“Adada herkes birbirini tanır, mutlaka selam verir, selam almazsa eğer Adalı değildir.”

SoliSeyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
Nazlı Doğuoğlu
26 yıldır müdavim, 2 yıldır yaz-kış adalı.
Yaşadığı yer insanı çok etkiliyor. Evden bakıp bir genişlik görünce, sokaklarda keyifle yürüyünce hatta yazın suya ayak sokunca hayat o kadar da zor gelmiyor. Zorlukları göğüsleyecek genişliği, hafifliği veriyor insana ada hayatı. Adaya taşınmadan önce ormana ve denize yakın, sessiz, araba gürültüsü olmayan, bahçesinde ufak tefek bir şeyler yetiştirebileceğimiz bir yer olsun diye Ege'de köy köy dolaşıyorduk. Adada, kırsalda aradığımız sükûneti, rahatlığı bulduk.
Kışları bizim sokakta üç evin ışıkları yanar. Bu yüzden herkes birbirini tanır, mutlaka selam verir, selam almazsa eğer Adalı değildir. "Geçerken uğradım", "Bahçeden kayısı toplamıştım getiriverdim" gibi cümleleri burada çok duyarız. Gelen hemen buyur edilir, zaten kapıdan uğrayıp da öyle saatlerce oturulmaz, en çok bir kahve içip yola devam edilir. Şehirde insan yalnızlık daha iyi, biz bize yeteriz sanmaya başlıyor; oysa küçük yerde hemencecik hatırlanıyor; bir arada olmak insanın ruhuna çok daha yakın, böyle bir canlıyız biz, sosyal bağları seviyoruz.
Ben çok sakin bir hayat yaşıyorum. Evden çalışıyorum. Sabahları bebeğim ve iki köpeğimle yürüyüş yapıyoruz. Keyfimiz varsa yürüyüş ormana doğru oluyor. Fırsatım olursa bahçeyi suluyorum ve büyümüş olan ekinleri topluyorum. Bizim sokaktaki kedi, köpek, martı, karga ve serçe efradını besliyoruz. Denize girmek istediğimde Değirmen'e, perşembeleri halk pazarına gidiyorum.
Aslında Ada'nın çok canlı bir hayatı var, bundan suyun öte tarafındakiler ne kadar haberdar oluyor onu bilmiyorum. Mimoza ve Lavanta Festivalleri gibi festivaller düzenleniyor. Felsefe toplantıları yapılıyor. Konserler, açık havada film gösterimleri, çocuklar için etkinlikler yapılıyor. Adada mahalle grupları var. Bu gruplar ada hayatını daha da güzelleştirmek için ne yapılabilir diye kafa patlatıyor. Ben buraya geldiğimde geri dönüşüm sistemi hiç yoktu. Mahalle gruplarının yaptığı toplantılarla bu konuda adımlar atıldı ve işleyen bir sistem kuruldu, neredeyse bir yıldır devam ediyor. Tabii sadece geri dönüşüm değil Adalı sanatçılar Adalılar'a kendi evlerini açıyor, işlerini anlatıyor, paylaşıyor. Hayvan barınakları topluca ziyaret ediliyor.

Adalarda ulaşımın en güzel hâli
Elim toprağa değdiğinde, ormana çıkıp, akıp giden hayatı gördüğümde sakinleşiyorum, rahatlıyorum, ben de doğal hâlime geliyorum. Doğada gerginliklerin, hızlı dünyanın, acele işlerin yeri yok. Bu aslında bizim için alışması çok kolay olan bir ritim. Doğaya hemen uyumlanıyoruz çünkü şehirde kurduğumuz hayatın hızı ve beklentileri gerçekçi değil. Sabahtan akşama kadar çalışıp iki haftalık tatili beklemek çok akıl kârı bir hayat değil. Tabii benim Büyükada'ya gelişim hamilelik ve doğum gibi insanı daha da yavaşlatan, doğasına yaklaştıran süreçlerle de eşlendiği için ben iyice sakinledim. Eski hırslarımın eriyip gittiğini hissediyorum. Acelesi yok, yavaş yavaş olur, o da kendi zamanında olur diye bakıyorum.
Hayatı çalışmak için yaşamayı bırakıyor insan doğaya yaklaştıkça. Anların keyfini çıkarabilmek, anılar biriktirebilmek, bebeğimle kahkaha atabilmek çok daha kıymetli geliyor bana artık. "Üretmek" artık sadece parayla alınıp satılabilen metayı ifade etmiyor. Bağ kurduğum, gerçekten burada olduğum, hafifleyebildiğim anlar oluyor mu? İyilik yapabiliyor muyum? Neşe, keyif, kahkaha, güzellik katabiliyor muyum hayata? Yaşama böyle katkı sağlamak para kazanarak katkı sağlamaktan daha değerli gelmeye başladı bana.
“Vapurda, her yer benimdir; tüm düşlerim, hayallerim."
Teoman Göral
21 yıldır adalı
Adalı olmanın nasıl bir duygu olduğunu bunu içinde taşımayana anlatmak çok zor. Ayağım karadan kesildi diye değil, açıldım denizlere, göklere, sınırsız seyirlere duygusuyla nefes almak için geldim adaya. Kabataş’tan ya da Kadıköy’den ada vapuruna binince içinde yer eden ferahlık duygusu için.
Biz Büyükada’ya 21 yıl önce yerleştik. Yaş almaya, ileri yaş günlerimizi daha iyi yaşamaya geldik. Kendimizle, sevdiğimiz ya da seçtiğimiz, dost olduğumuzla (insan, ağaç, çiçek, kedi, köpek fark etmez) daha çok birlikte yaşamak için geldik buraya. Ege’nin ya Akdeniz’in kalabalık olmayan kasabalarından birine gidip hem biraz izole olacak hem de doğaya sessizliğe yavaşlığa karışacaktık. Büyükada'yı seçtik, Kaş burnumuzun dibindeymiş hissiyle yerleştik. Sıkıldığında, kendini fazla tekrar ettiğinde dev İstanbul'un merkezine bir ya da bir buçuk saat mesafede olmak başka bir duygu.

Denize doğru
Şimdi ne 18 yaşımız âşklarının adaları var ne de 20-30 yıl öncesinin. Hafta sonu her milletten ziyaretçi basıyor sokakları. Ama olsun burası ada, biz sakin köşeleri biliriz. Akınlar başladığında merkeze inmeyiz. Nizam ötesinde gezeriz, organik bahçemizde oyalanır, eğleniriz.
Burada yılın on iki ayı sayfiyede yaşıyor, komşuluk yapıyor, dostlarla geziyoruz. Gelen giden mevsimleri karşılamak ayrı bir duygudur adada. Yapımızda bize yapışık duran çevremize, insana ve doğaya karşı bir sorumluluk duygusu var. Yaşayacağımız ve yaşatacağımız çok şey var. Adalar Müzesi var; adalardaki geçmiş hayatlardan kalan çok yaşanmışlık var. Bunu ya yapılarda görürsün ya da insanlarda. Adada hâlâ mahalle kültürü var. Esnaf bir süre sizi görmeyince endişeyle sorar “Neredeydiniz?” diye
İstanbul cangılından Büyükada'ya geldiğimde ceviz dikmek gelir aklıma. Hem torunlara da kalır diye. Şimdiden başladı cevizler meyve vermeye. Mehtap ve Aya Yorgi bu koca kentin yanıbaşındaki adada sizi bambaşka bir dünyaya, evrene taşır ve büyüler. Her sabah yeniden doğduğunu hissedersin; kedinle, köpeğinle, melisayla ve yaseminle. Uzaktasın cangıldan ve derin kazmışlar hendekleri. Su var arada.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SoliSeyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Bu mevsimde bile estiriyor ada. Soruyoruz Adalıya: nerede güneşi batırırsın, ilk nereye adım atarsın güneş doğduğunda, mehtap olunca nerede buluşuruz? Büyükada'dayız yine, bu hafta: müdavim mekânlarda.
31 Tem 2022

YAZARLAR

Soli
Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
İLGİLİ OKUMALAR


