'Şahin' tonda bir TCMB


Şube yok, sıra yok; ING’de Cebimdeki Danışman KOBİ var
Kolay, akıllı ve kişisel bir müşteri deneyimi yaratan zahmetsiz bankacılık anlayışıyla ING , yeni şubeniz Cebimdeki Danışman KOBİ ile tanıştırıyor. Yüz yüze çözümleriyle Cebimdeki Danışman KOBİ , ING Mobil ’de .
Daha fazlasını öğren →
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), yeni Başkan Fatih Karahan liderliğinde düzenlenen ilk Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında politika faizini beklentiler dahilinde sabit bırakarak %45 seviyesinde tuttu.
Faizlerin sabit bırakılacağına dair beklentilerin önceden piyasa tarafından fiyatlanmış olması nedeniyle gün içinde ne döviz kurlarında ne de borsa endekslerinde majör bir değişim kaydedilmedi. Toplantı sonrasında yayımlanan "şahin" tonda metinde ise ekonomi çevrelerini çoğunlukla tatmin eden, uyarı mahiyetinde ifadelere yer verildi.
Metinde neler yer aldı?
Kararın ardından yayımlanan metin pek çok ekonomist ve piyasa yorumcusu tarafından bir önceki metinlere kıyasla daha “şahin” bir metin olarak değerlendirildi.
Metinde öncelikle Ocak ayı enflasyonunun yılın ilk ayına özgü zamana-bağlı fiyat ve ücret güncellemeleri neticesinde yüksek kaldığı belirtilirken, TCMB’nin temel hedeflerinden olan yurt içi talepte dengelenme sürecinin devam ettiğine işaret edildi. İç talepteki dengelenmenin özellikle tüketim malı ve altın ithalatında daha güçlü şekilde gerçekleştiğinin ifade edildiği metinde, hizmet fiyatlarındaki katılık ve jeopolitik risklerin enflasyon üzerinde baskı oluşturduğu mesajları ise yinelendi.
Metinde kur gelişmelerine ilişkin, “Para politikasındaki kararlı duruş, dezenflasyonun ana unsurlarından olan Türk lirası reel değerlenme sürecine katkı vermeyi sürdürecektir.” ifadeleri kullanılarak enflasyonun altında kur artışı ve TL’de reel olarak değerlenme sürecinin devam edeceği mesajı verildi.
Şubat ayı metninde en çok dikkat çeken kısım ise “Enflasyon görünümünde bozulma olması durumunda parasal duruş gözden geçirilecektir” ifadelerinin metinden çıkarılarak yerine, “Enflasyon görünümünde belirgin ve kalıcı bir bozulma öngörülmesi durumunda ise para politikası duruşu sıkılaştırılacaktır.” gibi son derece net bir mesajın yerleştirilmesi oldu. TCMB bu yolla, enflasyonda beklenmedik bir artış yaşanması durumunda ek faiz artışları yapmaktan çekinmeyeceğinin mesajını vermiş oldu.
Metinde son olarak “Kurul, makroihtiyati politikaları piyasa mekanizmasının işlevselliğini ve makro finansal istikrarı koruyacak nitelikte uygulamayı sürdürecektir.” ifadelerine başvurularak makroihtiyati çerçevenin olağanüstü durumlar dışında daha fazla esnetilmeyeceğinin sinyali verildi.
Uzmanlar ne diyor?
Konuyla ilgili Aposto’ya görüşlerini bildiren Marbaş Menkul Değerler Genel Müdür Yardımcısı Soner Kuru, politika faizinin beklentiler dahilinde kalması nedeniyle piyasanın odak noktasının karar sonrasında yayımlanan metne döndüğünü; yayımlanan metnin ise bir önceki toplantı metnine kıyasla daha güçlü sıkılaştırma mesajları içerdiğini kaydetti. Kuru, metinle ilgili görüşlerini şu şekilde açıkladı:
“Metni incelediğimizde karşımıza çıkan en önemli farklılık, enflasyonda olası bir bozulma halinde politika duruşunun sıkılaştırılacağı mesajının verilmesi olmuş. Bir önceki metinde, parasal sıkılık gözden geçirilecektir şeklinde bir cümle tercih edilmişti, bu ifadeyi biraz daha güçlü bir mesaj olarak değerlendiriyoruz.”
Kuru, dezenflasyon beklentileri göz önünde bulundurularak TCMB’nin ek bir faiz artışına gitme ihtimalini de düşük bulduklarını ifade ederek, “Mevcut enflasyon beklentileri dahilinde Nisan ve Mayıs aylarında yıllık enflasyonun %70’in üzerine çıkmasını, ancak Temmuz-Ağustos döneminde baz etkisi ile %50’lere gevşeyeceğini öngörüyoruz. Bu süreçte TCMB’nin faiz oranını daha yukarı çekme ihtimalini zayıf görüyor, Nisan-Mayıs dönemindeki yükselişe miktarsal sıkılaştırma ile karşılık vereceğini değerlendiriyoruz. Eylül toplantısında faiz indirim sinyallerinin gelmesini ve dördüncü çeyrekten itibaren gevşeme sürecinin başlayacağını tahmin ediyoruz.” dedi.
Konuya ilişkin Aposto’ya konuşan ALB Yatırım Başekonomisti Doç. Dr. Filiz Eryılmaz ise, kararın ardından yayımlanan metni Ocak ayı metnine kıyasla daha şahin bulduğunu söyledi.
“Bu metinde enflasyonda belirgin ve kalıcı bir risk olursa para politikası duruşu sıkılaşacaktır denilerek daha net ve kesin bir duruş gösteriliyor. Ocak ayı PPK metninde ise enflasyonda kalıcı ve belirgin bir risk oluşursa para politikası duruşu gözden geçirilecektir deniliyordu. Gözden geçirilecektir ifadesi daha muğlak ve uzak olasılık olarak görülüyordu.”
Karar metninde yurt içi talep, enflasyon beklentileri ve fiyatlama davranışlarına ile ilgili verilen mesajların, TCMB’nin aslında talep dengelenmesi sürecinin hızından çok da memnun olmadığına işaret ettiğini söyleyen Eryılmaz, “Merkez Bankası aylık enflasyon gelişmelerine ve bu bağlamda enflasyonda yukarı yöndeki risklere ayrıntılı değinmiş. Bu da sıkı duruşun teyidi anlamına geliyor. Bu kararlı duruştan erken faiz indirimi düşünmediği mesajını da alıyoruz.” dedi.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Şubat ayı PPK toplantısında sürpriz yapmayarak politika faizini sabit bıraktı.
23 Şub 2024

