Trump korumacılığına karşı birleşen mi yoksa bölünen bir Avrupa mı?

EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
ABD'nin 47. Başkanı seçilen Donald Trump'ın “Önce Amerika” sloganıyla uygulayacağı korumacı politikaların, küresel ekonomideki belirsizlikleri artırabileceği değerlendiriliyor.
Trump’ın ikinci başkanlık döneminin, kısa vadede ABD'nin ekonomik büyümesine olumlu katkı sağlaması beklense de küresel ekonomide belirsizliği artırabileceği beklentisi hakim.
ABD'nin ticari ortaklarıyla yaşayacağı gerginlikler, Trump yönetiminin kampanya taahhütlerini ne ölçüde yerine getireceğine bağlı olarak önemli ölçüde artabilir.
20 Ocak 2025’te başlayacak olan ve “Trump 2.0” olarak ifade edilen ikinci başkanlık döneminde dünyayı nasıl bir dört yıl bekliyor?
Trump'ın 2016'da seçimleri kazanıp ilk Beyaz Saray’daki başkanlık koltuğuna oturduğu zaman genel yaklaşımını bir cümleyle özetlemişti:
“Küreselcilik değil Amerikancılık artık bizim inancımız olacak.”
“Yaptıkları yapacaklarının teminatı” misali, Trump’ın ilk başkanlık dönemindeki icraatları, özellikle şirketler için vergi indirimleri getirmesi, regülasyonları azaltması, Çin ile başlattığı ticaret savaşları, ikinci döneminde de benzer politikalar izleyeceğinin habercisi niteliğinde.
Aslında bir bakıma geçen yüzyılda küreselleşmeyi başlatan aktörler, bu yüzyılda küreselleşmenin ipini çekerek durduruyor. Çekirdek devlet ve ulusal sermayenin desteğini alan Trump’ın ilk döneminde yarattığı kırılma yarım kalmıştı, ikinci döneminde bunu tamamlamak isteyecek. Başarabilecek mi, hep birlikte göreceğiz…
Bu yazıda, genel olarak Trump’ın korumacı eğilimleri neler olabilir, bu politikalar uygulamaya konduğunda hâlihazırda ekonomik durgunluk yaşayan Avrupa’nın durumunu nasıl etkiler, buna bakacağız.
Ekonomik ittifakların kitabı yeniden yazılabilir mi?
Genel eğilim, Donald Trump'ın yeniden seçilmesinin küreselleşmeyi gerileteceği ve küresel ekonomik parçalanmayı daha da hızlandıracağı yönünde. Bu değişim, Trump'ın artan gümrük vergileri konusundaki kararlılığı ve ABD ticaret politikasına yönelik giderek tek taraflı yaklaşımı nedeniyle diğer ülkeleri de ekonomik ittifaklarını yeniden değerlendirmeye yöneltebilir.
Donald Trump'ın Çin'le ticaret savaşını başlattığı dönemde ABD Ticaret Temsilcisi olan Robert Lighthizer, yeniden sahneye çıkmaya hazırlanıyor.
Korumacılık yanlısı politikacıların başını çeken Lighthizer, Wall Street’in hukuk firmalarından Skadden Arps'ta avukat olarak 30 yıllık bir kariyere sahip. ABD çelik endüstrisi adına Çin'den yapılan ithalatlara karşı mücadele eden Lighthizer, 2000'lerin başında George W Bush yönetimini ABD endüstrisini korumak için çelik ithalatına gümrük vergileri getirilmesinde ikna kabiliyetini kullandı.
Başkanlık koltuğunda oturduğu 2018'de Çin'den ithal edilen ürünlere tarife uygulayan ve ABD'nin müttefikleri de dahil diğer ülkelerden ithal edilen çelik ve alüminyuma ilave gümrük vergileri getiren Trump, ek tarifeler uygulayacağının da sinyalini veriyor.
Muhafazakar ve korumacı bir ekonomi yaklaşımına sahip Trump'ın yönettiği ülke “serbest ticaret” anlayışının yılmaz savunuculuğunu yaparken, Trump Çin ürünlerine getirdiği %25 vergiyle birlikte ABD-Çin ticaret savaşını görünür bir hale getirmişti. Trump, seçim kampanyası döneminde el yükselterek, Çin’den ithal tüm ürünlere %60 ek gümrük vergisi getirme sözü de vermişti.
Bu hamle, Çin ekonomisi için ciddi sonuçlar doğurabilir. Son 40 yılda Çin'de önemli yatırımlar yapan Tayvanlı şirketler, şimdi Pekin ve Taipei arasında egemenlik iddiaları nedeniyle tırmanan gerilim karşısında hükümetleri tarafından yatırımlarını başka yerlere taşımayı düşünmeye teşvik ediliyor. Diğer yandan Tayvan, Trump’a jest olarak ABD’den büyük savunma alımları yapmayı düşünüyor.
Seçim kampanyası sırasında “tarife"yi dünyanın en güzel kelimesi olarak nitelendiren Trump, dünyanın geri kalanından yapılan ithalata ise %10-20 evrensel ithalat vergisi getirme planını devreye sokma peşinde.
Trump, gümrük vergilerinin ABD’de üretimi artıracağını, istihdam yaratacağını ve vergi indirimlerini finanse etmek için ek gelir sağlayacağını öne sürüyor.
