‘Trump’ın ikinci dönemi’ diye yazılır ‘4 milyar ton ek emisyon’ diye okunur

Trump’ın ikinci kez başkan olmasıyla ABD ve küresel iklim mücadelesi açısından dört yıllık iklim politikası karmaşası yeniden başlıyor. Trump’ın ABD’yi Paris Anlaşması’ndan tekrar çekmesi hatta iklim değişikliği ana müzakere platformu BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'nden (UNFCCC) tamamen çıkarması gündemde. Bir analize göre, Trump’ın tekrar seçilmesi ABD'de 4 milyar ton ek emisyona yol açarak, küresel iklime 900 milyar dolardan fazla zarar verecek.
‘Trump’ın ikinci dönemi’ diye yazılır ‘4 milyar ton ek emisyon’ diye okunur

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

ABD’nin 47. başkanı Donald Trump’ın ikinci döneminde dünyayı nelerin beklediğine dair pek çok analiz yapılıyor. Bunlar arasında özellikle küresel iklim politikalarındaki olası değişimler, tüm dünyayı etkileyecek sonuçlar doğurabilir.

Seçimin, tam da gelecek hafta Azerbaycan’da başlayacak olan COP29 İklim Zirvesi’nin öncesine denk gelmesi ve iflah olmaz bir iklim inkarcısı olarak bilinen Trump’ın yeniden seçilmesi, iklim mücadelesi açısından büyük bir hayal kırıklığı yarattı.

Tartışmasız, Trump’ın geri dönüşü iklim mücadelesinde çok önemli bir kırılma yaratarak mücadeleyi geriletebilir. 

  • Bir adım geriden: Trump, başkanlık koltuğuna oturduğu ilk dönemde ABD’yi Paris Anlaşması’ndan çekme sözünü—sadece kısa bir süreliğine de olsa—yerine getirdi. Paris Anlaşması’nın 28. maddesi uyarınca hiçbir ülke, anlaşmanın onay tarihinden itibaren üç yıl geçmeden anlaşmadan çekilme bildiriminde bulunamazdı.
  • Ancak: Paris Anlaşması, 2015'te imzalanmış olmasına rağmen, küresel emisyonların yüzde 55'ini temsil eden en az 55 ülkenin onaylamasından 30 gün sonra, yani 4 Kasım 2016’da yürürlüğe girebildi. Bu durum Trump’ın ardından ABD Başkanı olan Joe Biden'ın başkanlığının ilk gününde Paris Anlaşmaları'ndan çıkmasına denk geldi. Biden döneminde, ABD hızla anlaşmaya yeniden katıldı ve sadece dört aydan az bir süre anlaşmanın dışında kalmış oldu.
  • Dolayısıyla: Daha önce ABD'yi Paris Anlaşması'ndan çeken Trump’ın yeniden başkan seçilmesi, bunu bir kez daha yapabileceği anlamına geliyor. ABD başkanlığına iklim inkarcısı birinin ikinci kez seçilmesinin dünya için son derece tehlikeli olduğunu söylemeye gerek yok.

Gelecek dört yılın olası iklim politikaları

Heritage Foundation tarafından bir sonraki Cumhuriyetçi başkan için hazırlanan, yaklaşık 1.000 sayfalık bir “talepler listesi” olarak adlandırılabilecek Proje 2025, seçim kampanyası sürecinde Donald Trump ile sıkça anıldı. Seçim sürecinde Proje 2025 ile bir bağlantısı olmadığını defalarca söylese de Trump’ın başkanlık seçimlerini kazanmasının ardından Proje 2025'i hayata geçirip geçirmeyeceği konusunda soru işaretleri yeniden gündeme geldi.

  • Bu belgenin temel olarak iklim değişikliğine yaklaşımına bakacağız. Zira, belge Trump’ın iklim krizine bakışıyla paralellik gösteren bazı ciddi politika önerileri de içeriyor. 

İklim eylemleri açısından son derece kritik bir 10 yılın eşiğindeyken Proje 2025'in mimarları, hem Amerikalılara zarar verecek hem de küresel toplumun yaşanabilir bir gezegeni korumak için gereken iklim hedeflerine ulaşmasını engelleyecek şekilde, uluslararası alanda ABD’nin iklim liderliğinin sona erdirilmesi çağrısında bulunuyor.

