Sıcak havalar uyku kalitesini nasıl etkiler?


Vodafone Business ile bulut tabanlı yazılımlar artık tek noktada: Red Bulut Pazaryeri
İşletmelerin dijitalleşme yolculuklarında öncülük eden Vodafone Business , Türkiye’nin hiçbir noktasında teknolojiye ulaşamamış KOBİ kalmasın hedefiyle B2B pazaryeri platformu hizmeti sunuyor: Red Bulut Pazaryeri . Nedir? Teknolojideki…
Daha fazlasını öğren →
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İklim değişikliği hayatımızı birçok yönden birden etkiliyor. Ancak bu yaz itibarıyla İngiltere’de dahi 40°C’ye ulaşan yüksek hava sıcaklıkları, bu etkinin belki de en doğrudan hissedilen yönü. Tabii sıcak yaz günleri, sıcak yaz gecelerini de beraberinde getiriyor. Akdeniz ikliminden alışkın olduğumuz üzere sıcaklıkların geceleri 20 derecenin üzerinde seyretmesi, uykuya dalmayı zorlaştırmanın yanı sıra uykumuzun kalitesini de olumsuz yönde etkiliyor.
Uyku döngüsü
Uyku döngüsü dört aşamadan oluşuyor: Uyanıklık, hafif uyku, derin uyku ve REM uykusu. Döngü yaklaşık 90 dakika sürüyor ve gecede dört ila 6 kere tekrar ediyor. Derin uyku safhası ise özellikle önem taşıyor. Bu safha hem nefes alış verişimiz ile beyin aktivitemizin en düşük olduğu, hem de uzun dönem hafızamızın pekiştiği ve gerçekten dinlendiğimiz safha. Ne yazık ki ortam sıcaklığından en fazla etkilenen safha da bu safha.
Bir yetişkin için ideal yatak odası sıcaklığı 15 ila 19 derece arası olarak kaydediliyor. Hava karardıktan sonra beynimiz tarafından salgılanan melatonin hormonu aynı zamanda biyolojik saatimizi de kuruyor: El ve ayaklarımızdaki damarları genişleterek bu geniş yüzeyler vasıtasıyla vücut sıcaklığımızı 1 derece civarında düşürüp uykuya dalışımızı kolaylaştırıyor. Ancak oda sıcaklığı çok yüksekse bu süreç bölünüyor ve derin uykuya geçişimiz de zora giriyor.

