Sürdürülebilirlik raporlaması neden yapılıyor?


Emlakta güncel haberler, ev için faydalı bilgiler: Zingat Blog
Türkiye’de gayrimenkul alanında oldukça sınırlı veri ve bilgi bulunuyor, bu esnada doğru olmayan bilgiyle de sıkça karşılaşılabiliyor. Bu soruna karşılık “Emlak.
Daha fazlasını öğren →
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
Değişen ekonomik düzen, küreselleşme ve beraberinde getirdiği olumsuz sosyal ve çevresel etkiler, günümüzde yatırımcıların ve dolayısıyla şirketlerin gündemini değiştiriyor. Ülkelerin sıfır emisyon taahhütleri, Avrupa Yeşil Mutabakatı gibi düzenlemeler, dünya gündeminde çevresel risklerin en etkili ve öncelikli riskler arasında olması, küresel piyasalarda sorumlu yatırımların yükselişi, paydaş kapitalizmi ve büyük sıfırlama gibi ekonomik düzenin yeni kavramları, şirketleri çevresel, sosyal ve kurumsal yönetim (ÇSY) odaklı stratejiler oluşturmaya itiyor.
Bu değişimle birlikte yenileyici iş modelleri, döngüsel ve sıfır karbon ekonomisi, insan odaklı ve kapsayıcı sistemler, yalnızca hissedarı değil diğer tüm paydaşları da merkeze alan bir yönetim yaklaşımı ile entegre yönetim lider şirketlerin odağında yer almaya başladı.
Raporlama sayıları ve kapsamı artışta
İşte bu noktada şirketler ve liderler sorumlu oldukları paydaşlara kendilerini anlatmak için sürdürülebilirlik odaklı raporlamalarını yoğunlaştırmaya başladı. S&P 500'de raporlama yapan şirket sayısı son 10 yılda 4 kattan fazla artış gösterdi. Bugün S&P 500'deki şirketlerin %92'si, Fortune 500'de yer alan en büyük 250 şirketin ise %96'sı sürdürülebilirlik raporlaması yapıyor.
Rekabet avantajı, değişen müşteri talepleri, yetenek çekme ve elde tutma ihtiyacının yanında özellikle halka açık şirketler için yatırımcıların ihtiyaç duyduğu bilgileri sağlama, raporlama açısından en büyük motivasyon olarak karşımıza çıkıyor. Bugün, küresel piyasalarda sürdürülebilirlik performansı yüksek şirketlerin aldığı yatırım miktarı 35 trilyon doların üzerinde. Nitekim araştırmalar gösteriyor ki, sürdürülebilirlik performansı yüksek olan şirketlerin finansalları daha iyi performans sergiliyor. Güvenilir küresel sürdürülebilirlik endekslerinde işlem görmek de şirketlerin bu yolculukta iyi bir performans gösterdiklerini kanıtlamanın birincil yolu. Dow Jones Sürdürülebilirlik Endeksi, FTSE4Good Endeks Serisi, MSCI ESG Endeksleri ve Türkiye'den de Borsa İstanbul Sürdürülebilirlik Endeksi, farklı değerlendirme yöntemleriyle şirketlerin ÇSY açısından performansını sorguluyor. Bu da raporlamaların sadece sayılarının değil, aynı zamanda veri kapsamındaki artış hızını da açıklıyor.
Hangi standartlara göre raporlama yapılıyor?
Nasıl ki finansal raporlamaların güvenilirliği etkili uluslararası girişimlerle sağlanıyorsa aynı şekilde sürdürülebilirlik raporlama dünyası da benzer bir yaklaşımı benimsiyor. Sürdürülebilirlik raporları genellikle Küresel Raporlama Girişimi (GRI) Standartları başta olmak üzere Sürdürülebilirlik Muhasebe Standartları Kurulu (SASB) Standartları, Dünya Ekonomik Forumu Paydaş Kapitalizm Metrikleri (WEF SCM), Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi (UNGC); entegre raporlar ise Uluslararası Entegre Raporlama Konseyi (IIRC) çerçevesini baz alıyor. İklimle ilgili raporlamalarda ise Karbon Saydamlık Projesi'nin (CDP) yanında son yıllarda İklimle Bağlantılı Finansal Beyan Görev Gücü (TCFD) tavsiyelerine uygun olarak risk ve fırsatlara yer veriliyor.
Küresel gelişmelerin yanında bölgesel ve yerel olarak da şirketlerden beklentiler artmaya ve farklı raporlama gereksinimleri ortaya çıkmaya başladı. Örneğin, Avrupa Komisyonu tüm halka açık şirketler için finansal olmayan raporlamayı zorunlu hale getirdi ve bunun için Kurumsal Sürdürülebilirlik Raporlama Direktifi (CSRD) yayımladı. Diğer yandan ülkemizde de halka açık her şirket finansal raporlarında, Sermaye Piyasası Kurulu Sürdürülebilirlik İlkeleri Uyum Çerçevesi'ne göre açıklama yapmakla yükümlü.
Söz konusu raporlama gereklilikleri sadece şirketleri değil tedarik zincirini de etkiliyor. Örneğin, 1 Ocak 2023 itibarıyla yürürlüğe girecek Alman Tedarik Zinciri Durum Tespiti Yasası ile şirketler çocuk işçilik, zorla çalıştırma, kölelik biçimleri, iş sağlığı ve güvenliği ve insana yakışır maaş konularında tüm tedarik zincirinden sorumlu hale gelecek. Bu da Almanya ile ticaret yapan şirketlerin raporlamalarındaki sosyal risklerin şeffaflığını arttıracak. Ya da benzer şekilde Avrupa Yeşil Mutabakatı ile birlikte Avrupa Birliği'yle ticaret yapan şirketler, iklim değişikliği ve toplumsal cinsiyet eşitliği başta olmak üzere farklı çevresel, sosyal ve yönetimsel konularda performanslarını ve buna bağlı raporlamalarını artıracak.
Ortak raporlama dili
Şirketler öncelikli paydaş gruplarına ve sektörlerine göre istedikleri raporlama rehberlerini kullansa da son yıllarda artan standart, rehber ve uygulamalar sebebiyle karışıklık ve zorluk yaşayabiliyorlar. Günümüzde birçok şirket sürdürülebilirlikle ilgili raporlamalara nereden başlaması gerektiğini bilmediğini veya var olan raporlama yöntemi, endeks ve standartların fazla karışık olduğunu düşünüyor. Böyle durumlarda şirketler için atılacak en doğru adım kendi ihtiyaçları için en uygun raporlama standardı, rehber ve uygulamaları belirlemek ve buna göre aksiyon almak.
Sürdürülebilirlik açıklamalarını bir araya toplayarak ortak bir raporlama standardı oluşturmak, bu sayede farklı raporlama standartlarının yaratabileceği karışıklıkları önlemek amacıyla Uluslararası Finans Raporlama Standardı (IFRS) harekete geçti. IFRS, bu alanda çalışan kurumların ve paydaşların katılımıyla Sürdürülebilirlikle ve İklimle İlgili Finansal Bilgiler için Genel Gereklilikler (IFRS S1 ve IFRS S2) başlıklarında iki standart yayımladı. Henüz taslak aşamasında olan bu standartların özellikle halka açık şirketler için hızlıca hayata geçirilmesi planlanıyor. Hatta geçtiğimiz günlerde COP27 sırasında açıklandığı üzere, 2024 yılından itibaren CDP raporlamalarına IFRS S2 dahil olacak.
İdeal bir raporlama nasıl olur?
Şirketler için en uygun raporlama standardını bulmaktan daha önemli bir konu ise raporlamaların içerik kalitesi. Şirketler ne kadar etki odaklı, şeffaf, dengeli ve kapsayıcı bir rapor yayımlarsa ideale o kadar yaklaşıyor.
Hiçbir şirket mükemmel değil, bu nedenle iyi performansı yansıtırken gelişime açık olana da yer vermek önemli. Örneğin, kamuya yansımış negatif bir olaya raporda hiç yer vermemek raporun güvenilirliğini azaltıyor. Oysa bu negatif olayın etkilerini, doğrusunu ve önümüzdeki dönem alınacak aksiyonları bir şirketin sürdürülebilirlik raporunda okumalıyız.
İçerik kalitesini artıran bir diğer önemli faktör de rapordaki paydaş sesi. Şirketlerin karar alma süreçlerinde paydaşlarıyla birlikte hareket etmeleri, riskleri azaltmak ve paydaş grupları arasında uyumu sağlamak için önem taşıyor. Paydaş katılım mekanizmalarının şirket boyunca nasıl işlediğini anlatmak alınan geri bildirimleri ve verilen cevapları paylaşmak beklenilen kriterler arasında.
Sürdürülebilirlik konularının şirket üzerindeki etkilerini analiz etmek ve finansallaştırmak raporlama için başlıca gerekliliklerden ancak artık şirketin de çevreye, topluma ve ekonomiye olan negatif ve/veya pozitif etkilerine yer vermek yeni nesil raporlamada aranılan bir bulgu. İdeal bir raporda stratejiyle uyumlu hedeflerin ve paylaşılan verilerin karşılaştırılabilir olması da başka bir önemli bir kriter. Geçmiş performans, gelecek tahminleri ve sektör ortalamalarıyla karşılaştırmak okuyucu için anlamlı çıkarımlar veriyor.
Sonuç
Sürdürülebilirlik raporları kurumların mevcut durum fotoğrafını çeker. Daha iyi bir sürdürülebilirlik raporu için tüm şirketlerin iş stratejisiyle bütünleşmiş ÇSY strateji ve hedeflerine ve bunu net aksiyon haritaları ile desteklemeye ihtiyacı var. Yatırımcılar başta olmak üzere tüm paydaşlar, 2030 veya daha yakın dönem için güçlü ara hedeflerle şirketlerin uzun vadeli vizyon çerçevesinde yakın dönemde nasıl hareket edecekleri konusunda netliğe ihtiyaç duyuyor.
Şirketlerin portföylerini çevresel ve sosyal risk ve fırsatlara göre yönetmeleri ve bunları şeffafça sürdürülebilirlik raporları aracılığıyla paylaşmaları önümüzdeki dönemde daha da artarak önem kazanacağa benziyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Sorumlu yatırımların yükselişi, paydaş kapitalizmi ve büyük sıfırlama gibi kavramlar şirketleri çevresel, sosyal ve kurumsal yönetim odaklı stratejiler oluşturmaya itiyor. O sırada, karbon dengeleme yöntemlerinin uyumluluğu tartışılıyor.
18 Kas 2022

YAZARLAR

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
"Ödünç dikkat çağı" bugünlerde yeni bir şey gibi paketleniyor ama neredeyse reklamcılık kadar eski bir tartışma bu. Öte yandan viral akımlar, memler, trend sesler, influencerlar çağında araştırmalar, ödünç dikkatin kapıyı açsa da alışkanlık yaratmadığını da gösteriyor. Peki bu tartışmaların ortasında reklamcılıktan elde kalan ne? Bunun cevabı şeffaf süreçler, doğrulanabilir sonuçlar, kanıtlar ve gerçek insan emeğinde yatıyor.

Eskiden yalnızca satın alınan ürünleri taşımak için kullanılan bez çantalar, bugün tüketiciler için bir statü sembolüne, markalar için ise maliyetsiz bir reklam aracına dönüşüyor. Giderek daha fazla işletme, esas faaliyet alanının dışına çıkarak bez çantalardan tişörtlere, şapkalardan kupalara kadar uzanan “merch” koleksiyonları oluştururken bir dönemler ücretsiz dağıtılan bu promosyon ürünleri, tüketicilerin para ödemeye gönüllü olduğu yeni bir pazar yaratıyor.

Ortadoğu'daki savaşın tetiklediği akaryakıt krizi, elektrikli otomobillere yönelik talebi yeniden artırırken sektördeki dengeleri de değiştiriyor. Son bir yılda elektrifikasyon yatırımlarını küçülten otomobil devleri, yükselen talep ve Çin’deki üreticilerin güçlenen rekabeti karşısında gelecek stratejilerini yeniden değerlendirmek zorunda kalıyor.

Dijital ödeme çözümleri, her geçen gün daha da yaygınlaşırken işletmelerin bu çözümlere yaklaşımında güven, kullanım kolaylığı ve sağlanan somut fayda belirleyici hâle geliyor. Yakın tarihte Garanti BBVA’nın kuruluşu Tami’nin ve Ipsos Türkiye’nin işbirliğinde gerçekleşen çalışma da işletmelerin dijital ödeme çözümlerine açık olduğunu, fakat dönüşümün esas anahtarının güven olduğunu ortaya koyuyor.
12 Eki 2026

Tüketicilerin kredi kullanım tercihleri son yıllarda nasıl değişti, Türk bankacılık sektörü para politikası kararlarına nasıl uyum sağlıyor ve finansal teknolojiler alanında faaliyet gösteren girişimlerin büyümesinin önündeki başlıca sorunlar neler? TeklifimGelsin Kurucu Ortağı ve CEO’su İhsan Cem Zararsız, kredi piyasasındaki gelişmeleri, bankaların dijitalleşme sürecini ve Türkiye’de girişimlerin finansmana erişimde yaşadığı sorunları Aposto okurları için anlattı.



