

Yatırım Finansman 'da YF Yüzyüze ile görüntülü görüşme yaparak kolayca hesabınızı açabilir ve sermaye piyasalarında anında işlem yapmaya başlayabilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) Hafize Gaye Erkan Başkanlığındaki ilk Para Politikası Kurulu'nda (PPK), 27 ay sonra faiz artış kararı çıktı. Politika faizi 650 baz puan artırılarak %15'e çıkarıldı.
PPK sonrası yapılan açıklamada; parasal sıkılaştırmanın gerektiği zamanda ve gerektiği ölçüde kademeli olarak güçlendirileceği mesajı verildi.
- Bir adım geriden: Aposto’ya konuşan anonim finans yazarı e507, “Beklentim 3 toplantıda 15-20-24 şeklinde bir artırım temposu. BDDK’nın adımları ve dövize olan talep sondaki kararları etkileyecek” ifadelerini kullanmıştı.
- Diğer tahminler: Toplantı öncesinde beklentilerini açıklayan uluslararası bankaların tahminleri, açıklanan %15 seviyesinden çok daha yukarıdaydı. Bank of America (BofA) ve JP Morgan faiz beklentilerini %25 olarak açıklarken, Morgan Stanley ve Deutsche Bank %20 beklentisini korumuştu. Societe Generale ise %15 ile doğru tahmin yapan tek yabancı yatırım bankası oldu.
Kararın ardından yayımlanan duyuru metninde dezenflasyonun tesisi ve enflasyon beklentilerinin çıpalanması için parasal sıkılaştırma sürecinin başlamasına karar verildiği ifade edilerek “normalleşme” mesajı verildi.
Metinde parasal sıkılaştırmanın enflasyonda belirgin iyileşme sağlanana kadar gerektiği zamanda ve gerektiği ölçüde artırılacağı, TCMB’nin fiyat istikrarı temel amacı doğrultusunda elindeki tüm araçları kararlılıkla kullanmaya devam edeceği belirtildi.
Makroihtiyati tedbirler ve regülasyonlar içinse “Piyasa mekanizmalarının işlevselliğini artıracak ve makro finansal istikrarı güçlendirecek şekilde sadeleştirecektir. Sadeleşme süreci, etki analizleri yapılarak kademeli olacaktır” ifadeleri kullanılarak kademeli geçiş sürecine işaret edildi. Kurumların toplantı öncesi beklentileri de regülasyonlarla ilgili kademeli bir sadeleştirme süreci başlatılacağı yönündeydi. Bankacıların da Bakan Şimşek ile düzenlenen toplantıda regülasyonlarda sadeleştirme talep ettiği haberleştirilmişti.
Metnin sonunda ise, “Kurul, kararlarını öngörülebilir, veri odaklı ve şeffaf bir çerçevede almaya devam edecektir” ifadeleri kullanıldı.
Karar sonrası Twitter üzerinden açıklama yapan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek “Fiyat istikrarına odaklanan ve finansal istikrarı gözeten kurala dayalı para politikası, kamu kesimi mali dengesinde istikrarlı bir yapıyı ve sürdürülebilir bütçe finansmanını hedefleyen kurala dayalı öngörülebilir maliye politikası, piyasa ekonomisi, serbest kambiyo rejimi, dışa açık ekonomi ilkelerine dayalı politika çerçevesi Türkiye’ye çok ciddi miktarda sermaye akımı sağlayacaktır. Bu ise yatırımların ve üretimin finansmanını çok daha kolay hale getirecek, Türk lirasının yeniden istikrar kazanmasını, güvenilir bir para birimi haline gelmesini sağlayacaktır.” ifadelerini kullandı.
Döviz kurları ve borsa
Politika faizinin %15 ile uluslararası banka beklentilerinin altında belirlenmesinin ardından döviz kurları yukarı yönlü ivmelendi. USD/TL gün içinde 24,86 seviyesini görürken, EUR/TL 27,22’yi aşarak rekor kırdı. Gram altın fiyatı 1.500 lirayı geçerken Borsa İstanbul 100 endeksi ise günü %4,65 artışla 5.438 puandan kapattı.
Kurlardaki yükselişin oldukça ani olması, beklenti temelli işlemlerin yanı sıra TCMB’nin normalleşme adımları kapsamında “arka kapı satışlarını” durdurduğu şeklinde de yorumlanabilir.
- Geniş açı: Geçtiğimiz haftalarda kaydedilen ani kur şoku, TCMB’nin döviz müdahalelerine son verdiği ve rezerv birikimine geçtiği şeklinde yorumlanmıştı. Kur şokunu takip eden 2 hafta süresince TCMB net uluslararası rezervleri 6 milyar dolardan fazla toparlanarak 0,5 milyar dolar ile tekrardan artı bölgeye geçti.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Bugün gündemin ana maddesini TCMB'nin 27 ay sonra ilk kez verdiği 650 baz puanlık faiz artış kararı oluşturdu.
23 Haz 2023

YAZARLAR

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Fed, üç yılı aşkın aranın ardından politika faizini 25 baz puan artırarak %3,75-4,00 aralığına yükseltti. Yeni projeksiyonlar, 2026 sonuna kadar bir faiz artışının daha gündemde olduğunu, 2027’de ise faizin mevcut seviyesinde kalabileceğini gösteriyor. Yükselen tahvil getirileri ve enflasyon baskısı, Fed’i piyasaların beklediği daha sıkı para politikalarına doğru ittyor.

Finansal piyasalar açısından tarihi bir hafta geçiriyoruz demek sanıyorum abartı olmayacak. İçeride sermaye piyasalarımızda yaşanan sarsıntı, dışarıda tahvil faizlerinin zirveleri zorlamasıyla merkez bankalarının daha güçlü harekete geçmesi, hemen hemen her türlü finansal enstrümanda sert hareketlere yol açtı.

Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), 17 Eylül gün içinde yayımladığı bültende Tera, Pusula, Hedef, Atlas, A1, Pardus ve Bulls olmak üzere yedi portföy yönetim şirketinin kurucusu olduğu, katılma payları TEFAS’ta işlem gören bütün yatırım fonlarını platformda alım ve satıma kapattığını duyurdu. Aynı kararla unvanları tek tek yazılan 130 fonun da SPK tarafından tayin edilecek yöntemle tasfiye ettirilmesine hükmedildi. Peki tasfiye kararı verilen bir fonda yatırımcının payına ve parasına ne olacak?

Serbest fonlarda yatırımcıların parasını ne zaman alacağı, fonun değerleme ve iade koşullarına göre belirleniyor. SPK’nın 28 Ağustos tarihli düzenlemesi, likidite riski kapsamında iade taleplerinin karşılanması için bu koşulların önceden ilan süresi beklenmeden değiştirilmesine izin veriyor. Atlas Portföy’ün DFI fonunda satış işlemlerini aylık değerleme tarihine bağlayan uygulaması da bu hüküm kapsamında yapıldı.

TÜSİAD Başkanı Ozan Diren, Dünya gazetesinden Recep Erçin’e verdiği söyleşide, Türkiye’nin kamu öncülüğünde hazırlanacak ve uygulaması yakından izlenecek 10-15 yıllık sanayi planlarına ihtiyaç duyduğunu söyledi. Türkiye halihazırda beş yıllık kalkınma planları hazırlıyor. Peki planlar ve destekler mevcutken neden yeniden planlamayı konuşuyoruz? Türkiye’nin geçmişte fabrikalar kurarak başladığı planlama deneyiminde ne değişti ve bugün hazırlanacak bir planın üretim kararları üzerinde nasıl bir etkisi olabilir?



