Son bir yılda “faiz-kur-enflasyon”

Faiz-kur-enflasyon ilişkisini "imkansız üçleme" hipotezi çerçevesinde nasıl değerlendirebiliriz? Bağımsız bir merkez bankası politikası uygulamak mümkün mü?”
Son bir yılda “faiz-kur-enflasyon”

7 Ocak - Voila - Pareto
Voila ile birlikte

Voila Kart’la her temasta iz bırakın İşletmelerle potansiyel müşteriler arasındaki iletişimi sürdürülebilir kılması yönüyle iş dünyasının vazgeçilmezlerinden olan kartvizitler, kurumsal iletişim ve iş ilişkileri alanındaki faydalarıyla öne çıkıyor. Fakat bugünün dünyası, geleneksel kartvizitlerden bir adım ötesini istiyor. Artık iş ilişkileri; dijital platformlardan, Linkedln gibi profesyonel ağlardan, internet sitelerinden ve e-posta adreslerinden yürüyor. Bu durumda kartvizit konsepti hem çevresel zararı hem de ölçülemeyen işlevi düşünüldüğünde, yenilikçi ve yaratıcı bir değişime ihtiyaç duyuyor. Voila tam da bu probleme çözüm oluyor. Voila , çalışan başına kartvizit maliyetini düşürmeyi vaat ederken finans dünyasının da çokça ihtiyaç duyduğu ölçülebilirliğe odaklanıyor. Voila, satışçılarınızın performansını ölçerek satış kanallarınızdaki darboğazları görmenizi kolaylaştıracak yeni çözümler üzerinde çalışıyor. Bu sayede satışları %30 artırmak olanaklı hâle geliyor. Pek yakında: Voila, seçili şirketlere sağlayacağı ayrıcalıklarla, tanıştığınız kişilere sosyal medyada ya da internette sizin reklamlarınızı gösterme imkânı yaratmaya hazırlanıyor. Sıra sizde: Gümüş ya da altın renklerde, şirket logonuzla ve adınıza özel Voila kartınızı almak ya da Voila’nın sunduğu kurumsal çözümleri öğrenmek için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

Pareto

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

Türkiye’de son bir yıldaki faiz-kur-enflasyon ilişkisini “imkânsız üçleme” hipotezi çerçevesinde yorumlamak mümkün. Bu tartışma, bir diğer taraftan, “Bağımsız bir merkez bankası politikası uygulamak mümkün mü?” sorusunu da tartışmaya açıyor.  

  • İmkânsız üçlemeye göre serbest sermaye hareketleri, bağımsız para politikası ve sabit kur rejimini birlikte yürütmek mümkün değil

  • Buna göre, özellikle Bretton Woods sonrası dönemde, sermaye hareketlerinin yaygınlaşması karşısında esnek kur sistemine geçilmesinin para politikası bağımsızlığı için yeterli olduğu savunuluyor

Hazırlayan: Taylan Kurt

Bu dönem dâhilinde parasalcı yaklaşımın etkisi altında çoğu merkez bankasının araç çeşitliliği parasal büyüklüklerden kısa dönem faiz hadlerine indirgeniyor ve enflasyon ya tek ya da temel hedef olarak belirleniyor. Temel iktisat teorisi de şunu söylüyor: Merkez bankaları uzun vadede büyüme ve işsizlik gibi değişkenlere etki edemez ve genişlemeci para politikası enflasyondan başka sonuç vermez.

Türkiye bu tartışmanın neresinde?

İmkânsız üçleme perspektifinden bakınca Türkiye’deki mevcut uygulama, sermaye hareketlerinin serbestliğine, dalgalı döviz kuruna ve bağımsız para politikasına dayalı bir model olarak kurgulanıyor. Bu kurguda Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) kendi faizlerini belirleyerek, zorunlu karşılık oranlarını ya da içeriğini değiştirerek piyasadaki faiz oluşumuna müdahale edebiliyor. Para politikasının araç bağımsızlığı da tam olarak bu yetiden kaynaklanıyor

Türkiye’de merkez bankası bağımsızlığı, elbette yeni bir tartışma konusu değil. 2021 öncesinde maliye ve para politikasında önemli isimlerin görev değişimleri üzerinden ele aldığımız tartışmalar; son bir senede hükümetin yeni ekonomi politikasındaki ısrarı ve “faiz-kur-enflasyon” gelişmelerinin piyasa ve sokaktaki doğrudan yansımaları ile gün geçtikçe daha akut bir mesele hâline geliyor.  

