Sony CEO'su Rob Stringer'dan müziğin geleceğine dair öngörüler

Sony Music Entertainment’ın CEO’su Rob Stringer, birkaç gün önce katıldığı bir konferansta müzik dünyasının dinamikleri üzerine konuştu. Harry Styles, Adele ve Beyoncé gibi sanatçıları temsil eden Stringer, geleceğin müziğine dair ipuçları verdi.
Sony CEO'su Rob Stringer'dan müziğin geleceğine dair öngörüler

21 Ekim - Garanti BBVA - Duende
Garanti BBVA ile birlikte

Garanti BBVA Güz Konserleri devam ediyor Garanti BBVA’nın geleneksel Güz Konserleri, Kasım sonuna kadar sürecek konser programıyla caz, alternatif rock ve pop müziğin sevilen isimlerini müzikseverlerle buluşturuyor. Kimler var? Zamansız müziğin sevilen ismi, İngiliz şarkıcı ve gitarist Charlie Cunningham , "Frame" albümüyle kendini yeniden hatırlattı. Cunningham, 25 Ekim 'de IF Performance Hall Beşiktaş'ta. Amerikalı besteci ve gitarist Jonathan Kreisberg , caz festivallerinin en önemli katılımcılarından biri. Uzun zamandır eğitimci olarak da görev yapan Kreisberg, 29-30 Ekim ’de Nardis Jazz Club’ta. ABD'li şarkıcı John Maus, lo-fi, synth pop ve deneysel pop karması parçalarını seslendirmek için İstanbul'da. Maus, 6 Kasım ’da Blind’ta sahne alacak. Sanatçı bir aileden gelen Eleonora Strino , çocukluk hayalini gerçekleştirerek caz gitaristi oldu. Uluslararası yarışmalardan ödüller alan sanatçı, 7-8 Kasım ’da Nardis Jazz Club’ta. Dijital kanallar üzerinde geniş bir hayran kitlesi oluşturan ve "Mother Nature's Bitch" şarkısıyla dikkatleri üzerine çeken Okay Kaya , 22 Kasım ’da Blind’ta. Kapanış konserinde bir milyardan fazla dinlenme ve ödülleriyle, ikonik mekanlarda ve prestijli etkinliklerde dinleyicilerle buluşan RY X , 30 Kasım ’da Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’nde. Charlie Cunningham, John Maus, Oktay Kaya ve RY X konser biletleri Garanti BBVA kredi kartlarına %20 indirim avantajıyla. Biletlere buradan ulaşabilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Bünyesinde dünyanın en büyük sanatçılarını barındıran Sony Music Entertainment’ın CEO’su Rob Stringer, sık röportaj veren biri değil. Sony Music, rakipleri Universal Music ya da Warner Music gibi hisseleri halka açık bir kuruluş olmadığından, sektörün dinamiklerine dair açıklamalarda bulunmasına da pek gerek yok zaten. Fakat Stringer, Harry Styles, Adele ve Beyoncé gibi sanatçıların yanı sıra Kate Bush’un yeniden popülerlik kazanan Running Up That Hill gibi şarkıları lisanslama başarıları sayesinde son dönemde dinlediğimiz müziğin dinamiklerini belirleyen önemli bir müzik insanı.

Birkaç gün önce Bloomberg’in Los Angeles’ta düzenlenen konferansında müzik dünyasını meşgul eden konuları, içeriden bir göz olarak değerlendirdi ve bir bakıma gelecek yıllarda müzik piyasasında nelerin öne çıkacağına dair ipuçları verdi.