Gfycat üzerinden
Uzmanlara göre tekrar eden uyku eksikliği bilişsel kabiliyetimizi kısıtlayarak hem karar verme yeteneğimizi ve performansımızı olumsuz yönde etkiliyor hem de ruh halimizi daha dengesiz kılıyor. Bu da yoğun dikkat gerektiren ya da stresli iş kollarında çalışan kişilerin hata yapmaya daha açık hâle gelmesi anlamı taşıyor.
Uyku borcu
Yetişkinler için tavsiye edilen günlük asgari 7 saatlik uykunun düzenli olarak alınamaması kalp rahatsızlıkları, obezite ve tip 2 diyabetin de aralarında bulunduğu bir dizi sağlık sorunuyla ilişkilendiriliyor. Ortaya çıkan “uyku borcu”nu her ne kadar hafta sonları fazladan uyuyarak kapatmaya çalışsak da, bu alışkanlık maalesef uykuyu günü gününe almanın yerini tutmuyor.
Yakın zamanda yayımlanan bir araştırmanın sonuçlarına göre, artan sıcaklıklar nedeniyle dünya genelinde kişi başına düşen uyku kaybı, 2010 itibarıyla yılda 44 saate ulaşmış durumda. Kaybın bu yüzyılın sonuna dek 50 saate ulaşması bekleniyor. Bu durum sadece yükselen hava sıcaklıklarına bağlı olarak yılda en az 10 gün fazladan uykusuz kaldığımız anlamına geliyor.
Aynı araştırmanın sonuçlarına göre, sıcak iklimlerde yaşayanlar soğuk iklimlerde yaşayanlara kıyasla 1 derece bir sıcaklık artışından daha fazla etkileniyor. Yine araştırmanın sonuçlarına göre kadınlar ve yaşlılar da sıcaklık artışından daha fazla etkileniyor.
Peki ya çözüm?
Sorunun çözümü için tek bir reçete yok, ancak vantilatör ve klima kullanmak etkili bir yöntem olarak öne çıkıyor. Pike benzeri daha ince örtüler kullanmak (ya da hiç örtü kullanmamak) da bir seçenek. Uzmanlar yatmadan önce elleri ve ayakları (kararında olmak şartıyla) soğuk suyla yıkamanın da vücut sıcaklığını düşürmede ve uykuya dalmayı kolaylaştırmada etkili olduğunu ifade ediyor.
Daha az bilinen yöntemlerse yatak odasında ısı üreten elektrikli cihazlar (örneğin bir masaüstü bilgisayar) bulundurmamak, odanın serin kalması için gün içerisinde perdeleri örtülü tutmak ve günlük su tüketimini artırmak olarak öne çıkıyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
NEREDE YAYIMLANDI?
Dünyadaki maden rezervlerinin 100 yıl içinde tükeneceği gerçeği, tüm bakışların uzay madenciliğine çevrilmesine neden oluyor. Havaların ısınması, uykuya dalmamızı zorlaştırdığı gibi uyku dengemizi de bozuyor.
18 Tem 2022

YAZARLAR

Quando
Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Apple, 28 Ekim Çarşamba günü düzenlediği “Pro and Tell” lansmanında dokunmatik ekranlı yeni MacBook Pro modelini tanıttı. OLED ekranlı yeni iPad mini ile M6 çipli iMac ve MacBook Pro da lansmandan hemen önce duyurulan ürünler arasında yer aldı.

"The Social Reckoning", gücünü bir çalışanın vicdanı ile bir gazetecinin motivasyonları arasındaki gerilimden alıyor. İkisinin işbirliği, başta kimsenin öngöremeyeceği kadar uç noktalara varan sonuçlar doğuruyor. Aaron Sorkin’in iyi yazılmış senaryosu ise bu karmaşık hikayeyi hem sürükleyici hem de neredeyse bir belgesel kadar bilgilendirici kılıyor.

Bugüne dek bir yazılım ürününe “başarılı” denebilmesi için ürünün mümkün olduğunca çok sayıda insana ulaşması gerekiyordu. Fakat yapay zeka, yalnızca bir kişinin, bir ailenin ya da bir arkadaş grubunun kullanacağı uygulamalar geliştirmeyi de artık anlamlı hâle getirdi. Bu sayede kodlama da yalnızca ticari bir süreç olmaktan çıkıp kişisel bir yaratıcılık aracına dönüşmeye başladı.

Bu yıl sonbahar sezonu, teknoloji arenasındaki dev isimleri konu alan bir dizi yapımın gösterime girişine sahne oluyor. Bir zamanlar Hollywood'un komedi unsuru olarak gördüğü bu liderler, bugün neredeyse bir korku filminin başrolüne yerleşiyor. Fakat bu kez korku, teknolojinin uzak bir gelecekte yaratabileceği sorunlara ilişkin kurgusal senaryolardan ziyade, bugün sahip olduğu güçten ve bu gücün yarattığı sonuçlardan besleniyor.

Yapay zekaya ne istediğimizi anlatmaya çalışırken kendi isteğimiz hakkında da bilgi ediniyoruz. Bazen söylemediğimiz bir ayrıntıyı, bazen ise hiç düşünmediğimiz bir soruyu fark ediyoruz. Peki karşımızdaki bizi anlamakta ustalaştıkça bizim de kendimizi daha iyi anlamamız mümkün mü?



