Sahil kenarındaki yemek meraklısına: Tatilde okunacak gastronomi kitapları

İnsanlık olarak ilk yazılardan beri liste yapıyoruz. Uyulacak kurallar, ticarete konu ürünler, depolarda saklanan gıdalar… Hepsi arşivleme ihtiyacımızın çıktıları. Karmaşık dünyada kendimizi hatırlamak ve hatta ulaşmak adına nirengi noktaları belirliyoruz. Dinlenmek, eğlenmek için çıktığımız tatiller bile listeyle başlıyor; vize alınacaksa gerekli evraklar listesi, yola çıkmadan valize konacaklar listesi, gezilecek yerler listesi…
Tatilde okunacak kitaplar listelerinin tarihi ise çok eski değil. Kitap okumayı boş zaman aktivitesi olarak kabul ettiğimiz bir gündelik yaşam tempomuz var. Yayıncılık ve medya sektörlerinin rutinleri de bu eğilimimize uyum sağlıyor. Boyut olarak kolay taşınan, "mevsimlik" diye tabir edilen kitapların yayıma verildiği dönemdir yaz.
Hoş geldin! Aposto Premium üyelerine özel bu içeriği okumak için Premium üye olabilir ya da Premium hesabına giriş yapabilirsin.
Aposto Premium
Ayda
- Aposto'nun tüm arşivine ve güncel yayınlara sınırsız erişim.
- Yükselen endüstrilerden gelişme ve içgörüleri aktaran, entelektüel dünyanı besleyecek Premium üyelere özel makale ve bültenler.
- Gündemdeki gelişmeleri küresel bir perspektifle aktaran analizler.
- Aposto Radyo için hazırladığımız podcast ve sesli belgesellere websitemiz ve mobil uygulamamızdan erişim imkanı.

YAZARLAR

Onur Daylan
Yazar ve rakı eğitmeni. 12 yıl boyunca reklam pazarlama yöneticiliği yaptıktan sonra yemek kültürü yazarlığına yöneldi. İçki ve gastronomi kültürü üzerine yarı akademik sunumların ardından, Gourmand Ödüllü "Meyhane İhtisas Kitabı"nın yazarlarından biri oldu. 2022’den beri bir rakı markasının saha eğitmeni.

apéro
İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
OKUMAYA DEVAM EDİN
Batı Karadeniz’in iç kesimlerindeki Daday, deniz etkisinin azaldığı, yüksek rakımlı ve ormanlık bir coğrafyada yer alıyor. Ormanlar, meralar, tarım arazileri ve köyler birbiriyle iç içe. Üretim ise iklimin ve mevsimlerin çizdiği sınırlar içinde ilerliyor. İki gün boyunca ziyaret ettiğimiz çiftlikler, bu koşullarla kurulan farklı ilişkileri anlamak için iyi birer durak.

Bir zamanlar İstanbul’un takvimi deniz üzerinden tutulurdu. Palamutun, lüferin ve uskumrunun gelişi mutfakta neyin pişeceği kadar, kayıkların ne zaman suya ineceğini, balıkçı tezgahlarının görünümünü ve şehrin gündelik akışını da belirliyordu. Bazı şeyler hiç değişmiyor. Ekim geldiğinde İstanbul’da gözler hâlâ yeniden denize çevriliyor.

Londra’yı gastronomi üzerinden tanımak için her zaman şehrin en yeni restoranlarının peşine düşmek gerekmiyor. Bazen birkaç sokaklık bir rota, şehrin yemek kültürünün nasıl değiştiğini görmek için yeterli. Borough Market’tan Bermondsey Street’e kadarki bu bölge de bunun iyi örneklerinden biri. Emre Onar, sevdiği duraklar ve kendi deneyimleri üzerinden bu kısa mesafeyi adım adım anlatıyor; kahveyle başlayan rotayı pazar tezgahlarından restoranlara, oradan da Bermondsey Street’in sakinliğine taşıyor.

Urla’da sofraya giden yol, toprağın ve mevsimin sunduklarıyla başlıyor. WMF işbirliğiyle, Şef Dilek Yetkiner eşliğinde lavantalardan Ege otlarına uzanan bir hasadın ardından mutfağa geçtik. Doğada başlayan akşamı, uzun bir yaz akşamına yakışan sofrada, Bi’ Masa Akademi’de pişirdiklerimizle tamamladık.
05 Eki 2026

İki Michelin yıldızlı Villa Aida’nın kurucu şefi Kanji Kobayashi, Vakko L’Atelier’in “Guest Chef Dinner” serisi için İstanbul'daydı. Şef Kobayashi, sohbetimizde İstanbul’da karşılaştığı malzemeleri kendi mutfak diliyle yeniden düşünürken şehrin yemek kültüründe kendisine tanıdık gelen ve ayrışan noktaları anlattı.





