Soframızdaki zehir: Üç gıda ürününden biri mevzuata aykırı

AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
Kentlerde, özellikle de büyük şehirlerde yaşayan kişiler için "Temiz gıdaya nasıl erişirim?" sorusuna işlevsel bir yanıt bulmak kolay değil. Kırsaldaki tanıdık üreticilerden gelen gıda paketleri, ekolojik pazar ziyaretleri, çevrimiçi üretici sertifikası sorgulama, süpermarket raflarının önünde etiket okuma, yumurtaların üzerine basılı numara kontrolü derken liste uzayıp gidiyor.
"Türkiye'den Avrupa'ya yollanan yüzlerce ton limon geri gönderildi" haberleri yoğun gündemin gölgesinde ikinci planda kalsa da yurt dışına ihraç edilen taze gıdalar, tehlikeli madde içerdiği gerekçesiyle imha edilmeye ya da geri yollanmaya hız kesmeden devam ediyor.
"Zehirli" olduğu ihraç edilen ülkeler tarafından belirlenen ürünleri öğrenmek nispeten kolay ancak Türkiye'de üretilen ve iç pazara dağıtılan ürünlerdeki pestisit miktarını öğrenmek pek de mümkün değil. Tarım ve Orman Bakanlığı Mart 2022’den beri yayımlanmayan taklit-tağşiş listelerini artık anlık olarak paylaşıyor ancak pestisit analizleri bu listelerde yer almıyor.
Greenpeace Türkiye, geçen yıl başlattığı Zehir Etme kampanyası ile Bakanlığın pestisit analizlerini de açıklamasını talep ediyor. Bu kampanyanın bir parçası olan pestisit analizleri ve “Pestisitler ve Çocuklar” raporu da iç pazardaki taze gıdaların taşıdığı riskler adına önemli ve endişe verici bulgular içeriyor.
- Pestisit kokteyli içeren gıdalar: Rapora göre, İstanbul’da beş zincir marketin mağazalarından ve farklı semt pazarlarından alınan ve uluslararası akredite bir laboratuvarda incelenen 14 tür sebze ve meyveye ait 155 ayrı örneğin %61’inde, birden fazla pestisit kalıntısı, %43’ünde ise en az bir PFAS’li pestisit kalıntısı tespit edildi.
- Mevzuata aykırı ürünler: 155 örneğin %33’ünün (51 örnek), Türk Gıda Kodeksi Pestisitlerin Maksimum Kalıntı Limitleri Yönetmeliği’ne uygun olmadığı belirlendi. Bu ürünlerin 50’sinde ruhsatsız pestisit kullanımı tespit edildi.
- Sağlık tehditleri: Analiz edilen örneklerin %31,6’sında (49 örnek) hormonal sistem bozucu, nörolojik gelişimi etkileyen, kanserojen ya da üreme sağlığı açısından tehdit oluşturan en az bir pestisit kalıntısı bulundu.
Bir adım geriden: Greenpeace Türkiye’nin 2020 yılında 90 ürünün analiz edilmesiyle yayımlanan “Soframızdaki Tehlike: Pestisit” adlı raporunda ürünlerin %15,6’sında yasal mevzuata aykırı pestisit kalıntısı, örneklerin %67’sinde çoklu pestisit kalıntısına rastlanmıştı.
Çocuklar daha çok etkileniyor
Son raporda, yapılan analizler gıda mühendisi Dr. Bülent Şık tarafından değerlendirildi ve pestisitlerin özellikle çocuk sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri vurgulandı:
"Çocukların bağışıklık, sinir ve hormonal sistemlerinin gelişim aşamasında olması nedeniyle pestisitlerin etkileri yetişkinlere kıyasla daha zarar verici ve kalıcı olabiliyor. Bilimsel çalışmalar, kritik nörogelişimsel dönemde pestisitlere maruz kalmanın, nörogelişimsel bozukluklar da dahil olmak üzere birçok hastalığa yatkınlığı artırdığını gösteriyor."
Analizde, çocuk sağlığı açısından risk oluşturan per/polifloroalkil maddeleri (PFAS) içeren pestisitler de incelendi. Bu incelemeler sonucunda, analiz edilen 155 gıda örneğinin %43’ünün (67 örnek) en az bir PFAS’li pestisit kalıntısı içerdiği tespit edildi.
Greenpeace Türkiye Direktörü Berkan Özyer de bu durumu şöyle açıklıyor:
"Araştırmalar, birden fazla pestisite aynı anda maruz kalmanın, tek bir pestisite maruz kalmaya kıyasla daha ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini gösteriyor. Limit aşımı bir yana, mevzuata uygun düşük seviyelerde pestisit maruziyetinin bile çocukların nörolojik ve davranışsal gelişimini etkileyebileceği kanıtlanmış durumda. Tüm bu çarpıcı veriler, yaptığımız pestisit analizleriyle birlikte değerlendirildiğinde, pestisit kalıntılarının Türkiye’deki çocukların sağlığına dair ciddi bir risk oluşturduğu görülüyor."
En fazla pestisit içeren gıda ürünleri
Rapora göre, pestisit kalıntısı limit aşımı ile yasaklı ya da ruhsatsız pestisit kullanımına en fazla salamura yaprak (%80), yeşil sivri biber (%70), ıspanak (%67), kıvırcık marul (%40) armut (%40), üzümde (%40), golden elma ve starking elma için (%30), dolmalık biber, patlıcan örneklerinde (%20), domates (%13) portakal (%10), hıyar örneklerinde ise (%7) rastlandı.

