Eski bağ, yaşlı asma, yerel üzüm


Tchibo ’dan evinin baristası olmak isteyenlere 70 yılı aşan kahve uzmanlığıyla Tchibo , farklı damak tatlarına uygun kahve seçeneklerinden fonksiyonel kahve makinelerine kadar sunduğu eşsiz kahve keyfiyle kahveseverlere “Kahve denince Tchibo” dedirtiyor. Tchibo ; Alman teknolojisiyle ürettiği, her ihtiyaca ve damak zevkine uygun hazırlama yöntemlerine göre geliştirilen kahve makineleriyle, kahve keyfini ev konforuna taşıyarak kendi evinin baristası olmak isteyenlere yepyeni deneyimler sunuyor. Aromayı koruyan teknoloji Çekirdek kahveyi öğüterek taptaze içmek isteyenlerin tercih ettiği kahveyi kolaylıkla hazırlayabilen tam otomatik kahve makinesi Esperto Ailesi ; Esperto Pro , Esperto Latte ve Esperto2 Caffé , yerden tasarruf sağlayan pratik tasarımı, her damak zevkine hitap etmesi, kahvenin sertliğini ayarlayan Intense+ teknolojisi ve aroma koruma gibi özellikleriyle kahvenin benzersiz aromasını her yudumda aynı lezzetle sunuyor. Kapsüllü kahve makinesi Cafissimo Easy ve Cafissimo Milk ise baristanın elinden çıkmış gibi lezzetli ve hızlı bir şekilde espresso, cappuccino, caffè crema veya filtre kahvenizin keyfini en yüksek seviyede çıkarmanıza yardımcı oluyor. Filtre kahveseverlerin favorisi Let’s Brew filtre kahve makinesi ise taze demlenmiş bir kahvenin tüm aromalarının tadını doyasıya çıkarabilmek için sizinle. Kahvelerini evlerinde kendi zevkine göre hazırlamak isteyen kahveseverler makinelere Tchibo mağazaları ve tchibo.com.tr sayfasından erişebileceği gibi aynı zamanda Teknosa, Vatan, MediaMarkt ve farklı pazar yerlerinden temin edebiliyor.
Daha fazlasını öğren →
Umay, Ankara’da üyesi olduğu tadım topluluğuyla birlikte 2004 yılından bu yana her ay temalı tadımlar yapan bir şarap tutkunu. Çoğunluğu Türk şaraplarına ait dört binin üzerinde tadım notunu Cellar Tracker portalında yayınlayan Umay aynı zamanda Hugh Johnson ve Jancis Robinson’ın The World Atlas of Wine eserinin 7. ve 8. baskılarında; Jancis Robinson, Julia Harding ve José Vouillamoz’un Wine Grapes'ine ve The Oxford Companion to Wine'ın 4. baskısına Türkiye hakkında katkıda bulundu.
Umay’ın toprağa, şarabın gelenek ve tarihine karşı duyduğu merak yerel üzüm çeşitleri ve antik üzüm bağları dünyasına yönelik keşif ve araştırma yoluna girmesinin önünü açıyor. Bu konulara duyduğu hayranlıkla gelişen yaklaşımı bir noktadan sonra toprağın içinde saklı hikâyeleri ortaya çıkarma, asmaların dilini çözme ve şarap yapımının köklü mirasına saygı gösterme arayışına dönüşüyor. Esas mesleği mimarlık olan Umay, bu yetenekleriyle eski asmalara olan tutkusu arasındaki boşluğu günbegün biraz daha dolduruyor: Birçok makalesi jancisrobinson.com‘da yayımlandı; 2015’te gelişmekte olan şarap bölgelerine destek veren The Vintners’ Company himayesindeki Geoffrey Roberts Ödülü’ne layık görüldü. Amacı Türkiye’nin kaybolmaya yüz tutmuş bağlarını, üzüm türlerini ve bölgelerini açığa çıkarmak olan bu projeyi hâlâ Levon’la birlikte kurduğu Yaban Kolektif girişimiyle destekliyor. Aynı amaçla hayata geçirilen Türkiye’nin Miras Bağları (Heritage Vines of Turkey) girişiminin de kurucu üyeleri arasında. Umay'la eski üzüm bağlarının dünyasına dair sohbette yaşlı asmaların önemini keşfedip yerel üzümleri hikâyeleriyle kutluyoruz.
