Yeni avokado çeşidi geleceğin meyvesi olabilir

California Riverside Üniversitesi, Doğa ve Tarım Bilimleri Fakültesi'nin 1950'lerden beri çalışmalarına devam eden Avokado Yetiştirme Programı bugüne dek sekiz yeni avokado çeşidinin patentini alıp piyasaya sürdü.
Avokado Yetiştirme Programı yakın zamanda Luna UCR adı verilen yeni bir avokado çeşidi ürettiklerini duyurdu. Patent alım sürecinde olan Luna yarım yüzyılı aşkın bir araştırma ve üretim sürecinin sonucu olarak ortaya çıktı. Yeni avokado Luna'nın süpermarket raflarında yer almasına daha birkaç yıl varken şu anda yaygın olan Hass avokado türüne göre bazı avantajları olduğu şimdiden ispatlandı.
- Neden önemli? Avokado Yetiştirme Programı'nın Bahçıvanı Mary Lu Arpaia'ya göre küçük ağaçlarda yetiştirilebilen bu yeni meyve, ağaçların yoğun sıralar hâlinde dikilmesine olanak tanıyor. Bunun yanı sıra çiçekleri diğer avokadolar için tozlaştırıcı görevi görerek yakınına dikilen diğer türlere fayda sağlıyor. Luna iyi meyve kalitesi, lezzeti ve hasat sonrası uzun raf ömrü sayesinde diğer avokado türlerinden önde görünüyor. Bu sebeple Kaliforniya avokado yetiştirme sahnesine nispeten kolay girebilecek bir ürün olarak kabul ediliyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
apéro gazete'de bu hafta: Kaliforniya'dan Galler'e ama öncesinde Türkiye'ye: Şarap ödüllerinden ihracat gelirlerine istilacı türlerden yeni üretilen avokado türüne topraktan sofraya haberler.
11 Ağu 2023

YAZARLAR

apéro
İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.
İLGİLİ OKUMALAR
Batı Karadeniz’in iç kesimlerindeki Daday, deniz etkisinin azaldığı, yüksek rakımlı ve ormanlık bir coğrafyada yer alıyor. Ormanlar, meralar, tarım arazileri ve köyler birbiriyle iç içe. Üretim ise iklimin ve mevsimlerin çizdiği sınırlar içinde ilerliyor. İki gün boyunca ziyaret ettiğimiz çiftlikler, bu koşullarla kurulan farklı ilişkileri anlamak için iyi birer durak.

Bir zamanlar İstanbul’un takvimi deniz üzerinden tutulurdu. Palamutun, lüferin ve uskumrunun gelişi mutfakta neyin pişeceği kadar, kayıkların ne zaman suya ineceğini, balıkçı tezgahlarının görünümünü ve şehrin gündelik akışını da belirliyordu. Bazı şeyler hiç değişmiyor. Ekim geldiğinde İstanbul’da gözler hâlâ yeniden denize çevriliyor.

Londra’yı gastronomi üzerinden tanımak için her zaman şehrin en yeni restoranlarının peşine düşmek gerekmiyor. Bazen birkaç sokaklık bir rota, şehrin yemek kültürünün nasıl değiştiğini görmek için yeterli. Borough Market’tan Bermondsey Street’e kadarki bu bölge de bunun iyi örneklerinden biri. Emre Onar, sevdiği duraklar ve kendi deneyimleri üzerinden bu kısa mesafeyi adım adım anlatıyor; kahveyle başlayan rotayı pazar tezgahlarından restoranlara, oradan da Bermondsey Street’in sakinliğine taşıyor.

Urla’da sofraya giden yol, toprağın ve mevsimin sunduklarıyla başlıyor. WMF işbirliğiyle, Şef Dilek Yetkiner eşliğinde lavantalardan Ege otlarına uzanan bir hasadın ardından mutfağa geçtik. Doğada başlayan akşamı, uzun bir yaz akşamına yakışan sofrada, Bi’ Masa Akademi’de pişirdiklerimizle tamamladık.
05 Eki 2026

İki Michelin yıldızlı Villa Aida’nın kurucu şefi Kanji Kobayashi, Vakko L’Atelier’in “Guest Chef Dinner” serisi için İstanbul'daydı. Şef Kobayashi, sohbetimizde İstanbul’da karşılaştığı malzemeleri kendi mutfak diliyle yeniden düşünürken şehrin yemek kültüründe kendisine tanıdık gelen ve ayrışan noktaları anlattı.