Belge birçok iklim sorununu ele alıyor ve iklim eylemini tartışmak için genellikle kutuplaştırıcı bir çerçeve kullanıyor, anaakım kurumsal karbonsuzlaştırmayı ve yenilenebilir enerji eğilimlerini “aşırı” olarak nitelendiriyor ve çevre korumayı şeytanlaştırıyor.

Proje 2025, yenilenebilir enerjiye yapılan federal yatırımların kesilmesini, petrol ve doğalgaza yönelik “savaşı durdurmayı” öneriyor. Karbon azaltım hedefleri yerine enerji üretimi ve güvenliğine yönelik çabaların artırılmasını talep ediyor.

Karar masasından çekilmek

Heritage Foundation'ın Proje 2025 politikaları karar alma mekanizmalarındaki küresel kurumları zayıflatmayı ve dolayısıyla iklim değişikliğine karşı küresel çapta harekete geçme çabalarını zayıflatmayı amaçlıyor. 

Bir sonraki Cumhuriyetçi yönetimi sadece Paris Anlaşması’ndan çekilmeye çağırmıyorlar, küresel anlamda iklim değişikliği müzakerelerinin ana platformu olan BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'nden (UNFCCC) tamamen çekilerek daha da ileri gitmeyi öneriyorlar. 

  • ABD, Cumhuriyetçi Başkan George W. Bush döneminde anlaşmayı onaylamış ve anlaşmayı onayladığı 1992’den bu yana UNFCCC’ye taraf olmuş bir ülke. 

Her şeyden önce dünyanın en büyük tarihî kirleticisi olarak ABD'nin Paris Anlaşması'ndan veya UNFCCC'den çekilmesi, iklim değişikliği konusunda küresel azmi zayıflatacaktır. 

Elbette, bir sonraki ABD Başkanı UNFCCC'ye ve Paris Anlaşması'na yeniden katılabilir, ancak bu arada dünya, küresel iklim kriziyle mücadelede geri döndürülemeyecek bir zamanı kaybeder. Üstelik böyle bir hareket, dünyadaki diğer sağcı popülist liderlere iklim taahhütlerini terk etme konusunda cesaret kazandırabilir. 

Enflasyon Azaltma Yasası ve ABD iklim politikaları

Trump, tarihin en büyük hükümet iklim harcama programı olan Enflasyon Azaltma Yasası'nı (IRA) açıkça eleştirerek, ortadan kaldırma sözü vermişti. Proje 2025, kırmızı eyaletler de (Cumhuriyetçilerin çoğunluğu olan eyaletler) dahil olmak üzere halihazırda 361 milyar dolarlık yeni yatırım hedefleyen IRA'yı yürürlükten kaldırmayı planlıyor. 

  • Ayrıca: Önemli miktarda temiz enerji altyapısı da dahil olmak üzere her eyalette altyapı ve ulaşım projelerine 1 trilyon dolardan fazla yatırım yapan iki partili bir yasa tasarısı olan Altyapı Yatırım ve İş Yasası'nın (IIJA) da yürürlükten kaldırılması planlıyor. 

Trump'ın IRA'nın bazı kısımlarını iptal etmek veya yürürlükten kaldırmak için Kongre desteğine ihtiyacı olacak ve bu Kongre'nin gelecekteki yapısına bağlı olacak. Diğer yandan Exxon Mobil, Occidental ve Phillips 66 gibi petrol devleri de IRA ve sağladığı avantajları destekliyor. 

Trump yönetimi IRA'yı ve bir önceki Demokrat ABD Başkanı Joe Biden'ın diğer önemli iklim politikalarını geri çekerse veriler, "ABD'nin iklim hedeflerini büyük bir farkla ıskalayacağının neredeyse kesin olduğunu" ve Trump'ın politikalarının 2030 yılına kadar ABD'de muhtemelen 4 milyar ton ek emisyona yol açacağını gösteriyor.

Küresel iklime 900 milyar dolardan fazla zarar

Bu konuda Carbon Brief tarafından yapılmış önemli bir analizden de bahsetmeden geçmeyelim. Carbon Brief analizi, Donald Trump'ın başkanlık seçimlerini kazanması hâlinde Joe Biden'ın planlarına kıyasla 2030 yılına kadar ABD'de 4 milyar tonluk ek emisyona yol açabileceğini ortaya koymuştu. 

Bu analize göre, 4 milyar ton ekstra karbondioksit eşdeğeri (GtCO2e) küresel iklime 900 milyar dolardan fazla zarar verecek. 

4 milyar ton ek emisyon, AB ve Japonya'nın toplam yıllık emisyonlarına veya dünyanın en düşük emisyonlu 140 ülkesinin toplam yıllık emisyonlarına eşdeğer. Başka bir deyişle, Trump'ın ikinci döneminden kaynaklanan ekstra 4 milyar ton emisyon, son beş yılda dünyanın dört bir yanında rüzgar, güneş ve diğer yenilenebilir teknolojilerin üretiminden elde edilen tüm kazanımları ortadan kaldıracak.

Yine belgede, iklim bilimine odaklanan kuruluşların fonlarının kesilmesi ve bu alandaki düzenlemelerin azaltılması Trump yönetimi ve Proje 2025 için en önemli öncelikler olarak ortaya çıkıyor. Proje 2025'in politika planları, kuruluşun bütçesini keserek, kirliliği düzenlemedeki rolünü sınırlayarak ve personeli bu konuyla uyumlu personel ile değiştirerek Çevre Koruma Ajansı'nı (EPA) tamamen yeniden düzenlemeyi ve zayıflatmayı öneriyor.

Proje 2025 ayrıca şiddetli hava uyarı sistemleri de dahil olmak üzere hava durumu tahminlerinden sorumlu Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi'nin (NOAA) için de bazı düzenlemeler öneriyor. Proje 2025, hava kirliliğini düzenleyen belirli düzenlemeleri azaltma, "karbondioksit emisyonlarının halk sağlığını tehlikeye attığını söyleyen 2009 tarihli bir bilimsel bulguyu" yeniden ele almayı talep ediyor.

Uluslararası Enerji Ajansı'nın (IEA) da tepkiyle karşılaşması bekleniyor. Heritage Foundation'ın IEA Direktörü Fatih Birol'u değiştirmeyi teklif etmesiyle birlikte, IEA’nın odağını fosil yakıtlara geri kaydırması için baskı yapabileceği belirtiliyor. 

Trump'ın ilk başkanlık döneminde, “petrol ve gaz şirketlerinin metan emisyonlarını bildirme zorunluluğunu” iptal etmek de dahil olmak üzere 100'den fazla çevre düzenlemesi geri çekildi. Trump'ın ikinci döneminde de benzer uygulamalar görülecek, iklim bilimi gözardı edilecek, iklim felaketlerini önleme planlarından vazgeçilecek ve yanlış bilginin yayılmasına izin verilecek gibi görünüyor.

Trump'ın düzenlemeleri geri çekme yönündeki daha önceki çabalarının çoğu, davaların yarısından fazlasını kaybetmesiyle mahkemelerde büyük engellerle karşılaştı. Bu sefer durum nasıl gelişecek, engellemeler ne kadar etkili olacak şimdilik belirsiz.

3 trilyon dolarlık iklim finansmanının akıbeti ne olacak?

ABD Hazine Bakanı Janet Yellen'a göre, iklim değişikliğiyle mücadele için yılda 3 trilyon dolarlık iklim finansmanına ihtiyaç var. ABD, 100 milyar dolarlık iklim finansmanı hedefine katkısını tam olarak yerine getirmemiş olsa da (ABD, ekonomisi yüzde 40 daha büyük olmasına rağmen bazı yıllarda AB'nin yalnızca 12’de biri kadar iklim finansmanı sağladı) Trump bunu sıfırlamayı planlıyor.

Trump, ABD'nin Yeşil İklim Fonu'na verdiği mali taahhüdü geri çekmekten açıkça bahsetti. ABD'nin COP28'de fona 3 milyar dolarlık bir taahhüt açıklamasının ardından Trump, bir mitingde göreve geldiğinde "tüm iklim ödemelerini" derhal iptal edeceğini ifade etti.

Trump, ilk döneminde fona katkıda bulunmadı. Proje 2025 ayrıca Dünya Bankası ve IMF'den çekilmeyi ve ABD'nin en büyük hissedar olduğu bu kuruluşlara yapılan mali katkıları sonlandırmayı talep ediyor. 

ABD, Yeşil İklim Fonu'na en çok katkıda bulunan ülkelerden biri, taahhüt edilen ancak henüz tahsil edilmeyen 2 milyar doları iptal etmek, iklim açısından savunmasız ülkeler için azaltma ve uyum projelerini tehlikeye atacak bir adım olacak. COP27'de başlatılan Kayıp ve Zarar Fonu için yapılanlar da dahil olmak üzere, 2025 sonrası herhangi bir toplu iklim finansmanı taahhüdü de tehlikeye atılmış olacak.

ABD'nin iklim finansmanına yönelik taahhütlerinin geleceği, fon tahsis etme yetkisine sahip olan ancak şimdiye kadar Biden'ın 5 milyar dolarlık uluslararası iklim finansmanı talebini karşılamayı başaramayan Kongre'ye bağlı olacak.

Trump’ın 'drill baby drill' mottosu

Trump’ın fosil yakıtlar konusundaki sloganı malum: Drill baby drill (Del bebeğim del). Her fırsat bulduğunda fosil yakıtlara yönelik duruşunu belirtmek için bu üç kelimelik sloganı kullanan Trump’ın ikinci döneminde petrol ve doğalgazda yeni sondajlara başlanabilecek mi, enerji maliyetleri buna izin verecek mi göreceğiz. 

Trump yönetiminin ikinci dönem için resmî planları arasında "Amerikan Enerji Üretimi” üzerindeki kısıtlamaların kaldırılması, “izinlerin kolaylaştırılması” ve "petrol, doğalgaz ve kömür üzerindeki piyasayı bozan kısıtlamaların sona erdirilmesi" yer alıyor. Petrol endüstrisi avukatları, Trump'ın seçimi kazanması durumunda imzalaması için endüstrinin çıkarlarını destekleyen özel uygulama direktiflerini hazırladı bile. 

Direktifler arasında "doğalgaz ihracatını teşvik etmek, sondaj maliyetlerini düşürmek ve açık deniz petrol kontratlarını artırmak" yer alıyor. Trump, petrol ve doğalgaz sektöründeki yöneticilere, büyük kampanya bağışları karşılığında ayrıcalıklı muamele teklif etti.

ABD'deki petrol üretimi, Ağustos ayının başında petrol şirketlerinin günde ortalama 13,4 milyon varil pompalamasıyla rekor seviyelere ulaştı. Biden yönetimi altında ABD zaten küresel petrol arzını artırıyordu ve ülke, ABD Enerji Bilgi İdaresi'ne (EIA) göre son altı yıldır herhangi bir ülkeden daha fazla ham petrol üretti. Tüm bunlar, ABD'nin geçen yıl dünyanın bir numaralı LNG ihracatçısı hâline gelmesine ek olarak yaşandı.

  • Trump'ın düzenlemeleri gevşetme ve izinleri onaylama planları, daha fazla rekor kıran emisyona yol açabileceği gibi, ABD'nin çabalarını ve COP28'de vadedilen fosil yakıtlardan aşamalı olarak çıkıştan daha da uzaklaştırabilir.

Sonuç olarak, iklim krizinin ölçeği, giderek artan şiddeti ve karmaşıklığı, her ülkenin gezegeni korumak için üzerine düşeni yapması gerektiği anlamına geliyor. Hele ki iklim krizinin tüm dünyayı bu kadar kasıp kavurduğu bir dönemde tarihsel sorumluluğu çok daha yüksek olan ülkelerin, bu sorumluluğun çok daha bilincinde olarak hareket etmesi gerekiyor. 

Yukarda bahsedilen politikaların uygulanmaya konması hâlinde ABD, sadece uluslararası bir iklim lideri olma rolünden vazgeçmekle kalmayacak, aynı zamanda Rusya veya Çin gibi iklim mücadelesinde daha az istekli olan ülkelere de uluslararası forumlarda daha fazla etki kullanma fırsatı bırakacaktır.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

YAZARLAR

Pelin Cengiz

Gazeteci. Gazete ve televizyonlarda muhabir, editör, ekonomi müdürü, yazar ve programcı görevlerini üstlenen Cengiz, makroekonomi ve iş dünyası alanlarında haberler üretiyor. İkinci bir uzmanlık alanı olarak ekoloji alanında enerjinin finansmanı, iklim krizi, çevre mücadeleleri ve tarım ekonomisi üzerine çalışıyor.

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR