MSCI'ın Türkiye uyarısı ne anlama geliyor?

EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
Geride bıraktığımız hafta, dünyanın en büyük endeks sağlayıcılarından MSCI, Türkiye ve Endonezya piyasalarında yaşanan birtakım durumları özel gündem maddesi başlığına taşıdı.
MSCI öncelikle Türkiye ve Endonezya’nın bilgi akışı kriter notunu pozitiften negatife düşürme kararı alırken, kurumsal yatırımcılardan gelen, bazı küçük ölçekli şirketlerde koordineli işlem davranışı ve ortaklık yapısında şeffaflık eksikliği şikayetleri nedeniyle iki ülkeye de uyarıda bulundu.
MSCI'ye iletilen şikayetler bazı küçük şirketlerin paylarının, kağıt üzerinde halka açık görünmesine rağmen fiilen bu şirketlerle ilişkili fonlar tarafından tutulduğu yönünde. Bu durum hem fiili dolaşım oranını yapay olarak yükseltiyor, hem de piyasada oluşan fiyatın güvenilirliğini bozuyor. Dolayısıyla yabancı kurumsal yatırımcı, ne serbest dolaşım verisine, ne de gözlemlediği fiyata güvenerek portföy kurabiliyor.
MSCI, Kasım 2026’ya kadar yeterli, somut ve güvenilir ilerleme sağlanmaması halinde Türkiye piyasaları ve endekslere dahil edilebilecek menkul kıymetlerin nasıl ele alınacağına ilişkin istişare süreci başlatabileceğinin de sinyalini verdi.
Peki bu uyarı Türkiye açısından ne anlama geliyor ve bununla ilgili ne gibi adımlar atılabilir?
Uzmanlar ne diyor?
Konuyla ilgili Aposto’yla görüşlerini paylaşan Strateji Portföy Genel Müdürü Burak İhsan Çetinçeker, MSCI’dan gelen uyarının bir kurumsal akreditasyon uyarısı olarak görülmesi gerektiğini söyleyerek şöyle konuştu:
“MSCI kararının, oyunun ortasında kural değiştirmeye ve şeffaflığı esnek yorumlamaya karşı uluslararası finans çevrelerinden gelen net bir kurumsal akreditasyon uyarısı oldu. Yabancı yatırımcının öngörülebilirlikten uzaklaşan ve koordineli işlemlere göz yumulan bir piyasada risk almaya hevesli olmayacağı konusunda bir ön bilgilendirme anlamına gelen bu uyarıya kulak asmamamız durumunda, küresel standartları kendi yerel alışkanlıklarımıza uydurmaya çalışmanın bedelini yabancı yatırımcının arkasından el sallamak zorunda kalarak ödeyebiliriz."
Konuyla ilgili Aposto’ya bilgi veren NCM Investment Menkul Değerler Genel Müdürü Alparslan Budak, MSCI’ın Borsa İstanbul’da işlem gören bazı hisselerde koordineli işlem davranışları ve yapay fiyat oluşumu algısı yaratan yapılara dikkat çektiğini ve Kasım ayında yapılacak gözden geçirmeye kadar somut ilerleme olmazsa Türkiye’yi gelişmekte olan ülke endekslerinden çıkarabileceğini belirttiğini söyleyerek, “Ben olacağına ihtimal vermiyorum, ama en kötü senaryoda Türkiye alt sınıf endekslere düşebilir. Bu da bazı yabancı fonların Türkiye piyasasından çıkmasını gerektirir. MSCI’da Türkiye’nin ağırlığı yaklaşık %0,42 gibi çok düşük bir seviyede. En kötü durumda, endekse bağlı pasif fonlar açısından yaklaşık 7-8 milyar dolarlık çıkış olabilir. Ama tekrar belirtmek istiyorum; ben buna ihtimal vermiyorum. Buna karşın, MSCI’ın uyarısını dikkate almamız gerekiyor. Çünkü parasal boyutundan ziyade ülkemizin ve piyasamızın prestiji açısından önemli uyarılarda bulunuyor” ifadelerini kullandı.
Düzenleyici kurumların bu konuyla alakalı ne gibi adımlar atması gerektiğine de değinen Budak, şöyle dedi:
“SPK gereken ilk adımları atmış gibi duruyor. Örneğin, ilişkili taraf ve dolaşımdaki hisselerin nihai sahipliği açısından halka açıklık oranlarını daha sıkı tanımlayan kurallar getirdi. Açığa satış yasağı kaldırıldı. Bununla beraber, yabancı gözüyle baktığımızda, genel olarak düzenleyici kurumlardan beklentilerin sık değişmeyen kurallar, fiili dolaşım ve mülkiyet şeffaflığı, yabancı yatırımcının İngilizce veriye ve açıklamalara erişimi ve yapay fiyat oluşumuna ilişkin algının kırılması yönünde olduğunu söyleyebiliriz”
Konuyla ilgili Aposto’ya konuşan Fon Yöneticisi Işık Ökte ise MSCI uyarısına değişik bir perspektifle yaklaşmak gerektiğini söyleyerek, “Gelişen ülkeler endeksinde tarihimizin en düşük ağırlığına sarılıyoruz. %0,42 ağırlığımızın dörtte biri de Aselsan. Şimdi böyle bir konumda zaten gelişen piyasa fon yöneticilerinin çoğu bizi halihazırda ‘frontier’ piyasa olarak görüyor. Hatta, geçen ay birçok ünlü portföy yönetim şirketinin araştırma bölümlerinin yayımladığı raporlarda Borsa İstanbul EM değil ’frontier’ piyasalar içinde gösterildi. Böyle bir durumda, Endonezya’nın aldığı uyarının aynısını almamız kimseye sürpriz olmamalı. Uyarı sonrası süreçte, EM’deki yerimizi korumak için SPK ve BIST yönetimlerinin nasıl bir yön çizeceği ve hangi önlemlerin alınacağı da üç aşağı beş yukarı belli. Beni asıl ilgilendiren konu ise, 1 senedir beklenen serbest fonlar üzeri düzenlemenin gelip gelmeyeceği” ifadelerini kullandı.
“EM’den çıkartılma potansiyelimiz Kasım'da bile çok düşük. Ama MSCI’a bağlı yatırım yapan fonlar, ‘ikinci Endonezya Türkiye olabilir mi?’ diye MSCI Türkiye ağırlığı yüksek olan hisselerde satış tarafında kalabilirler. Bu da borsamızın yukarı potansiyelini negatif etkiler korkusu taşıyorum.”
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Emircan Yaman
Piyasalar ve Finans Editörü

