“Zamanı yakalayın!”

Bu haftaki yazım, bir arkadaşımın anısıyla şekillendi. Bu sebeple, 1990’lardan sonra değişen günlük hayat rutinlerini nelere borçlu olduğumuzu düşünmemiz için bize iki dakikalık bir süre tanısın istedim.
“Zamanı yakalayın!”

Aposto İstanbul

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

Hızlı yemek yeme huyunu, hafta sonları Galleria’ya gittiklerinde yemeğini bitiren ağabeyinin kendi patateslerini yemesine borçlu biri tanıyor musunuz? Ağabeyi kendi tabağını bitirmeden önce yemeğini midesine indirmeye çalışan bir çocuğun yaşadıkları veya bir benzerini duymuş veya yaşamış olabilirsiniz. Çünkü çocuk olmak biraz da öyle bir şey… Bu hafta, bir arkadaşımdan böyle bir şey duyduğumda tam da tüketimin mekânsal mabetleri AVM’lerin şehri nasıl dönüştürdüğünü düşünüyordum. Üstüne gelen bu anı, bu yazıyla beraber 1980’lerden sonra değişen günlük hayat rutinlerini nelere borçlu olduğumuzu düşünmemiz için bize iki dakikalık bir süre tanımış olsun, olur mu? 

Neden önemli? Yukarıda bahsettiğim gibi bir alışkanlığın yer etmesi, 90’lı yıllarda Türkiye’nin ilk alışveriş merkezi Galleria’ya giden bir ailenin çocuğu için mümkün. Çünkü “başka bir hayat mümkün” mottosunu ayağımıza getiren ve uzakları yakın kılan Batılı olma imkânı tanıyan mekânsal temsiller belleğimizde fazlasıyla yer ediyor. 

Nasıl olmasın ki? Bakkalların ilk mücadelesi başlarken süpermarket, hipermarket kavramları da hayatımıza giriyordu. Aynı zamanda “bütün işimizi tek yerde görebileceğimizi” müjdeleyen Galleria gibi büyük yapılar açılıyordu. Tüketiciler bir şey almasa da temsil edilen hayatları gözleyebilmek için akın ediyor; her yerde acıkmanın giderileceği, akşam 10'da veya pazar günü bile araba satın alınabileceği, takım elbise seçerken tatil paketi seçilebileceği gibi imkânlar broşürlerde yer alıyordu. Anonim yazıların samimi bir dille paketlendiği dönem, medyanın yüzünü paraya döndüğünü, izleyicilerin veya dinleyicilerinde de bunu takip edebileceğini fısıldıyordu. Bu “Avrupai mekânlar” kişilere, ayrıcalıklı olduğu hissini vermeyi amaçlayarak aileleri kendine çağırıyordu. Bunun sonucunda bundan nasibini alan bir nesilde yeni alışkanlıkların boy göstermesi akışın içinde şaşırtmıyor. 

Bir adım öncesi: Kültürel sermaye, ekonomik sermaye olarak anlam kazanmaya başlarken gazeteler ekonomi sayfalarını artırmış ve insan kaynakları ekleri vermeye başlamıştı. Refah içindeki bir hayatın temsiline Yeşilçam’dan aşina olunurken gazetede gençlerin hikâyeleri yazılıyordu. Burada bir es verip sona doğru gelerek “alışveriş yaparak var olmanın” mümkün olduğu, gazetelerde başlık olmadan hemen önce bu mekânlar tüketicilerini tektipleştiriyor olabilir mi diye bir düşünelim. Bizleri farklı bakış açıları ve yaşam stilleriyle tanıştıran bu dönüştürücü rüzgâr, şimdi içinde doğanlarda yaptığı etkiyi bırakmıyor. Ama onlarda da bu etkiyi bırakacak bir imgeyi İstanbul gibi şehirlerde doğuracak yeni mekânları demliyor olabilir. 

Bir okuma önerisi: Daha önce önermiş olsam da yine boş geçmeyin Meltem Ahıska ile Zafer Yenal’ın kaleme aldığı Aradığınız Kişiye Şu An Ulaşılamıyor’unu. Türkçesini bulamasanız da bir ihtimal İngilizcesini edinebilirsiniz. Türkiye’deki hayat tarzı temsillerini özenle ele alan eser, maruz kaldığımız bildirimlerin bir önceki edisyonunu medya üzerinden ele alıyor.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Aposto İstanbul

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

İLGİLİ BAŞLIKLAR

NEREDE YAYIMLANDI?