  • Enflasyon mu büyüme mi? “Türkiye Ekonomi Modeli” para ve maliye politikaları arasında bir eşgüdüm taahhüt etse de düşük faiz ile yatırım ve istihdamın teşvik edildiği, böylece üretim ve ihracatın destekleneceği bir model öngörüyor. Buna karşılık, düşük faiz ısrarı/baskısı altında TCMB’nin bir politika aracı olarak faizleri etkileme kabiliyeti ve buna bağlı olarak da fiyat istikrarını sağlama hedefi engellenmiş oluyor.

  • Sebep-sonuç karmaşası: Yeni model, ayrıca, temel iktisat öğretilerinin aksine, düşük faiz politikasıyla enflasyonu ve kuru düşürmeyi hedefliyor. TCMB, bugüne kadar enflasyonun kalıcı olarak düşürülmesi ve fiyat istikrarı hedefine ulaşılması odağından ayrılmayacağı mesajını verse de “Faiz sebep, enflasyon sonuçtur,” üzerine kurulu politika adımları ile ilerleneceği bugün daha belirgin biçimde  ifade ediliyor.  

Oysa ki; politika araçları ve hedefleri kısıtlanmış bir merkez bankacılığı, düşük faiz baskısı altında yüksek enflasyon ve kuru beraberinde getiriyor. Eylül ayından bu yana gerçekleştirilen dört faiz indirimi sonrasında yıllık enflasyon %20’den %36’ya, rekor maratonunda 18’i aşan dolar/TL kuru ise 8,5’ten 13,5 seviyelerine kadar yükseldi. 

Hazırlayan: Taylan Kurt

Hedeflerle gerçekleşmeler arasındaki asimetri

Bir diğer taraftan politika yapıcıların hedefleriyle (düşük faiz-düşük enflasyon) gerçekler arasındaki asimetri de giderek artıyor. Yüksek enflasyon ve kur karşısında alternatif finansal araçlar ile çözüm aranırken gelecek döneme dair belirsizlikler ve riskler de giderek artıyor. Para-maliye politikaları, öngörülebilirliklerini ve güvenilirliklerini yitiriyor. 

  • Kurdaki artış durdurulamıyor: Faiz indirimleri sonrasında kurdaki artışlara TCMB rezervleri kullanarak döviz satışı ile müdahale edilmesinin ardından Eylül 2021 - Aralık 2021 döneminde TCMB net rezervleri swap işlemleri hariç 18 milyar dolar geriledi

  • Enflasyon beklentileri artıyor: 2019 sonu - Ekim 2021 dönemi arasında gelişmekte olan ülkeler arasında merkez bankası hedeflemesi ve çekirdek enflasyon arasındaki farkın en yüksek olduğu ülke olan Türkiye için 2022 enflasyon beklentileri, diğer ülkelere kıyasla çok daha yüksek olarak tanımlanıyor.

  • Düşük faiz politikası çalışmıyor: Politika faizinde indirime gidilirken uzun vadeli borçlanma faizleri beklenenin aksine artış eğilimi gösteriyor.  Politika (%14) ve 10 yıllık tahvil (%24,65) arasındaki fark tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı. Benzer biçimde dövize endeksli TL mevduatları ile ilgili düzenleme de üstü kapalı faiz artışı olarak yorumlanmıştı.

Tartışmanın akıbeti 

“İmkânsız üçleme” çerçevesinde sermaye hareketleri serbestisi ve dalgalı kur rejimi ikilisini  -temel iktisat öğretileriyle çatışmadan- bağımsız bir para politikası sürdürmek mümkün. Fakat mevcut politika tercihleri, özellikle para politikacılığının araçlarını/amaçlarını kısıtlayarak önümüzdeki dönemi belirgin bir düzlemin ötesine taşıyor. Tartışmanın akıbeti nereye varacağını izleyip göreceğiz.

Farklı bir perspektiften değerlendirildiğinde, “imkânsız üçleme”yi esasen bir “ikilem”den ibaret görmek de mümkün. Gelişmekte olan ülkeler için sermaye hareketleri, kredi genişlemesi ve döviz kurunu doğrudan etkileyerek büyüme ve enflasyona daha yüksek ölçüde etki ediyor. Buna göre sermaye ve finansal hareketlerin ulaştığı geniş boyutlarlar neticesinde, kur rejimi ne olursa olsun merkez bankaları etkin para politikası uygulama kabiliyetlerini önemli ölçüde kaybediyor. 

