Sıcaklık rekorlarının sebebi azalan bulut örtüsü olabilir mi?

Almanya'daki bilim insanlarının yeni analizi 2023 yılında yaşanan sıcak hava dalgalarının arkasında dünya çapında bulut örtüsünde yaşanan düşüşün olabileceğini gösteriyor.
Sıcaklık rekorlarının sebebi azalan bulut örtüsü olabilir mi?

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

2023 yılında dünya genelinde etkisini gösteren sıcak hava dalgaları Çin, Akdeniz ve ABD’nin bazı bölgeleri başta olmak üzere dünya genelinde etkili olmuş, birçok coğrafyada kuraklık ve dev yangınlara, gündelik yaşamda aksamalara sebep olmuştu. Türkiye de bu anomaliden henüz ağustos sıcakları başlamadan Çanakkale, Tekirdağ, Diyarbakır, Hatay ve Antalya’da çıkan ve yüzlerce hektar orman alanının yok olmasına sebep olan yangınlarla nasibini almıştı.

Geçen yıl sonunda yapılan analizlerde küresel ortalama sıcaklığın sanayi devrimi öncesine göre 1,45 derece daha fazla olduğu tespit edilmiş, bilim insanları bu sıcaklığı insan kaynaklı iklim krizine ve doğal hava fenomeni El Niño'ya bağlasa da 1,45 derecelik bu farkın 0,2 derecesini açıklamakta güçlük çektiklerini ifade etmişlerdi. 

  • Birkaç gün önce Science dergisinde yayımlanan yeni bir araştırma ise açıklanamayan bu farkın arkasında dünyanın bulut örtüsündeki düşüşün neden olabileceğini ortaya koydu.

Almanya'daki Alfred Wegener Enstitüsü'nden Helge Goessling'in yönettiği bir grup araştırmacı tarafından yapılan uydu analizleri 2023’te tropik bölgelerde ve Atlantik de dahil olmak üzere kuzeydeki orta enlemlerde özellikle alçak irtifa bulutlarında dikkat çekici bir azalma olduğunu, dünya genelinde alçak bulut örtüsünün ise ortalamadan %1,5 daha az olduğunu saptadı.

  • Bazı yüksek bulutlar hem soğutucu (güneş enerjisini uzaya geri yansıtan) hem de ısıtıcı (ısıyı hapseden) etkiye sahipken, alçak bulutlar yalnızca soğutucu etkiye sahip olma eğiliminde.

Bu da alçak irtifa bulut yoğunluğundaki azalmanın, Dünya'nın albedosunda da (güneş enerjisini uzaya geri yansıtma kabiliyeti) düşüş yaratabileceğini yani dünyanın daha fazla güneş enerjisi emmesine sebep olabileceği anlamına geliyor.

Dünya'nın albedosu 1970'lerden bu yana, büyük ölçüde güneş ışığını uzaya geri yansıtmaya yardımcı olan kutup buzullarının erimesi nedeniyle azalıyor ancak bu yeni analiz 2023 yılında albedonun rekor düşük seviyeye ulaştığını ortaya koyuyor. Bulut örtüsündeki bu değişimin özellikle 2023'te en yoğun sıcaklık anomalilerinin bazılarının yaşandığı Atlantik Okyanusu'nda belirgin olması bilim insanlarının aklına aynı soruyu getiriyor: Bulut örtüsündeki bu düşüşün sebebi neydi ve bu yaşanan bir kerelik bir olay mıydı

Çalışma kapsamında yalnızca 2023 yılının bulut örtüsü incelendiğinden bu soruya şimdilik cevap verilemese de bilim insanları bu azalan bulut örtüsünün üç nedenden kaynaklanabileceğine dikkat çekiyor:

  • Dört yıl önce yürürlüğe giren daha çevre dostu gemi yakıtı kullanımı kuralları nedeniyle atmosferdeki aeresol oranının azalması. (Aerosol bulut oluşumuna katkıda bulunuyor ve bulutların daha kalıcı olmasını sağlıyor.)
  • İklimdeki doğal değişkenlikler.
  • İklim krizine bağlı ısınmanın bulutların davranışlarını ve yapısını değiştirmesi.

Gössling, inceledikleri iklim modellerinin iklim krizi ile bulut örtüsü arasında bir bağlantı olduğuna işaret ettiği ve bunun gelecekte daha yoğun ısınmalar yaşayabileceğimiz anlamına gelebileceği uyarısında bulundu ve bu alanda daha fazla araştırma yapılması gerektiğini vurguladı:

"Alçak irtifa bulutları azaldığında bulutların yalnızca soğutma etkisini kaybederiz ve bu da sıcaklığın giderek artması anlamına gelir. Küresel ortalama sıcaklıktaki son sıçramanın temel etkenlerinden biri olan doğu Kuzey Atlantik'in, sadece 2023'te değil, aynı zamanda son on yılda alçak irtifa bulutlarında yaşanan önemli düşüşle örtüşmesi dikkat çekici. Uzun vadeli küresel iklim ısınmasının 1,5 dereceyi beklenenden daha erken aştığına şahit oluyoruz. Dünya şu anda BM'nin “felaket” olarak adlandırdığı 2,8 derecelik ısınma yolunda ilerliyor."