Şahsi bir şarap meselesi
“İyi şarabın” formülü sana göre nedir?
Şarabı özel kılan iyi şarabın objektif bir tanımının ve bir formülünün olmaması. Aynı bağdan, aynı üretici tarafından titizlikle yapılan bir şarap bile yıldan yıla farklılık gösterebiliyor. Üstelik içilen şarabın kişide bıraktığı algı da onu nerede, kimlerle ve nasıl bir ruh hâli içinde tattığıyla direkt etkileşimde. Zamanla değişen beklentiler iyi şarabın tanımını da etkiliyor. Benim için iyi şarap: Hafızamda iz bırakır, yetiştiği toprağı yansıtır, zarif, dengeli ve derinliklidir.
"Onlu yaşlarımda bir yılbaşı gecesi kadehlere doldurulan yakut rengi şarabın büyüsüne kapılarak herkesten habersiz içtiğim ilk kadeh o gün için damağımda pek de güzel anılar bırakmamıştı."
Umay’ın şarapla ilişkisi zaman içinde nasıl değişti ve derinleşti?
Çocukluğumda yıl boyunca yemeklere rakı eşlik ederdi. Şarap, sadece yılbaşı geceleri geniş aile bir araya geldiğinde soframızda yer bulurdu. Onlu yaşlarımda bir yılbaşı gecesi kadehlere doldurulan yakut rengi şarabın büyüsüne kapılarak herkesten habersiz içtiğim ilk kadeh o gün için damağımda pek de güzel anılar bırakmamıştı. Ancak otuzlu yaşlarımın başında şaraba gerçek manasıyla ilgi duymaya ve farklılıklarını ayırt etmek için çaba göstermeye başladım. Moskova’da bir restoranda içtiğim sıradan bir Şili Merlot’su yoğun meşe aromalarıyla o zamana değin içtiğim tüm şaraplardan çok farklıydı, aklımda epey yer etti. Pek romantik bir hikâye olmadığının farkındayım ama benim şarapla serüvenim tam da o an derinleşti.

Yaban Kolektif Çavuşlu Bağı, Fotoğraf: Zühtü Özçelik
"Saydığım tüm bu üzümler için oldukça farklı yelpazede aroma profillerinden söz edebiliriz. Ortak olan zaman içinde kazandıkları katmanlı aroma profili ve bütün bunları destekleyen yüksek asidite."
Mahzenine göz atacak olursak eksik etmediğin şaraplar hangi bölgelerin hangi üzümleri; aroma ve tat profillerinden bahseder misin?
On beş yıl kadar önce nadir olarak işlenen üzüm çeşitlerine ilgi duyup peşinde düştüğüm bir dönem olmuştu. Bu sayede hayatıma birçok üzüm türü girdi. Sadece birkaç kez tatma şansına sahip olduğum ama beni çok etkileyen; Dafni, Arinto ya da Petit Arvine gibi beyazları, Mavrotragano, Bobal ve Baga gibi kırmızıların adını andıktan sonra en sevdiğim beyazların Riesling, Assyrtiko ve Chenin Blanc; kırmızıların ise Pinot Noir, Nebbiolo ve Syrah olduğunu söyleyebilirim. Yerel çeşitlerde ise beyaz olarak Emir ve Sungurlu, kırmızılarda da Kalecik Karası, Erciş Karası ve Boğazkere en sevdiklerim.
Saydığım tüm bu üzümler için oldukça farklı yelpazede aroma profillerinden söz edebiliriz. Ortak olan zaman içinde kazandıkları katmanlı aroma profili ve bütün bunları destekleyen yüksek asidite. Bu özellikleri söz konusu çeşitleri benim için cazip kılıyor. Mahzenimde ise Mosel Riesling’leri ile tercihen Pfalz’dan gelen Spätburgunder’ler (Pinot Noir) baş köşede yer alıyor. Bunda sık sık Almanya’ya seyahat etmemin de etkisi var.