Rob Stringer ve Harry Styles

Stringer, algoritmalar yüzünden dinleyicinin tek bir müziğe takılıp kaldığından bahsetti. Zaten müzik dinleme platformlarının en çok dinlenen 50 şarkısını ardı ardına dinlediğiniz zaman bu durumu çok net bir şekilde işitebiliyorsunuz. Müzik insanı, şöyle konuştu:

"Kasetlerden CD’lere, indirmelere ve streaming’e kadar uzanan pek çok teknolojik yeniliğe şahit oldum. 2000’li yıllarda Napster (Korsan bir müzik indirme platformuydu.) sonrası dönemde, yatırımcılar da dahil olmak üzere herkes müzik endüstrisini gözden çıkarmıştı. Çok da kötü bir dönem değildi, üzerimizdeki baskı azalmıştı. Sanatsal açıdan 2000’lerde daha iyi işler yapıldı. iTunes piyasaya ilk çıktığında, Apple’ın butik bir zevk anlayışı vardı ve bu, sanatçıların yüksek kalitede işlere imza atmasını teşvik etti.

Şu an içinde bulunduğumuz streaming dönemi ise mali açıdan çok daha kazançlı ama algoritmalar insanlara ne istediklerini söylüyor, neyi sevebileceklerini değil. Milyonlarca insana ulaşabiliyoruz ancak daha az yeni müzik keşfediyoruz. Bu durum birçok insanın aynı tür müziği dinlemesine neden oluyor ve bu da çeşitliliği azaltıyor."

Stringer, bu dönemde sanatçıların bireysel olarak plak şirketlerinden çok daha güçlü bir konumda olduğuna da dikkat çekti:

"1985’te işe başladığımda, tüm güç plak şirketlerinin elindeydi. Üretimi, dağıtımı ve radyoda neler çalacağını biz kontrol ediyorduk. Şimdi ise sanatçılar en az bizim kadar, belki de bizden daha fazla güce sahip. Artık müzik piyasasının birçok kolu var; merchandise, markalaşma, konser gelirleri gibi... Sanatçıların ön planda olduğu bir dünyadayız."

Pink Floyd’un kataloğu bir Picasso tablosu ile eş değer

Rob Stringer ayrıca son dönemde eski şarkıların Z jenerasyonu tarafından yeniden keşfedilmesi sayesinde müzik kataloglarının öneminin arttığından bahsetti. Sanatçı, bir tablo ya da çağdaş sanat eseri gibi değerini günden güne artırıp yatırım aracına dönüşen katalog satın alımlarına önem verdiklerini belirtti. Şirketin Pink Floyd, Queen ve Michael Jackson'ın kataloglarını satın aldığını da doğruladı. Kaynaklara göre Pink Floyd, kayıtlı müzik kataloğunu yaklaşık 400 milyon dolar değerindeki bir anlaşmayla Sony Music'e satmayı kabul etti. Şirket, Queen'in kariyer haklarını da 1 milyar doların üzerinde bir bedele satın aldı. Michael Jackson satışı kapsamında Sony Music, Jackson’ın yayın ve kayıtlı master kataloğunun yüzde 50’sini satın alırken, diğer gelir akışlarından da yararlanmaya başladı.

Sony’nin bu katalogları satın almada neden bu kadar ısrarcı olduğu sorulduğunda Stringer şu yanıtı verdi:

"Bazı sanatçıların isim ve görsel haklarını da satın aldık. Bu, gelecekte deneyimsel etkinlikler yaratma potansiyeli taşıyor. Eski müziklere olan talep artıyor. Pink Floyd, Michael Jackson gibi sanatçıların müziklerine verilen değer nesiller boyunca sürecek. Sony'i bir modern sanat müzesine benzetiyorum ve bu isimlerin müziklerinin paha biçilemez olduğunu düşünüyorum. Benim gözümde Pink Floyd’un ölçülebilir bir bedeli yok. Onların kataloğu Pablo Picasso’nun bir tablosuyla eşdeğer. Picasso’nun bir eserine ne fiyat biçebilirsiniz? Bu da göreceli bir durum. Katalogların daha fazla dinlenmesi yeni sanatçıların çok ani bir şekilde ünlü olmasından kaynaklanıyor. Sosyal medyada her şey çok hızlı ortaya çıkıyor, bu da bazen yeni sanatçıların gelişimine zarar veriyor."

