Saype'nin "insan zinciri" İstanbul'da

Fransa merkezli sanatçı Saype'nin, sembolik bir insan zinciri oluşturduğu Beyond Walls (Duvarların Ötesi) projesinin sekizinci ayağı bu hafta İstanbul’daydı.
Saype'nin "insan zinciri" İstanbul'da

Aposto İstanbul

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

Fransa merkezli sanatçı Saype'nin, sembolik bir insan zinciri oluşturduğu Beyond Walls (Duvarların Ötesi) projesinin sekizinci ayağı bu hafta İstanbul’daydı. Şehirde üç farklı köşe; Boğaziçi Üniversitesi Güney Kampüsü, Haliç’te yüzen bir platform ve Beykoz Çayırı dünyanın en büyük insan zincirine dâhil oldu.

Beyond Walls: Saype'nin çimenlerin üzerine tamamen biyolojik olarak parçalanabilir boyalarla çizdiği tokalaşan ellerin yer aldığı projesi; kutuplaşma karşıtlığına, dayanışmaya ve yardımseverliğe dikkat çekmeyi hedefliyor. Projesi ona göre bir "insan zinciri" ve insanların gittikçe daha fazla kendi kendilerine kapandıkları bir zamanda birlikteliğin de sembolü. Saype, önümüzdeki üç yıl boyunca, Nairobi'den Belfast'a kadar, dünyanın dört bir yanındaki şehirlerde bu elleri çizmeyi hedefliyor.

Kaynak: Boğaziçi Üniversitesi
Kaynak: Boğaziçi Üniversitesi

Keşfedelim: Beyond Walls projesi ötesinde Saype şehirlerdeki parkları gökyüzünden görülebilen, iklim krizine ve mülteci krizine dikkat çeken devasa portrelere dönüştürüyor. Eserleri, şehirleri aşarak tarlaları ve dağları da kaplıyor. Kısa bir süre sonra doğal manzaranın içinde kaybolan devasa eserleri, drone'lar çağına ve iklim krizi çerçevesinde günümüze uygun bir sanat formu olarak adlandırılıyor. 

Düşünelim: Guardian'da yer alan röportajında küçük bir kasabada büyüdüğünü ve çocukken hiç müzeye ya da bir sergiye gitmediğini paylaşan sanatçı, graffiti ve sprey boyamaya 13 yaşında “toplumda var olmanın bir yolu olarak” başladığını söylüyor. “Kırsal alanda graffiti'lerin her zaman belirgin konumları yoktu. Başlangıçta var olan tek kanvas bir tenis kortunun duvarı ya da terk edilmiş bir evdi.” diyerek bu durumun onu köprülerde ve trenlerde graffiti yapmaya ittiğinden bahsediyor. Duvarları aşan projesi de “Şehirlerde o kadar çok görsel kirlilik vardı ki insanlar graffiti göremiyordu. Bu yüzden insanların ilgisini çekmenin başka bir yolunu bulmak istedim.” sözleriyle başlıyor. Sprey boya kullanımıyla aynı zamanda iklim krizine dair başka bir dünya görüşüne sahip olabilmemizi ve doğaya yaklaşımımızı düşünmemizi istiyor.

Fotoğraf: Valentin Flauraud/EPA
İsviçre
Fotoğraf: Valentin Flauraud

Çocuklar ve yaşlılar: Mezuniyeti sonrası gerçekçi portrelerle de çalışan sanatçı, metrolardaki insanları fotoğraflamak için Paris'e gidiyor ve ardından fotoğrafları siyah beyaz boyuyor. Yıllarca sokak sanatını tam zamanlı bir hemşire olarak işiyle de birleştirdiğini söylüyor. Bir hemşirenin, insanın acı çekmesi, yaşlanması ve hastalığıyla günlük yüzleşmesinin onu fotoğrafları boyamaya ittiğini söylüyor. Şimdiye kadar sanatında ya küçük çocukları ya da yaşlıları çizdiğini; bu noktada onların sokak sanatında görünür olmadığına vurgu yapmak istediğini belirtiyor.