Imperial College London'dan Paulo Ceppi de, iklim bilimcilerin son dönemdeki rekor sıcaklıkların nedenlerine yoğunlaştıkları bu dönemde yapılan çalışmanın zamanlamasının önemli olduğuna dikkat çekti:

"Albedodaki değişikliklerin, özellikle de alçak irtifa bulutlarının, radyasyon bütçesine ve dolayısıyla sıcaklık değişimlerine önemli bir katkıda bulunduğuna dair oldukça ikna edici bir çalışma ortaya koyulduğunu düşünüyorum. Bulut örtüsündeki düşüşün nedeninin belirlenmesinin iklim krizi hakkında gelecekteki beklentilerimiz üzerinde oldukça derin etkileri olacaktır."

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

NEREDE YAYIMLANDI?

AngstAngst
∙

BÜLTEN SAYISI

☁️ Yok olan bulutlar, dökülemeyen yapraklar

Bilim insanları geçen yıl yaşanan aşırı sıcakların bulut örtüsündeki azalmadan kaynaklanmış olabileceğini açıkladı. En sıcak sonbaharını yaşayan Japonya'da yaprak hasadı Aralık ayına sarktı.

14 Ara 2024

YAZARLAR

Deniz Aytekin

Aposto'da kültür sanat ve çevre editörü

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR

AngstAngst
∙

HİKAYE

Birlikte yaşamanın arkeolojisi #2 | Kovuk, çember, eşik: Birlikte yaşamanın sınırları nasıl çiziliyor?

İnsanın toplulukla birlikte özneleşmesi, topluluğun içinde erimesini gerektirmez. Tersine, kendi sesini koruyabildiği, başkalarının sesini duyabildiği, ortak hayatı dönüştürmeye katılabildiği ölçüde, ben ile biz arasındaki ilişki yeni olanaklarla zenginleşerek güçlenir. Öyleyse birlikte yaşamanın sorusu, birarada kalırken birbirimizin özgürlüğünü nasıl koruyacağımızı yönelik olabilir. "Birlikte yaşamanın arkeolojisi" serisinin ikinci yazısında "kovuk, çember, eşik" kavramlarından hareketle birlikte yaşamanın sınırlarının nasıl çizildiğine odaklanıyoruz.

Metin V. Bayrak

·

25 Eki 2026

Birlikte yaşamanın arkeolojisi #2 | Kovuk, çember, eşik: Birlikte yaşamanın sınırları nasıl çiziliyor?
AngstAngst
∙

HİKAYE

Geleceğe hazırlıklı liderlik modeli: Değişimi anlatmaktan değişimin parçası olmaya uzanan yol haritası

Ekonomik baskılar ve belirsizlik, liderliği giderek operasyonel hedeflere ve bütçe takibine indirgiyor. Oysa teknolojik dönüşümden iklim krizine uzanan çok katmanlı bir dünyada stratejik öngörüden zihniyet değişimine, insan odaklı yaklaşımlardan değişim öncülüğüne uzanan yeni liderlik anlayışı, bugünü yönetmenin ötesinde geleceği okuyabilmeyi gerektiriyor. Peki liderler bu dönüşüme nasıl hazırlanabilir?

Sinem Çelik

·

22 Eki 2026

Geleceğe hazırlıklı liderlik modeli: Değişimi anlatmaktan değişimin parçası olmaya uzanan yol haritası
AngstAngst
∙

HİKAYE

Etki Alanı #1 | Dolly Parton nasıl 'Book Lady' oldu?

İnsanların hikayelerini çoğu zaman başarıları, kazandıkları ödüller ve kariyerlerindeki dönüm noktaları üzerinden anlatıyoruz. Peki sahip oldukları imkanlarla başkalarının hayatında neyi değiştirdiler? "Etki Alanı" yazı dizisinin ilk bölümünde doğduğu bölgede binlerce insana geçim kapısı açan ve milyonlarca çocuğa kitap ulaştıran bir program başlatan country müziğin en tanınmış isimlerinden Dolly Parton var.

Zeynep Erdoğan

·

18 Eki 2026

Etki Alanı #1 | Dolly Parton nasıl 'Book Lady' oldu?
AngstAngst
∙

HİKAYE

İstanbul'un kayıp dereleri: Kent suyun yolunu nasıl kapattı?

İstanbul’da dere yatakları yıllar içinde beton, yol, sanayi tesisleri ve konutlarla kuşatılırken kentin doğal su yolları giderek daraldı. İmar kararları, plansız yapılaşma ve altyapı yetersizlikleri, şiddetli yağışları sel felaketine dönüştüren riskleri büyüttü. İstanbul’un kayıp dereleri, kentin doğayla kurduğu ilişkinin nasıl değiştiğini ve yağmur suyunun önündeki engellerin nasıl biriktiğini gözler önüne seriyor…

Pelin Cengiz

·

15 Eki 2026

İstanbul'un kayıp dereleri: Kent suyun yolunu nasıl kapattı?
AngstAngst
∙

HİKAYE

Kabuk ile deniz arasında: Müşterekleşerek varolmak üzerine

Deniz kabuğunun derinliklerinde yankısını dinleyen özne, kendi sesiyle birlikte dışarıdaki dünyanın çok sesli çağrısını da işitmeye başladığında, artık ne tamamen içeridedir ne de tamamen dışarıda... Kabuk, hapishanesi olmaktan çıkar, bir köprü hâline gelir. Ve bu köprüden geçenler, içeride biriktirdikleri yankıyı yanlarında götürerek, onu müşterek bir dünyanın inşasında kullanmayı öğrenirler.

Eda Öztürk

·

14 Eki 2026

Kabuk ile deniz arasında: Müşterekleşerek varolmak üzerine