Yine yoldayız, hepsi bu.

Son bir yıldır gezdiğimiz, özlediğimiz, anımsadığımız yerlere, arkadaşlarımızda geçirdiğimiz zamana dönüyoruz bu hafta.
Yine yoldayız, hepsi bu.

Soli

Soli

Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.

Bodrum durakları: Yalıkavak, Ortakent

Musto'nun peşine takılıyoruz Ortakent sokaklarında, yolumuz Pab’da kesişiyor. O Kızılağaç yolundaki zeytin kokularını, babannesinden peksimetli domates salatasını ve bamyalı buğulamayı getirmiş; biz Hey Joe’dan aldığımız kahveyi. Bitez’i, Yalı’yı, Yakaköy’ü, Çökertme’den günü batırmayı konuşuyoruz. Sonra Beril geliyor denizden. SUP’ları toparlamış. Hangi rüzgâr attı seni buraya? diyoruz, “Deniz,” diyor.  Siz de muhabbete geliveringari.

Bodrum ruhu, huzuru


Debora ve Cenk, Yalıkavak'ın yüksek sezon müdavimlerinden ya da marinaya demirleyenlerden değiller. Yalıkavak'ı ıssız koca bir koyken ve köyken bulanlardanlar. Yalıkavak'ta gençliğinize dair, marina öncesi bir anı anlatmalarını istiyoruz. Bugününden söz etmek istiyorlar: "Bizim evin önünden geçen bir minibüs var. Bir gün 34 plakalı arabadan çıkan biri minibüsün şoförüne 'Neden yol vermiyorsun?' diye bağırıyor daracık yolda, sabah saatleri. Minibüsün şoförü çıkıyor 'Burası Bodrum, relax, relax!' deyiveriyor.”

Yağcılar - Papaz Koyu arasında

Burçin ve Erdi'yle ev olarak seçtikleri, sabahları yan arazide kuzularını otlatan Bayram Abi’ye selam verdikleri, yürüyüşe çıkınca komşu tarlada Hikmet Abi ve Firuz Abla'nın biberleri ektikleri Urla’dayız. 

Yağcılar'da yürüyüş


“Hatıralarımızdaki deniz, lezzet, zeytin ağaçlarıyla hayallerimizdeki üzüm bağları, ormanlar ve patikalar Urla’da birleşiyor.”  Sadece burada yaşayanın bildiği Yağcılar - Papaz Koyu arasındaki yürüyüş rotasına çıkacağız sonra.

Her ada bir mikrokozmostur

"Adalılar şarabı ve yemeği, içmeyi severler. Sakin ve yavaş hareket ederler. Yaratıcı hatta sanatçı ruhludurlar." sözleriyle anlatmaya başlıyor Gizem Bozcaada’yı. Haluk Şahin Hoca'nın ona söylediğini tekrar ediyor sonra: 'Her ada bir mikrokozmostur.' Bozcaada da öyle. İnsanlık adına yerkürede ne varsa hepsi burada da var. Yansımasını görebilirsin. Korku, aşk, nefret, kin, sevgi, doğayla savaş — bu savaştan galip çıktığını hissettiğin anlar, kaybettiklerin... Bu nedenle ister adada ister karşıda ol, hiçbir zaman insanlıktan yalıtılmış değilsin." O sırada Çayır'da kumsalda gün batımındayız. Turuncu, mor, sarı ve yeni öğreneceğimiz renklerle buluşmada.

Bozcaada


"Turumuzun ilk durağı," diyor Emre: Çarşı. Hâlâ benim çocukluğumdaki 'ada ruhu' var. Zincir market yok burada, meyve-sebzeyi şuradaki manavdan veya cuma günleri kurulan pazardan, ekmeği fırından, eti kasaptan, gazeteyi gazeteciden alırız. 1,5 kilometrekarelik adada Ortodoks ve Katolik kiliseleri, sinagog, camii ve cemevi gibi beş ayrı dinî gruba ait toplamda yedi ibadet yeri var. Bu, belki de Türkiye’nin hiçbir noktasında olmayan bir etnik ve dinî çeşitlilik. Sokaklarda Rumca, Ladino konuşmalar duyabileceğiniz Türkiye’deki son yerlerden biri: Burgazada."

