Teşvikiye: Herkesin görmeye ve görülmeye geldiği vitrin


Yeni bir çağın öncüsü: Yeni BMW iX
Borusan Otomotiv’in Türkiye distribütörlüğünü üstlendiği BMW ’nin tamamen elektrikli ilk SAV modeli Yeni BMW iX, xDrive40 modeliyle BMW Yetkili Satıcı Showroomları’nda sergilenmeye başladı. Neden önemli?
Daha fazlasını öğren →
SoliSeyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
Sadece ağaçlara ve gökyüzüne bakarak çıt sesi duymadan yaşanacak bir hayat pek bana göre değil. Nihayetinde odaklanmak ve rahatlamak için "şehir sesleri" ASMR’ı açıp dinleyen bir insanım. Türkiye’de niye yaşıyorsam Teşvikiye’de de o yüzden yaşıyorum — bütün bu çapraşıklıktan, tezatlıktan yaratıcı bir haz alıyorum.
10 yılı aşkın bir süredir Teşvikiyeliyim, Çukurcuma’dan taşındım buraya. Önce Haci Emin Efendi Sokak'ta bir evi paylaştım arkadaşlarımla. Teşvikiye'ye ısındığım yıllardı o zamanlar. Hasan Hilmi Paşa Apartmanı'ndaydım — iki bloklu, devasa bir apartman. Geçenlerde bir kitapta okudum, eskiden kocaman bir köşkmüş burası: Hasan Hilmi Paşa Köşkü. Hıfzı Topuz, o köşkte doğmuş hatta. Odamın köşkün neresine düşeceğini hayal etmeye çalıştım ama pek beceremedim.
İkinci durağım, birkaç yıl sonra, şimdi yaşadığım sokağın biraz aşağısında. Çok anısı var o evin. Tesadüfen birkaç Avrupalı yazarı konuk ettiğim, SabitFikir dergisini çıkardığım ev orası. İki roman yazıldı o dairede. Yıllarca SabitFikir dergisine geliyor zannederek Küçük İskender adına gelen postaları açtım. Sonra öğrendim ki aslında İskender'in annesiyle aynı apartmanda oturuyormuşum. Hiç tanışmadık onunla ama İskender'le sık sık haberleşirdik, bu ev mevzusunun şakalarını yapardık.
O evi ve Teşvikiye'yi terk etmemin sebebi, yüksek lisansımı bitirmek icin Londra'ya gidip gelmem. Döndüğüm yer yine tesadüf eseri, belki de içgüdüsel olarak bu sokak oldu. Bugün küçük bir dairem var. Önünde bir açıklık var ama yine de pek çok apartmanı yakından görüyor. Komşularla bir yakınlık hissediyorum artık, karantinayı birbirimize bakarak geçirdik. Karşımda bir illüstratör oturuyor mesela. Perdeler açık çalışıyor, yaptığı işlerin çoğunu görebiliyorum.

Elif Bereketli
Görmek ve görülmek üzerine: Vitrin mahalle
Teşvikiye kafe uğultuları; alışveriş paketleri; trafik sesi; topuklu ayakkabılarıyla hızlı hızlı ilerleyen kadınlar; elinde karton bardakta kahvesi, kulağında kulaklığıyla yürüyüşe çıkan insanlar; kilo almış sokak hayvanları ve ışıl ışıl dükkânlarıyla "Orta-üst sınıfın modern şehir hayatı," denince akla gelebilecek pek çok ses ve duyguyla örülü bir mahalle.
Pek tabii Teşvikiye, sıradan bir 21. yüzyıl mahallesi tanımlamalarından ibaret değil. Nişantaşı-Teşvikiye hattı hem tarihte — özellikle 20. yüzyılın başlarında — oynadığı rol modelle de bugünkü durumuyla da kültürel, toplumsal yer yer de ideolojik bir vitrin. Herkesin görmeye ve görülmeye geldiği yer. Pek çok idealin hayat bulduğu sokaklar.
Mahallede her ay bir yer kapanıyor, hemen yanına yöresine yeni bir yer açılıyor. Teşvikiye kafelerine sadece fotoğraf çekilip sosyal medya hesabında paylaşmak için gelen bir sürü insan var. Burası bir şekilde geçmiş yıllarda olduğu gibi hâlâ bir cazibe merkezi. Bir vitrin ve vitrinde olmak isteyenlerin uğrak noktası. Yoksa Teşvikiye'nin metrekareye en çok kuaför düşen mahalle olmasını nasıl açıklayabilirdik ki?
Bir podyum edasına sahip olmasının bir sebebi de tıpkı Paris'teki gibi mekânların hep sokakla ilişkili olması — masa sandalyelerin hemen hemen her yerde sokağı izleyen bir konumda yerleştirilmesi. Teşvikiye Fırın Sokak'tan yürüyün, salının hatta. Buradaki restoran ve kafelerde oturanların önünde bir podyumda ilerliyorsunuz âdeta.

