Tarafsız bölgenin güvenli sularında


Sinemayla ilgilenenlerin evi: House of Yapımlab
Profesyonel hayatta bağlantılar kurmak ve çeşitli ağlara dâhil olmak, o disiplin ya da endüstrideki görünürlüğünü artırmaya yardımcı oluyor. Küçük bir selamlaşmayla başlayan iletişimler dahi profesyonel iş birliklerine, ortak üretimlere…
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Dünya üzerindeki her şeyin birbiriyle bir biçimde bağlantılı olduğunu, Vuhan’daki bir yarasanın kanat çırpışının Türkiye’deki müzik sektörünü sarsmasına ya da küresel ısınmanın her yaz yeni sivrisinek türleriyle derimizin altına merhaba demesine ilk elden tanık olduğumuz için biliyoruz. Şeyler arasındaki bu görünmez bağlar, konu müzik olduğunda hem coğrafyanın hem de zamanın sınırlarını aşıyor. Dünyanın tüm sesleri, verimli topraklar gibi tüm besleyiciliğiyle önümüzde uzanıyor. Üretilen her müzik, başka müziklere referans veriyor. Bir şarkı dinlediğimizde, insanlığın kesintisiz, kolektif bilinç akışından bir parça duyuyoruz. Bu akış içinde, başkalarının aktığı sulara çok fazla yaklaşanlar, telif davalarının ağlarına takılıyor. Ama suların berraklaştığı, güvenli bir alan var. Telif savaşlarının tarafsız bölgesi; koruma süresi dolmuş eserler.
Türkiye dâhil birçok ülkede, fikrî mülkiyet hakkı korunan eserler, eser sahibinin ölümünden 70 yıl sonra koruma kapsamından çıkıyor. Bir anlamda kamuya mal oluyor. Bir YouTube yorumunda dendiği gibi, bu eserleri kendi şarkılarınıza entegre ettiğinizde “kimsenin ailesi size dava açamıyor”. Koruma kapsamından çıkalı yüzyıllar olmuş klasik müzik eserleri, popüler müzikte tahminimizden daha büyük yer tutuyor.
Blackbird ve Stairway to Heaven'ın ortak noktası: Johann Sebastian Bach, birçok müzisyen için önemli bir ilham kaynağı. Paul McCartney, 1968’de yayımlanan The Beatles şarkısı Blackbird'ü yazarken, Bach’ın Bourrée in E minor eserinden yola çıktığını söylüyor. Led Zeppelin kurucularından Jimmy Page de Stairway to Heaven'ın gitar intro’sunda Bourrée'yi taklit etmeye çalıştığını anlatıyor. Bach’ın bu eserinin rock dünyasındaki en bilinen yansıması ise, Jethro Tull’ın 1969 tarihli albümü Stand Up'ta bulunan yorumu.
Bach, The Doors’un Light My Fire'ı için de bir çıkış noktası olmuş. Grubun klavyecisi Ray Manzarek, şarkının açılışındaki melodiyi, öğrenciliğinde gördüğü Bach eserlerinden hareketle kaleme almış. The Beatles şarkısı Penny Lane'deki pikolo trompet solosunun kökleri Brandenburg Konçertosu'nda; Mike Oldfield’ın hem müzik tarihine hem The Exorcist’in tema müziği olarak sinema tarihine kazınan parçası Tubular Bells'in kaynağı ise Toccata and Fugue in D minor eseri. Aynı eser, Eminem’in Brainless parçasında da sample olarak kullanılmış.
Klasik müzik eserlerinin güncel müziğe etkisi Bach’la sınırlı değil elbette. Black Sabbath’ın kendi adını taşıyan şarkısının kopkoyu karanlığı, Gustav Holst’un Gezegenler Süiti'nden Mars'ın izlerini taşıyor. Grubun bas gitaristi Geezer Butler’ın Mars'tan çaldığı bir bölüm, gitarist Tony Iommi’ye şarkının ana riff’ini yazarken yol gösteriyor. The White Stripes’ın hit parçası Seven Nation Army, Anton Bruckner’in 5. Senfoni'siyle benzerlikler taşırken, Radiohead’in Exit Music (For a Film) şarkısının hüznü, Chopin’in Prelude in E Minor eserinden geliyor. Şarkıların içine yerleşmiş bu küçük referanslar, bugünün müziğini şekillendiren sanatçıların kimleri dinlediğine, kimlerden beslendiğine dair ipuçları sunuyor.
Telif hukukunun tarafsız bölgesi, içinde barındırdığı olasılıklarla sonsuz bir ilham havuzu. Ayışığı Sonatı’nı çaldığını duyduğunda, Yoko Ono’dan akorları tersinden çalmasını isteyerek Because şarkısını ortaya çıkaran John Lennon gibi, orada asılı duran ihtimallerden birini uzanıp almak yeterli.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
İçindekiler: Kalıpların dışında bir anne-kız hikâyesi, tarafsız bölgenin güvenli suları, caz standartları, kadın gözünden kadın portreleri, hayalperestler ve dahası.
19 Şub 2021

YAZARLAR

Artemis Günebakanlı
Duende müzik yazarı

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Yaşlanmakla yaşlı rolünü oynamak birbirinden farklı şeyler. Yaşlanacağız. Bedenimiz değişecek. Fakat bedenimizin değişmesiyle kişiliğimizin, arzularımızın ve dünyayla kurduğumuz ilişkinin belirli bir kalıba sokulması arasında da zorunlu bir bağ yok. Yaşlanmaktan korkanlar için üç kitaplık bir reçete.

Charlotte Wells’in "Aftersun", Joachim Trier’in "Sentimental Value" ve Rodrigo Sorogoyen’in "El ser querido" filmleri, baba-kız ilişkisinin üç farklı dönemine ve üç ayrı duygusal biçimine bakıyor. Birinde geçmişe dönerek babasını anlamaya çalışan bir kız, diğerinde geçmişin yükünü bugünkü ilişkilerine taşımış iki kız kardeş, bir diğerindeyse yıllar sonra yeniden karşılaşıp eski hesapları açan bir baba-kız.

Lance Oppenheim’ın yeni filmi "Primetime" Chris Hansen’ın televizyon dünyasını güçlü oyunculuklarla yeniden kurarken reyting hırsının insani bedellerini ve gösterinin etik sınırlarını incelemekte yüzeysel kalıyor.

Kültürel mirası turizmin hizmetine sokmak başka şey; turizmi kültürel mirasın daha derin ve daha sürdürülebilir biçimde deneyimlenmesine aracılık edecek şekilde tasarlamak başka. İkisini birbirine karıştırdığımızda eser kolayca bir logoya, bir hediyelik eşyaya veya sosyal medyada tüketilen bir görsele dönüşebilir.

Ölenlerin eşyalarını dağıtıyoruz ama telefonlarımızda sesleri, mesajları, görüntüleri kalıyor. Sandra Wollner’ın "Her Defa" filminden hareketle, kapıya konan ayakkabılardan cevap beklediğimiz mesajlara uzanan yas hâlleri üzerine düşünceler.




