Özge İlhan Acar: "Çinli yatırımcılar Türkiye'de aktif bir arayış içinde"

EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
2025 yılı Türk M&A piyasası için başarılı bir yıl oldu. Yıl genelinde yapılan toplam birleşme ve satın alma işlemi bir önceki yıla kıyasla %20’den fazla artışla 574’e yükselirken, değeri açıklanan işlemlerin toplam değeri %50'nin üzerinde artış göstererek 8,2 milyar dolar seviyesine ulaştı. Değeri tam olarak açıklanmayan işlemlerle birlikte bu tutarın 18,5 milyar dolar seviyesine kadar çıktığı da tahmin ediliyor.
Yılın en çok öne çıkan sektörü toplam hacmin yaklaşık %40’ını alan perakende sektörü olurken, onu TMT ve enerji sektörleri takip etti. 2025’te ortalama işlem büyüklüğü de 21 milyon dolardan 32 milyon dolara yükselerek büyük bir sıçrama yaşadı.
Peki 2025’te yükselen hacmin 2026 yılında da devam etmesi bekleniyor mu, yabancı ilgisi ne durumda, sürpriz yatırımcı grupları var mı ve en çok hangi sektörlerin öne çıkması bekleniyor? KPMG Türkiye Birleşme ve Satın Alma Hizmetleri Lideri Özge İlhan Acar, Aposto okurları için anlattı.
“2026 hem alıcı hem de satıcı tarafında daha verimli bir yıl olacak”
Öncelikle 2025 yılında hem global ölçekte hem de Türkiye’de birleşme ve satın alma faaliyetlerinde belirgin bir hareketlilik yaşandığında dikkat çeken Acar, uzun süredir ertelenen yatırım kararlarının hayata geçmesi, şirketlerin stratejik büyüme hedeflerine yeniden odaklanması ve kurumsal portföylerini yeniden şekillendirme eğilimlerinin bu ivmenin temel unsurlarını oluşturduğunu ifade etti. 2026 yılında bu ivmenin devam etmesini beklediklerini de söyleyen Acar, şöyle konuştu:
“Makroekonomik görünümdeki normalleşmeyle birlikte finansman koşullarında iyileşme öngörülürken, varlık fiyatlarının kademeli bir şekilde yukarı yönlü hareket etmesi muhtemel görünüyor. Bu durum, 2026 itibarıyla satıcıların daha yüksek değerlemeler üzerinden çıkış yapma motivasyonunu güçlendirebilir. Bu çerçevede, özel girişim sermayesi fonlarının yüksek likiditesi ve finansman ortamındaki beklenen iyileşmeyle birlikte 2026 yılının birleşme ve satın alma işlemleri açısından hem alıcı hem de satıcı tarafında daha dengeli ve verimli bir yıl olacağını öngörüyoruz.
Sektörel açıdan bakıldığında, teknoloji tarafında yapay zeka ve dijital dönüşümün yarattığı yatırım ihtiyacı, enerji ve savunma sanayiinde tedarik güvenliği ve altyapı modernizasyonu, ilaç ve sağlık sektörlerinde ise inovasyon, konsolidasyon döngüsü ve büyük şirketlerin portföy sadeleştirme hamleleri 2026 yılında M&A piyasasını şekillendiren temel dinamikler olmaya devam edecektir. Ancak sektör bağımsız olarak değerlendirildiğinde, teknolojiyi iş modeline entegre eden ve operasyonel verimliliğini artıran şirketlerin yatırımcılar nezdinde öne çıkmasını bekliyoruz.”
“Çinli yatırımcılar Türkiye'de aktif bir arayış içinde”
2025 yılında işlem sayısının çoğunu yerli yatırımcıların yaptığı küçük ölçekli işlemlerin oluşturduğunu, yabancı yatırımcıların ise daha büyük ölçekli işlemlerde yoğunlaştığını ifade eden Acar, şöyle konuştu:
“2025 yılında işlemlerin yatırımcı kökenlerine göre dağılımına bakıldığında, yerli yatırımcıların liderlik ettiği 470 işlem ile işlem adedinden yaklaşık %80’in üzerinde pay aldığı görülürken, bu oranın yaratılan 4,8 milyar ABD dolarlık işlem hacmi ile toplam açıklanan işlem hacminin yüzde 59’unu oluşturduğu gözlemlendi. Bu da yerli yatırımcıların görece daha küçük ölçekli işlemlerde yoğunlaştığını, yabancı yatırımcıların ise yerli yatırımcılara kıyasla daha görece daha az riskli yüksek hacimli işlemlerde yer aldıklarını kanıtlar nitelikteydi.”