Teşvikiye mahallelileri
Sokaktaki tanıdık yüzler
Teşvikiye'de komşuluk sürüyor fakat alışıldık biçimiyle değil. Öyle apartmanımdaki insanın kapısını çalıp "Biraz yiyecek ikram edeyim," demiyorsunuz burada pek. İsterseniz dersiniz ve mutlaka komşunuzu sevindirirsiniz de ama çok sık yaşandığını iddia edemeyeceğim.
Burada mahallelilik ve komşuluk, “müdavimlik” üzerinden ilerliyor gibi geliyor bana. Vitrin bir mahallede görmek ve görülmek varken kim kapalı kapılar ardında buluşur zaten, değil mi? Mesela bir dönem The House Cafe'de arkadaşına birkaç gün rastlamazsan nerede bu diye merak ederdin — hatta tanımadığın ama her gün aynı sandalyede tünemiş bir mahalleliyi de.
Şimdi aklından geçen herkesi ve mahalleye uzaktan ziyaret için gelenleri Sokrates'te bulabilirsin, mahallelicilik oynamak üzere. Bazı mekânların böyle bir gücü var Teşvikiye'de. Burada belli kafelerde, restoranlarda, Maçka Parkı’nda, Mıstık Parkı’nda, kitapçılarda defalarca karşılaştığım yüzler var — onlarla selamlaştığım, göz teması kurduğum ya da bazen ayaküstü sohbet ettiğim anlarda kendimi gedikli mahalleli gibi hissediyorum.
"Soylu" bir mahallede soylulaştırma
Teşvikiye’nin Beşiktaş’a bakan yokuş sokaklarında hâlâ televizyonlarda izlediğimiz iç ısıtan mahalle dizilerini anımsatan esnaflar var. Güler yüzlüler, hoşsohbetler; sana isminle hitap eder ve gelir geçerken selamını eksik etmezler. Lostram, terzim, çiçekçim ve börekçim tek bir sokak üzerinde mesela. Bakkalım da hemen 50 metre ileride.
Biraz öteye, Şakayık’a çıktığınızda biraz daha silikleşiyor simalar fakat hâlâ ışıltılı Teşvikiye dekorunun ardında sahne arkasında görevli gibi şovun akışını sağladığını hissettiğim birkaç esnaf var — Peleki Pastanesi, karşısındaki kuaför, biraz ilerideki bakkal ve aktar.

