Fata Morgana 10 Eylül’e kadar uzatıldı


Cumhuriyetin 100. yılına armağan: Yaşasın Cumhuriyet! sergisi
Yaşasın Cumhuriyet! İş Sanat ’ın koordinasyonunda hazırlanan, küratörlüğünü 19.
Daha fazlasını öğren →
Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
- Nedir? Kişisel sergi. Sergiye adını veren ve “farklı yoğunluktaki hava katmanları arasında optik bir yansıma olarak ortaya çıkan” doğa olayında “ufuktaki bir nesne, havada asılı olarak ya da çoklu olarak” görülürken Fata Morgana, Alper Aydın’ın post-apokaliptik imgelerinin de esin kaynağı olur.
- Nerede? Yason Burnu, Yason Kilisesi, Sülü Burnu, Taşbaşı Sanat Alanı (Ordu)
- Ne zaman? 10 Eylül’e kadar
- Neden gitmeli? Türkiye’nin en büyük kişisel açık hava sergisi olma özelliği taşıyan Fata Morgana, 100 hektarlık bir alana yayılırken Ordu’nun doğal güzellikleriyle de izleyiciyi büyülüyor.
- Not almalı: Sanatçı, Yason Burnu’nda gördüğümüz Yüz Yüze’de Kariye Müzesi’nin kubbesinde bulunan işlemelerle Ayasofya’nın kubbesinde yer alan Arapça kaligrafileri birbiriyle konuştururken zamanı oluşturan yörünge ve döngülere benzeyen kontrollü bir devinime tabi tutuyor.

Yason Kilisesi | Fotoğraf: Serhat Kır
Yason Kilisesi’nde bulunan Post-Apokaliptik Anlatı, Ordu’nun iklim krizi ve yanlış çevre politikaları nedeniyle can alan sel baskınlarından doğuyor. Yıkımdan kalanlara müdahalelerle meydana getirdiği enstalasyon, izleyiciyi felaketin hafızası ve mecburi sorgulamalarla baş başa bırakıyor.

Hayatın Kaynağı | Fotoğraf: Serhat Kır
Sülü Burnu’nda bizi Hieronymus Bosch’un Dünyevi Zevkler Bahçesi’nde gördüğümüz cennet tasvirinden ilham alan Hayatın Kaynağı karşılıyor. Aydın, fırtınalarla sahile gelen plastik çöpleri ileri dönüştürerek Bosch’un çeşmesini yeniden yorumlarken bizi de bir buluşma alanına davet ediyor.

Fikir Çizimleri | Fotoğraf: Serhat Kır
Aydın’ın tasarı yolculuğuna en yakından baktığımız Fikir Çizimleri bizi Taşbaşı Sanat Alanı’nda bekliyor. Yedi yıla yayılan otuz altı eskizde, sanatçının zihninde aydınlatıcı bir yolculuğa çıkıyoruz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Bu ay şehri saran sergiler arasında Bir Balıkmışım Bacakları Olan, Ringin Ortasında, Onun ve daha niceleri var.
03 Eyl 2023

YAZARLAR

Aposto İstanbul
İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Ara Güler’in objektifinden kalan İstanbul’u bütünüyle geri getirmek mümkün değil. Sokaklar değişti, bazı yapılar ortadan kalktı, kıyılar başka işlevler kazandı. Ara Güler’in ölümünün 8. yılında fotoğraflarına yeniden bakmak, yalnızca eski günleri anmak için değil, yaşadığımız kenti sorgulamak için de bir fırsat.

Bir zamanlar iyi geldiği için adı "terapi" konan bölgelere sahip bu şehir, bugünlerde çoğumuzun psikolojisinin bozulmasının sebeplerinden biri hâline gelmiş gibi. Belki de sorun İstanbul’un yalnızca çok kalabalık olması değildir. Belki sorun, İstanbul’un bize kendimiz için giderek daha az yer bırakması. Belki mesele yalnızca trafik değil, gürültü değil, nüfus değil, beton değil. Bütün bunların arasında kendimize ait küçücük bir alan bulamamak.

Dört yıllık tadilatın ardından yeniden açılan Eski Şark Eserleri Müzesi, İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nin geniş koleksiyonundaki hikayelerin peşine düşmek için İstanbullulara bahane oldu. Dört bin yıllık bir aşk şiirinden Assur’un süslü cinlerine, Midillili bir köpeğin mezartaşından müze bahçesindeki altı Bizans, üstü Osmanlı çeşmesine, bu kez hemen akla gelen başyapıtlarla değil, ilk bakışta gözden kaçabilecek ilginç hikayeler eşliğinde geziyoruz müzeyi.

İstanbul’da gezerken bazen bir sarnıcın önünden geçeriz, bazen bir sur parçasının yanından. Bazen eski bir kilisenin, bazen bir saray kalıntısının, bazen de adını bilmediğimiz bir sütunun önünde dururuz. Çoğu zaman fark etmeyiz; fark ettiğimizde de bu kalıntıları ayrı ayrı görürüz. Ayasofya bir yerde durur, Kariye başka bir yerde. Oysa bütün bunlar aynı büyük hikayenin parçalarıdır: İstanbul’un bin yılı aşan Roma / Doğu Roma başkentliği.

Kadıköy değişiyor ama bu sadece yapısal bir dönüşüm değil. Bu, bir mahallenin değişen yaşam kültürünün, aşınan kent belleğinin ve yaşadığı çevre üzerinde söz sahibi olmak isteyen sakinlerinin hikayesi aynı zamanda. Caferağa Mahallesi Muhtarı Hanife Dağıstanlı, son 15 yılda semtin geçirdiği dönüşümü kent belleği, kamusal alan ve aidiyet üzerinden değerlendiriyor.



