Met Gala'nın bu yılki teması: Black Dandyism akımı nasıl doğdu?

AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
Terzi elinden çıkmış ceketler, yelek üzerine giyilmiş fraklar, ipek kravatlar, abartılı fötr şapkalar, rengarenk cep mendilleri, zarif bastonlar ve bazen bütün bunlara eşlik eden ince bir bıyık... Bu yıl Met Gala'nın teması olarak seçilen "Black Dandyism" yalnızca bir moda akımı değil, aynı zamanda siyahlarla ilgili klişelere meydan okuyan, siyah bir bedenin nasıl görünmesi gerektiğiyle ilgili önkabulleri tersine çevirmeyi amaçlayan güçlü bir politik eylem biçimi de.
- 1940'larda Christian Dior'un "New Look"u nasıl savaş sonrası dönemin iyimserliğinin, 60'ların mini etekleri kadınların özgürleşmesinin, 70'lerde Kara Panterlerin bereleri siyahların güçlenmesinin modadaki yansımasıysa bugün yankılarını duymaya devam ettiğimiz Black Dandyism de siyahların her alandaki varlık iddiasının görsel bir temsili.
Ve tarihsel olarak Batı merkezli ve dışlayıcı yapısıyla eleştirilerin odağı olan Met Gala'nın bu yılki teması olarak seçilmesi de çağları aşan bu varlık iddiasının geldiği son nokta.
Black Dandyism nedir?
19. yüzyılın sonlarında siyahların, beyazların burjuva giyim tarzını dönüştürerek kendilerine bir kimlik biçtikleri kültürel bir protesto biçimi olarak karşımıza çıkıyor Black Dandyism. Yüzyıllar boyunca birçok giyim tarzını kapsayan ve her nesilde kendisine yeni kahramanlar bulan bu moda akımının tanımını yapmak çok da kolay değil.
- Tarih boyunca kendilerine layık görülmeyen, görünmez sınırlarla ayrıldıkları kıyafetleri alıp “iyi giyinme” üzerinden görünürlük kazanmak, siyah bedenlerin kendilerine has ve dönüştürücü bir etkiyle kamusal hayata adım atmalarını sağlıyor.
TikTok'tan çok önce, akımın ilk "influencer"larından biri İngiltere'de Regency döneminde (1795-1837) İngiltere monarşisini etkilemeyi başaran Beau Brummell oluyor. Bu erken dönemlerde kölelikten kurtulan siyahlar, Avrupalı beyazlardan oluşan yüksek sosyeteye incelikle dikilmiş kıyafetleriyle dahil olmaya çalışıyor. Özellikle siyah erkekler için uzun süre kendilerinden esirgenen bu kıyafetleri, yeni kavuştukları bireyselliği ve özgürlüğü yansıtacak şekilde giymenin çok yüklü anlamları var. Giysilerin statü göstergesi olduğu sömürge toplumlarında, iyi giyimli bir siyah, doğası gereği toplumsal hiyerarşiye meydan okuyan yıkıcı bir işlev üstleniyor.

Monica L. Miller, Slaves to Fashion: Black Dandyism and the Styling of Black Diasporic Identity adlı kitabında Black Dandyism’i “görünme eylemini radikalleştirme” biçimi olarak tanımlıyor. Miller’a göre, Harlem Rönesansı’ndan hemen önce küçük bir grup Harlemli terzi tarafından ABD'ye taşınan bu dönüşüm, siyah estetik direnişin temel taşlarından birini oluşturuyor. Kıyafet, burada yalnızca bir stil tercihi değil; bir kimlik politikasına dönüşüyor.
Harlem Rönesansı ve bir direniş biçimi olarak giyinmek
20. yüzyılın başlarında Harlem Rönesansı’yla birlikte Black Dandyism’in ilk güçlü yankıları ortaya çıkıyor. Bu dönem siyahların edebiyat, müzik, görsel sanatlar ve moda alanında büyük bir uyanış yaşadığı, kendi kültürel varlıklarını daha yüksek sesle ifade ettikleri bir tarihsel eşik olarak öne çıkıyor.
Harlemli terziler, Avrupa modasını yalnızca taklit etmekle yetinmiyor; onu kendi toplumsal gerçekliklerine göre dönüştürerek özgün, bağımsız ve gururlu bir stil anlayışı geliştiriyor. Kişinin ne giydiği, nasıl yürüdüğü, nasıl baktığı, hepsi kimlik inşasının parçası hâline geliyor. Bu yönüyle hareket, baskıcı normlara karşı direnişin görsel manifestosunu oluşturuyor.
Dapper Dan, bu hareketin sembol isimlerinden biri olarak Harlem sokaklarında moda evlerinin logolarını kendi kültürüyle harmanlıyor ve giyimi başkaldırının dili hâline getiriyor. Uzun süre büyük markalar tarafından dışlansa da sonunda bu markalarla ortaklıklar da kuruyor. Bu, siyah estetiğin önce dışlanıp sonra metalaştırılması sürecini de gözler önüne seriyor.
Başlangıçta daha apolitik bir yerden yola çıksa da bu direniş, yasaklarla da karşılaşıyor. 1943'te alengirli aksesuarları ve abartılı proporsiyonlarıyla diğerlerinden ayrışan Zoot takımlarını giyenlerin polis saldırılarının hedefi hâline gelmesiyle başlayan Los Angeles isyanından sonra Los Angeles Belediye Meclisi bu takım elbiseleri yasaklamayı dahi tartışıyor.
Toplumsal cinsiyet ile kimlik arasında
Black Dandyism, yalnızca siyah erkekliğin farklı bir ifadesi değil, aynı zamanda toplumsal cinsiyet kalıplarını da esneten, sorgulayan ve dönüştüren kapsayıcı bir estetik duruş.
Örneğin Prince, feminen ve maskülen öğeleri aynı anda taşıyan sahne kostümleri, gösterişli takıları ve teatral tavrıyla bedenin toplumsal kurallara karşı çıkabileceğini gösterirken Janelle Monáe, siyah-beyaz takımları ve melon şapkalarıyla hem maskülen stili sahipleniyor hem de queer kimliğini estetik bir dille görünür kılıyor.
Lenny Kravitz ise transparan bluzlar, deri pantolonlar ve gotik aksesuarlarla geleneksel erkeklik kalıplarını sorguluyor; özgünlüğü ve çok katmanlılığı ön plana çıkararak siyah erkekliğe yeni bir ifade alanı açıyor.