Yeni nesil esnaf vitrinleri
Gel gör ki geniş açıdan baktığında tablo bu kadar sevimli değil. Teşvikiyeli esnaflar bir bir kepenk kapatıyor. Yıllarca gün aşırı gittiğim, her gidişimde sahipleriyle hoşbeş ettiğim pastanem yerini kendince havalı olmaya çalışan bir kafeye bıraktı yenilerde. Yıllarca gittiğim bakkalımın da hikâyesi de aynı olmuştu. Güneş gözlükleri, havalı kıyafetleriyle kahve içmeye gelen insanlar var şimdi, eskiden ekmeklerin ve gazetelerin satıldığı kapı önünde. Kaç yıllık fırınımız da şimdi sanırım bir Uzak Doğu restoranı.
İnsan ne zaman bir yere ait hisseder?
Esnaf bütçesinin Teşvikiye vitrinininde olmak isteyen yeni nesil yatırımcılarla yarışamadığı yolun sonunda pek çok esnafın tası tarağı toplayıp gideceği açık. Ben buna biraz içerliyorum. Bakkalım, fırınım, pastanem aynı zamanda benim hafıza mekânlarım. Eğer Teşvikiye’ye dair bir aidiyet duygum varsa bu mekânlar da benim kimliğimin parçası — kapanan her dükkân benim kimliğimden de bir parça alıp götürüyor aslında. Mahalle dediğimiz sadece evler, dükkânlar, apartmanlar ve insanlar yığını değil; bir ilişkiler bütünü ve bir ilişkilenme biçimi.
İnsan bedeni, bilincinin tuttuğundan daha çok bilgi ve duyguyu barındırabiliyor. Ben uzun bir günün sonunda Teşvikiye Caddesi’ne doğru geldiğimde gevşeme, rahatlama ve boşvermişlik duygusuyla yürüdüğümü, bakışlarımın ağırlaştığını fark ediyorum. İnsan ancak kendini ait gördüğü ve güvende hissettiği bir yerde böyle davranır. Aidiyet mahallelilik hâlinin temelinde yatan kavramlardan en temeli belki de. Neye ait hissediyoruz peki? Mahallenin adına mı? Sokağına mı? Binasına mı? Ağacına mı? Yoksa — kapsayıcı bir bakış açışı olarak — mahalledeki ilişkilenme hâline mi?
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SoliSeyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Elif'in peşinde Teşvikiye'deyiz. Kültürel, toplumsal yer yer de ideolojik bir vitrin burası.
21 Kas 2021

YAZARLAR

Soli
Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
İLGİLİ OKUMALAR
Dünyanın en kuzeydeki başkentlerinden biri olan Reykjavík, adaya adım atan gezginler için genelde yalnızca bir konaklama noktası ya da doğa turlarına geçiş güzergahı olarak görülüyor. Oysa şehir; insan ölçeği, özgün mimari yapısı ve kamusal alan kullanımıyla adadaki yaşam kültürünün en somut özetini sunuyor. Üstelik “buralı olmanın” ve adadaki gündelik hayatın izlerini sürmek isteyenlere karşı da son derece cömert. Kentin 10 yerel durağını bir güne sığdırmak isteyenler için bir rehber.

Bali’den Koh Phangan’a, Goa’dan Tulum’a uzanan görünmez hatta “Coğrafi Rezonans Hattı” demek gerek belki. Burası insanların kaybettikleri ritmi yeniden bulmaya çalıştıkları bir dolaşım ağı. Fakat bir süre sonra başka bir şey fark ediliyor: İnsanlar rezonansı bulamıyor, onu bir ülkeden diğerine taşıyor sadece. Bu yüzden Coğrafi Rezonans Hattı bir çözüm haritasından çok, bir semptom haritası.

Etkinlikler, şehrin farklı aktörlerini buluşturan, boş alanları görünür kılan, mahallelerin hikayesini değiştiren ve ekonomik hareket yaratan; üstelik bütün bunları ölçülebilir ve programlanabilir bir yapıya dönüştüren kullanışlı formatlar. Ancak bir şehrin “etkinlik sahnesi” olarak tasarlanması, her zaman doğru cevabı vermiyor. Etkinlik bittiğinde geriye ne kalıyor? Yaratılan değer, kültürel ekosistemin yanı sıra kamusal alanlara erişime, yerel işletmelere ve mahallelerin gündelik yaşamına da katkıda bulunuyor mu?

İtalya'da sıfırdan inşa ettiği sözde 2.000 yıllık amfitiyatroya giriş için ziyaretçilerden 40 avroya kadar ücret alan 69 yaşındaki Franco Malosso 28 ay hapis cezasına çarptırıldı. Bu akıl almaz olaydan hareketle yapay zeka halüsinasyonları sonucu yaygınlaşan, var olmayan turizm atraksiyonlarını inceledik.

Miuccia Prada ve Raf Simons’ın 2027 İlkbahar/Yaz koleksiyonu, yeniden eteğe dönüyor. Moda sürekli yeniyi talep ederken Miuccia Prada’nın gücü, geçmişini reddetmeden değişebilmesinde yatıyor. Yıllar önce kurduğu bir fikri bugün yeniden yorumlayabilmesi, yaratıcılıkla tutarlılığın birbirine engel olmadığını; aksine aynı çizgiyi koruyarak da sürekli yenilenmenin mümkün olduğunu gösteriyor.



