Sonsuz otobanlardan özgürleştirici dans pistlerine: Asena Hayal


Şehrin çok sesli festivali geri dönüyor: MIX Festival Bu yıl 5. edisyonuyla müzikseverlerle buluşmaya hazırlanan MIX Festival’ın sana bir mesajı var sevgili Duende okuyucusu: Müziğin sesini aç! Nedir? #yüzdeyüzmüzik katkılarıyla Zorlu PSM’ye geri dönecek olan çok sesli festival, MIX Festival , bu yıl 5-6 Kasım’da sevenleriyle yeniden buluşuyor. Misafirlerini farklı janrlar arası gezintiye çıkarmaya hazırlanan MIX, iki gün boyunca seçkisi geniş bir müzik şöleni yaşatacak olmasının yanı sıra gerçekleşecek yan etkinlikleriyle de dolu dolu bir festival programı sunuyor. Kimler var? Sonbaharın en keyifli deneyimlerinden MIX’in bu yılki programında kimler yok ki? Tüm prodüksiyonunu kendisinin üstlendiği EP’si Yort Savul: İsyan Manifestosu ’nu geçtiğimiz sene yayımlayan ve müziğini “ kavram olarak evrensel, ruh olarak yerel ” şeklinde tanımlayan Gaye Su Akyol , kendisini sürekli olarak yeniden icat eden; tekno, rock, disko, pop ve punk'ı eşit enerjiyle karıştırabilen modern dans pistinin kendinden emin yorumcusu Vitalic , ilk albümleri Ways to Get Out ’la dinleyicilerine; yirmili yaşlarda hayatın akışı boyunca deneyimlenen duygu ve ilişkileri tematik olarak keşfettirmeyi amaçlayan multi-enstrümentalist ve yapımcı Joel Johnston'ın projesi Far Caspian , Tolga Böyük Erdem Başer ve Eralp Güven üçlüsünden vücud bulan ve dinleyenlerini, en içtenlikle, derinlemesine bir müzikal yolculuğa çıkaran Islandman , birçok büyük festivalin yanı sıra müzikal idolleri John Maus’la Berlin’de biletleri tamamen tükenen bir konser veren dark wave’in yerli ismi Jakuzi , cesaretin, ilhamın ve yeteneklerin gücüne inanarak yola çıkan müzisyen Nova Norda, vizyon sahibi moda tasarımcısı Raf Simons'un hakkında “ yeni enerji ” diye bahsettiği GOOSE , Anadolu ezgilerinin nostaljik dokusunu fütüristik ögeleriyle, sinematik bas tınıları ve kirli elektro beat’lerle birleştiren Lalalar ve dinlemek için sabırsızlandığımız daha pek çok isim var. Dahası: Festival kapsamında, farklı tarzlara dokunan dinamik setleriyle dans ritmimizi hareketlendirmeye hazırlanan isimler de Zorlu PSM’nin sevilen mekanlarından Vestel Amfi’de seni bekliyor olacak. Doyumsuz bir müzik maratonu yaşatmaya hazırlanan MIX Festival 2021 programını detaylı incelemek ve bu çok sesli festivalin bir parçası olmak için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Televizyonun yanına konan teyp: Evde çalınan politik müzikler ve çan sesi — Asena’nın Almanya’da geçirdiği 10 yıldan aklında kalan ilk sesler bunlar. Çocuklukla ergenlik arasındaki herkesi büyüleme gücüne sahip 90’lar MTV’sini hatırlıyor. Televizyonun yanına koyduğu teybe kaydettiği şarkılar Rednex’ten Cotton Eye Joe ve The Cranberries’den Zombie. Rednex’i kısa sürede geride bırakıp The Cranberries’i biraz daha tutarak ilerliyor kendi sevdiği müziği bulma yolunda.
“Sanatçı çıkmak”: Her yaz aile arabasıyla günler süren yolculukların yapıldığı otobanlardan, temelli dönülüyor Türkiye’ye. Yıl 1995. Lisede grafik tasarım okuduktan sonra istikamet Yıldız Teknik Üniversitesi Bileşik Sanatlar Bölümü. “Sanatçı” olarak mezun olunan bir okul. Asena’nın yeni medya sanatlarına yakın duran işleri, sık sık sese temas ediyor. Rus feminist müzik ve performans sanatı grubu Pussy Riot’ın aktivist eylemini yeniden üreten performans videosu gibi.