Çin'e uygulanan gümrük vergilerinde muhtemel artışların iki ülke arasında ekonomik gerilimi yükseltebileceği ve küresel ticaret dengelerini bozabileceği bundan da özellikle teknoloji ve imalat sektörlerinin etkileneceği öngörülüyor.
Trump'ın Avrupa Birliğine yönelik de sert ticaret politikaları uygulaması beklenirken, bunun ABD ile Avrupa arasındaki ticari ilişkileri zora sokabileceği ve bölge ekonomisini olumsuz etkileyebileceği belirtiliyor.
Korumacı politikaların uygulanması gelişmekte olan ülkeler için de zorlu bir döneme işaret ederken, ABD'nin ithalatı azaltma yönünde adımlar atmasının bu ülkelere sermaye akışını yavaşlatabileceği ve küresel büyüme üzerinde baskı yaratabileceği öngörülüyor.
Yapılan değerlendirmelere göre, Trump liderliğindeki bir Amerika, ABD'nin ekonomik olarak daha içe kapanık hale gelmesine, uluslararası ticaretin akışına mâni olan engellerin artmasına neden olabilir. Bu tür korumacılık, diğer uluslara ABD'ye olan ekonomik bağımlılıklarını yeniden gözden geçirmeleri ve muhtemelen Çin ile daha yakın bir işbirliğine gitmeleri gerektiği sinyalini veriyor.
Trump'ın ilk döneminde birçok ülke, hem ekonomik ortaklıklar hem de Birleşmiş Milletler gibi uluslararası kuruluşlardaki oy verme davranışları aracılığıyla Çin'le ticari ilişkilerini genişletmeye başlamıştı. Trump yönetiminde artan tarifelerde yeni bir dönemin, daha fazla ülkeyi Çin'in yörüngesine iterek küresel ticaret ağları ve siyasi ittifakları yeniden şekillendirebileceği düşünülüyor.
Bu eksen kayması, daha korumacı bir ABD ekonomisi ışığında ihracata olan bağımlılığı azaltma girişimi olabilir. Bu, Çin'in geleneksel ekonomik politikalarından bir sapma anlamına gelse de, parçalanmış küresel ekonomide iç istikrar ve büyümeyi sürdürmek için giderek daha gerekli hale gelebilir.
Trump'ın dış politikasının, uzun vadeli taahhütler yerine pragmatik ittifakları öne çıkaran, daha işlemsel bir duruş benimsemesi bekleniyor.
NATO gibi kilit ittifaklar konusundaki düşünceleri ve Tayvan'ı savunma konusundaki koşullu tutumu, ABD dış politikasının daha geniş stratejik hedeflerden ziyade acil ulusal kazanımlar tarafından dikte edildiği bir geleceğe işaret ediyor.
Bu içe dönük odaklanma sadece ekonomik parçalanmayı daha da derinleştirmekle kalmıyor, aynı zamanda müttefiklerin ve rakiplerin kendi güvenlik ve ekonomi politikalarını yeniden değerlendirmek zorunda kalmaları nedeniyle jeopolitik belirsizliği de artırıyor.
Avro Bölgesi daha derin bir durgunluğa sürüklenebilir mi?
Trump’ın Avrupa’yı Amerika’nın Çin politikasına göre şekillendirmesi bekleniyor.
Bu da Avrupa'nın en kötü ekonomik kabusunun gerçek olması anlamına geliyor ki, analistler yaklaşan yeni bir ticaret savaşının, Avro Bölgesi ekonomisini yavaş büyümeden tam bir durgunluğa itebileceği görüşünde…
Çin’in yanı sıra korumacılık eğilimlerinin derinleşmesi, AB’ye karşı çelik ve alüminyum ihracatından otomobillere kadar gümrük vergisi getirilmesi birçok üye ülkenin ekonomisine darbe vurabilir.
Trump'ın Amerika’yı öncelemesi ve buna bağlı olarak Çin ve AB ile ticaret savaşının tırmanması Avrupa'da istihdam kaybına yol açabilir. Trump, rekabetçi kalabilmek için ABD'yi ekonomik olarak güçlendirmeye çalışacak. Avrupa Birliği, buna karşı hızlı aksiyon alarak, bu durumla mücadele edebilmek için altyapıya yatırım yapmalı, kamu hizmetlerini genişletmeli, sendikaları güçlendirmeli ve işçi sınıfını güvence altına almalı ve toplumsal istikrara çok daha fazla önem vermeli.
Şimdi esas soru şu: Aşırı sağın ve sağ popülizmin giderek yükseldiği bir dönemde Türkiye’nin en büyük ticari partnerlerinden biri olan Avrupa, Trumpizm politikalarına karşı nasıl bir tutum sergileyecek? Trump politikalarına karşı birleşerek AB entegrasyonunu güçlendirmeye mi çalışacak, yoksa korumacılık politikaları Avrupa’da yeni bir bölünme ya da kırılma mı yaratacak?
ABD korumacılığına karşı artışa geçecek kısasa kısas ticaret tarifeleri nedeniyle küresel talebin zayıfladığını ve ekonomik durgunluğun dalga dalga yayıldığını görmek hiç şaşırtıcı olmayacak.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
NEREDE YAYIMLANDI?
Beklentilere paralel gelen ABD TÜFE, piyasaların bir miktar rahatlamasına ve faiz indirimine ilişkin beklentilerini daha kolay ayarlamasına neden oldu.
14 Kas 2024

