Şimşek'in dönüşü


Yatırım Finansman 'da YF Yüzyüze ile görüntülü görüşme yaparak kolayca hesabınızı açabilir ve sermaye piyasalarında anında işlem yapmaya başlayabilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 3 Haziran Cumartesi günü cumhurbaşkanı olarak yemin etmesinin ardından yeni kabinesini açıkladı. Açıklanan yeni kabinede Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ve Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy dışında eski kabineden bir isim yer almadı. Kalkınma eski Bakanı Cevdet Yılmaz’ın Cumhurbaşkanı Yardımcısı olarak atanmasıysa önümüzdeki dönemde “ekonomiye daha çok odaklanılacağı” şeklinde yorumlandı.
Yeni kabinede en çok dikkat çeken isim ise Hazine ve Maliye Bakanı olarak atanan Ekonomiden Sorumlu eski Devlet Bakanı Mehmet Şimşek oldu. Seçimlerin ardından Erdoğan ile görüşen Şimşek’in ismi uzun süredir yeni kabinede görev alacağı iddiaları ile anılıyordu.
Yeni Bakan Şimşek, bakanlıkta düzenlenen devir teslim töreninde gerçekleştirdiği ilk konuşmasında, “Türkiye'nin rasyonel bir zemine dönme dışında bir seçeneği kalmamıştır. Kurala dayalı, öngörülebilir bir Türkiye ekonomisi, özlenen refaha ulaşmamızda anahtar olacaktır." ifadelerini kullanarak ortodoks politikalara dönüş mesajı verdi. Şimşek ayrıca, "Vakit kaybetmeden orta vadeli finansal çalışmalarımıza başlayacağız. Orta vadede enflasyonun yeniden tek haneye düşürülmesi, her alanda öngörülebilirliğin artırılması, cari açığı azaltacak yapısal reformlar hayatidir.” dedi.
Mehmet Şimşek kimdir?
Hazine ve Maliye Bakanı olarak atanan Mehmet Şimşek maliye konusunda tecrübeli bir isim olmasının yanı sıra “piyasa dostu” biri olarak biliniyor. 1988 yılında Ankara Üniversitesi İktisat bölümünden mezun olan Şimşek, 1993 yılında University of Exeter’de finans alanında yüksek lisansını tamamladı.
1994 yılında ABD Büyükelçiliği’nde kıdemli ekonomist olarak çalışmaya başlayan Şimşek, kariyerine UBS, Deutsche Bank ve Merill Lynch gibi uluslararası yatırım kuruluşlarında devam etti. 2005 yılında Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanlığı görevine getirilmek istenen Şimşek, dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in itirazı üzerine görevi alamadı.
Şimşek 2007 yılında siyasete atılarak Gaziantep’te AK Parti sıralarından milletvekili seçildi ve aynı yıl kurulan yeni kabinede Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanlığı görevine getirildi. Şimşek 2011’de kurulan kabinede Maliye Bakanlığı görevini alırken, 2015’te ise Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı olarak atandı.
Bakanlık görevlerinin yanı sıra Ekonomi Koordinasyon Kurulu, Para-Kredi ve Koordinasyon Kurulu, Yüksek Planlama Kurulu, Özelleştirme Yüksek Kurulu, Savunma Sanayi Yüksek Koordinasyon Kurulu ile Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu üyeliği görevlerini de yürüten Şimşek, 2007-2009 yılları arasında Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası Türkiye Guvernörlüğü görevlerinde de bulundu.
Şimşek 2013 yılında Emerging Markets dergisi tarafından "Yükselen Avrupa'da Yılın Maliye Bakanı" seçilirken, aynı yıl Foreign Policy dergisi tarafından dünyanın en etkili 500 kişisinden biri olarak gösterilmişti.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Merakla beklenen kabine revizyonu resmiyet kazandı. Kabinede, iki bakan dışında tüm isimler değişirken, ekonominin yönetimine yeniden ve beklendiği üzere Mehmet Şimşek getirildi.
05 Haz 2023

YAZARLAR

Emircan Yaman
Piyasalar ve Finans Editörü

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Yapay zekanın üretkenliği artırarak maliyetleri düşürmesi beklenirken veri merkezleri, gelişmiş çipler, elektrik ve altyapı yatırımları yeni bir maliyet baskısı yaratıyor. Fed yöneticileri, bu yatırımların talebi ve maliyetleri artırarak fiyat artışlarını ekonominin geneline yayabileceği uyarısı yapıyor. Tartışmanın merkezinde ise şu soru var: Yapay zekanın uzun vadeli ucuzluk vaadi, kısa vadeli maliyet dalgasını ne zaman dengeleyebilecek?

Bu hafta yurt içinde Eylül ayı işgücü ve dış ticaret istatistikleri ile üçüncü çeyrek turizm gelirleri öne çıkarken, yurt dışında Fed, Avrupa Merkez Bankası (ECB) ve Japonya Merkez Bankası'nın (BoJ) faiz kararları ön planda.
26 Eki 2026

Küresel endeks sağlayıcılarının Türkiye'ye bakışı sertleşmeye devam ediyor. Haziran ayında MSCI'ın uyarısıyla başlayan süreç, temmuzda S&P DJI'ın Türkiye'yi izleme listesine almasıyla devam etti. Ağustosta FTSE Russell Türk hisselerine yönelik endeks güncellemelerini erteledi. Üç kurumun da aksiyonu fiili dolaşım oranlarının güvenilirliği, hissedar şeffaflığı ve bazı küçük ölçekli şirketlerle ilişkili fonlar üzerinden yapıldığı düşünülen koordineli işlemlere dayanıyor.

Küresel piyasalarda enflasyon dinamikleri, tahvil getirileri ve hisse senedi performansı arasındaki ilişki son dönemde dikkat çekici bir ayrışma sergiliyor. ABD'de enflasyonun beklentilerin üzerinde gelmesine ve Hazine tahvili getirilerinin yüksek seviyelerde seyretmesine rağmen, hisse senedi piyasalarının hala dirençli kalması öne çıkıyor.

AB’nin yeni “Made in Europe” kuralları, AB’den ayrılan İngiltere’yi içeride tutarken otuz yıllık Gümrük Birliği ortağı Türkiye’yi dışarıda bırakıyor. Bu tercihin ardında bir aidiyet ve rekabet kaygısı var. Türkiye’nin yanıtı rica değil, mütekabiliyet olmalı.