ABBA Voyage şovundan

Stringer'ın bahsettiği deneyimsel etkinliklere en büyük örnek Londra’daki ABBA Voyage sanal deneyimi olarak gösterilebilir. ABBA’nın sanal deneyim konseri geçen yıl 129 milyon dolardan fazla gelir elde etti.

TikTok günümüzün MTV’si
90’larda MTV, popüler kültürün ve müziğin rotasını belirleyen en önemli araçtı. Rob Stringer da TikTok’u günümüzün MTV’sine benzetiyor:

"TikTok ile yaptığımız başlangıçla, onların aklındaki tanıtım platformuna dönüşmelerini mi sağladık? Muhtemelen evet. Fakat aslında onlar bir tanıtım platformu değil. TikTok, devasa kârlı bir şirket ve biz onların MTV'ye dönüşmelerine izin verdik, bu bir hataydı."

Sene başında Universal Music Group da düşük telifler yüzünden kataloğunu TikTok’tan çekmiş ve şu açıklamayı yapmıştı:

"TikTok sanatçılarımıza ve söz yazarlarımıza, benzer konumdaki büyük sosyal platformların ödediği oranın çok daha altında bir oranda ödeme teklif etti."

Bu ayrılık kısa sürdü. Üç aylık bir lisans anlaşmazlığının ardından Universal Music ve TikTok, yeniden bir anlaşma imzaladı.

Stringer ayrıca, Spotify’ın daha pahalı olması gerektiğini de savundu:

"Netflix’e benzer bir fiyatlandırması olmalı. Spotify’da istediğiniz her müziği bulabiliyorsunuz. Bu açıdan bakıldığında, bence Spotify daha pahalı olmalıydı. Nihayet fiyatları yükseltiyorlar, bu da harika."

Arjantin ve Kolombiya müzikleri popüler olacak

Rob Stringer, “Şu anda bu odada kimsenin bilmediği ama altı ay sonra herkesin tanıyacağı bir sanatçı var mı?” sorusuna ise şu yanıtı verdi:

"Bu soruyu yanıtlamak biraz zor çünkü bir isim verirsem başka sanatçılar bana, ‘Benden neden bahsetmedin?’ diyebilirler. Ancak size şu kadarını söyleyeyim, Latin müzik sahnesi şu anda çok büyük bir hareketlilik içinde. Bad Bunny, Rauw Alejandro, Shakira ve Peso Pluma gibi büyük sanatçılarımız var. Latin Amerika’dan gelen bir sonraki büyük dalga, reggaeton ve tropikal müziğin birleşimi olacak. Bu müzik Arjantin ve Kolombiya’dan çıkıyor. Çok popüler olacak."

Son 10 yılda müzik endüstrisi, dijital müzik dinleme kanallarının etkisiyle en ulaşılabilir dönemini yaşıyor. Fakat Stringer, yeni şarkı üretimi bakımından bir duraksama dönemine girildiğini, yapay zeka yüzünden sanatçıların bir dönüm noktasında olduğunu vurguluyor ve sanılanın aksine yapay zekanın sanatçılar için çok büyük tehdit olduğunun altını çiziyor:

"Teknolojinin getirdiği bazı imkanların sanatı olumsuz etkileme ihtimali var. Benim bakış açımda önce sanat gelir, iş ve teknoloji ikinci plandadır. Bu teknolojinin başımıza açabilecekleri beni endişelendiriyor. Yapay zeka konusu oldukça kritik. Ama bir bakıma da yeni yaratıcı vizyonlar oluşturacak. Bu yüzden de telif ve hak konularını düzenlemekle meşgulüz. Şu an bir yerlerde 14 yaşında bir çocuk, yapay zeka araçlarını kullanarak harika müzikler yaratmak üzere. Ama önce iş modelini çözmemiz gerekiyor."