Not: İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Kültür A.Ş., Beşiktaş Belediyesi, Boğaziçi Üniversitesi, İsviçre Başkonsolosluğu, Türkiye Fransız Kültür Merkezi ve UPS ile iş birliğinde gerçekleşen projenin sergisi 8 Kasım'a dek Taksim metro girişinde yer alan Taksim Sanat'ta olacak. İstanbul'un üç noktasına çizilen ellerin fotoğrafları aynı zamanda Türkiye Fransız Kültür Merkezi'nin İstiklal Caddesi cephesinde sergilenecek.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Aposto İstanbul

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

Aposto İstanbulAposto İstanbul

BÜLTEN SAYISI

Nereden nereye: İstanbul'un meyhaneleri, şehrin simgeleri, Sultanahmet

Muhabbet meclislerinden gurme sofralara, Hipodrom'dan Atmeydanı'na, Topçu Kışlası'ndan Gezi Parkı'na.

01 Kas 2020

Nereden nereye: İstanbul'un meyhaneleri, şehrin simgeleri, Sultanahmet

YAZARLAR

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

Sanasaryan Han: Vakıftan lüks otele uzanan yüz yıllık mülkiyet düğümü

Sirkeci’de, İstanbul’un en yoğun geçiş noktalarından birinde yükselen Sanasaryan Han, bugün "lüks otel" olarak işletiliyor. Ancak binanın hikayesi bir otelden çok daha fazlası: Bir Ermeni vakfı, devletleşen bir mülkiyet, siyasi tutukluluk hafızası ve yarım asrı aşan bir hukuk mücadelesi...

Vartan Estukyan

·

17 Tem 2026

Sanasaryan Han: Vakıftan lüks otele uzanan yüz yıllık mülkiyet düğümü
Şehri yaşamanın bedeli: Bayramın ücretsiz otobüslerinde bir İstanbul turu

Bayramda arabasız gezmek, çoğu insana külfet geliyor. Azalan otobüs seferleri, artan yolcu sayısı, belli semtlere gitmenin işkenceye dönüşmesi bayram gezmesinin olmazsa olmazları. Öte yandan ücretsiz bayram otobüsleri, sabahın nurunda kalkıp işe gidenler, bu yüzden şehri ancak bayramdan bayrama keşfedenler, iki kuruş harçlıkla hayatını idame ettirmeye çalışan kadınlar, denizi görmeden büyüyen çocuklar, çocuklarına denizi göstermek için bayramı bekleyen aileler için biraz da.

Ayça Örer

·

29 May 2026

Şehri yaşamanın bedeli: Bayramın ücretsiz otobüslerinde bir İstanbul turu
Hafıza bahçesinde bir kent turu: İstanbul'un kokusu nasıl hatırlanır?

İstanbul, bitkileri ve kokularıyla geçmişin ve bugünün birlikte yaşadığı bir hafıza bahçesidir. Kimileri meşhur bir lavanta kolonyasının ferah kokusuyla büyümüştür; kimileri Tokatlıyan Han’ın önünden geçerken tanıdık bir lavanta esintisini bugün hâlâ duyar. Ve bazen, İstanbul sadece kokusuyla hatırlanır.

Gözde Keskin

·

28 Nis 2026

Hafıza bahçesinde bir kent turu: İstanbul'un kokusu nasıl hatırlanır?
Kır çiçeğinden kültür çiçeğine: İstanbul kent yaşamında lalenin serüveni

İstanbul'da lale sevgisinin kökenleri çok eski zamanlara kadar uzanıyor. Türklerle birlikte Orta Asya'dan çıkıp Anadolu'ya ve İstanbul'a ulaşan lale, bahçelerimizden evlerdeki vazolara, geleneksel el sanatlarından edebiyata hep baştacı ediliyor. Hazır mevsimi gelmişken lalenin tarihinden bugüne uzanan renkli bir yolculuğa çıkıyoruz.

Gözde Akyüz

·

19 Nis 2026

Kır çiçeğinden kültür çiçeğine: İstanbul kent yaşamında lalenin serüveni
Geçmişe isim koymak: Bizans diye bir devlet var mıydı?

Bir devleti, kendi çağında kendine verdiği adla mı anmalıyız, yoksa sonradan yakıştırılan adla da anabilir miyiz? Bu sorunun tek bir doğru cevabı yok. Ancak şunu bilmeden sağlıklı bir tartışma yürütülemez: Bizans, Doğu Roma’nın kendine verdiği bir ad değildir. Bu da bizi daha büyük bir soruya götürür: Tarihi kim anlatıyor, hangi kelimelerle ve neden?

Şerif Yenen

·

10 Mar 2026

Geçmişe isim koymak: Bizans diye bir devlet var mıydı?