Aya Yani, Burgazada


İstanbul’dan Kabatepe’ye yaklaşık dört saat yolumuz var, ardından bir buçuk saatlik feribot sonrası ada, karşımızda! Burnumuzda damla sakızı kokusu, her köşe başında tarih, anı, eski bir çınar, taş bir kilise; ve hep denize, Ege’ye çıkan, açılan yollar. Yaz-kış adayı terketmeyen rüzgâr selamlıyor bizi Kuzulimanı’nda. Ülkenin en batısında, Gökçeada'da güneşin en güzel battığı yerlerden birindeyiz şimdi.

Yağmur Ormanları'nda mola

Akyaka’da mısınız? "Hayır. Köydeyiz biz," diyor Sinem. Hangi köy? "Akçapınar." Hani şu Azmak kenarından tekneye bindiğimiz; Yağmur Ormanları'nda mola verip beş derece suya "Aman ha sakın balıklama atlamayın!" diye uyarıldığımız için önce kollarımızı sarkıtıp sonra bacaklarımızı soktuğumuz; bir anda değil, yavaş yavaş daldığımız; çıkınca havlulara sarındığımız anda mavi kuşların tepemizde dolaştığı yolun başlangıcı olan köyde mi? "Evet. Oradayız. Dane’ye gelin.” Gidiyoruz. Kitaplarda “Öyle bir yer hayal edin ki” diye başlayan cümlelerin karşılığı olarak zihnimizde canlanan, yeryüzünde fiziken vuku bulmasına hayret ettiğimiz yerdeyiz. Yolun bitiminde Lemongrass karşılıyor bizi. İlkut ve Sarah anlatıyor, köy kahvesinin dönüşen hikâyesini.

Dane, Akçapınar


Zeytin kokusu, yağı, Ege'nin kuzeyi

"Bizim gibi şehirden taşınan insanların buraya hem yararı hem zararı var. Bu evleri birileri almazsa bakımsızlıktan yıkılacak. O yüzden Ayvalık'ta pek çok evin renovasyonunu üstlenen Fırat (Aykaç) gibi insanların burada olması çok önemli — sadece bir evi değil, kültürü, geçmişi koruyorlar. Yaşadığımız dünyanın akışında, hızında soylulaştırma, mecbur — yalnız bu illaki göçülen yerin ruhunu bozacağı anlamına gelmemeli. Ayvalık, şimdilik Ayvalık. Beş yıl sonra tekrar konuşuruz." diyerek anlatmaya başlıyor Sarp Ayvalık'ı, Fethiye Mahallesi'ni. 

Beril, Berlin ve Raw


Oradan çıkıp Beril’in yanına uğruyoruz Fevzi Çakmak Mahallesi'nde arabaların girmediği, değil yazın sokaklarda gezen turistlerin, ustaların bile aşina olmadığı, mahalleli arasında "müzeye inen sokak" olarak bilinen sokaktaki evine. Evin önüne atılmış sandalyelerde oturuyoruz şimdi. Mübadele zamanı Rumların evlerini terk ederken altınların ve değerli eşyaların gömüldüğü bir Ayvalık evinin kapı eşiğindeyiz.

Cunda'da


Yıllar yılı ikisi birlikte anılmış, birini ziyaret eden öbürünün de kapısını çalmadan Kuzey Ege'den ayrılmamış: Ayvalık ve Cunda, iki komşu. Cunda, diğer adıyla Alibey Adası, Ayvalık ilçesinin en büyük adası. Yazlık nüfusu, kimi zaman kışlık nüfusunun 5-6 katına çıkan ada, bu kadar işletme açılmadan önce de yıllar yılı balık lokantaları, pek tabii balıkçıları ve zeytincileriyle nam salmış. Cundalı Ayvalık'tan, Ayvalıklı Cunda'dan ayağını kesmemiş. "Ayvalık daha bohem. Türkiye'nin en büyük Rum mahallesi. Yaz-kış yaşamak için daha merkezî, kalabalığın olduğu yer. Cunda özellikle de sonbahar-kış aylarında inzivada sanki. Sakin, Ayvalık'ın sayfiyesi gibi biraz. Ayvalık, şehrin çoğu imkânını yaz-kış sunuyor. Cunda, henüz o kadar değil, ada ruhunu koruyor." diye anlatıyor bu komşuluğu Çiğdem. 

Tirebolu'da


Denizle dağ arasında: Tirebolu'da

Emel'in Tirebolu'sunda günün saat hesabı yok. "Sahilden kaç kilo çöp topladık? Köyde kaç elmayı sepete attık? Toplananlardan kaç kişilik yemek yaptık? Kaç fideyi toprakla buluşturduk? Bunlarla ölçülür zaman. Denizle dağ arasında gidip gelirsin burada. Tireboluluların çoğunun köyde de evleri vardır, merkezde ve deniz kenarında da. Eğer sabaha plajdaki evde başlamışsam ve deniz havası varsa yüzümü yıkamak yerine suya atlar, sonra ekmeğimi alıp eve çıkarım. Kahvaltı ve işler halledilir, parklara, çarşıya çıkılır bir fasıl. Mutlaka Tirebolu Sahaf'a girip laflarım o gün” 

Kaş'ta suyla yaşamak

Suya yakın yaşamanın karakteri ve mizacı yumuşatan bir tarafı var. Su, insana akışı, bazen sadece durmanın bazen de mücadelenin gerekliliğini öğretiyor. “Önü yaş, arkası taş, ortası Kaş,” diyor Kaş’ın yerlileri. "Ekmeğini denizden çıkaran çok insan var burada. İlla balıkçılık, dalış ya da benim son yıllarda yaptığım gibi cankurtaranlık veya yüzme eğitmenliği yapmasına gerek yok — insanları buraya çeken en önemli faktör Akdeniz’in 40 metreye kadar görüşü olan pırıl pırıl suları. 

Kaş denizinin altı


Kaş’taki dalış okullarının çalışanları, doğa koruma bilinci konusunda Türkiye ortalamasının çok üzerinde. Bunda Kaş-Kekova’nın çevre koruma bölgesi olmasının da etkisi vardır mutlaka" diyerek anlatıyor Meltem Kaş’ın ruhunu. Derya Beach taburelerine kurulup güneşe veda ediyoruz sonra.


Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Soli

Soli

Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.

NEREDE YAYIMLANDI?

SoliSoli
∙

BÜLTEN SAYISI

∙

PREMIUM'A ÖZEL

🏖 Kim, kiminle, nerede tatilde?

Gezdiğimiz yollarda yeniden yürümek istedik bu hafta, belki seninle karşılaşırız sokaklarda. Peki ya gezmediklerimiz, bize oralardan mektup atar mısın? Sen şimdi neredesin?

10 Tem 2022

🏖 Kim, kiminle, nerede tatilde?

YAZARLAR

Soli

Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.

İLGİLİ OKUMALAR

SoliSoli
∙

HİKAYE

Dünyanın ayakta kalan en eski kütüphanesi Biblioteca Capitolare'den notlar: 'Dante gibi ortasındayım zamanın'

Verona’daki Biblioteca Capitolare, 1.500 yılı aşkın geçmişiyle dünyanın hâlâ faaliyet gösteren en eski kütüphanesi kabul ediliyor. 517 tarihli elyazmalarından silinip yeniden ortaya çıkan metinlere uzanan koleksiyon, yalnızca yazının tarihine değil, kitapların yüzyıllar boyunca nasıl korunduğuna da ışık tutuyor.

Gülşen İşeri

·

25 Eki 2026

Dünyanın ayakta kalan en eski kütüphanesi Biblioteca Capitolare'den notlar: 'Dante gibi ortasındayım zamanın'
SoliSoli
∙

HİKAYE

Klişelerden uzak Reykjavík turu: Bir günde 10 yerel durak

Dünyanın en kuzeydeki başkentlerinden biri olan Reykjavík, adaya adım atan gezginler için genelde yalnızca bir konaklama noktası ya da doğa turlarına geçiş güzergahı olarak görülüyor. Oysa şehir; insan ölçeği, özgün mimari yapısı ve kamusal alan kullanımıyla adadaki yaşam kültürünün en somut özetini sunuyor. Üstelik “buralı olmanın” ve adadaki gündelik hayatın izlerini sürmek isteyenlere karşı da son derece cömert. Kentin 10 yerel durağını bir güne sığdırmak isteyenler için bir rehber.

Uraz Kaspar

·

20 Eki 2026

Klişelerden uzak Reykjavík turu: Bir günde 10 yerel durak
SoliSoli
∙

HİKAYE

'Coğrafi Rezonans Hattı'nda dijital göçebelik: Kaçtığımız şey gerçekten yaşadığımız yer mi?

Bali’den Koh Phangan’a, Goa’dan Tulum’a uzanan görünmez hatta “Coğrafi Rezonans Hattı” demek gerek belki. Burası insanların kaybettikleri ritmi yeniden bulmaya çalıştıkları bir dolaşım ağı. Fakat bir süre sonra başka bir şey fark ediliyor: İnsanlar rezonansı bulamıyor, onu bir ülkeden diğerine taşıyor sadece. Bu yüzden Coğrafi Rezonans Hattı bir çözüm haritasından çok, bir semptom haritası.

'Coğrafi Rezonans Hattı'nda dijital göçebelik: Kaçtığımız şey gerçekten yaşadığımız yer mi?
SoliSoli
∙

HİKAYE

Devir deneyim devri: Etkinlik ekonomisi kent hayatını nasıl etkiliyor?

Etkinlikler, şehrin farklı aktörlerini buluşturan, boş alanları görünür kılan, mahallelerin hikayesini değiştiren ve ekonomik hareket yaratan; üstelik bütün bunları ölçülebilir ve programlanabilir bir yapıya dönüştüren kullanışlı formatlar. Ancak bir şehrin “etkinlik sahnesi” olarak tasarlanması, her zaman doğru cevabı vermiyor. Etkinlik bittiğinde geriye ne kalıyor? Yaratılan değer, kültürel ekosistemin yanı sıra kamusal alanlara erişime, yerel işletmelere ve mahallelerin gündelik yaşamına da katkıda bulunuyor mu?

Elif Bayram

·

13 Eki 2026

Devir deneyim devri: Etkinlik ekonomisi kent hayatını nasıl etkiliyor?
SoliSoli
∙

HİKAYE

Hayalî etkinlikler, sahte manzaralar, on yıllık antik tiyatrolar: Turizmde sahtecilik nasıl yükseliyor?

İtalya'da sıfırdan inşa ettiği sözde 2.000 yıllık amfitiyatroya giriş için ziyaretçilerden 40 avroya kadar ücret alan 69 yaşındaki Franco Malosso 28 ay hapis cezasına çarptırıldı. Bu akıl almaz olaydan hareketle yapay zeka halüsinasyonları sonucu yaygınlaşan, var olmayan turizm atraksiyonlarını inceledik.

Deniz Aytekin

·

11 Eki 2026

Hayalî etkinlikler, sahte manzaralar, on yıllık antik tiyatrolar: Turizmde sahtecilik nasıl yükseliyor?