Asena'yla Beyoğlu sokaklarında turlamadan hemen önce
Müzik biriktirmekten DJ’liğe: Asena, üzerine bir kariyer kurmadan, eğlenmek için yaptığı DJ’liğin temelini 2010’da, Avusturya’nın Linz şehrinde Erasmus öğrencisiyken atıyor. Streaming hayatımıza bu kadar girmemişken, biriktirdiği müzikleri arkadaşlarıyla paylaşan biri. Ev partileri için yapılan listeler, yıllar içinde mekânlardaki performanslara dönüşüyor.
Sokağın ruhu eve sızarken: “Rahatsız olabileceğim türde müzikler evimin içine kadar giriyor. Eğer benim sevdiğim müzik olsaydı bu, bu kadar rahatsız edecek miydi? O durumda buna tolerans gösterebilecekken, neden müzik değiştiği anda toleransım düşüyor? Bu da kendi içimde sorguladığım bir şey,” diyor pandemi sonrası beklenenden çok daha fazla hareketlenen sokaklar için.
Kendisi hem sokağa taşan bu kültürün parçası hem de kalabalık, gürültülü bir mahallenin sakini. Çaldığı mekânlardaki gözlemi, insanların eğlenmeye çok ihtiyaç duyuyor oluşu. Durumu zorlaştıran da İstanbul gibi bir şehirde, alternatiflerin çok az olmasının getirdiği sıkışma.

Asena'yla daima güneşin peşinden, umudun izinden
“Dans pisti politiktir”: Kamusal alan kullanımından girdiğimiz yol bizi kulüp kültürüne çıkarıyor. Asena’ya göre dans pisti “senin sahnen olabilir. Orada istediğini giyebilir, istediğin role bürünebilirsin. Olması gereken bu.” Sınıfın, hiyerarşik yapının ortadan kalktığı, eşitlik vaat eden, özgürleştirici bir yer olmalı burası — “Bize dikte edilen normun dışına çıktığımız yer.” Bu açılardan da buram buram politik. İstanbul kulüp kültürünü de mimarisinden çalan müziklere kadar steril ve sınıfçı buluyor.
Yaşadığımız coğrafyanın getirdiği, özellikle kadınlar için her an izleniyor olma farkındalığı ve kendini kollama ihtiyacı da işin içine giriyor tabii. Berlin gibi kulüpleriyle ünlü bir şehirde, bu kültür turizmin önemli bir parçası olarak kabul edilip devlet kurumları tarafından desteklenirken Türkiye gibi eğlence sektörünün yüz üstü bırakıldığı bir yerde, doğal olarak ticari kaygılar öne çıkıyor.

Geçtiğimiz yaz sokak buluşmalarını müzikle besleyen Noh Radio'nun önü
Yüksek mekâna giriş ve içki fiyatları, müziğe yapılan müdahaleler eğlence ve kulüp kültürünü dört bir yandan kuşatmış olsa da umut görüyor Asena. Geçtiğimiz yaz, şehrin meydanlarında ücretsiz punk konserleri izlediğimizi hatırlatıyor. Değişen kültür politikaları, üretene de izleyiciye de nefes alma fırsatı veriyor.
İstanbul Nightlife Project: İstanbul’un 10-20 yıl önceki gece hayatını düşünmek bana hüzünlü bir nostalji yaşatmıyor. Aksine zaman zaman üstüme çöken ilerleyememe hissini dağıtıyor ve bunları yeniden yaşayacağımızı hatırlatıyor. Asena’nın masasındaki güncel konulardan biri, İstanbul gece hayatının 90’lardan başlayarak belli bir döneme kadar gelen hikâyesine odaklanan İstanbul Nightlife Project.

