Obezite, Yetersiz Beslenme ve İklim Değişikliği Sindemisi

İklim krizi ile sağlık sorunlarımızın birbiriyle ne kadar ilişkili olduğunu görmek zorundayız.
Obezite, Yetersiz Beslenme ve İklim Değişikliği Sindemisi

Mayıs/Haziran - BMW - Dünyahali
BMW ile birlikte

Dünyahali, Yuvam Dünya ve Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Araştırma Merkezi iş birliğinde, BMWi’nin desteğiyle yayınlanmaktadır. BMWi sürdürülebilir mobilite için kapsamlı çözümler sunar .

Daha fazlasını öğren

Dünyahali

Dünyahali

Dünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!

Mine Durusu Tanrıöver

Kişilerin tercihlerinden öte sağlık, tarım, ulaşım, şehir planlama, çevre, gıda işleme ve satışı ve de eğitim sistemlerinin insanların tüketim ve yaşam alışkanlıklarını neye zorladığını fark etmemiz gerekiyor.

Tüketim üzerine kurulu modern hayatın insanlık üzerindeki faturası ağır. Bu faturayı hem canımızla hem de dünyada açtığımız yaralarla ödüyoruz. Bugün bu pencereden bakmak istediğim konu obezite, dünya üzerindeki hemen hemen tüm insan topluluklarını etkisi altına alan bir salgın. 

Fazla kilolu olmak kalp hastalıkları ve inme, diyabet, dejeneratif kas iskelet sistemi hastalıkları ve bir çok kanser için esas risk faktörüdür.  Yakın zamanda yayınlanan Dünya Sağlık Örgütü raporu fazla kilolu olma ve obezitede Avrupa şampiyonu olduğumuzu acı bir şekilde gözler önüne serdi. Avrupa Bölgesindeki insanların ortalama yüzde 58,7’si fazla kilolu ya da obez iken, ülkemizde bu oran yüzde 66,8’dir. Yani ülkemizde yaşayan her 3 kişiden 2’si fazla kilolu veya obezdir

Obezite ile ilgili okuduğum en güzel yorumlardan biri şu oldu: ‘Birkaç ekstra kilo almak artık kişisel bir olay değil, bugün içinde yaşadığımız sistemlerin ve çevrenin çökmesinin görünür hale gelmesidir’. Bu tanım bizim sistemsel bir bakış açısıyla düşünmemize ve fazla kilolu insanlarıiradesiz, umarsızgibi suçlamak, etiketlemek ve önyargıyla sosyal hayat içinde ayrıştırmak yerine, onların neden fazla kilolu olduklarının kök nedenlerine bakmamızı da sağlıyor. Kişilerin tercihlerinden öte sağlık, tarım, ulaşım, şehir planlama, çevre, gıda işleme ve satışı ve de eğitim sistemlerinin insanların tüketim ve yaşam alışkanlıklarını neye zorladığını fark etmemiz gerekiyor. 

Günümüzde sadece yetersiz beslenme değil, obezite de bir malnütrisyon olarak kabul edilmektedir. Malnütrisyon, tükettiğimiz diyetin doğru miktarlarda besin maddeleri içermemesi sonucu ortaya çıkan bir sağlık sorunudur ve  küresel sağlığın kötü olduğunun genel bir göstergesidir. Lancet Komisyonunun 2019 yılında yayınladığı raporda, ‘obezite, yetersiz beslenme ve iklim değişikliği’ dünya genelinde, tüm insanlığı etkileyen bir ‘sindemi’ yani pandemiler (salgınlar) sinerjisi olarak insanlığın sağlığı ve sağkalımı açısından en ölümcül tehditler olarak tanımlanmıştır. Bu küresel pandemiler aynı zaman diliminde ve aynı yerde görülürler; biyolojik, psikolojik ve sosyal düzeyde etkileşirler ve hepsinin ortak sosyal nedenleri ve belirleyicileri vardır. Ancak, iyi haber de şudur ki aynı kök nedenlere dayanan bu pandemiler sinerjisinde, ortak nedenlere yönelik yapılacak eylemler büyük değişim ve dönüşümlerle sonuçlanabilir. 

Peki, obezite, yetersiz beslenme ve iklim değişikliği sindemisinin etkileşimlerine baktığımızda ne görüyoruz? 

Birkaç örnekle açıklamaya çalışalım.

