

Zorlu Holding için işin geleceği sürdürülebilirlik
Zorlu Grubu tüm faaliyetlerini Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nı (SKA) rehber alan Akıllı Hayat 2030 sürdürülebilirlik stratejisi doğrultusunda eşit, kapsayıcı, adil ve akıllı bir gelecek için benimsediği “sorumlu…
Daha fazlasını öğren →
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (Türk-İş) aylık bazda yayımladığı ve enflasyonun en önemli öncü verilerinden olan açlık-yoksulluk sınırı çalışmasının mayıs ayı verileriyle güncellenen setini yayımladı.
Sonuçlara göre, Ankara’da yaşayan dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) aylık bazda %2,2 artışla 10.362TL’ye ulaştı. Göstergede, yıllık bazda artış oranı ise %72,2 seviyesinde bulunuyor. Veriyle birlikte net asgari ücret (8.507TL) ile açlık sınırı arasındaki makas 1.855 TL’ye ulaştı.
💉 Hatırlatma dozu: Nisan ayında aylık artış oranı %5,7; yıllık artış oranı ise %90,4 olarak gerçekleşmişti. TÜİK verilerine göre ise nisan ayında yıllık gıda enflasyonu %53,9 seviyesindeydi
Aynı dönemde gıda harcaması ile giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı (yoksulluk sınırı) 33.750 TL’ye yükseldi. Çalışmaya göre, bekar bir çalışanın yaşama maliyeti ise 13.440TL olarak hesaplandı.
Çalışmada ayrıca, TÜİK tarafından açıklanan gelir dağılımı istatistiklerine de atıfta bulunularak, enflasyonist ortamın gelir adaletsizliği sorununu genişlettiği vurgusu yapılıyor.
Geçtiğimiz günlerde TÜİK tarafından açıklanan verilere göre, 2021 yılı için eşdeğer hane halkı kullanılabilir fert medyan gelirinin yüzde 50'si esas alınarak belirlenen yüzde 14,4 seviyesindeki yoksulluk oranı, 12 milyon insanın ciddi finansal sıkıntıyla karşı karşıya olduğunu göstermektedir... 0-1 arasında değişen bir katsayı olan Gini Katsayısı sıfıra ne kadar yakınsa gelir dağılımı o kadar düzgün (adil), bire ne kadar yakınsa gelir dağılımı o kadar bozuk (adaletsiz) demektir. 2021 yılında Gini Katsayısı 0,41’e çıkmıştır. Bu sayı 2020’de 0,40 ve 2018’de 0,39 idi. OECD ülkeleri içinde Meksika ve Kosta-Rika’dan sonraki en yüksek katsayı Türkiye’de bulunmaktadır. Diğer bir ifadeyle gelir dağılımı dengesizdir ve adil değildir. Enflasyonun yükseldiği ortamlarda genel olarak ücretlilerin durumu da bozulduğu için gelir dağılımının bozulması olağandır. 2022 ve 2023 verileri yayınlandığında ulusal gelirin dağılımında çok daha adaletsiz koşulların varlığı gün yüzüne çıkacaktır.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Yurt içinde Cuma günü duyurulması beklenen yeni kabineye ilişkin spekülasyonlar devam ederken, Mehmet Şimşek’in (bakan görevinde olmasa bile) yeni ekonomi yönetiminin başına geçeceği haberleri ağırlık kazanıyor.
31 May 2023

YAZARLAR

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Bu hafta yurt içinde Eylül ayı işgücü ve dış ticaret istatistikleri ile üçüncü çeyrek turizm gelirleri öne çıkarken, yurt dışında Fed, Avrupa Merkez Bankası (ECB) ve Japonya Merkez Bankası'nın (BoJ) faiz kararları ön planda.
26 Eki 2026

Küresel endeks sağlayıcılarının Türkiye'ye bakışı sertleşmeye devam ediyor. Haziran ayında MSCI'ın uyarısıyla başlayan süreç, temmuzda S&P DJI'ın Türkiye'yi izleme listesine almasıyla devam etti. Ağustosta FTSE Russell Türk hisselerine yönelik endeks güncellemelerini erteledi. Üç kurumun da aksiyonu fiili dolaşım oranlarının güvenilirliği, hissedar şeffaflığı ve bazı küçük ölçekli şirketlerle ilişkili fonlar üzerinden yapıldığı düşünülen koordineli işlemlere dayanıyor.

Küresel piyasalarda enflasyon dinamikleri, tahvil getirileri ve hisse senedi performansı arasındaki ilişki son dönemde dikkat çekici bir ayrışma sergiliyor. ABD'de enflasyonun beklentilerin üzerinde gelmesine ve Hazine tahvili getirilerinin yüksek seviyelerde seyretmesine rağmen, hisse senedi piyasalarının hala dirençli kalması öne çıkıyor.

AB’nin yeni “Made in Europe” kuralları, AB’den ayrılan İngiltere’yi içeride tutarken otuz yıllık Gümrük Birliği ortağı Türkiye’yi dışarıda bırakıyor. Bu tercihin ardında bir aidiyet ve rekabet kaygısı var. Türkiye’nin yanıtı rica değil, mütekabiliyet olmalı.

Türkiye ile Suriye arasında, savaş yıllarında büyük ölçüde atıl kalan sanayi tesislerinin yeniden faaliyete geçirilmesi ve yeni sanayi bölgelerinin kurulması için uzun zamandır geniş kapsamlı bir hazırlık yürütülüyor. Son dönemde açıklanan projeleri birlikte değerlendirdiğimizde, Türkiye’nin Suriye’de üç ayaklı büyük bir yatırım planı uygulamaya hazırlandığı görülebiliyor



