Osmanlı’dan aydın bir kadın portresi: Emine Semiye ve Sefalet

DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Osmanlı’da başlayan modernleşme hamlelerinin en önemli adımlarından biri de kadınların daha görünür olabilmesiydi. 19. yüzyılın ikinci yarısında daha da belirginleşen bu değişim sonucunda Fatma Aliye ve Halide Edip gibi yazarlar dönemin önemli figürleri hâline geldi.
Bu dönemin önemli isimlerinden biri olup zaman içinde hak ettiği değeri görememeye başlayan kadınlar da vardı. Bunlardan biri de Emine Semiye idi. Ahmet Cevdet Paşa’nın kızı ve Fatma Aliye’nin kardeşi olan Emine Semiye tıpkı ablası gibi roman türünde eserler kaleme almış; hatta dönemin üretken yazarlarından biri olmuştu.
Cumhuriyetle birlikte kadının toplumdaki konumu geçmişe göre daha da iyileşmiş olsa Osmanlı’nın bu son dönemindeki önemli yazar ve yapıtları unutulmaya yüz tutmuştu.
Emine Semiye'nin Sefalet'i: Yayın hayatına iki yıl önce başlayan Vakıfbank Kültür Yayınları neredeyse bir asır sonra Emine Semiye kitaplarını okurla yeniden buluşturmaya başladı. Yayınevi geçtiğimiz günlerde Emine Semiye’nin Sefalet adını taşıyan romanını okurla buluşturdu. Latin harflerine ilk kez aktarılan kitapta günümüz Türkçesinde artık kullanılmayan kelimeler de parantez içinde karşılıklarıyla kitabın sayfalarında yer alıyor.
Yılmaz bir hak savunucusu: Osmanlı kadın hareketinin önemli bir ismi olan Emine Semiye Hanım, İkinci Meşrutiyet döneminden itibaren etkin bir biçimde siyasal mücadelenin de içinde yer aldı. Hatta o dönemde yazar, edebiyatçı kimliğinden ziyade siyasi duruşuyla ünlenmişti. Farklı okullarda öğretmenlik de yapan Emine Semiye, bu dönemde ekonomik zorluklar çeken ve fuhuşa zorlanan kadınların hak mücadelesinde yanlarında oldu.
Gönüllü ve aktivist: Dönemin önemli siyasilerinden Ahmet Cevdet Paşa’nın kızı olması sebebiyle iyi bir eğitim alma imkânına sahip olan Emine Semiye, Fransa ve İsviçre’de psikoloji ve sosyoloji okuduğu dönemden de önce aslında aile ortamında modernite ve benzeri kavramlarla tanışmıştı. Türk edebiyatının ilk kadın romancısı olarak kabul edilen ablası Fatma Aliye gibi o da tefrika romanlar kaleme alırken bir yandan da aktivist kimliğiyle ön plana çıkmaya devam etti. İttihat ve Terakki’ye de zaman içinde üye olan Emine Semiye, 1912’de Balkan Harbi sırasında Şişli Etfal Hastanesi’nde gönüllü hemşirelik de yaptı.
Feminizm ve kadın hareketleri: Gazete ve dergilerde yer alan yazılarında yer yer Emine Vahide takma ismini kullansa da kendi adının yer aldığı metinlerde de feminizmi referans olarak gösterdi. 1944 yılında 79 yaşında hayatını kaybeden yazarın, Sefalet romanında ikili ilişkilerinin yanı sıra dönemin batılılaşma atmosferi ve kadın hareketlerine dair güçlü izler bulunuyor. Bu yönüyle Sefalet, edebiyat severler kadar tarihçiler ve sosyologlar için de dikkatle incelenmesi gereken bir kitap olarak karşımıza çıkıyor.
Sefalet: Romanın içeriğinden de bahsedecek olursak; varlıklı bir ailede yetişmesine rağmen evlendikten sonra zenginliğini kaybeden bir kadının sefalete uzanan erkek egemen dünyada ayakta kalma hikâyesi anlatılıyor.
Vakıfbank Kültür Yayınları,14 kitabı bulunan Emine Semiye’nin diğer eserlerini de bu çerçevede Latin alfabesine aktarıp okurla buluşturmaya devam edecek. Bir döneme damga vurmuş böylesine önemli bir ismin eserlerinin yeniden okunabilir olması edebiyat severlerin yanı sıra tarih, sosyoloji ve siyaset araştırmaları yapanlar için de büyük bir kazanım.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Endüstriyel bir çölde para kazanamayan ama tarih yazan bir plak şirketi, kederli yaşamından ilham alan bir müzisyen, Osmanlı'da aktivist bir kadın yazar ve her koşulda yaratanlar.
30 Eki 2020

YAZARLAR

İhsan Dindar
Kitap yazarı @ Duende

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Nathan Fielder ve Lance Oppenheim imzalı Elizabeth Holmes belgeseli "You Can See Everything", son yılların en tuhaf ve katmanlı filmlerinden biri. Filmde herkesin, Nathan dahil, farklı yansımalarını görüyoruz; hem kendilerini gördükleri gibi, hem herkesin onları gördüğü gibi, hem de bizim onları gördüğümüz gibi. Bu ayna labirentinde herkes, herkesi, izleyiciye oynuyor. Ve izliyor.

24-31 Ekim tarihleri arasında düzenlenen 63. Antalya Altın Portakal Film Festivali, yarışma seçkisi ve Film Forum etrafındaki tartışmalarla Türkiye sinemasının bugününü, geleceğini ve festivalin prestij iddiasını sorgulamaya açtı.

"Norm: The Tale of Norm Macdonald" bazen tanıdık görüntülerin rahatlığına fazla güveniyor, bazı güç soruların üzerinde daha uzun durabilecekken yeni bir şakaya geçiyor. Yine de Norm’la vakit geçirme duygusunu yakalıyor.

İlki 2006'da düzenlenen Sinopale, yirmi yılda Türkiye’nin en uzun soluklu bağımsız sanat oluşumlarından birine dönüştü. Bienalin kurucuları, küratörleri ve sanatçılarıyla 10. edisyon vesilesiyle biraraya gelerek Sinopale’nin kentle kurduğu ilişkiyi ve yerel bilginin çağdaş sanatla buluşma biçimlerini konuştuk.

Amerikalı sanatçı Liz Harris’in solo projesi "Grouper", 4 Kasım’da Fiba Salon İKSV sahnesinde. Sanatçı ile konser öncesi Zoom’da biraraya geldik; günümüz müziğini ve karanlıktan nasıl beslendiğini konuştuk.




