

Migros güvencesi her yerde: Migros Sanal Market
Pratik, güvenilir, müşteri odaklı: Migros Sanal Market 70 yıllık tecrübesini online alışveriş konforuyla buluşturan Migros , online market uygulaması Migros Sanal Market ’le tüm Migros ürünlerini tek tuşla müşterileriyle buluşturuyor.…
Daha fazlasını öğren →
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
Uluslararası Para Fonu'nun (IMF) internet sitesinde yer alan 16 Haziran 2023 tarihli, Yürüyen ölülerin yükselişi: Dünyadaki zombi firmalar başlıklı makalede zombi firmalar hakkında yeni bir veri seti yayınlandı.
Nedir? Zombi şirket kavramı, borcunu ödemek için yeterli para kazanamayan ancak bir şekilde desteklerle hayatta kalmaya devam eden şirketler için kullanılıyor.
- IMF raporuna göre düşük kâr etmelerine rağmen yüksek kredi veya destek alabildiği için ayakta duran şirketler, aynı zamanda sağlıklı işleyen şirketler için de ciddi bir tehdit oluşturuyor.
- Salgın döneminde mali yapıları iyice bozulan ve kağıt üzerinde yaşayan şirketlere verilen krediler zombi şirketlerin payını son yıllarda artırdı. Şirketler dünya genelinde ‘zombi’ haline geldikten sonra en fazla dört yıl yaşayabiliyorlar. Bu sürenin sonunda da o güne kadar aldıkları desteklerle ya bu kategoriden kurtuluyorlar ya da batıyorlar. Raporda, bankaların daha güçlü olduğu ve daha sıkı makro ihtiyati politikaların uygulandığı ülkelerde zombi şirketlerin ekonomiyi tıkayıcı etkisinin azaldığı vurgulandı.
Türkiye: Rapora göre Türkiye, şirketler arasında zombi şirket oranının %13'ü geçmesiyle dünyada en yüksek zombi şirket oranına sahip ülke oldu. Türkiye, halka açık olan şirketler arasında zombi şirket oranında ise dünyada 21'inci sırada yer aldı. Halka açık Türk şirketler arasında ‘zombi’ oran %8’in üzerine çıkmış durumda.
- Türkiye’nin ardından Endonezya, Romanya ve Rusya geldi. Halka açık şirketler ele alındığında ise Türkiye’nin 21’inci en çok zombi şirket payına sahip ülke olduğu görüldü. Halka açık şirketlerle yapılan hesaplamada en çok zombi şirket oranına sahip ülke Ürdün olurken onu Güney Kıbrıs ve Yunanistan izledi.
Çıktılar: 2016-2019 yılları arasında zombileşmede yaşanan geçici düşüşün ardından, Covid-19 salgını sırasında yükseliş eğiliminin yeniden başladığı görülüyor.
- Zombileşme oranları ülkeler ve sektörler arasında büyük farklılıklar gösterirken, ülkelerin gelişmişlik seviyeleri konu bazında bir kriter değil. Sektörel farklılıklar tarafında, dayanıklı mallar üreten ve varlık fiyatlarındaki patlama ve talepteki büyük dalgalanmalara daha fazla maruz kalan gayrimenkul, enerji ve ihtiyari tüketici gibi sektörler arasında daha fazla zombileşme olduğu görülüyor. Bu, ticarete konu olmayan sektörlerin mali açıdan daha kırılgan ve daha az üretken olduğuna ve daha zayıf büyüme fırsatlarına işaret ediyor.
- Daha fazla sayıda zombi firmanın bulunduğu endüstrilerdeki zombi olmayanlar piyasadan daha hızlı çıkma eğiliminde ve giriş oranları daha düşük. Bu tıkanıklık etkileri oldukça kalıcı, bu da zombi firmaların ekonomi üzerinde uzun bir gölge oluşturabileceğini gösteriyor.
- Daha yüksek düzenleyici sermaye tamponlarına veya daha düşük batık kredilere, daha sıkı makro ihtiyati politikalara veya bankaların bilançolarını vitrine koymalarını en aza indiren politikalara sahip ülkelerin tipik olarak daha düşük zombi şirket oranları bulunduğu görülüyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
NEREDE YAYIMLANDI?
Sermaye Piyasası Kurulu; bir şirketin tahsilli, bir şirketin bedelli ve dört şirketin bedelsiz sermaye artırım başvurusunu onayladı
26 Haz 2023

YAZARLAR

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Ekim ayında düzenlenen SAP Executive Summit Türkiye’de, “Kazanmanın Anatomisi” başlıklı oturumda Formula 1’in iki efsane pilotu David Coulthard ve Mika Häkkinen konuşmacıydı. Coulthard ve Häkkinen’i dinlemek, yarışları takip ederken düşündürdükleri bazı konuları iş dünyası açısından yeniden değerlendirmemize vesile oldu. Özellikle de teknolojiye yapılan yatırımlarla insanın gelişimine ayrılan emek arasındaki ilişkiyi…

Verileri anlık hava tahmini gibi düşünebiliriz, stratejiyi ise iklim bilgisi gibi... Yağan her yaz yağmurunda mont giymeye kalkan, kış güneşine aldanıp hemen tişörte dönen bir marka ancak hasta olur. Pazarlama ve iletişim dünyasının ihtiyacı olan, anlık sağanaklara göre her çeyrekte gardırop değiştirmek değil, mevsimin genel yönünü okuyup rotasında sağlam durabilmek.

Bir dönem önlenemez yükselişiyle teknoloji girişimleri kadar hızlı değerlenen Netflix, son dönemlerde geleneksel bir medya şirketini andıran performansıyla yatırımcılarını hayal kırıklığına uğratıyor. Platformun hit içerik üretimindeki yavaşlama, henüz belirgin biçimde bilançoya yansımamış olsa da içerik izleme alışkanlıkları ve piyasa değerine ilişkin metrikler, Netflix’in ağır ağır irtifa kaybettiğine işaret ediyor.

"Ödünç dikkat çağı" bugünlerde yeni bir şey gibi paketleniyor ama neredeyse reklamcılık kadar eski bir tartışma bu. Öte yandan viral akımlar, memler, trend sesler, influencerlar çağında araştırmalar, ödünç dikkatin kapıyı açsa da alışkanlık yaratmadığını da gösteriyor. Peki bu tartışmaların ortasında reklamcılıktan elde kalan ne? Bunun cevabı şeffaf süreçler, doğrulanabilir sonuçlar, kanıtlar ve gerçek insan emeğinde yatıyor.

Eskiden yalnızca satın alınan ürünleri taşımak için kullanılan bez çantalar, bugün tüketiciler için bir statü sembolüne, markalar için ise maliyetsiz bir reklam aracına dönüşüyor. Giderek daha fazla işletme, esas faaliyet alanının dışına çıkarak bez çantalardan tişörtlere, şapkalardan kupalara kadar uzanan “merch” koleksiyonları oluştururken bir dönemler ücretsiz dağıtılan bu promosyon ürünleri, tüketicilerin para ödemeye gönüllü olduğu yeni bir pazar yaratıyor.



