

Samsung Galaxy Sahipleri Futbolda da Kazanır! Heyecan dolu bir sezonu tuttuğunuz takımla beraber hop oturup hop kalkarken yaşamak bambaşka bir keyif. Puan durumları, derbiler, çekişmeli maçlar, yeni transferler derken, sezonun aksiyonu ve rekabeti tüm hızıyla devam ediyor. Peki Galaxy akıllı telefonunuzla, taraftarı olduğunuz takımı yakından takip etmek ister misiniz? Yanıtınız evet ise, seçili Galaxy akıllı telefonlardan birini alarak, beIN CONNECT Sezonluk Taraftar Paketi hediyesi ile sezonun heyecanını anında ikiye katlayabilirsiniz! Stoklarla ve sınırlı süre için geçerli kampanyada Galaxy’nin yıldızlarını gelin beraber keşfedelim. Galaxy’nin Yıldızları: Efsanevi tasarımı, geniş depolama alanı, rakiplerinden ayrılan efsanevi 8K Videodan Fotoğraf özelliği ve 4 farklı açıdan film niteliğinde fotoğraf ile video çekmeyi mümkün kılan kameralarıyla Galaxy S21 Serisi 5G , gökkuşağını kıskandıran renk tonları ve profesyonel düzeyde üçlü arka kamerasıyla dikkat çeken Galaxy S20 FE , Samsung Knox güvenliği, akıllı pil, dev bir depolama alanı ile ihtiyacınızdan da fazlasını sunan Galaxy S20 Serisi, daha ince ve hafif gövdesiyle daha büyük ekran vadeden Galaxy Note10 , katlanabilir özelliğiyle bir akıllı telefondan çok daha fazlası olan Galaxy Z Fold2 ve Galaxy Z Flip alımınıza, beIN CONNECT Sezonluk Taraftar Paketi anında hediye. 18 Şubat - 15 Mart 2021 tarihleri arasında ve stoklarla sınırlı kampanyanın detaylarına yakından göz atın. Samsung: 1938 yılında Güney Kore'de kurulan ve bugünün tüketici elektroniği devleri arasında yer alan Samsung, Statcounter'ın 2020 Aralık istatistiklerine göre Türkiye'deki akıllı telefon pazarının %44,58'i ile hakimiyeti elinde bulunduruyor. Mobil kategoride, Galaxy ürün grubunda sunduğu akıllı telefon, tablet, kulaklık, saat ürünleriyle en son teknolojiyi son kullanıcıya ulaştıran Samsung; akıllı teknolojilerini televizyon, ses sistemi, beyaz eşya ve küçük ev aletleri kategorilerinde de tüketicilerin hayatlarına taşıyor.
Daha fazlasını öğren →
Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
Bu hafta kademeli geçişi düşünürken, bir kafe veya restoranı ne kadar özlesem de odağımda ulaşımın nasıl olacağı vardı. Nasılsa, pandeminin başından itibaren toplu taşımada bindiğim her aracın dolu olması beni şaşırtıyor. “Çok da şaşırmamalı…” dediğinizi tahmin ediyorum, haklısınız ama açıklayabilirim: İstanbul gibi büyük şehirlerin kapasitesini biraz da ulaşım belirliyor. Yani, ne kadar daha büyüyebileceğimizi biraz da metrobüs, metro ve taksiler söylüyor. Ulaşım araçlarının sadece sayısı değil, ulaşımda geçirdiğimiz zamanın kalitesi ve gecikme yaşamadan hizmet alabilmemiz de mühim. Dolayısıyla bu, üstüne az da olsa düşünülesi bir konu. Hele ki metrobüslerin yerini elektrikli otobüs olan troleybüslerin alması konuşulurken...
Dağılmadan devam ediyorum. Bunu bu kadar düşünmeye değer mi? Kuşkusuz. Tam gününü hatırlamıyorum ama ilk olarak Zincirlikuyu-Söğütlüçeşme hattına binmiştim. Elbette, binmiştim ve hiç hoşlanmamıştım. Bu ay, 12. yılını kutlayan bu üçüncü etap rotası, sanki bir İstanbullunun kendine layık görmediği dip dibeliğiyle yolcuyu ve yolculuğu değersizleştiriyordu. Aslında dünyadaki başarılı uygulama örnekleri sebebiyle başka ülkelere de sıçrayan metrobüse geçişimiz 2000’ler değil.

Kaynak: İlgili tez
Tercihli Otobüs Yolu: Metrobüs deneyiminin özelliklerini barındıran “Tercihli Otobüs Yolu” uygulamaları, 1978’de Ankara’da başlamış; 1979’da da İstanbul’a sıçramıştı. İstanbul’daki ilk rota Taksim-Zincirlikuyu iken ikinci rota da Kadıköy-Altıyol olarak planlanmıştı (Şu an Bostancı dolmuşlarının kalktığı yol tercihli otobüs yoluydu). İlk rota kademeli olarak Taksim-4. Levent metrosunun hizmete girmesiyle kaldırıldı. 1990’larda tercihli yolu kullanan ulaşım araçlarının bir çözüm olmaması, kaldırılmalarına sebep oldu; yerine raylı sisteme geçiş yapıldı. Fakat şehrin hızla gelişmesi, D-100 Karayolu üstündeki baskıyı artırınca acele bir müdahaleyle kapsamlı bir metrobüs planlamasına geçildi.