Ez cümle, yapay zekanın müzik endüstrisini ele geçirmesi çok yakınken müzisyenlerin haklarını bir an önce ellerine almaları gerektiği bir öngörü değil artık bir gerçek…

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende

BÜLTEN SAYISI

🩹The Cure'dan başyapıt, CEO'dan havadisler

1 Kasım'da yayımlanacak yeni The Cure albümünü herkesten önce dinledik, hislerimizi anlattık. Sony Music Entertainment’ın CEO’su Rob Stringer'ın müzik dünyasının gidişatı ve geleceği ile ilgili öngörülerini aktardık.

21 Eki 2024

Garanti BBVA ile birlikte

YAZARLAR

Eda Solmaz

Müzik yazarı

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende

HİKAYE

2026 sinemasında yolun yarısı: Yıl sonunda hangi filmleri hatırlayacağız?

Beyazperdede yılın ilk yarısına Phil Lord ve Christopher Miller imzalı "Project Hail Mary" ve korku sinemasının yükselişi damga vurdu. 2026'nın ilk altı ayını geride bırakırken gişede ve festivallerde öne çıkan filmleri ve bazı keşifleri yeniden hatırlıyoruz.

Emre Eminoğlu

·

17 Tem 2026

2026 sinemasında yolun yarısı: Yıl sonunda hangi filmleri hatırlayacağız?
DuendeDuende

HİKAYE

Bibliyoterapi'de bu hafta: Kendini hayatın akışına bırakmak isteyenler için kitaplar

"Bir şey olmak zorunda mıyız? Hayır, ama amaçsızca nehirde akarken karşımıza çıkacak her şeye hazırlıklı olacak kadar da olgun muyuz?" Bibliyoterapi'de hayat amacı peşine düşmeden yalnızca var olarak hayatta kalan karakterlere odaklanan üç kitaplık bir reçete var bu hafta.

Aslı Perker

·

17 Tem 2026

Bibliyoterapi'de bu hafta: Kendini hayatın akışına bırakmak isteyenler için kitaplar
DuendeDuende

HİKAYE

Sıcak günlere eşlikçi kitaplar: Bu yaz ne okumalı?

Kitapların mevsimleri vardır. Ya da mevsimlerin kitapları. Yağmurlu bir sonbahar günü elimiz istemsizce hüzünlü kitaplara gider. Selim İleri’nin "Her Gece Bodrum"uyla yazlıktan döneriz, günlerimiz yavaş yavaş "Aylak Adam"ın gri gökyüzüyle boyanır. Peki yazın sıcak günlerinde ne okuruz? Bir kitabı yaz kitabı yapan nedir? Hangi kitaplar denizden gelen esintiyle yaprakları çevrilsin ister?

Şeyma Ye

·

13 Tem 2026

Sıcak günlere eşlikçi kitaplar: Bu yaz ne okumalı?
DuendeDuende

HİKAYE

Pink Martini'den Storm Large: 'Türkiye’de çok güçlü bir müzikal hafıza var'

Pink Martini, 22 Temmuz’da bir kez daha Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda sahne alacak. “Üsküdar’a Gider İken” ve “Aşkım Bahardı” şarkılarına albümlerinde yer veren ve Türkiye ile güçlü bağları olan gruptan Storm Large ile biraraya geldik.

Eda Solmaz

·

13 Tem 2026

Pink Martini'den Storm Large: 'Türkiye’de çok güçlü bir müzikal hafıza var'
DuendeDuende

HİKAYE

Bir hayatla yeniden tanışmak: Betül Bakırcı'nın gözünden Agop Arad arşivi

Sanat tarihçi İnci Aydın’ın hazırladığı uzun soluklu bir araştırmaya dayanan, "Renklerin Diyojen’i: Ressam Agop Arad" isimli kitap, Aras Yayıncılık tarafından Mayıs ayında yayımlandı. Kitabın editörlerinden Betül Bakırcı ile 1940’lı yılların kültürel ve politik ikliminde Agop Arad’ın hayat yolculuğu; ressam, grafiker ve gazeteci kimlikleri ve bugün onun arşiviyle karşılaşmanın anlamı üzerine konuştuk.

13 Tem 2026

Bir hayatla yeniden tanışmak: Betül Bakırcı'nın gözünden Agop Arad arşivi