Merkez ülkelerdeki para politikası kararları, başta sermaye ve döviz kuru hareketleri olmak üzere uluslararası finansal sistem üzerinde doğrudan etkili olduğu için bizim gibi çeperde yer alan ülkelerin para politikalarının yönünü bu gerçekliği göz önünde bulundurarak belirlemesi gerekiyor.


Görüşlerinizi merak ediyoruz! Sizce TCMB, 2022'nin ilk Para Politikası Kurulu'nda faiz indirimine gidecek mi? Cevaplamak için tıklayın.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Pareto

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

NEREDE YAYIMLANDI?

ParetoPareto

BÜLTEN SAYISI

🔍 Türkiye ekonomisinin dünü, bugünü, yarını

Türkiye'de ne zaman, neden ekonomik kriz yaşandı? Krizler nasıl atlatıldı? Bağımsız bir merkez bankası politikası uygulamak mümkün mü?

07 Oca 2022

Voila ile birlikte
Fotoğraf: Getty Images

YAZARLAR

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

İLGİLİ OKUMALAR

ParetoPareto

HİKAYE

Bir üretkenlik tiyatrosu: Cilalanmış angaryalar çağında iyi işler nasıl ortaya çıkacak?

Yapay zeka araçları hayatımıza girdiğinde genel kabul, herkesin bir gecede aynı kalitede iş üretebileceği yönündeydi. Oysa pratikte tam tersi bir tablo oluştu. Var olanları birbirine bağlayamayan, aradaki mantık köprüsünü kuramayan ve yaratıcı düşünemeyen birçok insan, sistemin içinde tıkandı ve ortaya “cilalanmış angaryalar” çıkmaya başladı.

Cem Arıdağ

·

20 Ağu 2026

Bir üretkenlik tiyatrosu: Cilalanmış angaryalar çağında iyi işler nasıl ortaya çıkacak?
ParetoPareto

HİKAYE

Y Combinator, yeni ‘Requests for Startups’ listesini yayımladı: AI, arayüzü terk ediyor

Dünyanın en ünlü girişim hızlandırma programı Y Combinator, yakın zamanda sonbahar dönemi için hazırladığı “Requests for Startups” listesini yayımladı. 13 maddeden oluşan liste, girişim ekosistemindeki yeni trendleri ortaya çıkardı.

Doğa Yurduneri

·

19 Ağu 2026

Y Combinator, yeni ‘Requests for Startups’ listesini yayımladı: AI, arayüzü terk ediyor
ParetoPareto

HİKAYE

Otomobilde vergi sistemi değişiyor: Asgari maktu ÖTV ne anlama geliyor?

Otomobil sektöründe vergi sistemine yeni bir kavram girdi: Asgari maktu ÖTV. Sıfır araç alımlarında tahsil edilecek ÖTV için taban bir tutar belirleyen yeni sistem, Türkiye’de gelecekte kurulacak ÖTV mimarisinin ilk işaretlerini de ortaya koyuyor.

Ahmet Çelik

·

18 Ağu 2026

Otomobilde vergi sistemi değişiyor: Asgari maktu ÖTV ne anlama geliyor?
ParetoPareto

HİKAYE

Otomobilin yeni rakibi: Faiz ve altın

Türkiye’nin otomobil pazarında uzun zamandır alışık olmadığımız bir tablo ortaya çıkıyor. Sorun, artık fiyat yüksekliği ya da krediye ulaşmada yaşanan zorluklar değil. Otomobilin karşısında şu anda çok daha güçlü iki rakip duruyor: Mevduat faizi ve yatırımcının altındaki yükseliş beklentisi.

Ahmet Çelik

·

14 Ağu 2026

Otomobilin yeni rakibi: Faiz ve altın
ParetoPareto

HİKAYE

İstihdam kıyametine doğru: Türkiye işgücünü AI’dan daha hızlı eğitebilir mi?

Tarih boyunca elektrikten bilgisayara kadar tüm yeni teknolojiler, işgücünün önemli bir bölümünü yerinden etti. Fakat tüm bu teknolojiler, işgücü piyasasında ciddi bir çalkantıya yol açarken yeni istihdam alanları da yarattı. Özellikle beyaz yakalı rolleri tehdit eden yapay zeka ise işgücü piyasasını çok daha derinden sarsıyor. Bu noktada Türkiye’nin işgücünü yapay zekadan daha hızlı eğitip eğitemeyeceği de merak konusu oluyor.

Doğa Yurduneri

·

14 Ağu 2026

İstihdam kıyametine doğru: Türkiye işgücünü AI’dan daha hızlı eğitebilir mi?