Analiz edilen ürünlerde en fazla gelişim bozucu pestisit kalıntısının armut ve üzüm örneklerinde çıktığı görülüyor. Bu örneklerin %90’ında üreme sağlığı ya da gelişim bozucu karakterde en az bir pestisit kalıntısı belirlenmiş; portakal örneklerinin %50’sinde, sivri biber örneklerinin %40’ında, salamura yaprak, golden elma ve starking elma örneklerinin %30’unda, domates örneklerinin %26,7’sinde, çarliston biber ve patlıcan örneklerinin %20’sinde, dolmalık biber örneklerinin %10’unda ve ıspanak ile hıyar örneklerinin %6.7’sinde üreme sağlığını veya gelişimi bozucu karakterde en az bir pestisit kalıntısına rastlanmış. Kıvırcık marul örneklerinde ise bu tip bir pestisit kalıntısı tespit edilebilir düzeyde bulunamamış.
Ne yapmalı?
Berkan Özyer, bu son analizin pestisit kullanımına dair anlık bir tablo ortaya koyduğunu, endişe verici olmakla birlikte çözüme dair adım atmak için bir fırsat olarak değerlendirilebileceğini söylüyor:
"İlk adım olarak, genel durumu görebilmek adına Tarım ve Orman Bakanlığı pestisit analiz sonuçlarını açıklamalı. Pestisit kullanımını azaltacak veya tamamen ortadan kaldıracak organik-ekolojik üretim yöntemleri ülke genelinde kamusal olarak teşvik edilmeli ve yaygınlaştırılmalı. Sağlıklı ve temiz gıdaya ulaşma hakkı, çocukların en temel hakkıdır."
Editörün notu: Kısa süre önce Avrupa Birliği ülkelerinin tehlikeli olduğu gerekçesiyle geri gönderdiği gıda ürünlerinin akıbeti hakkında uzman görüşlerine başvurarak bir pestisit dosyası hazırlamıştık, buradan okuyabilirsiniz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Greenpeace, farklı noktalardan alınan gıda ürünlerini analiz ettirdi, 3 üründen 1'i mevzuata ayrı çıktı. İpsos'un son araştırmasına göre Türkiye’de iklim krizi konusunda endişeli kişi sayısı artarken eyleme geçmeyi düşünenler azalıyor.
03 May 2025

YAZARLAR

Deniz Aytekin
Aposto'da kültür sanat ve çevre editörü

Angst
Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Okullar açıldı; artık akşamlar, hafta sonları ve evler yeniden ödevle dolacak. “O ödevler yapılacak!” Peki neden? Çocuğun ilgileriyle konuşuyor mu? Ona beceri kazandırıyor mu? Kendi başına bir şeyin peşine düşmesini sağlıyor mu? Uğraş edinmesini destekliyor mu? Eğitimin öğretmeni, okulu, sınavı, müfredatı hatta okulun kendisini tartışmaya açtığımız bir dönemde, okulun en görünmez kurumlarından ödev üzerine düşünüyoruz.

Kadınların hayatının yaklaşık üçte birine yayılan menopoz, yüzyıllar boyunca doğurganlığın kaybı ve toplumsal değerin azalması üzerinden konuşuldu; sağlık boyutu ancak son yüzyılda görünür olmaya başladı. Bugün hormon tedavisinden osteoporoza, çalışma hayatından ayrımcılığa uzanan etkileri daha fazla tartışılsa da birçok kadın hâlâ ne yaşadığını anlamak, doğru teşhisi almak ve tedaviye ulaşmak için kendi başlarına bırakılıyor.

2026 Uluslararası Hrant Dink Ödülü sahibi Süheyla Doğan’a bu ödül başta Kazdağları olmak üzere pek çok yerde ekoloji mücadelesini cesaretle sürdürdüğü, doğayı ve yaşamı savunmaktan vazgeçmediği, kadın hakları için mücadele ettiği, devlet destekli ekokırım projelerine karşı ısrarla ses çıkardığı ve doğayla birlikte yaşam hakkını savunduğu için verildi. Doğan, “Yaşam için mücadele etmek benim hayattaki varlık nedenim. Baskıların da bir sonu olacak. Geleceğe dair umutlarımı da kaybetmiyorum” diyor.

Sabah dolabın karşısında “Bugün bunu mu giysem?” diye düşündüğümüzde aslında yalnızca kıyafet seçmiyoruz; kendimizi nasıl hissetmek, nasıl algılanmak ve hatta kim olmak istediğimize dair de bir karar alıyoruz. Moda bireysel görünür ama kolektif olarak öğrenilir: Kendimizi göstermek isteriz ama bazen başkalarının bakışından saklanmak da, değişmek isteriz ama aynı zamanda ait olmak da. Moda, bütün bu çelişkileri aynı anda taşıyabilen nadir alanlardan...

Y kuşağından önceki kuşakların takip ettiği "eğitim, iş, terfi, evlilik, çocuk, ev, emeklilik" senaryosu çökeli çok oluyor; yerine yeni bir senaryo da konmadı. Milenyaller, yetişkinliğin her şeyi çözmek ve garanti bir hayat kurmak olmadığını deneyimleyerek öğrenen, aynı anda sonsuz seçenekli bir dünyaya uyum sağlamaya çalışan ilk kuşak oluyor. Peki çok seçenek gerçekten özgürlük mü? Yaşanan ne kararsızlık ne de kimlik krizi; bildiğiniz seçenek krizi.




