Yeni ekonomi modeline dair çelişkiler


Emlak, bilgi, güven: Zingat “ Gayrimenkul yatırımı, insanların hayatlarında verilebilecek en önemli finansal kararlardan biri ve belki de en önemlisidir. ” diyen Zingat’a katılıyor ve bugünün bülteninde sizi, hayalinizdeki evi bulma yolculuğunuzda güvenilirliği ve deneyimiyle her an yanınızda yer alacak gayrimenkul sektörünün fark yaratan platformu Zingat’la buluşturuyoruz. Nedir? 2015 yılında faaliyete geçen Zingat , Türkiye'de gayrimenkul sektörüne yatırım yapanlar, gayrimenkul satanlar/kiralayanlar, yeni ev arayışında olanlar, bu sektörden profesyonel kazanç sağlayan kişileri doğru, kapsamlı referans bilgilerle aynı çatı altında buluşturan güvenilir bir gayrimenkul bilgi ve pazarlama platformu. Neden Zingat? Türkiye’de gayrimenkul alanında oldukça sınırlı veri ve bilgi bulunuyor, bu esnada doğru olmayan bilgiyle de sıkça karşılaşılabiliyor. Zingat, REIDIN gibi dünyanın sadece gelişmekte olan ülkelerine odaklanan, ilk ve en büyük gayrimenkul bilgi platformuyla yaptığı iş birliği ve bünyesinde barındırdığı profesyonel analiz-içerik ekipleriyle gayrimenkulle ilgili her şeye dair doğru ve yararlı bilgiyi sunma gayesiyle çalışıyor. Zingat Bana Ev Bul : Gayrimenkule dair alışkınlarımızı değiştiren Zingat, Bana Ev Bul hizmetiyle ücretsiz ve yenilikçi bir deneyim yaratıyor. Zingat Bana Ev Bul hizmeti, satılık ya da kiralık ev, iş yeri veya arsa arayışlar için bu zorlu süreci akıllı ve hızlı hâle getirerek ev arama yolculuğunuzda tamamen kişiselleştirilmiş bir çözüm sunuyor. Tek yapmanız gereken aradığınız ya da satmak/kiralamak istediğiniz gayrimenkulün detaylarını Zingat’la paylaşmak. Mutluluğa giden gayrimenkulu bulmak üzere bu bağlantı üzerinden Zingat’ı keşfedebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB), 20 Ocak’taki Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında politika faizini, %14’te sabit tuttu. Açıklama metninde, "Kurul, sürdürülebilir fiyat istikrarı ve finansal istikrarın tesisi için atılan adımlar ile enflasyonda baz etkilerinin de ortadan kalkmasıyla dezenflasyonist sürecin başlayacağını öngörmektedir," ifadelerine yer verildi.
Aslında toplantıdan günler önce Maliye Bakanı Nureddin Nebati, “Merkez Bankası’nın nasıl karar alacağını bilmiyorum. Benim görüşüm ocak, şubat ve mart aylarını görmemiz lazım,” diyerek kararın sinyalini vermişti. Yeni karar, sürpriz olmasa da gelecek politikaları öngörmenin zorluğunu bir kez daha ortaya koydu. Zira hükümetin uzunca bir süredir benimsemiş olduğu “Faiz sebep enflasyon neticedir,” görüşüyle çelişiyor. Son PPK toplantısında yapılan açıklamalar, bu görüşle tutarlı olsa da faiz indirimi yapılmaması bir kez daha kafaları karıştırdı.
Bir adım geriden: Faiz indirimi ve yeni ekonomik model
TCMB, yeni ekonomi politikası kapsamında Eylül 2021’den bu yana gerçekleştirilen 4 PPK toplantısında arka arkaya alınan kararlarla politika faizini %19'dan %14'e indirmişti. Faiz indirimlerinin etkisiyle Aralık 2021’de yıllık enflasyon, %36,08 ile son 19 yılın rekor seviyesine ulaştı. Dolar kuru ise üç ayda 8,63’ten 18’e çıktı.
Hazine ve Maliye Bakanlığı, “...kurları kontrol etmekten vazgeçilen ve değersiz Türk Lirası’nın yaratacağı rekabet gücünü kullanarak dış ticaret ve dolayısıyla cari dengeyi sağlamayı...” hedefleyen bu politikaya Aralık 2021’de “Türkiye Ekonomi Modeli” adını verdi. Bu modele göre TL’nin değer kaybetmesiyle ihracat artarken ithalat azalacak; dolayısıyla cari denge sağlanacaktı.
Bakan Nebati, yeni ekonomik model ile amaçlananları şöyle özetliyor:
“Dengeli ve sürdürülebilir bir büyüme, selektif kredi politikası, yatırım ortamının iyileştirilmesi, enflasyonun tek haneli rakamlara indirilmesi, büyüme kompozisyonunun dış talep ağırlıklı olarak iyileştirilmesi."
“Yeni finansal alternatif”