"Yanıbaşımızdaki Samos Adası’nın kooperatifi adada yüzlerce yıldır üretimi sürdüren küçük üreticileri 1934 yılında bir araya getirerek Misket üzümünden dünyada aranan şaraplar üretiyor."
Umay bağlarda, Fotoğraf: Zühtü Özçelik
Eski bağ, yaşlı asma, yerel üzüm
Yerel üzüm çeşitleri ve eski bağlardan üretilen şaraplar, bölgenin kültürel ve ekonomik pratiklerine ne şekilde yansıtıyor?
Eğer bir bölge nüfus mübadelesi, köyden kente göç ve sürekli olarak çeşit ya da tarım ürünü değiştirmeyi gerektiren ekonomik baskılardan etkilenmediği takdirde şarapçılık kültürü nesilden nesile aktarılarak devam ediyor. Bu senaryo maalesef Türkiye için geçerli değil. Farklı örnekler üzerinden incelemek istersek Almanya’da 15. yüzyıldan bu yana aktif olan şarap üreticileri var. Yeni Dünya olarak kabul ettiğimiz Güney Afrika’da bile 1685’ten bu yana faal olan bir şaraphane bulunuyor. Yanıbaşımızdaki Samos Adası’nın kooperatifi adada yüzlerce yıldır üretimi sürdüren küçük üreticileri 1934 yılında bir araya getirerek Misket üzümünden dünyada aranan şaraplar üretiyor.
Yerel çeşitleri, eski bağları hatırlamak ve ekonomik bir faaliyet içine almak elbette önemli. Ancak kuşaklar arası aktarımın sürmediği bölgelerde geçmişin şarap kültürünü geri getirebilmek maalesef o kadar da kolay değil. Ne mutlu ki Türkiye’nin farklı bölgelerinde üzüm kurutmalık, sofralık ya da pekmez için hep kullanılmış. Bu pratiklerle en azından birçok bölgede üzüm yetiştiriciliğinin devamlılığı ve bağların ayakta kalabilmesini sağlanmış.
"Bağcının çoğu zaman nedenini bilmediği ve nesilden nesile aktarılan bu tür gelenekler bir bağcılık bölgesinin karakterini yansıtan asıl unsurlar."
Eski bağlar belirli bir bağcılık bölgesinin karakterini ifade etmede nasıl bir rol oynuyor?
Türkiye’de eski bağların neredeyse tamamı goble olarak terbiye edilen yer bağları. Ancak bölgeden bölgeye farklı budama şekilleri, iklim şartlarından korumak için kök ve gövdenin toprakla örtülmesi, zararlılarla mücadele yöntemleri gibi konularda uygulama farklılıklarının olduğunu gözlemliyoruz. Bağcının çoğu zaman nedenini bilmediği ve nesilden nesile aktarılan bu tür gelenekler bir bağcılık bölgesinin karakterini yansıtan asıl unsurlar.
Konuyu daha iyi ifade edilmek için bazı örneklerden bahsedelim: Mut’taki Karacaoğlan bağlarında yaşlı asma gövdeleri tüm görkemiyle seçilebilirken salkımları görebilmek için ilave çaba gerekiyor çünkü amansız güneş ışınlarından korunmaları gerekli. Çorum’daki Sungurlu bağlarında ise asırlık gövdeleri, bölgenin dillere destan kış soğuğundan korunmak için toprağa tamamen gömülü. Onları, görebilmek de neredeyse imkânsız. Aydın’ın Buharkent ilçesinde de asırlık bağlar altlarında meyve sebze yetiştirilebilsin diye pergola şeklinde terbiye ediliyor.
"Movi bugün aralarında dev üreticilerin de bulunduğu Vigno hareketine öncülük etmesinin yanı sıra Şili’nin sıradan, ucuz şaraplar üreten bir ülke olduğuna dair yanlış algıyı hızla tersine çeviriyor."
Türkiye’de ve dünyada yerel üzüm çeşitlerini ve eski bağları korumak için çalışan girişimler var. Biri de senin de kurucuları arasında yer aldığın Heritage Vines of Turkey. Heritage Vines of Turkey ve örnek girişimlerin vizyonlarından ve aksiyonlarından bahseder misin?
En önemli ilham kaynağım diyebileceğim Derek Mossmann Knapp ve çalışmalarından bahsetmek istiyorum. 2010 yılında Geoffrey Roberts ödülünü kazanan Derek, Şili’de Bağımsız Şarap Üreticileri Hareketi olarak bilinen Movi’nin kurucuları arasında. Bu girişimle Derek, Şili’nin o yıla kadar göz ardı edilen eski Carignan bağlarını gözler önüne serip bağcıları kendi şaraplarını yapmaları için yüreklendirdi. Movi bugün aralarında dev üreticilerin de bulunduğu Vigno hareketine öncülük etmesinin yanı sıra Şili’nin sıradan, ucuz şaraplar üreten bir ülke olduğuna dair yanlış algıyı hızla tersine çeviriyor.
Türkiye’ye dönersek kurucuları arasında yer aldığım Heritage Vines of Turkey, köklü bağ alanlarının yaşamasını sağlamayı amaçlıyor. Bu anlamda eski bağlara dikkat çekmek ve bu bağlardan gelen üzümlerin hak ettikleri ekonomik değeri bulmalarına yardımcı olmak önceliklendirilen konular. Bunun yanı sıra eski bağlardan yapılan şaraplar için ayrı bir kategori açma çabasıyla kurulan The Old Vine Conference ve aşısız bağların ardındaki bilgi birikimi ve geleneklerin UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alınması için çabalayan Francs de Pied oluşumları, Türkiye’yi temsil etmekten ve aktif destek vermekten gurur duyduğum diğer organizasyonlar.

Silifke Uzuncaburç'ta Diocaesarea Antik Kenti'yle iç içe geçen asırlık bağlar
"Türkiye şarap literatüründe sadece geçmişiyle gurur duyan bir oyuncu olmanın ötesine geçip dünya şarap pazarında hak ettiği değeri görecekse bu yerel üzümler sayesinde olacak."
Eski asmalarla çalışmanın ve yerel üzüm çeşitlerini korumanın zorlukları ve kazanımları neler?
Türkiye şarap literatüründe sadece geçmişiyle gurur duyan bir oyuncu olmanın ötesine geçip dünya şarap pazarında hak ettiği değeri görecekse bu yerel üzümler sayesinde olacak. Elbette uluslararası üzüm çeşitlerinden gelen şaraplar da bu seçkide yer alacak ama bu trenin lokomotifi Türkiye’ye özgü değerler. Bu kazanımları elde etmenin yolu da yerel üzüm çeşitlerini tanımak, denemek, öğrenmek ve sonrasında da sahip çıkmaktan geçiyor. Bunun için de hem üreticiler hem de tüketiciler açık fikirli olmalı ve önyargılardan arınmalı.
Öte yandan yerel çeşitlerle çalışmanın belirttiğiniz gibi bazı zorlukları da var. Özellikle muhafazakar yapıdaki bölgelerde üzüm şaraplık olarak kullanılacağı zaman temin etmekte güçlük çekilebiliyor. Ayrıca bir bağın nasıl budanması gerektiği, yeşil hasat yapılması ya da zararlılarla mücadele gibi konularda bağcılardan talepte bulunmak güç olabiliyor. Doğru hasat tarihine karar vermek ve tek günde sağlıklı bir hasat yapmak benzer şekilde çoğunlukla zorlu mücadeleler gerektiriyor.
"Eski asmalar başta kuraklık olmak üzere pek çok iklimsel güçlüğe adapte olabildikleri ve hastalık baskısına direnç gösterdikleri için hâlâ ayaktalar. Verimleri belirli bir yaştan sonra azalıyor."
Değişken ve sabit faktörler
Eski asmalardan elde edilen üzümlerin kullanılmasıyla ilgili şaraplarda öne çıkan belirli özellikler var mı?
Eski asmalar başta kuraklık olmak üzere pek çok iklimsel güçlüğe adapte olabildikleri ve hastalık baskısına direnç gösterdikleri için hâlâ ayaktalar. Verimleri belirli bir yaştan sonra azalıyor. Kökleri toprak katmanlarının derinliklerine inebildiği için konsantre, derinlikli ve zarif şaraplara imza attıkları düşünülüyor. O nedenle eski ya da yeni dünya şaraplarının etiketlerinde “yaşlı asmalar” ifadesi özellikle kullanılıyor. Türkiye’de özellikle yerel çeşitlerin geldiği bağların çoğunlukla eski olmalarına rağmen bu ibarenin yeni yeni kullanılmaya başlandığını hem şaşkınlıkla hem de büyük mutlulukla gözlemliyorum.
"Çeşitlerin potansiyellerini, aroma ve tat profillerini anlayabilmek için ideal olan doğal mayaları kullanmak olmalı."
Türkiye’de bu konunun yeni bir gündem olması tabii etkili; yerel üzümlerden elde edilen mayalar olmadığı için genelde hazır ve yaygın üzüm çeşitlerinin mayaları yerel üzümlerle yapılan şaraplarda da kullanılıyor. Bu durum uluslararası düzeyde bir ürün olma yolunda şarabı ve lezzet profilini nasıl etkiliyor?
Bağcılık ve şarapçılık gelenekleri kısa sürede oluşmuyor. Türkiye henüz yolun çok başında. Biyodinamik bağcılık bir kenara henüz organik bağcılık yapan üreticiler bile bir elin parmağını geçmiyor. Çok az üretici şaraplarını doğal mayalarla fermente ediyor. Ancak bu denemelerin sayısı gittikçe artıyor. Böylece tüketiciler de doğal mayaların şarapların lezzet profilini nasıl etkilediğine bu sayede tanık olabiliyor. Örneğin; Yaban Kolektif olarak 2019’da Patkara üzümünü hem nötr özellikte bir kültür mayası hem de doğal (yerel) mayayla ayrı ayrı fermente etmiştik. Dürüst olmam gerekirse aralarındaki fark ancak profesyonel tadımcıların algılayabileceği düzeydeydi.
Öte yandan bazı uluslararası çeşitlerin kabul görmüş aroma profillerini güçlendirmek için özel olarak üretilen mayaların yerel çeşitlerde kullanılmasını anlamlı bulmuyorum. Bu çeşitlerin çoğu henüz çok az sayıda üretici tarafından deneniyor. Çeşitlerin potansiyellerini, aroma ve tat profillerini anlayabilmek için ideal olan doğal mayaları kullanmak olmalı. Yerel üzümlerden maya elde etmek için çalışmalar var ama bunun yaygınlaşıp kabul görmesinin vakit alacağı görüşündeyim. Artık genç, dinamik üreticilerimizle beraber yeniliklere son derece açık bir tüketici topluluğu var. Zamanla tüm bu çabalar karşılığını bulacaktır.
"2011 yılında yayınlanan Wine Grapes’te Türkiye adına ticari olarak şarap yapımında kullanılan 26 çeşitten söz edilirken bugün bu sayı 60’a ulaştı."
Son 20-30 yılı düşünecek olursak tüketiciler eski bağlardan ve yerel üzüm çeşitlerinden yapılan şarapları nasıl algılıyor?
1990’larda başlayan ve uluslararası çeşitlerle şato tarzı üretim ekseninde gelişen modern Türkiye şarapçılığının ilk yirmi yılında yerel çeşitlerin gölgede kaldığını söyleyebiliriz. 2010’dan başlayarak Türkiye’yi ziyaret eden batılı kritiklerin yorumları, üreticilerin sıkışan yerel pazarı aşıp ihracat yapma istekleriyle beraber tüm dünyada yerel çeşitlere duyulan ilgi artışı Türkiye’de de karşılığını buldu. 2011 yılında yayınlanan Wine Grapes’te Türkiye adına ticari olarak şarap yapımında kullanılan 26 çeşitten söz edilirken bugün bu sayı 60’a ulaştı. Bu durum gelecek adına oldukça umut verici.
"İklim değişikliğine sadece sıcaklıkların yükselmesi olarak değil düzensiz iklim koşullarının ve zamansız hava olaylarının artması gözüyle de bakmak gerekiyor. Bu şartlarla eski bağların adaptasyon yetenekleri sayesinde daha avantajlı oldukları anlaşılıyor."
İklim değişikliği ve değişen tüketici tercihleri gibi faktörleri göz önünde bulundurarak eski bağcılığın geleceği ve yerel üzüm çeşitlerinin korunması adına geleceği nasıl tasavvur ediyorsun?
İklim değişikliğine sadece sıcaklıkların yükselmesi olarak değil düzensiz iklim koşullarının ve zamansız hava olaylarının artması gözüyle de bakmak gerekiyor. Bu şartlarla eski bağların adaptasyon yetenekleri sayesinde daha avantajlı oldukları anlaşılıyor. Büyük bölümü sulama gerektirmeyen ve görece fakir topraklarda kök salan yaşlı asmalar çoğunlukla yerel üzüm çeşitlerinden oluşuyor. Saydığım bu özellikleri nedeniyle git gide daha fazla dikkat çekip kaçınılmaz olarak değer bulacağını umuyorum.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
NEREDE YAYIMLANDI?
Şarapçılık dünyasında zamanın durduğu; kültür ve tarihin asmada özetlendiği yerdeyiz. Umay Çeviker anlatıyor: Eski üzüm bağları, yaşlı asmalar ve yerel üzümler.
07 Eki 2023

YAZARLAR

Reyhan Ülker
İstanbul Bilgi Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları bölümü mezunu Reyhan, üniversite hayatı boyunca Mikla ve Ruhun Doysun başta olmak üzere şef Mehmet Gürs’ün çeşitli projelerinde yer aldı. Kopenhag'ta bulunan Noma’da tamamladığı staj programının ardından odağını "yemek hikayeleri"ne çevirmeye karar verdi. 2022 yılı Kasım ayından beri Aposto’da yemek editörlüğü yapıyor.

apéro
İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.
İLGİLİ OKUMALAR
Urla’da sofraya giden yol, toprağın ve mevsimin sunduklarıyla başlıyor. WMF işbirliğiyle, Şef Dilek Yetkiner eşliğinde lavantalardan Ege otlarına uzanan bir hasadın ardından mutfağa geçtik. Doğada başlayan akşamı, uzun bir yaz akşamına yakışan sofrada, Bi’ Masa Akademi’de pişirdiklerimizle tamamladık.
05 Eki 2026

İki Michelin yıldızlı Villa Aida’nın kurucu şefi Kanji Kobayashi, Vakko L’Atelier’in “Guest Chef Dinner” serisi için İstanbul'daydı. Şef Kobayashi, sohbetimizde İstanbul’da karşılaştığı malzemeleri kendi mutfak diliyle yeniden düşünürken şehrin yemek kültüründe kendisine tanıdık gelen ve ayrışan noktaları anlattı.

Dışarıdan bakıldığında şarap kültürü ve turizmiyle, hatta biraz romantize edilmiş bir Fransız şarap imgesiyle özdeşleşen Beaujolais’nin, içeriden bakıldığında nasıl bir emek, iklim ve aile ekonomisi üzerine kurulduğunu Ceren Aral Desnos, bir beyaz yakalı olarak deneyimlediği bir günlük bağbozumu üzerinden anlatıyor.

Beslenme trendleri ortaya çıkarken bilimsel bilgi; medya, beden idealleri, sosyal normlar ve gıda endüstrisi tarafından seçiliyor, sadeleştiriliyor ve ürünleştiriliyor. Böylece bilim, gündelik yaşamın ve tüketim alışkanlıklarının parçası hâline gelirken sağlıklı beden, “doğru” beslenme ve kendimize iyi bakmak da sürekli yeniden tanımlanıyor.

Yunanistan’ın küçük Kiklad adalarından Sifnos, yerel ürünleri, geleneksel yemekleri ve son 15 yılda açılan şef restoranlarıyla ülkenin öne çıkan gastronomi duraklarından birine dönüştü. Adada nohut, peynir, kapari, kekik balı ve balık gibi ürünler hem geleneksel tavernaların hem de yeni nesil restoranların menülerinde yer buluyor. Seramikçilik gibi yüzyıllardır süren zanaatlar yemek kültürünün bir parçası olmaya devam ederken farklı ülkelerden şeflerle yapılan işbirlikleri de Sifnos mutfağını yeni tatlara ve tekniklere açıyor.