Asena'yla Noh Radio'nun hemen yanında
Şehri kulüpler ve mekânlar üzerinden okuyacak bir hafıza ve arşiv çalışması niteliğindeki projenin üç esas ekseni elektronik müzik, rock ve punk sahnesi ve “eller havaya” kültürü. Hangi mecraları kullanacağı henüz açıklanmasa da bu şehirde gece hayatına dair yaşanmış deneyimleri aktarıp dolaşıma sokmayı amaçlayan projeyi takibe alıyorum.
“Otobanda sürüyoruz”: Keşif Sahnesi’ni takip edenler, konukların yanlarında getirdiği kişisel eşyalara ilgimizi bilir. Bu defa Asena’nın bileğindeki “Autobahn” dövmesinin hikâyesini merak ediyorum.
Kraftwerk’in 1975 tarihli, 22 dakikalık şarkısı, tekrarlayan basit ritmi ve “Otobanda sürüyoruz,” cümlesiyle Asena’yı çocukluğuna götürüyormuş. Almanya - Türkiye arasındaki üç günlük araba yolculukları, Yugoslavya sınır polisine rüşvet olarak verilen HB sigaralar, bitmeyen yolların bir çocuğun zihninde sonsuza uzaması — hepsi müzik tarihinin dönüm noktalarından birinde birleşiyor.

Beyoğlu kaldırımlarına düşen parti izleri
Anahtar: Asena’nın yeni kapılar açması için bize bıraktığı anahtar da başka bir dövmesinden geliyor: DAF. Deutsch Amerikanische Freundschaft. 70’lerin sonunda kurulan, geçen yıl kurucu üyelerden Gabi Delgado-Lopez’in ölümüyle sona eren electropunk grubu.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Asena’nın sonsuz otobanlardan özgürleştirici dans pistlerine uzanan yolculuğunu dinlemeye davetlisin.
31 Eki 2021

YAZARLAR

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Kitapların mevsimleri vardır. Ya da mevsimlerin kitapları. Yağmurlu bir sonbahar günü elimiz istemsizce hüzünlü kitaplara gider. Selim İleri’nin "Her Gece Bodrum"uyla yazlıktan döneriz, günlerimiz yavaş yavaş "Aylak Adam"ın gri gökyüzüyle boyanır. Peki yazın sıcak günlerinde ne okuruz? Bir kitabı yaz kitabı yapan nedir? Hangi kitaplar denizden gelen esintiyle yaprakları çevrilsin ister?

Pink Martini, 22 Temmuz’da bir kez daha Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda sahne alacak. “Üsküdar’a Gider İken” ve “Aşkım Bahardı” şarkılarına albümlerinde yer veren ve Türkiye ile güçlü bağları olan gruptan Storm Large ile biraraya geldik.

Sanat tarihçi İnci Aydın’ın hazırladığı uzun soluklu bir araştırmaya dayanan, "Renklerin Diyojen’i: Ressam Agop Arad" isimli kitap, Aras Yayıncılık tarafından Mayıs ayında yayımlandı. Kitabın editörlerinden Betül Bakırcı ile 1940’lı yılların kültürel ve politik ikliminde Agop Arad’ın hayat yolculuğu; ressam, grafiker ve gazeteci kimlikleri ve bugün onun arşiviyle karşılaşmanın anlamı üzerine konuştuk.
13 Tem 2026

Sepultura, Brezilya’dan çıkıp dünyada metal müziğe en büyük katkıyı yapan gruplardan biri olarak Latin Amerika’nın köklerine sadık müziğini de bizlere tanıttı. 12 Temmuz'da Pantera’dan önce sahne alacak Cavalera Kardeşler'den Max Cavalera’yla konuştuk.

25 adaylıkla "The Pitt"in öne çıktığı 78. Primetime Emmy Ödülleri aday listesinde Apple TV'nin yükselişi ve çeşitliliğin azalışı dikkat çekiyor.