Aposto İstanbulAposto İstanbul

BÜLTEN SAYISI

🖌️ Grafiti, Boğaziçi, su

Grafitinin şehirle ilişkisi, şehrin içinde üniversitenin anlamı, İBB'den su tasarrufu çözümleri

10 Oca 2021

🖌️ Grafiti, Boğaziçi, su

YAZARLAR

Ege Dikencik

1990'da Bursa'da doğdum. Bursa Erkek Lisesi ve İTÜ Şehir ve Bölge Planlama Bölümü'nden mezun oldum. Beş sene süren profesyonel spor hayatım ve birkaç sene zorlanarak gittiğim şan dersleri hayatıma nasıl şekil vermem gerektiğiyle ilgili çok şey öğretti. İstanbul'a geldiğimden beri birçok farklı işi ucundan deneyimledim ve harika insanlarla tanıştım. Şimdilik öğretim hayatıma yüksek lisansa kadar ara verdim; 'eğitim' hayatım ise tam hızıyla devam ediyor.

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

Eski Şark Eserleri Müzesi yeniden açıldı: İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nin gözden kaçan hikayeleri

Dört yıllık tadilatın ardından yeniden açılan Eski Şark Eserleri Müzesi, İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nin geniş koleksiyonundaki hikayelerin peşine düşmek için İstanbullulara bahane oldu. Dört bin yıllık bir aşk şiirinden Assur’un süslü cinlerine, Midillili bir köpeğin mezartaşından müze bahçesindeki altı Bizans, üstü Osmanlı çeşmesine, bu kez hemen akla gelen başyapıtlarla değil, ilk bakışta gözden kaçabilecek ilginç hikayeler eşliğinde geziyoruz müzeyi.

Deniz Kaynak

·

09 Ağu 2026

Eski Şark Eserleri Müzesi yeniden açıldı: İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nin gözden kaçan hikayeleri
İstanbul’da neden bir Doğu Roma müzesi yok?

İstanbul’da gezerken bazen bir sarnıcın önünden geçeriz, bazen bir sur parçasının yanından. Bazen eski bir kilisenin, bazen bir saray kalıntısının, bazen de adını bilmediğimiz bir sütunun önünde dururuz. Çoğu zaman fark etmeyiz; fark ettiğimizde de bu kalıntıları ayrı ayrı görürüz. Ayasofya bir yerde durur, Kariye başka bir yerde. Oysa bütün bunlar aynı büyük hikayenin parçalarıdır: İstanbul’un bin yılı aşan Roma / Doğu Roma başkentliği.

Şerif Yenen

·

04 Ağu 2026

İstanbul’da neden bir Doğu Roma müzesi yok?
Kent hakkı ve bellek: Kadıköy değişiyor, peki kimin için?

Kadıköy değişiyor ama bu sadece yapısal bir dönüşüm değil. Bu, bir mahallenin değişen yaşam kültürünün, aşınan kent belleğinin ve yaşadığı çevre üzerinde söz sahibi olmak isteyen sakinlerinin hikayesi aynı zamanda. Caferağa Mahallesi Muhtarı Hanife Dağıstanlı, son 15 yılda semtin geçirdiği dönüşümü kent belleği, kamusal alan ve aidiyet üzerinden değerlendiriyor.

Zeynep Sipahi

·

22 Tem 2026

Kent hakkı ve bellek: Kadıköy değişiyor, peki kimin için?
Sanasaryan Han: Vakıftan lüks otele uzanan yüz yıllık mülkiyet düğümü

Sirkeci’de, İstanbul’un en yoğun geçiş noktalarından birinde yükselen Sanasaryan Han, bugün "lüks otel" olarak işletiliyor. Ancak binanın hikayesi bir otelden çok daha fazlası: Bir Ermeni vakfı, devletleşen bir mülkiyet, siyasi tutukluluk hafızası ve yarım asrı aşan bir hukuk mücadelesi...

Vartan Estukyan

·

17 Tem 2026

Sanasaryan Han: Vakıftan lüks otele uzanan yüz yıllık mülkiyet düğümü
Şehri yaşamanın bedeli: Bayramın ücretsiz otobüslerinde bir İstanbul turu

Bayramda arabasız gezmek, çoğu insana külfet geliyor. Azalan otobüs seferleri, artan yolcu sayısı, belli semtlere gitmenin işkenceye dönüşmesi bayram gezmesinin olmazsa olmazları. Öte yandan ücretsiz bayram otobüsleri, sabahın nurunda kalkıp işe gidenler, bu yüzden şehri ancak bayramdan bayrama keşfedenler, iki kuruş harçlıkla hayatını idame ettirmeye çalışan kadınlar, denizi görmeden büyüyen çocuklar, çocuklarına denizi göstermek için bayramı bekleyen aileler için biraz da.

Ayça Örer

·

29 May 2026

Şehri yaşamanın bedeli: Bayramın ücretsiz otobüslerinde bir İstanbul turu