  • Artan sıcaklık ve nem fiziksel aktiviteyi ciddi şekilde kısıtlayabilir, bu da obeziteye meyil sağlar.
  • Uç hava olayları ve artan sıcaklıklar gıda güvensizliği ve kıtlığa yol açarak özellikle düşük-orta gelirli ülkeleri ve kırılgan toplulukları etkiler. Ciddi kıtlık yaşayan topluluklarda obezite oranı azalırken yetersiz beslenme ön plana çıkar. 
  • Diğer taraftan gıda güvensizliğinin orta ya da hafif düzeyde olduğu topluluklarda, küresel ekonomi çoktan bol kalorili, ucuz, işlenmiş gıdalarla piyasaya girmiştir. Maalesef bir çok işlenmiş gıda ucuz, lezzetli, kolay ulaşılabilir ve dayanıklıdır. Yerel üretimin olmaması ve artan maliyetler insanların sağlıklı gıdanın yerine kaloriyi daha ucuz şekilde elde edilebilecek işlenmiş gıdalara yönelmesine yol açar ve obezite oranları artar.
  • Daha zengin ülkelerin karbon ayak izi ve obezite oranları halihazırda yüksek düzeylerdedir. Düşük gelir düzeyinden yüksek gelir düzeyine geçen topluluklarda hızlı şehirleşme ve ulaşım amaçlı araç kullanım oranların artması ile hem obezite oranı hem de sera gazı salınımları hızla artar.
  • Ortalama bir insanın karbon ayak izinin neredeyse yarısı yiyecek ve içecek tüketimi ile ilişkilidir. Daha çok işlenmiş gıda tüketen insanlar aslında daha çok karbon ayak izi bırakırlar. Obeziteye yol açan bir diyetin ortalama bir insanın karbon ayak izinden yüzde 20 daha fazla sera gazı salımına yola açtığı hesaplanmıştır. Ayrıca, daha kilolu olan insanlar temel metabolik ihtiyaçlarını karşılamak için daha çok kalori tüketmek zorundadırlar. 

İklim krizi ve malnütrisyon ilişkisinin bir başka boyutu daha vardır. 

  • Yüksek karbondioksit seviyelerinde yetişen ürünlerin biyokütlesi ve karbonhidrat içeriği artmakla beraber besleyici değeri düşmektedir. 
  • Bu ürünleri tüketen insanlar aynı miktarda ürün tüketerek demir, çinko, kalsiyum gibi mikro besinlerden ve protein ve C vitamininden çok daha az yararlanmaktadırlar.

Özellikle buğday ve pirinç gibi insanlığı doyuran temel gıdalar karbondioksite çok daha duyarlıdır ve bunlarla beslenen toplumların giderek daha fazla malnütrisyon yaşayacağı öngörülmektedir. Bu konudaki ilk çalışmaları yürüten Irakli Loladze bulgularını şu şekilde ifade etmektedir: “Karbondioksit düzeyleri yükselmeye devam ettikçe, Dünya üzerindeki her bir yaprak ve çim daha fazla şeker yapacaktır. İnsanlık tarihinde biyosfere gıda kaynaklarımızdaki diğer besinleri seyrelten en yüksek düzeyde karbonhidrat enjeksiyonuna tanık oluyoruz”. 

İklim krizi ile sağlık sorunlarımızın birbiriyle ne kadar ilişkili olduğunu görmek zorundayız. 

Hepsinin kesişim noktasında insanlığı umarsızca tüketmeye ve hareketsizliğe yönelten sistem yer almaktadır. Ancak ve ancak bu farkındalık düzeyine çıktığımızda sorunların kök nedenine ulaşıp gerçek değişim adımlarını atabiliriz. Değişim mümkün ve değişim bugün hayatlarımızdan başlayabilir! 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Dünyahali

Dünyahali

Dünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!

NEREDE YAYIMLANDI?

DünyahaliDünyahali

BÜLTEN SAYISI

68: Benim Çevrem Kötü Değil

Dünya Çevre Günü, Mardin Bienali, İklim Krizi & Sağlık

03 Haz 2022

BMW ile birlikte
@sujugasim

YAZARLAR

Dünyahali

Dünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!

İLGİLİ OKUMALAR

DünyahaliDünyahali

HİKAYE

Fısıldayan ağaçlar

Ağaçların Görünmez İletişim Ağı ve Doğanın Dili

01 Tem 2026

Fısıldayan ağaçlar
DünyahaliDünyahali

HİKAYE

Merceği Ormanın Kalbine İndirmek

Warner Bros. Discovery Pazarlama Direktörü Beste Toksoy Balcı ile Röportaj

01 Tem 2026

Merceği Ormanın Kalbine İndirmek
DünyahaliDünyahali

HİKAYE

Fıstık Ağacı

Bir Coğrafyanın Hafızası: Fıstık Ağaçları

01 Tem 2026

Fıstık Ağacı