Yeni modelin en büyük dayanaklarından olan düşük faiz politikasıyla, yatırımların teşvik edilmesi ve büyüme hızının artması amaçlanıyor. Geçen ay, Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından döviz kurlarını kontrol etmek için “Kur Korumalı TL Vadeli Mevduat” aracının piyasaya sürülmesi ise modelin geçerliliğini sorgulatıyor. Birçok ekonomist, bu enstrümanı “örtük faiz artışı” olarak değerlendirirken son PPK toplantısında faiz indiriminden vazgeçilmesi de ekonomi politikasında kırılma iddialarını kuvvetlendiriyor.
“Kur Korumalı TL Vadeli Mevduat” enstrümanı hakkındaki bazı görüşler şöyle:
- Harvard Üniversitesi’nden ekonomist Dani Rodrik, bu enstrümanın “Faiz sebep, enflasyon neticedir” görüşüyle tutarlı olduğunu belirterek “Eğer enflasyon beklentileri (ve dolayısıyla artan kur) ekonomideki temel makro dengesizliklerden kaynaklanıyorsa bu karar olsa olsa ancak günü kurtarır,” diyor. Bunu yavaş da olsa kurun artacak olmasına dayandıran Rodrik, faizlerin artmadığı durumda kur farkının devletin yükü haline geleceğini belirtiyor.
- BlueBay Varlık Yönetimi'nden Timothy Ash’e göre, bu enstrüman ekonomik problemleri çözmediği gibi, dolarizasyon problemini özel sektör yerine kamunun üstlenmesine sebep oluyor.
- Finansal analist ve bağımsız enflasyon hesaplama araştırma grubu ENAG üyesi Mehmet Çağdaş İşim, bu enstrümanın geçmişte uygulanan "dövize çevrilebilir mevduat" ile aynı olduğunu ve geçmiş uygulamanın "yüksek enflasyon, tüplerin karneyle dağıtılması ve ekmek kuyruklarına yol açtığını" belirtiyor.
Bekleyişin olası sebepleri
Prof. Dr. Selva Demiralp’e göre TCMB’nin beklemesinin bir sebebi, bu süreç içerisinde faiz indirimlerinin kur üzerinde yarattığı baskıları gözlemlemek ve o baskıyı faiz dışı enstrümanlarla bertaraf edip edemeyeceğini değerlendirmek olabilir. Zira yeni politika metninde yer alan "TCMB'nin tüm politika araçlarında TL'yi öncelikleyen geniş kapsamlı bir politika çerçevesi gözden geçirme süreci yürütülmektedir," ifadesi bu görüşü destekliyor. Demiralp, ayrıca problemin esas kaynağı olan enflasyonla mücadele etmeksizin TL’den kaçışı engellemeye çalışmanın sürdürülebilir olmayıp enflasyonist riskler taşıdığının altını çiziyor.
Bu bekleyişin arkasındaki bir diğer sebep ise yönetimin benimsenen “heteredoks” ekonomi anlayışının sonuçlarına dair şüphelerinin olması; dolayısıyla emin olana kadar bu denenmemiş görüşün etkilerini incelemeyi amaçlaması olabilir. Demiralp’e göre Ocak ayının politika metninde heteredoks görüşe direkt bir atıfta bulunulmamasının altında bu sebep yatıyor.
Faizin sabit tutulması nasıl bir etki yaratacak?
Borsa İstanbul'un eski Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü İbrahim Turhan, faizi sabit tutma kararının birinci etkisinin anlık piyasa tepkisi olduğunun altını çiziyor. Piyasadaki fiyatların talep ve arzın marjinal kısmıyla oluştuğunu hatırlatan Turhan, piyasadaki katılımcıların düşük bir olasılıkla da olsa bir faiz indirimini fiyatladıkları durumda etkinin olumlu olacağını söylüyor. Bu senaryoda, “kur üzerinde anlık ve hafif de olsa aşağı yönlü hareket” gözlemleneceğini belirtiyor.
Turhan’a göre, enflasyonun %50’nin üzerine çıkacağına dair güçlü beklentiler, dolayısıyla reel politika faizi, “muazzam ölçüde eksi tarafta” olacağından orta ve uzun vadede bu karar etkisiz olacak. Son olarak, “olağan koşullarda Merkez Bankası politika faizinin finansal piyasalarda gösterge niteliği taşıması ve diğer faizleri etkilemesi” gerektiğini söyleyen Turhan, TCMB politika faizinin bu işlevi yitirdiğinin altını çiziyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Ayvansaray Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Emre Alkin ve Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi Bölümü Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ceyhun Elgin, 2022 Türkiye ekonomisini değerlendirdi.
28 Oca 2022

YAZARLAR

Özlem Toplar
Yazar - Pareto

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Polaroid, üst üste ikinci yaz kampanyasını da yapay zeka karşıtı hissiyata ayırdı. Markanın sahillerdeki billboardlara yerleştirdiği reklamları "Veri merkezleri hepsini içip bitirmeden gidip denize atla" diyor; "yapay zekanın parmaklarımızın arasındaki kumu üretip üretemeyeceğini" sorguluyordu. Peki teknoloji liderlerinin kendilerini "tastewashing" ile yeniden paketlemeye çalıştığı bir dönemde markaların yapay zekayla mesafesi nasıl inandırıcı olur?

Ticaret Bakanlığı, yerli üretimi desteklemek ve cari açığı azaltmak amacıyla pek çok ithal üründe ek gümrük vergisi oranlarını artırdı. Her ne kadar bu düzenlemeler iç pazarda Çin ürünlerinin oluşturduğu haksız rekabetten kaynaklanan dezavantajları gidermeye yönelik olsa da, tüketiciye etkisinin zam olarak yansıyacağı beklentisi hâkim. Kur baskısıyla ithalatın üretmeye göre daha avantajlı olduğu Türkiye’de alınan bu kararların enflasyonla mücadeleye, cari açığın düşürülmesine ve yerli üretime etkileri ne olacak?

Türkiye’de kurumsal dönüşüm yönetimi denince akla ilk gelen isimlerden biri olan Burhan Karaçam’ın "Değişim, İnsan, CEO" kitabı, yakın zamanda okuruyla buluştu. Yeni kitabı vesilesiyle Aposto editörleriyle biraraya gelen Karaçam, yöneticilik serüveninden çıkardığı en önemli dersleri ve geleceğin yöneticilerine tavsiyelerini paylaştı.

Yıllarca bir girişimin ciddiyetini ölçmenin en kestirme yolu ekip büyüklüğüydü. "Kaç kişisiniz?" sorusu aslında "Ne kadar gerçeksiniz?" demekti. Yapay zeka, bu denklemi sessizce bozdu. Bugün en hızlı büyüyen şirketlerin bazıları, bir toplantı odasına sığacak ekiplerle yönetiliyor. Peki küçük bir ekip nasıl büyük iş çıkarıyor ve bu modelin görünmeyen bedeli ne?

Bugüne kadar liderlikle ilgili binlerce kitap ve makale yazıldı; pek çok farklı liderlik tanımı yapıldı. Yapılan onca tanımın içinde sanırım çoğunluğun hemfikir olduğu bir açı var: Kurumsal hayatta liderlik “insanlardan en yüksek verimi alabilmekle” ilgili. Bu verimlilikte doğru sorulara odaklanmanın payı da büyük.