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
BIST 100’ün Mayıs ayında 15 bin puanın üzerine çıktığı, ancak jeopolitik gerginlikler nedeniyle yatırımcıların risk iştahının geçen yılın aynı dönemine göre daha düşük seyrettiği ikinci çeyrekte, Borsa İstanbul’daki yatırımcı kompozisyonunda da belirgin bir ayrışma yaşandı. TÜYİD-Yatırımcı İlişkileri Derneği tarafından Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) verilerinden yola çıkılarak hazırlanan Borsa Trendleri Raporu’nun 2026 ikinci çeyrek sayısı, yerli ve yabancı yatırımcıların hem portföy büyüklüğü hem de endeks tercihleri bakımından birbirinden ayrışmaya devam ettiğini ortaya koydu.

Bu hafta hem yurt içi, hem de yurt dışı piyasalarda son derece kritik veriler radarımızda. Yurt içinde Perşembe günü açıklanacak cari işlemler dengesi ve TCMB Enflasyon Raporu ön plandayken, yurt dışında Çarşamba günü açıklanacak ABD TÜFE verileri bekleniyor.
10 Ağu 2026

Ülkemiz dünya ölçeğinde pahalı hâle gelmeye başladı; bu pahalılık her ay daha da artıyor. Bununla birlikte pahalılık artış hızımızda bir miktar gerileme var.

ABD 30 yıllık tahvil faizinin önceki hafta %5,2’yi aşması, yalnızca bir tahvilin satılması ya da fiyatının gerilemesi olarak okunmamalı. Bu hareket, küresel finans sisteminde uzun vadeli risk algısının ciddi şekilde yükseldiğine işaret ediyor. Başka bir ifadeyle, yatırımcıların enflasyon, kamu borcu, büyüme ve belirsizlik karşısında talep ettiği uzun vadeli risk primi yeniden fiyatlanmış durumda.

NATO, Çin'in NTE tekeline karşı kritik maden alım kulübü kurdu; Türkiye kurucu üyelerden oldu. Dünyanın önde gelen NTE yatağı Beylikova için fırsat kapısı açıldı. Bu kapıdan geçebilmek, rezervimizi uluslararası standartta belgelemekten, mühendis yetiştirmekten ve yatırımı finanse etmekten geçiyor.




