Soframızdaki zehir: Üç gıda ürününden biri mevzuata aykırı

Greenpeace Türkiye'nin yaptırdığı laboratuvar analizinde incelenen 155 gıda ürününün %61'inde çoklu pestisit kalıntısı bulundu. Bulguların değerlendirildiği “Pestisitler ve Çocuklar” raporuna göre analiz edilen her 3 gıdadan 1’inde mevzuata uygunsuzluk tespit edildi.
Soframızdaki zehir: Üç gıda ürününden biri mevzuata aykırı

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

Kentlerde, özellikle de büyük şehirlerde yaşayan kişiler için "Temiz gıdaya nasıl erişirim?" sorusuna işlevsel bir yanıt bulmak kolay değil. Kırsaldaki tanıdık üreticilerden gelen gıda paketleri, ekolojik pazar ziyaretleri, çevrimiçi üretici sertifikası sorgulama, süpermarket raflarının önünde etiket okuma, yumurtaların üzerine basılı numara kontrolü derken liste uzayıp gidiyor.

"Türkiye'den Avrupa'ya yollanan yüzlerce ton limon geri gönderildi" haberleri yoğun gündemin gölgesinde ikinci planda kalsa da yurt dışına ihraç edilen taze gıdalar, tehlikeli madde içerdiği gerekçesiyle imha edilmeye ya da geri yollanmaya hız kesmeden devam ediyor.

"Zehirli" olduğu ihraç edilen ülkeler tarafından belirlenen ürünleri öğrenmek nispeten kolay ancak Türkiye'de üretilen ve iç pazara dağıtılan ürünlerdeki pestisit miktarını öğrenmek pek de mümkün değil. Tarım ve Orman Bakanlığı Mart 2022’den beri yayımlanmayan taklit-tağşiş listelerini artık anlık olarak paylaşıyor ancak pestisit analizleri bu listelerde yer almıyor.

Greenpeace Türkiye, geçen yıl başlattığı Zehir Etme kampanyası ile Bakanlığın pestisit analizlerini de açıklamasını talep ediyor. Bu kampanyanın bir parçası olan pestisit analizleri ve “Pestisitler ve Çocuklar” raporu da iç pazardaki taze gıdaların taşıdığı riskler adına önemli ve endişe verici bulgular içeriyor.

  • Pestisit kokteyli içeren gıdalar: Rapora göre, İstanbul’da beş zincir marketin mağazalarından ve farklı semt pazarlarından alınan ve uluslararası akredite bir laboratuvarda incelenen 14 tür sebze ve meyveye ait 155 ayrı örneğin %61’inde, birden fazla pestisit kalıntısı, %43’ünde ise en az bir PFAS’li pestisit kalıntısı tespit edildi.
  • Mevzuata aykırı ürünler: 155 örneğin %33’ünün (51 örnek), Türk Gıda Kodeksi Pestisitlerin Maksimum Kalıntı Limitleri Yönetmeliği’ne uygun olmadığı belirlendi. Bu ürünlerin 50’sinde ruhsatsız pestisit kullanımı tespit edildi.
  • Sağlık tehditleri: Analiz edilen örneklerin %31,6’sında (49 örnek) hormonal sistem bozucu, nörolojik gelişimi etkileyen, kanserojen ya da üreme sağlığı açısından tehdit oluşturan en az bir pestisit kalıntısı bulundu.

Bir adım geriden: Greenpeace Türkiye’nin 2020 yılında 90 ürünün analiz edilmesiyle yayımlanan “Soframızdaki Tehlike: Pestisit” adlı raporunda ürünlerin %15,6’sında yasal mevzuata aykırı pestisit kalıntısı, örneklerin %67’sinde çoklu pestisit kalıntısına rastlanmıştı.

Çocuklar daha çok etkileniyor

Son raporda, yapılan analizler gıda mühendisi Dr. Bülent Şık tarafından değerlendirildi ve pestisitlerin özellikle çocuk sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri vurgulandı:

"Çocukların bağışıklık, sinir ve hormonal sistemlerinin gelişim aşamasında olması nedeniyle pestisitlerin etkileri yetişkinlere kıyasla daha zarar verici ve kalıcı olabiliyor. Bilimsel çalışmalar, kritik nörogelişimsel dönemde pestisitlere maruz kalmanın, nörogelişimsel bozukluklar da dahil olmak üzere birçok hastalığa yatkınlığı artırdığını gösteriyor."

Analizde, çocuk sağlığı açısından risk oluşturan per/polifloroalkil maddeleri (PFAS) içeren pestisitler de incelendi. Bu incelemeler sonucunda, analiz edilen 155 gıda örneğinin %43’ünün (67 örnek) en az bir PFAS’li pestisit kalıntısı içerdiği tespit edildi.

 Greenpeace Türkiye Direktörü Berkan Özyer de bu durumu şöyle açıklıyor:

"Araştırmalar, birden fazla pestisite aynı anda maruz kalmanın, tek bir pestisite maruz kalmaya kıyasla daha ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini gösteriyor. Limit aşımı bir yana, mevzuata uygun düşük seviyelerde pestisit maruziyetinin bile çocukların nörolojik ve davranışsal gelişimini etkileyebileceği kanıtlanmış durumda. Tüm bu çarpıcı veriler, yaptığımız pestisit analizleriyle birlikte değerlendirildiğinde, pestisit kalıntılarının Türkiye’deki çocukların sağlığına dair ciddi bir risk oluşturduğu görülüyor."

En fazla pestisit içeren gıda ürünleri

Rapora göre, pestisit kalıntısı limit aşımı ile yasaklı ya da ruhsatsız pestisit kullanımına en fazla salamura yaprak (%80), yeşil sivri biber (%70), ıspanak (%67), kıvırcık marul (%40) armut (%40), üzümde (%40), golden elma ve starking elma için (%30), dolmalık biber, patlıcan örneklerinde (%20), domates (%13) portakal (%10), hıyar örneklerinde ise (%7) rastlandı.

Analiz edilen ürünlerde en fazla gelişim bozucu pestisit kalıntısının armut ve üzüm örneklerinde çıktığı görülüyor. Bu örneklerin %90’ında üreme sağlığı ya da gelişim bozucu karakterde en az bir pestisit kalıntısı belirlenmiş; portakal örneklerinin %50’sinde, sivri biber örneklerinin %40’ında, salamura yaprak, golden elma ve starking elma örneklerinin %30’unda, domates örneklerinin %26,7’sinde, çarliston biber ve patlıcan örneklerinin %20’sinde, dolmalık biber örneklerinin %10’unda ve ıspanak ile hıyar örneklerinin %6.7’sinde üreme sağlığını veya gelişimi bozucu karakterde en az bir pestisit kalıntısına rastlanmış. Kıvırcık marul örneklerinde ise bu tip bir pestisit kalıntısı tespit edilebilir düzeyde bulunamamış.

Ne yapmalı?

Berkan Özyer, bu son analizin pestisit kullanımına dair anlık bir tablo ortaya koyduğunu, endişe verici olmakla birlikte çözüme dair adım atmak için bir fırsat olarak değerlendirilebileceğini söylüyor:

"İlk adım olarak, genel durumu görebilmek adına Tarım ve Orman Bakanlığı pestisit analiz sonuçlarını açıklamalı. Pestisit kullanımını azaltacak veya tamamen ortadan kaldıracak organik-ekolojik üretim yöntemleri ülke genelinde kamusal olarak teşvik edilmeli ve yaygınlaştırılmalı. Sağlıklı ve temiz gıdaya ulaşma hakkı, çocukların en temel hakkıdır."

Editörün notu: Kısa süre önce Avrupa Birliği ülkelerinin tehlikeli olduğu gerekçesiyle geri gönderdiği gıda ürünlerinin akıbeti hakkında uzman görüşlerine başvurarak bir pestisit dosyası hazırlamıştık, buradan okuyabilirsiniz.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

NEREDE YAYIMLANDI?

AngstAngst
∙

BÜLTEN SAYISI

🥬 Pestisit raporu, Türkiye'nin iklim kaygısı

Greenpeace, farklı noktalardan alınan gıda ürünlerini analiz ettirdi, 3 üründen 1'i mevzuata ayrı çıktı. İpsos'un son araştırmasına göre Türkiye’de iklim krizi konusunda endişeli kişi sayısı artarken eyleme geçmeyi düşünenler azalıyor.

03 May 2025

YAZARLAR

Deniz Aytekin

Aposto'da kültür sanat ve çevre editörü

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR

AngstAngst
∙

HİKAYE

Etki Alanı #1 | Dolly Parton nasıl 'Book Lady' oldu?

İnsanların hikayelerini çoğu zaman başarıları, kazandıkları ödüller ve kariyerlerindeki dönüm noktaları üzerinden anlatıyoruz. Peki sahip oldukları imkanlarla başkalarının hayatında neyi değiştirdiler? "Etki Alanı" yazı dizisinin ilk bölümünde doğduğu bölgede binlerce insana geçim kapısı açan ve milyonlarca çocuğa kitap ulaştıran bir program başlatan country müziğin en tanınmış isimlerinden Dolly Parton var.

Zeynep Erdoğan

·

18 Eki 2026

Etki Alanı #1 | Dolly Parton nasıl 'Book Lady' oldu?
AngstAngst
∙

HİKAYE

İstanbul'un kayıp dereleri: Kent suyun yolunu nasıl kapattı?

İstanbul’da dere yatakları yıllar içinde beton, yol, sanayi tesisleri ve konutlarla kuşatılırken kentin doğal su yolları giderek daraldı. İmar kararları, plansız yapılaşma ve altyapı yetersizlikleri, şiddetli yağışları sel felaketine dönüştüren riskleri büyüttü. İstanbul’un kayıp dereleri, kentin doğayla kurduğu ilişkinin nasıl değiştiğini ve yağmur suyunun önündeki engellerin nasıl biriktiğini gözler önüne seriyor…

Pelin Cengiz

·

15 Eki 2026

İstanbul'un kayıp dereleri: Kent suyun yolunu nasıl kapattı?
AngstAngst
∙

HİKAYE

Kabuk ile deniz arasında: Müşterekleşerek varolmak üzerine

Deniz kabuğunun derinliklerinde yankısını dinleyen özne, kendi sesiyle birlikte dışarıdaki dünyanın çok sesli çağrısını da işitmeye başladığında, artık ne tamamen içeridedir ne de tamamen dışarıda... Kabuk, hapishanesi olmaktan çıkar, bir köprü hâline gelir. Ve bu köprüden geçenler, içeride biriktirdikleri yankıyı yanlarında götürerek, onu müşterek bir dünyanın inşasında kullanmayı öğrenirler.

Eda Öztürk

·

14 Eki 2026

Kabuk ile deniz arasında: Müşterekleşerek varolmak üzerine
AngstAngst
∙

HİKAYE

Eleştirdiğimiz düzenin içinde kendimiz olarak kalabilmek: 24 yaşındaki hâlimiz bugün bizi görse ne derdi?

Yıllar geçtikçe sorumluluklar, kariyer, statü ve güvenlik uğruna bir zamanlar karşı çıktığımız düzenin parçası olurken verdiğimiz tavizler giderek alışkanlıklara, alışkanlıklar da karakterimize dönüşebiliyor. Gündüz Vassaf’tan Étienne de La Boétie’ye, Žižek’ten Byung-Chul Han’a uzanan düşünsel bir hat üzerinden, düzenin dışına çıkamasak bile ona bütünüyle teslim olmadan kendimize ait özgürlük alanları yaratmanın önemi üzerine...

Cem Arıdağ

·

14 Eki 2026

Eleştirdiğimiz düzenin içinde kendimiz olarak kalabilmek: 24 yaşındaki hâlimiz bugün bizi görse ne derdi?
AngstAngst
∙

HİKAYE

İnsan Hakları İzleme Örgütü’nden COP31 öncesi rapor: 'Çevre savunucuları baskı altında'

İnsan Hakları İzleme Örgütü, bugün yayımlanan raporunda, Kasım ayında COP31'e ev sahipliği yapmaya hazılanan Türkiye'de çevre protestolarına katılanların gözaltı, para cezası ve ceza soruşturmalarıyla karşı karşıya kaldığına dikkat çekti. Kurum, bu uygulamaların ifade ve toplantı özgürlükleri üzerinde caydırıcı etki yarattığını vurguladı.

13 Eki 2026

İnsan Hakları İzleme Örgütü’nden COP31 öncesi rapor: 'Çevre savunucuları baskı altında'