Kaynak: wowturkey.com
Geçici mi? 2008’den itibaren ağını genişleten ulaşım sistemi, hâlâ yeterli değil. Nitekim, bunun geçici olduğuna dair ortalıkta dolanan söylence, metrobüsle ilgili en büyük efsane(!). Ama durduk yere çıktı da diyemeyiz: 2013’te dönemin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın “trafik sorununu aşmada metrobüs geçici bir çare. Esas çare metro yatırımıdır,” sözleri, bir yerden sonra bu körüklü otobüslere ve özel yola veda edeceğimizi düşündürdü. Fakat metro sistemine yapılan yatırımın yükü, şehrin sakinlerini bir süre daha metrobüse mahkum bırakacak gibi görünüyor. Çünkü sistemin yeni otobüs ihtiyacıyla ilgili yapılan haberler ve troleybüs sistemine geçilmesi ihtimali, yine bütçelerine istinaden gecikiyor.
Peki, geçiş olsa daha iyi olur mu? O ayrı bir sayının konusu olsun. O zamana dek fortlanmadan sıkışmadan yolculuklar geçirmemiz dileğiyle.
Kaynak
Yurdagül, E. (2012). İstanbul Avcılar-Söğütlüçeşme Metrobüs Sisteminin Bileşenlerinin Değerlendirilmesi ve Dünyadaki Metrobüs Sistemleri ile Karşılaştırılması. (Yüksek Lisans tezi). İstanbul Teknik Üniversitesi, İstanbul.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Hidrografik hafıza, metrobüsün dünü/bugünü, Mecidiyeköy'ün yarını, sokak fotoğrafçıları
07 Mar 2021

YAZARLAR

Ege Dikencik
1990'da Bursa'da doğdum. Bursa Erkek Lisesi ve İTÜ Şehir ve Bölge Planlama Bölümü'nden mezun oldum. Beş sene süren profesyonel spor hayatım ve birkaç sene zorlanarak gittiğim şan dersleri hayatıma nasıl şekil vermem gerektiğiyle ilgili çok şey öğretti. İstanbul'a geldiğimden beri birçok farklı işi ucundan deneyimledim ve harika insanlarla tanıştım. Şimdilik öğretim hayatıma yüksek lisansa kadar ara verdim; 'eğitim' hayatım ise tam hızıyla devam ediyor.

Aposto İstanbul
İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Bayramda arabasız gezmek, çoğu insana külfet geliyor. Azalan otobüs seferleri, artan yolcu sayısı, belli semtlere gitmenin işkenceye dönüşmesi bayram gezmesinin olmazsa olmazları. Öte yandan ücretsiz bayram otobüsleri, sabahın nurunda kalkıp işe gidenler, bu yüzden şehri ancak bayramdan bayrama keşfedenler, iki kuruş harçlıkla hayatını idame ettirmeye çalışan kadınlar, denizi görmeden büyüyen çocuklar, çocuklarına denizi göstermek için bayramı bekleyen aileler için biraz da.

İstanbul, bitkileri ve kokularıyla geçmişin ve bugünün birlikte yaşadığı bir hafıza bahçesidir. Kimileri meşhur bir lavanta kolonyasının ferah kokusuyla büyümüştür; kimileri Tokatlıyan Han’ın önünden geçerken tanıdık bir lavanta esintisini bugün hâlâ duyar. Ve bazen, İstanbul sadece kokusuyla hatırlanır.

İstanbul'da lale sevgisinin kökenleri çok eski zamanlara kadar uzanıyor. Türklerle birlikte Orta Asya'dan çıkıp Anadolu'ya ve İstanbul'a ulaşan lale, bahçelerimizden evlerdeki vazolara, geleneksel el sanatlarından edebiyata hep baştacı ediliyor. Hazır mevsimi gelmişken lalenin tarihinden bugüne uzanan renkli bir yolculuğa çıkıyoruz.

Bir devleti, kendi çağında kendine verdiği adla mı anmalıyız, yoksa sonradan yakıştırılan adla da anabilir miyiz? Bu sorunun tek bir doğru cevabı yok. Ancak şunu bilmeden sağlıklı bir tartışma yürütülemez: Bizans, Doğu Roma’nın kendine verdiği bir ad değildir. Bu da bizi daha büyük bir soruya götürür: Tarihi kim anlatıyor, hangi kelimelerle ve neden?

Kar-kış demeden güne Boğaz'ın soğuk sularına atlayarak başlayan İstanbulluların sayısı her geçen gün artıyor. Sarayburnu'ndan Suadiye'ye, oradan Bebek'e, şehrin farklı noktalarından denize giren bu cevval yüzücüler arasında Kapalıçarşı esnafından eski bankacılara, lisanslı sporculardan hiç yüzme bilmeyenlere pek çok farklı profil var. Ortak noktaları ise üç tarafı denizlerle çevrili bir ülkede denize sırtlarını dönmeyi reddetmeleri...




