

Yatırım Finansman ’da hesabınızı açarak siz de yatırımınıza değer katmaya başlayabilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
Enflasyonist baskının tüm şiddetiyle hissedildiği 2022 yılında yatırımcıların varlıklarını koruyabilmeleri için ellerinde kalan tek seçenek Borsa İstanbul oldu. TÜİK tarafından açıklanan verilere göre, 2022 yılında TÜFE bazlı reel getiri oranı pozitif olan tek yatırım aracı hisse senetleri.
Borsa İstanbul’da yaşanan bu ralli ve hemen her gün tazelenen rekorlar yılın özellikle son çeyreğinde hız kazandı. Yaşanan bu hareket, yerli gerçek yatırımcı sayısının 3,3 milyon kişiye ulaşarak yeni bir rekor kırmasına yol açtı. Son bir buçuk yılın en hızlı yatırımcı sayısı artışının yaşandığı bu dönemde ivmenin devam etmesi ana senaryo olarak kabul ediliyor.
Yüksek getiri beklentisiyle hareket eden yatırımcıların beslediği bu ivme beraberinde bazı riskleri de getiriyor. Yıl içinde özellikle bazı hisse senetlerinde görülen gerçek üstü getiri seviyeleri sert düzeltmelerle törpüleniyor. Bu durum da özellikle finansal okur yazarlığı düşük olan yeni yatırımcı kitlesinin önemli kayıplarla karşı karşıya kalma riskini artırıyor.
Piyasayı düzenleyen otoritelerin bu tip durumlarla karşılaşma riskini azaltmak ve yatırımcıları korumak adına attıkları adımlar yerinde olmakla birlikte serbest piyasa koşullarında karşılaşılan riskleri tamamen ortadan kaldırması ne mümkün ne de istenen bir durum. Risk–getiri takasında ölçümün iyi yapılamaması ya da piyasa dinamiklerinin iyi okunamaması durumları sonucu ile oluşabilecek potansiyel kayıplar piyasa işleyişinin doğal bir parçası.
Kısaca, sabit getirili menkul kıymetlerden borsaya yaşanan kayış enflasyonist baskı sürdükçe devam edecek. Daha düşük risk içeren araçların reel getirileri yatırımcıları tatmin etmeye başladığında ise bu akımın yavaşladığını ve ivmenin kırılmaya başladığını göreceğiz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
2022'ye enflasyon, politika faizleri, kur dalgalanmaları ve ‘shrinkflation’ gibi terimler damga vurdu. İşte 8 madde ile ekonomi ve piyasalarda geride bıraktığımız yıl!
02 Oca 2023

YAZARLAR

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Fed’in 25 baz puanlık faiz artışı, küresel tahvil piyasalarında yalnızca politika faizinin bir kademe daha yükselmesi anlamına gelmiyor. Kararın piyasa açısından daha önemli tarafı, ABD’de para politikasının beklenenden daha uzun süre sıkı kalabileceğine yönelik algının güçlenmesi. Bu noktada küresel tahvil piyasasının en önemli referansı ABD 10 yıllık tahvil faizi olmaya devam ediyor.

SPK'nın 131 fonu tasfiye etmesiyle 455 bini aşkın yatırımcının birikimi askıda kaldı. Türkiye'nin derin bir sermaye piyasası kurabilmesi için haksız kazanç geri alınmalı, zarar mükellefe yüklenmemeli. Bu kriz, doğru dersler çıkarıldığında Türkiye sermaye piyasası için bir eşik olabilir.

ABD’den Türkiye’ye, fiyatların gelirlerden hızlı arttığı bir dönemde tüketici harcamaktan vazgeçmek yerine alışveriş biçimini değiştiriyor. Daha küçük sepetler, market markaları, daha sık alışveriş ve kredi kartına yayılan ödemeler hane bütçesindeki baskının giderek daha görünür hâle gelen sonuçları. Tüketim verileri canlılığını korurken, bu canlılığın arkasında gelir dağılımı, borçlanma ve sürekli sonraya bırakılan harcamalar var.

Ülkemiz fon piyasasında önceki hafta adeta deprem yaşandı. Teknik detaylara ilişkin çokça yazılıp çizilse de dip toplamda tasarruf sahiplerinin “paramı ne zaman ve hangi değer üzerinden geri alabileceğim?” sorusu yanıtlanmayı bekliyor. Bu noktada benzer yaşanmışlıkları yakın geleceğe dair belirsizlikleri azaltabilecek bir ayna olarak kullanabiliriz. 2008'de ABD'de yaşanan Reserve Primary Fund krizi de öğretici bir örnek olarak karşımıza çıkıyor.

TCMB verilerine göre Türkiye, Ocak-Temmuz döneminde toplam 34,8 milyar dolarlık cari açık verdi. Geçen yılın aynı dönemine kıyasla 10,6 milyar dolar büyüyen açığın finansmanında bankaların ve şirketlerin dış borçlanması öne çıktı. İlgili dönemde açığın finansmanı için yurt dışından kullanılan krediler önemli ölçüde artarken, rezervlerden de geçen yıl kullanılanın iki katından fazla kaynak kullanıldı.



