Gelişen ülkelerin para politikaları nasıl şekillenmeli?

ABD Merkez Bankası'nın sıkılaşmaya gittiği bu dönemde Türkiye ve gelişen ülkeler nasıl bir para politikası izliyor? IMF, hangi konularda uyarıyor?
Gelişen ülkelerin para politikaları nasıl şekillenmeli?

21 Ocak - Zingat - Pareto
Zingat ile birlikte

Emlak, bilgi, güven: Zingat

“ Gayrimenkul yatırımı, insanların hayatlarında verilebilecek en önemli finansal kararlardan biri ve belki de en önemlisidir. ” diyen Zingat’a katılıyor ve bugünün bülteninde sizi, hayalinizdeki evi bulma yolculuğunuzda güvenilirliği ve…

Daha fazlasını öğren →

Pareto

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

Ekonomi politikalarını, döviz kurunu ve enflasyonu dilimizden düşüremediğimiz günlerden geçiyoruz. Ülkedeki çoğu insan finansal istikrarın ve alım gücünün korunduğu, öngörülebilir bir ekonomi hayali kuruyor. Peki bizi bundan ne alıkoyuyor? Makroekonomi politikaları neden istenilen sonucu veremiyor?

Sorun ne?

İlk olarak sorunun net olarak anlaşılması gerekiyor. Çok daha derin bir konu olan yapısal sorunları şimdilik bir kenara bırakırsak, Türkiye’nin son dönemdeki problemini en basit şekilde kurdaki yükselişten beslenen enflasyon olarak özetleyebiliriz. Peki, kur neden yükseliyor? Kurdaki yükselişin iç ve dış nedenleri olduğunu söylemek yanlış olmaz. Enflasyonun çok altında kalan faiz oranları, sürekli değişen makroekonomik hedeflerle birlikte artan finansal oynaklık ve azalan merkez bankası rezervleri gibi dinamikler iç nedenleri oluşturuyor. Dış nedenler ise her geçen gün etkisini daha fazla hissedeceğimiz değişimleri barındırıyor. Bu değişimler arasında Amerika Merkez Bankası'nın (Fed) sıkı para politikasına geçişi ve pandemi sonrası normalleşmeyle birlikte dünya genelinde artan enerji ve gıda fiyatları yer alıyor. Türkiye ne yapmalı kısmına geçmeden önce, bizim gibi ülkeler ne yapıyor ya da ne yapmalı sorusunu güncel bir gelişmeyle kısaca özetleyelim.

IMF'in uyarıları

IMF’in geçen hafta pazartesi günü yayımladığı tüm gelişen ekonomilere yönelik bir uyarı bulunuyor. Uyarıda, neredeyse son 40 yılın en hızlı enflasyonu nedeniyle sıkı para politikasına geçiş yapan Fed’in gelişen ülke ekonomilerindeki görünümü belirsiz hale getirdiği vurgulanıyor. Yüksek enflasyon ve kamu borcuyla mücadele eden Brezilya, Rusya ve Güney Afrika gibi gelişen ülkelerin 2021’de faiz artışlarına başladığı hatırlatılıyor. Son olarak IMF, Fed’in hızla sıkılaşmaya devam ettiği senaryoda ABD’de talebin daralabileceğinin ve bu durumun gelişen ülkelerden sermaye çıkışı ve bu ülkelerin para biriminde değer kaybı anlamına gelebileceğinin altını çiziyor.

IMF, uyarısını bir çözüm önerisiyle noktalıyor. Öneride, gelişen ülkelere politika altyapılarını güçlendirme ve finansal kırılganlığı azaltma çağrısında bulunuyor. Enflasyonu kontrol altına almak için sıkılaşan merkez bankalarına, kamu kesimi ile finansal istikrarı sürdürmeye yönelik planlarını açık ve tutarlı bir biçimde paylaşmaları tavsiyesi veriyor. Yüksek miktarda yabancı para cinsinde borca sahip ülkelerin bu durumu kontrol altına almaları gerektiğini ve eğer mümkünse hedge yoluna başvurmaları gerektiğinin altını çiziyor. Özetle IMF, Fed sıkılaştığı için gelişen ülkelere bir ton tavsiyede bulunuyor. Bu tavsiyeler özetle faiz artışıyla birlikte fiyat istikrarını ve sağlıklı bir borç yapısını sağlamak için gereken adımları içinde barındırıyor.

Türkiye ne yapmalı?

Yorum yaparken öncelikle geleneksel para politikalarına göre “Türkiye ne yapmalı?” sorusunu tartışmak faydalı olabilir. Ekonomistler ve akademisyenlerin sürekli olarak merkez bankasına faiz artışı çağrısında bulunmasının bir nedeni bulunuyor. Bu çağrının arkasındaki temel mantık, merkez bankasının alacağı faiz artışı kararıyla enflasyonun baskılanabileceği beklentisi. En basit anlatımla, merkez bankasının faiz artışıyla birlikte ülkedeki borçlanma maliyetleri yükselir; tüketiciler artan maliyetler nedeniyle borçlanarak harcama yapmaktan çekinir ve getirisi yükselmeye başlayan birikime yönelir. Tüketici alışkanlığındaki bu değişim harcamaların azalmasına neden olur, ısınan ekonominin yavaşlamasını ve enflasyonun güç kaybetmesini sağlar. Faiz artışı, aynı zamanda dolaylı yollardan da ekonomiye etki eder. Enflasyonun üzerinde bir faiz oranıyla yatırımcılara reel getiri sunmak, o ülkenin para birimine olan talebi artırır, kurda ayarlama yapılmasına olanak sağlar. Biraz daha ileri gidersek; etkin para politikasıyla kurda ve makroekonomik göstergelerde öngörülebilirliğin sağlanması yabancı yatırımcıya güven verir, ülkeye sermaye girişinin daha da güç kazanmasını sağlar.

Peki, neden yapmıyoruz? 

Türkiye, uzun yıllar yüksek faizle çözüme kavuşmadığı düşünülen sorunları şu anda geleneksel olmayan para politikalarıyla çözmeye çalışıyor. Aslında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kasım 2021'de yaptığı açıklamada geleneksel politikanın dışına çıkılma nedenini açıkça belirtti. “Artan faizle birlikte yüksek faiz kazancı için kısa vadeli olarak ülkeye giren küresel fonlar var. Bu sıcak para, döviz kurunu geçici olarak düşürebilir ama bu ideal olan değildir,” diyen Erdoğan, “Yüksek faiz vererek sıcak para çekme politikasını elimizin tersiyle itiyoruz. Düşük faizle yatırımı ve ihracatı destekleyeceğiz,” diye de ekledi. İhracata dayalı büyüme modeline sahip olan Türkiye’de bu politika, başarıya ulaşacak mı? İşte, bunu zaman gösterecek.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Pareto

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

NEREDE YAYIMLANDI?

ParetoPareto
∙

BÜLTEN SAYISI

🏦 Merkez Bankası'nın müdahale geçmişi

TCMB dövize neden ve nasıl müdahale ediyor? ABD Merkez Bankası'nın sıkılaşmaya gittiği bu dönemde Türkiye ve gelişen ülkeler nasıl bir para politikası izliyor? IMF, hangi konularda uyarıyor?

21 Oca 2022

Zingat ile birlikte
İllüstrasyon: James Ferguson / Financial Times

YAZARLAR

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

İLGİLİ OKUMALAR

ParetoPareto
∙

HİKAYE

EssilorLuxottica’da yönetim krizi: Miras kavgasının perde arkasında neler oluyor?

Ray-Ban ve Oakley gibi popüler markaların çatı şirketi EssilorLuxottica, son dönemlerde ticari performansından çok kurucu ailenin içinde yaşanan iktidar mücadelesiyle gündeme geliyor. Şirket, yönetime duyulan güvensizlik nedeniyle son bir yılda %40’ın üzerinde değer kaybederken yatırımcılar, aile içindeki anlaşmazlıkların akıllı gözlük pazarının da büyüdüğü bir dönemde EssilorLuxottica'nın geleceğini nasıl etkileyeceğini sorguluyor.

Doğa Yurduneri

·

04 Kas 2026

EssilorLuxottica’da yönetim krizi: Miras kavgasının perde arkasında neler oluyor?
ParetoPareto
∙

HİKAYE

Kazanmanın anatomisi: Hızdan önce ne gerekir?

Ekim ayında düzenlenen SAP Executive Summit Türkiye’de, “Kazanmanın Anatomisi” başlıklı oturumda Formula 1’in iki efsane pilotu David Coulthard ve Mika Häkkinen konuşmacıydı. Coulthard ve Häkkinen’i dinlemek, yarışları takip ederken düşündürdükleri bazı konuları iş dünyası açısından yeniden değerlendirmemize vesile oldu. Özellikle de teknolojiye yapılan yatırımlarla insanın gelişimine ayrılan emek arasındaki ilişkiyi…

Kazanmanın anatomisi: Hızdan önce ne gerekir?
ParetoPareto
∙

HİKAYE

Veriler, arkasındaki 'insan'ı okumadan bize ne kadar yol gösterebilir?

Verileri anlık hava tahmini gibi düşünebiliriz, stratejiyi ise iklim bilgisi gibi... Yağan her yaz yağmurunda mont giymeye kalkan, kış güneşine aldanıp hemen tişörte dönen bir marka ancak hasta olur. Pazarlama ve iletişim dünyasının ihtiyacı olan, anlık sağanaklara göre her çeyrekte gardırop değiştirmek değil, mevsimin genel yönünü okuyup rotasında sağlam durabilmek.

Cem Arıdağ

·

31 Eki 2026

Veriler, arkasındaki 'insan'ı okumadan bize ne kadar yol gösterebilir?
ParetoPareto
∙

HİKAYE

Dijital yayıncılıkta yaratıcılık krizi: Netflix neden irtifa kaybediyor?

Bir dönem önlenemez yükselişiyle teknoloji girişimleri kadar hızlı değerlenen Netflix, son dönemlerde geleneksel bir medya şirketini andıran performansıyla yatırımcılarını hayal kırıklığına uğratıyor. Platformun hit içerik üretimindeki yavaşlama, henüz belirgin biçimde bilançoya yansımamış olsa da içerik izleme alışkanlıkları ve piyasa değerine ilişkin metrikler, Netflix’in ağır ağır irtifa kaybettiğine işaret ediyor.

Doğa Yurduneri

·

27 Eki 2026

Dijital yayıncılıkta yaratıcılık krizi: Netflix neden irtifa kaybediyor?
ParetoPareto
∙

HİKAYE

Yanlış soru: Reklamcılık bitti mi? Doğru soru: ‘Ödünç alınmış dikkat’le marka iletişimi olur mu?

"Ödünç dikkat çağı" bugünlerde yeni bir şey gibi paketleniyor ama neredeyse reklamcılık kadar eski bir tartışma bu. Öte yandan viral akımlar, memler, trend sesler, influencerlar çağında araştırmalar, ödünç dikkatin kapıyı açsa da alışkanlık yaratmadığını da gösteriyor. Peki bu tartışmaların ortasında reklamcılıktan elde kalan ne? Bunun cevabı şeffaf süreçler, doğrulanabilir sonuçlar, kanıtlar ve gerçek insan emeğinde yatıyor.

Ümit Alan

·

23 Eki 2026

Yanlış soru: Reklamcılık bitti mi? Doğru soru: ‘Ödünç alınmış dikkat’le marka iletişimi olur mu?