2025 yılında kapanan yabancı kaynaklı anlaşmalara ve büyük ölçekli satın alımlara ilişkin alt detayları da paylaşan Acar, konuşmasına şöyle devam etti:
“2025 yılında yabancı yatırımcıların alıcı kökenine göre birleşme ve satın alma işlemlerine bakıldığında, ABD kökenli yatırımcılar 24 işlemle adet bazında liderliğini sürdürdü. ABD’yi 9 işlemle Birleşik Krallık, 8’er işlemle ise Almanya ve Hollanda takip etti. ABD’nin işlem hacmi bazındaki güçlü görünümüne katkı sağlayan işlemler arasında Apollo Global Management’ın TANAP’taki hisse alımı, Trendyol GO’nun çoğunluk hissesinin Uber tarafından satın alınması ve Midas’ın QED Investors ve IFC liderliğinde aldığı 80 milyon ABD dolarlık yatırım öne çıktı. ABD dışındaki yabancı yatırımcı işlemleri tarafında ise MACFit’in Polonyalı Benefit Systems’a 431,6 milyon ABD doları bedelle satışı, Borusan Tedarik Zinciri Çözümleri’nin Fransa kökenli CEVA Logistics tarafından 383,2 milyon ABD doları karşılığında satın alınması ve Traçim Çimento’nun Yunanistan kökenli Titan Group tarafından 190 milyon ABD doları bedelle alınması dikkat çeken işlemler oldu.”
2026 yılında ABD’li ve Avrupalı yatırımcıların dışında bazı sürpriz yatırımcı gruplarının da Türk şirketleriyle ilgili işlemlerle adını duyurabileceğine dikkat çeken Acar, “Ayrıca Türkiye’de bugüne kadar büyük hacimli işlemlerde çok sık görmediğimiz Çin kökenli şirketlerin daha aktif bir inceleme ve arayış dönemi içerisinde olduklarını gözlemliyoruz. Dolayısıyla önümüzdeki dönemde Çinli yatırımcılar, yabancı yatırımcılar tarafında sürpriz diyebileceğimiz yeni bir dinamizm yaratabilir” açıklamasında bulundu.
"Çin Türkiye'yi çok kritik görüyor çünkü burayı Avrupa'ya çıkış kapısı olarak değerlendiriyorlar. Bu ilgiyi 2024 ve 2025 yıllarında daha belirgin görmeye başladık. Örneğin 2025 yılı içerisinde Çin Şanghay Belediyesi Yatırım Grubu ofisimizi ziyaret ettiler ve Türkiye'deki yatırım fırsatlarını dinlemek istediler."
“Sanayiye yatırım ilgisinin yeniden artmasını bekliyoruz”
Son birkaç yılda M&A piyasasında en çok öne çıkan sektörlere ilişkin bilgi de veren Acar, “2024 yılında Hepsiburada işleminin TMT sektöründe yer alması, hacim bazında TMT’nin öne çıkmasını sağlamıştı. Buna karşın, 2025 yılındaki mega işlemler sırasıyla perakende ve enerji alanlarında gerçekleşti. TMT sektörü ise startup ekosistemindeki yüksek işlem adetleri nedeniyle son yıllarda işlem adedi bazında öne çıkan sektör olmaya devam ediyor” ifadelerini kullandı. Acar, son yıllarda nispeten piyasada daha az ağırlık gösteren sanayi sektörüne ilişkin ilginin ne durumda olduğuna dair sorumuza ise şu şekilde yanıt verdi:
“Buna karşın, başta stratejik yatırımcılar olmak üzere pek çok yatırımcı Türkiye’nin endüstriyel üretim ve otomotiv olarak tanımladığımız sanayi sektörüne her zaman ilgi gösterdi ve göstermeye de devam ediyor. Son yıllarda bu alanda çok büyük işlemlerin gerçekleşmemesinin temel nedeni, daralan kârlılık ile yüksek enflasyonun yabancı yatırımcılar nezdinde yarattığı çekincelerdi. Ancak bu alanda görece normalleşmenin başladığı bir döneme girmiş bulunuyoruz ve yatırım ilgisinin yeniden artmasını bekliyoruz.
Önümüzdeki dönemde sanayi şirketlerini yatırımcı nezdinde pozitif ayrıştıracak temel faktörler ise operasyonel verimlilik, ürün kalitesi ve global standartlara uyum, ihracat kapasitesi, teknoloji entegrasyon seviyesi ve defansif nakit akışı yapısı olacaktır. Bu alanlarda kendini farklılaştırabilen, dijital dönüşüm ve otomasyonu iş modeline entegre eden sanayi şirketlerinin yatırımcıların radarına çok daha güçlü bir şekilde gireceğini düşünüyoruz.”
“2026’ya girerken M&A piyasasında genel resim, hacimden ziyade kalitenin ve stratejik uyumun ön plana çıktığı bir döneme işaret ediyor” diyen Acar, “Yatırımcılar artık yalnızca büyüme hikayesine değil, bu büyümenin sürdürülebilirliğine, kurumsal altyapıya ve öngörülebilir nakit akışına daha fazla odaklanıyor. Bu çerçevede, finansal şeffaflığını artıran, kurumsallaşma adımlarını tamamlayan ve teknolojiyi iş modelinin merkezine koyan şirketlerin hem yerli hem de yabancı yatırımcılar nezdinde daha avantajlı bir konumda olacağını söylemek mümkün” ifadelerini de kullandı.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Emircan Yaman
Piyasalar ve Finans Editörü

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR


