

Alternatif Bank : Engelsiz bir dünya için dilimizdeki ve algımızdaki engelleri kaldıralım “Sevgi her engeli aşar”, “onlar bir melek”, “engelli kardeşlerimiz”, “engeline rağmen başardı”… Günlük yaşantımızda sıklıkla karşılaştığımız engelli bireylere yönelik bu ifadeler ne kadar doğru? Bu kalıpların engellilik hakkında birçok yanlış yargıyı barındırdığını ve engelli bireylere karşı negatif önyargıları besleyebildiğini hiç düşündünüz mü? Engelli bireyleri ‘aciz’ ve ‘yardıma muhtaç’ olarak resmeden bu ifadeler, zihnimizde engelliliğe dair bir resim ve önyargı oluştururken; bu durumun davranışlarımıza da aynı şekilde yansıdığını görüyoruz. Öyle ki aklımızda yer eden “yapamazlar, başaramazlar, muhtaçlar” gibi düşünceler “yardım temelli” davranış modeline neden oluyor. Bu noktada, engelliliğin dilimizde ve algımızda başladığını, sorunun temelde bir hak meselesi olduğunu görüyoruz. Engellerin kalktığı bir dünyada herkesin toplumsal yaşama bağımsız bir şekilde dâhil olabileceğine inanan Alternatif Bank , dönüşüm için gerekli sorumluluğu üstlenerek son dört yıldır “Engelsiz Bankacılık” için önemli çalışmalar yürütüyor. Bankacılık hizmetlerine herkesin eşit şekilde ve kolaylıkla erişebileceği “hak temelli” bir hizmet modeli doğrultusunda, çalışanlarının bu alandaki farkındalık ve yetkinliğini artırıyor; fiziksel ve dijital olmak üzere tüm hizmet kanallarının erişilebilirliğini geliştirmek üzere çalışıyor. Alternatif Bank’ın Toplumsal Haklar ve Araştırmalar Derneği iş birliğiyle doğru bilinen yanlışlara değindiği video serisine buradan ulaşabilirsiniz. Gelin, engelsiz bir dünya için önce dilimizdeki ve algımızdaki engelleri kaldıralım .
Daha fazlasını öğren →
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
Enflasyonist ortamlar özellikle parasal varlıkların reel değerinin korunması noktasında varlık sahiplerinin işlerini çok zorlaştırır. Bu sebeple, özellikle enflasyon baskısının hissedildiği dönemlerde yatırımcıların enflasyon karşısında birikimlerini koruma eğilim ve hassasiyetlerinin arttığı görülür.
Riski en az seven varlık sahiplerinden yüksek getiriler elde etmek adına risk almaktan çekinmeyen yatırımcı grubuna kadar tüm segmentlerde görülen bu davranış modeli değişimi aslında rasyonel bir seçimin doğrudan yansımasından ibarettir.
Veriler ne söylüyor?
Bugün içinden geçtiğimiz enflasyonist dönemde, para politikasının uygulama çerçevesinin de etkisiyle mevduat gibi geleneksel yatırım araçları yatırımcıyı koruma işlevini yerine getiremiyor. TÜİK’in yayımladığı verilere göre, brüt mevduat faizinin yıllık reel getirisi -%37,8 seviyesinde görülüyor. Aynı dönemde Borsa İstanbul’daki reel getiri oranı ise %40,4 olarak hesaplanmış durumda. Bu istatistikler, kasım ayı verileriyle, Exante’nin bu sayısının e-posta kutunuza düşüşünden takriben 2 saat sonra yenilenecek de olsa genel görünümde bir değişim söz konusu olmayacak.
Yatırım araçları arasında görülen bu muazzam getiri farkı, en geleneksel yatırımcıları dahi yeni ve daha yüksek koruma potansiyeli sağlayacak araçlara yönlendiriyor.
Merkezi Kayıt Kuruluşu’nun (MKK) yayımladığı veriler, bu eğilim kaymasının sayısal sonuçlarını gözler önüne seriyor. Kurumun yayımladığı istatistiklere göre, 6 Aralık itibarıyla pay senedi piyasasında işlem yapan yatırımcı sayısı 3,37 milyon kişi ile yeni bir rekor kırmış durumda. Bu sayının yıl başında 2,37 milyon, ekim ayı sonunda ise 2,84 milyon kişi olduğu düşünülürse özellikle son dönemde yaşanan hareketin boyutu daha iyi anlaşılacaktır. Aynı veri seti, toplam yatırımcılar içinde portföy büyüklüğü 50.000 TL’nin altında olan kesimin adetsel olarak %70’lik bir grubu oluşturduğunu gösteriyor. Böylelikle, portföy büyüklüğü küçük sayılabilecek ancak oldukça geniş bir küçük yatırımcı grubunun varlığı teyit ediliyor.
Bu hareket, bültenimizin Cuma günleri yayımlanan sayılarında yer verdiğimiz Borsa İstanbul’daki yabancı yatırımcı oranının düşüşünün sebeplerinden de biri olarak öne çıkıyor. Yabancı yatırımcıların risk/getiri oranı gibi sebeplerle gerçekleştirdikleri çıkışların yanında, yerli yatırımcıların özellikle son iki ayda gösterdiği yoğun ilgi, Borsa İstanbul’daki yerli yatırımcı oranının 12 ay içinde %57,4’ten %69,3’e yükselmesine yol açmış durumda.
Benzer bir hareket, yatırım fonu piyasasında da göze çarpıyor. Burada toplam yatırımcı sayısı yıl başından bu yana 3,19 milyon kişiden 3,52 milyon kişiye çıkmış; toplam piyasa değeri ise aynı dönemde 2,2 kat artarak 687 milyar TL’yi aşmış durumda. Fon yatırımcılarının da kendilerini portföy yönetim şirketleri tarafından yönetilen menkul kıymet sepetlerine (fon) yatırım yaparak koruma gayreti içinde oldukları görülüyor.
Aynı dönemde, özel sektör borçlanma araçları yatırımcılarının ise getiri oranlarındaki görece düşüklüğün başını çektiği sebeplerle %25 oranında azalarak 44 bin kişiye düştüğü görülüyor.
Artan riskler
Kısacası, yatırımcıların tercihleri sabit getirili yatırım araçları yerine daha riskli ancak daha yüksek getiri vadeden araçlara doğru kayıyor.
Tamamen rasyonel olan ve bir anlamda sermaye piyasalarının gelişmesine de önayak olma potansiyeli taşıyan bu yatırımcı göçü, beraberinde bazı riskleri de getiriyor. Özellikle pay senedi piyasasında yaşanan giriş, piyasada “ralli” olarak adlandırılan sert ve yukarı yönlü hareketleri tetikleme potansiyelini açığa çıkarıyor. Kısa vadede ortaya çıkan yüksek getiriler ise bu sarmalı besleyen ana güç haline dönüşüyor.
Piyasaların kendi dinamikleri içinde yaşanan fiyat hareketlerine ilave olarak görülen ve temeli aşırı talebe dayanan bu fiyat hareketleri ise aksi yöndeki olağandışı fiyat hareketlerinin yaşanması ihtimalini de güçlendiriyor. Diğer bir ifadeyle, “2 ayda 4 kat prim yapan hisseye giren yatırımcının varlığının üçte birini bir hafta içinde kaybetmesi” vakaları daha sık duyulur hale geliyor.
Özellikle pay piyasasında yaşanabilecek ani hareketler (ki bu hareketler kâr realizasyonu gibi standart hareketlerin küçük yatırımcılar üzerinde yaratabileceği panik havası sebebiyle dahi tetiklenebilir) yatırımcıların maddi ve manevi kayıplar yaşamasına yol açabileceği gibi, piyasalara birden fazla açıdan zarar verme potansiyeli taşıyor. Reel getiri oranlarının artmaya devam ettiği konjonktürde, getiri seviyelerinin cazibesi, risk iştahı daha yüksek olan yatırımcıları daha da karmaşık finansal enstrümanlara doğru yöneltebilir. Bu ise oluşabilecek hasarı daha da artırabilecek başka bir unsur olarak öne çıkıyor.
Alınan önlemler
Piyasaları düzenleyen otoritelerin aldıkları kararlar ve giriştikleri aksiyonlar bu bağlamda büyük önem taşıyor. Yatırımcı tabanının finansal okur yazarlığını artırma amacı taşıyan programların kurulup yaygınlaştırılması, yatırım şirketlerinin yatırımcıları bilgilendirme amaçlı servisleri ve sıkılaştırılan manipülasyon karşıtı uygulamalar bu anlamda aynı amaca hizmet ediyor.
Son olarak, geçtiğimiz günlerde yapılan Finansal İstikrar Komitesi toplantısında alınan ülke genelinde finansal okuryazarlığı artıracak bilgilendirme ve tanıtım çalışmalarına hız verilmesi kararı bu çabanın güncel örneklerinden biri olarak gösterilebilir.
Yatırımcıların ise, özellikle karmaşık finansal araçlara yatırım yapmadan önce, Sermaye Piyasası Kurulu tarafından yetkilendirilmiş yatırım kuruluşlarının görüş ve önerileri haricindeki tavsiyelere mesafeli yaklaşmaları kötü sürprizlerle karşılaşma olasılıklarını azaltacaktır.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
BIST 100 endeksi günü ekside kapattı. Hazine'nin nakit açığı 100 milyar lira geriledi. Avro Bölgesi'nde ekonomik büyüme beklentisi daha da geriledi.
08 Ara 2022

YAZARLAR

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Bu hafta hem yurt içi hem de yurt dışı piyasalarda yoğun bir veri takvimi izlenecek. Yurt içinde Salı günü açıklanacak merkezi yönetim bütçe dengesi ve Çarşamba günü açıklanacak Ağustos ayı Konut Fiyat Endeksi ile Perşembe günü yayımlanacak TCMB Para Politikası Kurulu toplantı özeti ön plana çıkarken, yurt dışında Çarşamba günü açıklanacak Fed faiz kararı ile Perşembe günü İngiltere Merkez Bankası ve Cuma günü Japonya Merkez Bankası tarafından açıklanacak faiz kararları takip edilecek.
14 Eyl 2026

Jeopolitik gelişmeler piyasaların en zor fiyatladığı risklerden biridir. Savaşın ne zaman sona ereceğini, bir zirveden hangi kararın çıkacağını veya seçimlerin siyasi dengeleri ne ölçüde değiştireceğini önceden bilmek mümkün değildir. Buna rağmen jeopolitik haber akışı yatırımcı açısından tamamen öngörülemez bir alan da değil.

Türkiye’de para politikasının yakın vadeli geleceğine dair soru işaretleri, jeopolitik karmaşa ve yansımalar bir yana, makro gündemin ana maddesi olmaya devam ediyor. Dezenflasyon sürecinde izlenen yatay-aşağı görünüm, şirketlerin birikimli finansman ihtiyacı ve enerji fiyatlarındaki oynaklık, Merkez Bankası’nın hareket eğilimine aynı anda ancak farklı yönlerde etkiliyor. 10 Eylül tarihli PPK kararını da bu kapsamda ve daha geniş bir çerçevede okumak gerekiyor.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, 2027-2029 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program'ı açıkladı. Bu programa iki ayrı soruyla yaklaşılabilir. Birincisi iç tutarlılıktır. Büyüme, enflasyon, işsizlik ve bütçe rakamları birbiriyle uyumlu mu? İkincisi dış geçerliliktir. Bu belgelerin geçmişte verdiği rakamlar, kaydedilenle karşılaştırıldığında ortaya nasıl bir sicil çıkıyor?

Ekonomi yönetimi Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi (YTAK) programının limitini Temmuz ayında 750 milyar TL’ye yükseltti. Yakın zamanda açıklanan 2027-2029 Orta Vadeli Programı’nda (OVP) ise katma değeri yüksek, daha küçük ölçekli imalat yatırımları için yeni bir uygulama hazırlanması kararlaştırıldı. Peki finansmanın koşulları neler?



