel bir seyahate çıkarıyorum.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Aposto İstanbul

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

Aposto İstanbulAposto İstanbul

BÜLTEN SAYISI

🌡️ Homegrown Festival, Kid Francescoli yeniden

Sıcak, çok sıcak günlerden herkese merhaba. Bu hafta şehrin ajandasında; katılmalık Kintsugi atölyesi, mest olmalık Elvis gösterimi, sorgulamalık Medea'ya Göre Ahlak oyunu ve dahası var.

21 Ağu 2022

İBB Kültür AŞ ile birlikte
Büyükada, 2022 | Fotoğraf: Deniz Sabuncu

YAZARLAR

Koray Soylu

Editor @ Aposto

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

Şehri yaşamanın bedeli: Bayramın ücretsiz otobüslerinde bir İstanbul turu

Bayramda arabasız gezmek, çoğu insana külfet geliyor. Azalan otobüs seferleri, artan yolcu sayısı, belli semtlere gitmenin işkenceye dönüşmesi bayram gezmesinin olmazsa olmazları. Öte yandan ücretsiz bayram otobüsleri, sabahın nurunda kalkıp işe gidenler, bu yüzden şehri ancak bayramdan bayrama keşfedenler, iki kuruş harçlıkla hayatını idame ettirmeye çalışan kadınlar, denizi görmeden büyüyen çocuklar, çocuklarına denizi göstermek için bayramı bekleyen aileler için biraz da.

Ayça Örer

·

29 May 2026

Şehri yaşamanın bedeli: Bayramın ücretsiz otobüslerinde bir İstanbul turu
Hafıza bahçesinde bir kent turu: İstanbul'un kokusu nasıl hatırlanır?

İstanbul, bitkileri ve kokularıyla geçmişin ve bugünün birlikte yaşadığı bir hafıza bahçesidir. Kimileri meşhur bir lavanta kolonyasının ferah kokusuyla büyümüştür; kimileri Tokatlıyan Han’ın önünden geçerken tanıdık bir lavanta esintisini bugün hâlâ duyar. Ve bazen, İstanbul sadece kokusuyla hatırlanır.

Gözde Keskin

·

28 Nis 2026

Hafıza bahçesinde bir kent turu: İstanbul'un kokusu nasıl hatırlanır?
Kır çiçeğinden kültür çiçeğine: İstanbul kent yaşamında lalenin serüveni

İstanbul'da lale sevgisinin kökenleri çok eski zamanlara kadar uzanıyor. Türklerle birlikte Orta Asya'dan çıkıp Anadolu'ya ve İstanbul'a ulaşan lale, bahçelerimizden evlerdeki vazolara, geleneksel el sanatlarından edebiyata hep baştacı ediliyor. Hazır mevsimi gelmişken lalenin tarihinden bugüne uzanan renkli bir yolculuğa çıkıyoruz.

Gözde Akyüz

·

19 Nis 2026

Kır çiçeğinden kültür çiçeğine: İstanbul kent yaşamında lalenin serüveni
Geçmişe isim koymak: Bizans diye bir devlet var mıydı?

Bir devleti, kendi çağında kendine verdiği adla mı anmalıyız, yoksa sonradan yakıştırılan adla da anabilir miyiz? Bu sorunun tek bir doğru cevabı yok. Ancak şunu bilmeden sağlıklı bir tartışma yürütülemez: Bizans, Doğu Roma’nın kendine verdiği bir ad değildir. Bu da bizi daha büyük bir soruya götürür: Tarihi kim anlatıyor, hangi kelimelerle ve neden?

Şerif Yenen

·

10 Mar 2026

Geçmişe isim koymak: Bizans diye bir devlet var mıydı?
İstanbul'un kış yüzücüleri: Yağmur-çamur demeden Boğaz'ın sularıyla buluşanlar anlatıyor

Kar-kış demeden güne Boğaz'ın soğuk sularına atlayarak başlayan İstanbulluların sayısı her geçen gün artıyor. Sarayburnu'ndan Suadiye'ye, oradan Bebek'e, şehrin farklı noktalarından denize giren bu cevval yüzücüler arasında Kapalıçarşı esnafından eski bankacılara, lisanslı sporculardan hiç yüzme bilmeyenlere pek çok farklı profil var. Ortak noktaları ise üç tarafı denizlerle çevrili bir ülkede denize sırtlarını dönmeyi reddetmeleri...

Gökhan Tan

·

10 Şub 2026

İstanbul'un kış yüzücüleri: Yağmur-çamur demeden Boğaz'ın sularıyla buluşanlar anlatıyor