YAZARLAR

Emircan Yaman
Piyasalar ve Finans Editörü

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Türkiye’de özel sektör tahvilleri, finansman bonoları ve kira sertifikalarında yaşanan ödeme sorunları fon krizinin ardından farklı bir boyuta taşındı. Yılbaşından 27 Ekim’e kadar 14 şirketin TL cinsi borçlanma araçlarında 60 ödeme aksaklığı yaşanırken, vadesinde ödenemeyen anapara toplamı 12 milyar 697 milyon liraya ulaştı.

Türkiye’de üretken yapay zeka kullanım oranı bir yılda %19,2’den %37,6’ya yükselirken, gençlerin önemli bir bölümü artık kişisel sorunlarını da yapay zekayla paylaşıyor. Teknoloji gündelik hayatın her alanına girerken geçim sıkıntısı, güvencesiz çalışma ve fırsat eşitsizliği gibi sorunlar varlığını koruyor. Peki yapay zekanın yarattığı ekonomik imkânlardan kimler yararlanacak ve bu teknolojik ilerleme daha fazla insan için iyi bir hayatı mümkün kılabilecek mi?

Yapay zekanın üretkenliği artırarak maliyetleri düşürmesi beklenirken veri merkezleri, gelişmiş çipler, elektrik ve altyapı yatırımları yeni bir maliyet baskısı yaratıyor. Fed yöneticileri, bu yatırımların talebi ve maliyetleri artırarak fiyat artışlarını ekonominin geneline yayabileceği uyarısı yapıyor. Tartışmanın merkezinde ise şu soru var: Yapay zekanın uzun vadeli ucuzluk vaadi, kısa vadeli maliyet dalgasını ne zaman dengeleyebilecek?

Bu hafta yurt içinde Eylül ayı işgücü ve dış ticaret istatistikleri ile üçüncü çeyrek turizm gelirleri öne çıkarken, yurt dışında Fed, Avrupa Merkez Bankası (ECB) ve Japonya Merkez Bankası'nın (BoJ) faiz kararları ön planda.
26 Eki 2026

Küresel endeks sağlayıcılarının Türkiye'ye bakışı sertleşmeye devam ediyor. Haziran ayında MSCI'ın uyarısıyla başlayan süreç, temmuzda S&P DJI'ın Türkiye'yi izleme listesine almasıyla devam etti. Ağustosta FTSE Russell Türk hisselerine yönelik endeks güncellemelerini erteledi. Üç kurumun da aksiyonu fiili dolaşım oranlarının güvenilirliği, hissedar şeffaflığı ve bazı küçük ölçekli şirketlerle ilişkili fonlar üzerinden yapıldığı düşünülen koordineli işlemlere dayanıyor.




