“Müzik dinleme eylemi, hayatımda en büyük yeri kapsıyor."


Şehrin çok sesli festivali geri dönüyor: MIX Festival
Bu yıl 5. edisyonuyla müzikseverlerle buluşmaya hazırlanan MIX Festival’ın sana bir mesajı var sevgili Duende okuyucusu: Müziğin sesini aç! Nedir? #yüzdeyüzmüzik katkılarıyla Zorlu PSM’ye geri dönecek olan çok sesli festival, MIX Festival…
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Asena'yla ne zaman tanıştığımı hatırlamaya çalışıyorum. Birkaç yıl önceki İstanbul Comics and Art Festival’da (İCAF) olsa gerek. Festival o yıl Moda’daki Saint Joseph Derneği Sosyal Tesisleri’nde düzenleniyordu. Daha sonra Beşiktaş’a geçti — bir yıllık pandemi arasından sonra bu sene yine Kadıköy’e, bu defa Müze Gazhane’ye döndü.
İCAF’ın bitiminden tam bir hafta sonra buluştuk Asena'yla. Önce yıllar evvel oturduğum Galata’daki eski duraklarımdan "Mahalle ne kadar değişmiş!" dedirten sokağın ortasında Federal’de birer kahve, sonra reji asistanlığı yaptığım kısa dönemde binanın terasında çekilen bir intihar sahnesinde dublör olmuşluğumu hatırlatan Aposto! ofisi.
Konuğum onu görmeye alışkın olduğum gibi siyahlar içinde karşımda. Asena'yla sanatın birçok alanını konuşabiliriz — Yıldız Teknik Üniversitesi Bileşik Sanatlar Bölümünden mezun olduktan sonra sanat eksenli işler etrafında şekillendirmiş hayatını. Son yıllarda da parçası olduğu ajansta İstanbul ve Ankara Kahve Festivallerinin yanı sıra İCAF’ın içerik ve küratöryel seçkisinden sorumlu.

Artemis ve Asena, kimin satın aldığını merak ettiği mermerlerin arasında
Bizim daimi konumuz müzik. “Müzik dinleme eylemi, hayatımda en büyük yeri kapsıyor,” diyor. Bunda büyüdüğü dönemde kimliklerin müzik türleri etrafında şekillenmesinin de etkisi var. Giyimden gidilen mekânlara kadar sosyal hayatın birçok alanının “punk,” “metalci” ya da “asitçi” olmana göre belirlendiği yıllar.
Asena Almanya doğumlu. 10 yaşında ailesiyle birlikte Türkiye’ye dönse de iki ülke arasındaki trafik onun için hep sürmüş. Elektronik müzik ve punk’ta Almanya ekolünün sıkı dinleyicisi olduğu için belki, gençliğini orada geçirmiş gibi geliyor bana hep. İstanbul gece hayatının Noh Radio, Markus Tavern, Şahika, Bigudi gibi parlayan mekânlarında DJ performanslarına rastlıyoruz.
Kahve festivallerinde ve İCAF sahnesinde yeni, bağımsız müzisyenleri görmemizde onun parmağı var. Bir süredir, şehrin müzik ve gece hayatının son 30 yılına odaklanan İstanbul Nightlife Project için çalışıyor. Kraftwerk, DAF ve Einstürzende Neubauten’ı çok sevdiğini biliyorum.
Bilmediğim neler var? Onları şimdi soracağım. Öncesinde birlikte hazırladığımız Spotify listesini buraya bırakıyorum.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Asena’nın sonsuz otobanlardan özgürleştirici dans pistlerine uzanan yolculuğunu dinlemeye davetlisin.
31 Eki 2021

YAZARLAR

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Mesleğimiz, “Ben kimim?” sorusuna verdiğimiz en hızlı yanıtlardan biri. Peki, “İşimi yeterince iyi yapamadım” demek ne zaman “Ben yeterince iyi değilim” düşüncesine dönüşüyor? Üç kitap eşliğinde başarıyla özdeğer arasındaki ince çizgiye, değişen ihtiyaçlarımıza ve işimize hayatımızda ayırdığımız yere bakıyoruz.

İranlı yönetmen Asghar Farhadi, Brand Week İstanbul’daki söyleşisinde “Yapay zekanın bilinçaltı yok” diyerek yapay zekanın insan yaratıcılığının yerini bütünüyle alamayacağını savundu. Peki, insanı farklı kılan bilinçdışı süreçlerin varlığı mı, yoksa bedenli, ilişkisel, utançla yüklü, geri döndürülemez bir hayat tortusu mu?

"The Lobster" postmodernizmin kimliklerin ve toplumsal normların kuruluşuna ilişkin sorgulamalarını, duygular sosyolojisinin temel meselesiyle buluşturur. Filmin asıl trajedisinin, insanların baskıcı kurallara itirazsız itaat etmelerinde değil, bu kuralların belirlediği duygusal ihtiyaçları kendi arzularıymış gibi yaşamalarında saklı olduğunu gösterir izleyiciye. David’in kişisel trajedisiyse, otelden ormana kaçmasına rağmen otelin “aşk kurallarını” da yanında götürmesidir.

M. Enes Özel, bir hayli aktif kullandığı Instagram hesabında kendisini "Psikiyatri uzmanı. Kalan her şeyin amatörü, talihli ucube, falsolu kul" olarak takdim ediyor. Özel ile yeni kitabı "Normal" ve farklı kuşakların normali algılama biçimleri üzerine konuştuk.

Nathan Fielder ve Lance Oppenheim imzalı Elizabeth Holmes belgeseli "You Can See Everything", son yılların en tuhaf ve katmanlı filmlerinden biri. Filmde herkesin, Nathan dahil, farklı yansımalarını görüyoruz; hem kendilerini gördükleri gibi, hem herkesin onları gördüğü gibi, hem de bizim onları gördüğümüz gibi. Bu ayna labirentinde herkes, herkesi, izleyiciye oynuyor. Ve izliyor.