Vogue'un eski moda editörü ve yaratıcı yönetmeni André Leon Talley, 1970'lerde.
André Leon Talley, Vogue’un ilk siyah yaratıcı direktörü olarak yalnızca şatafatlı giyimiyle değil; aynı zamanda modanın tarihsel, kültürel ve siyasal katmanlarını bilen entelektüel duruşuyla da öne çıkıyor. Dev pelerinleri, gösterişli şapkaları ve ihtişamlı yaşam biçimiye Talley, modanın yalnızca dergi sayfalarına değil; siyahların hafızasına da ait olduğunu hatırlatıyor.
Günümüzde bu mirası sürdüren isimler arasında A$AP Rocky ve Tyler, The Creator öne çıkıyor. A$AP Rocky, kıyafetleriyle rap müziğin geleneksel erkeklik anlayışını dönüştürüyor. Tyler, The Creator ise pastel takımlar, retro bereler ve çocukluk çağrışımlı kıyafetlerle erkek giyimine dair kalıpları altüst ediyor.
Black Dandyism, bugün hâlâ yaşamı bir performans sanatına dönüştürerek "kendin olmayı" yücelten; cesaret ve bireysellikten doğan bir estetik hareket olarak varlığını sürdürüyor. Modern dünyada tek tipleşmeye karşı çıkan ve görünürlük talebini stil üzerinden dile getiren herkes için Black Dandyism, hem görsel hem de politik bir manifesto niteliği taşıyor.
Stil ise burada yalnızca hoş görünmekle ilgili olmaktan çıkarak yaşamı sanata dönüştürmenin bir yolu hâline geliyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
YAZARLAR

Yaren Serra Akgün
Brand Partnerships

Angst
Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
1 Temmuz’da başlayan "Depozitosu Olan Ambalajlar" uygulamasıyla iade edilen her plastik, cam ve alüminyum içecek ambalajı için vatandaşlara 1 TL ödeniyor. Ancak uygulama ile tekrar kullanılabilen ambalajlar sistem dışına itilirken tek kullanımlık ambalajlar yaygınlaşıyor. "Ambalaj tasarımından bağımsız olarak ambalaj atığı sistemi tasarlanamayacağını" belirten Prof. Dr. Sedat Gündoğdu’ya göre 1 TL iade çok düşük, üretilen ürünün yüzde 20’sine yakın bir ödeme yapılması gerekiyor.

Deniz Göktaş, bize mizahın bildiğimiz hâlinin ne olduğunu hatırlattı. Bir zamanlar prime time’da politikacılarla kıyasıya dalga geçildiğini, bunun bir halüsinasyon olmadığını Yedi Uyurlar Mağarası'ndan çıkmış gibi hatırladık. Bu açıdan da Deniz Göktaş’a "sonunu düşünmeyen kahraman" değil, hoşgörünün ve gülüp geçmenin mümkün olduğu zamanların gerçek olduğunu hatırlatan biri gibi yaklaşmak gerek belki de.

Asıl öğrenme kaybı, çocuğun bedeninden, akranlarından, oyundan, doğadan, sıkıntıdan, evin gündelik işlerinden, kendi iradesinden, hayatın beklenmedik karşılaşmalarından kopmasıdır. Çocuklar yaz tatilinde öğrenmeyi kaybetmez. Biz öğrenmeyi okul sanma yanılgımız yüzünden, çocukların hayattan öğrendiklerini görme yetimizi kaybederiz.

Keynes, teknolojik ilerleme ve otomasyon sayesinde 2030 yılına gelindiğinde insanlığın temel ekonomik sorunları çözeceğini ve haftada yalnızca ortalama 15 saat çalışacağını öngörüyordu. Oysa bu eşiğe giderek yaklaşırken manzara bu öngörüden oldukça uzak. Peki ekranlarla ilişkimize dair gelecek senaryoları neler ve markaların iletişim faaliyetleri bu senaryolara göre nasıl şekillendirilmeli?

Birçok Avrupa kentinde sıcaklık rekorları peş peşe kırılırken kıtada sıcağa bağlı ölüm sayıları dünyanın diğer bölgelerine kıyasla orantısız derecede yüksek seyrediyor. Peki neden?