YAZARLAR

Pelin Cengiz
Gazeteci. Gazete ve televizyonlarda muhabir, editör, ekonomi müdürü, yazar ve programcı görevlerini üstlenen Cengiz, makroekonomi ve iş dünyası alanlarında haberler üretiyor. İkinci bir uzmanlık alanı olarak ekoloji alanında enerjinin finansmanı, iklim krizi, çevre mücadeleleri ve tarım ekonomisi üzerine çalışıyor.

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Türkiye'nin en büyük dış ticaret fazlası veren sanayi kollarından tekstil ve hazır giyim sektörü, 2025 yılını 26,2 milyar dolarlık ihracatla kapattı. Doğrudan 845 bin, dolaylı etkileriyle birlikte yaklaşık 2 milyon kişiye istihdam sağlayan sektör, 2022'de ulaştığı zirveden bu yana tarihinin en sert daralmalarından birini yaşıyor. Konuyla ilgili sunum yapan TGSD yönetimi, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'na sunulan üç aşamalı strateji haritasının ayrıntılarını paylaştı.

Bu hafta hem yurt içi hem de yurt dışı piyasalarda veri akışı güçlü. Yurt içinde Fitch değerlendirmesi ve cari denge, yurt dışında ise ABD TÜFE ön planda olacak.
13 Tem 2026

Küresel ekonomide bir taraftan savaşın yarattığı belirsizliği ve bunun başta petrol ve altın fiyatları olmak üzere finansal piyasalardaki yansımalarını izlerken, diğer taraftan özellikle yapay zeka alanında yaşanan olağanüstü teknolojik gelişmelerin önümüzdeki dönemde ekonomik hayata nasıl yansıyacağını anlamaya çalışan bir piyasa dinamiğiyle karşı karşıyayız.

20.yy çeliğin yüzyılıydı; 21.yy ise elektriğin yüzyılı olacaktır. Elektrodevlet, gücünü fosil yakıtlardan değil, elektriğin kendisinden alarak bunu bir kalkınma, nüfuz ve düzen kurma aracına dönüştüren devlet tipidir.

Birleşmiş Milletler Kalkınma ve Ticaret Konferansı (UNCTAD), 'Çalkantılı Bir Dönemde Uluslararası Yatırım' temalı 2026 Dünya Yatırım Raporu'nu yayımladı. Raporda hem Türkiye'yi, hem de bütün gelişmekte olan ülkeleri ilgilendiren ilginç veriler mevcut.




